Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız'ın Açıklaması
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''2008 yılındaki dünyada oluşan global kriz, eğer 10 yıl önceki Türkiye'yi yakalamış olsaydı, Türkiye 10 yıl değil, herhalde bir 50 yıl geriye gitmiş olurdu'' dedi.
Yıldız, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin mart ayı ihracat rakamlarını açıkladığı toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son yıllarda önemli büyüme ivmesi yakaladığını vurgulayarak, uluslararası etkinliklerde randevu talepleriyle karşılaştıklarını anlattı.
Herkesin, ''Bu iş nasıl yapıldı, 10 yıla nasıl sığdırıldı, gayri safi yurt içi hasıla 10 yılda nasıl 3'e katlandı-'' sorularını merak ettiğini vurgulayan Yıldız, şunları söyledi:
''Bunların başına siyasi istikrarın konulduğu söylemek gerekir. 2001 yılında dünya toz pembeydi. Aslında çok fazla sıkıntı görünmüyordu. Ama Türkiye kendisi kadar kaybetti. Ölçülebilir rakamlarla 235 milyar dolar civanda gayri safi yurt içi hasıla varken, şu anda bizim tespit edebildiğimiz ve rakama dökebildiğimiz kadarıyla 248 milyar dolar kaybetti. Bu şu demek, bir ülke bu seviyeye kaç yılda çıktıysa o kadar yıl geriye gitti demektir. Çok ciddi ve önemli bir kayıp.
Ama Türkiye, aslında son 10 yılda bu kadar değişikliğe sebep olabilecek çok ciddi bir define bulmadı, önemli bir altın rezervi de bulmadı. Ama en önemli kaynağını, insan kaynağını buldu ve bu ülkenin idare edilmesine irade koyan yapı tesis edilmiş oldu. 2008 yılındaki dünyada oluşan global kriz, eğer 10 yıl önceki Türkiye'yi yakalamış olsaydı, Türkiye 10 yıl değil, herhalde bir 50 yıl geriye gitmiş olurdu. Bunda, zor kazanılan bir istikrarın korunması da itina ister.
Bunu, bu siyasi istikrarın korunmasına borçlu olanlar, yalnızca bu ülkeyi idare eden hükümet mensupları ve partiler değil. Aynı zamanda bu, yönetimi takdir etmiyor olsa bile bu ülkeyi seven her insana düşecek bir görevdir. Siyasi istikrarın muhafaza edilmesi, Türkiye'nin geleceğidir, Türkiye'nin, partilerin üzerindeki bir probleminin çözülmesidir. Birçok sektöre yatırım yapıyoruz. İhracatçılarımız 135 milyar dolarlara çıktılar ve Türkiye'nin ana yapı taşını oluşturdular. Ama birçok sektörün üzerinde yapılan en büyük yatırım aslında insana yapılan yatırımdır.''
Eğitim sistemindeki yeni düzenlemeye de değinen Yıldız, yasalaşan teklifin, güvenlikle alakalı bütün dünyada tedbirlerin artırıldığı bir ortamda özgürlüklerin sınırlarının daha da genişletilmesiyle alakalı ciddi bir tercih olduğunu vurguladı.
Eğitim seviyelerinde, özelikle ihracatçıların çokça istediği insan kaynaklarının nüvesini oluşturan mesleki eğitimlerin daha çok ağırlık kazandığı bir yapı tesis edilmeye çalışıldığını ifade eden Bakan Yıldız, şöyle konuştu:
''Bu yapı aslında gasp edilen bir hakkın iadesiydi. Aslında burada çok yeni verilen bir şey yok. Tercihli eğitim sistemiyle beraber neyin de tercih edilmeyeceğinin açıklandığı bir sistemdir. Bu kadar özgürlüğün, kadar rahatlığın vurgulandığı bir yapıdır. Fakat her doğru üzerinde mutabakat sağlanamayabilir. Doğru yaptıkça güçlenen ve güçlendikçe daha çok doğru yapma kabiliyet ve kapasitesine ulaşanlar, burada kazanacaklardır. Bu kanun, bunun istinası değildir, en önemli göstergelerinden bir tanesi olacaktır. Onun için bizim doğruyu yakalama azmimiz ve gayretimiz yıllar geçtikçe daha da artmaktadır. Heyecanımız bu manada kaybolmadan daha da artmaktadır.''
-Maliyeti düşürmek için tasarruf önerisi-
Rekabetin oluşabilmesi ve Türkiye'de bir kısım maliyetlerin artmasını karşılayabilecek eldeki en önemli rezervin tasarruf olduğuna işaret eden Yıldız, şunları kaydetti:
''Türkiye hala tasarruf edebilme kabiliyeti çok yüksek olan bir ülkedir. Türkiye, ölçülebilir değerlerle 2020 yılına kadar şu anda bulunduğumuz maliyetlerden yüzde 20 daha fazla tasarruf edebilecek bir kabiliyete sahiptir. Biz sanayici ve ihracatçılar olarak bir yatırımın 7, 8, 9 yılda tekrar bize döneceğine inanırsak o yatırımı yapmaktan kaçınmayız. Ama tasarrufla ve israfın önlenmesiyle alakalı şu ana kadar bizim öngördüğümüz, 25 temel başlığın hiçbir tanesi 2 yıldan daha fazla bir zamanda şirketin kendisine dönmüyor. Amortisman sürelerinin 6 ay, 1 yıl, 2 yıl olduğu bir işletmeden bahsediyoruz.
Niçin tercih etmeyelim- Hem daha çok para kazanacağız hem daha çok para kazandıracağız. Türkiye'de rakamlar şunu söylüyor, her bin dolarlık gayri safi yurt içi hasıla elde etmek için Türkiye'de harcanan enerji miktarı 290 litre ham petrol eş değeri. Almanya'da bu rakam 200, Fransa'da 170, Japonya'da 100 litre civarında. Demek ki bizim aynı gayri safi yurt içi hasılayı elde etmek için harcayacağımız enerji miktarı, son maliyetlerdeki sıkışmadan dolayı yapılan zamların çok daha üzerinde. Yani bunu balans edebilecek, bunu karşılayabilecek elimizde çok ciddi argümanlar var.''
-''Türkiye, normalleşmesini tamamlamak zorunda''-
Sanayicilere ve ihracatçılara somut ve parası maksimum 2 yılda kendisine dönebilen projeleri tavsiye eden Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu projeler dünyadaki maliyet artışlarından daha büyük getirileri olan projelerdir. Geçen hafta içinde Güney Kore'deydik. Yüzde 100'ünü ithal eden bir ülke Güney Kore. Aynen Japonya gibi. Türkiye ise yüzde 73'ünü ithal ediyor. Bizden daha fazla ithalata bağlı olan ülkelerin bizden daha fazla yerli kaynakla beraber bu üretimleri yaptıklarını görüyoruz. Türkiye, kaybedilen yıllarını hızlıca geri almak zorundadır ve normalleşmesini tamamlamak zorundadır.
AK Parti hükümetlerinin buna aklı ermektedir, yeterince bilgi sahibidir ve bu iradesini bu yönde kullanmaya devam edecektir. 2023 yılında bütün bu hedeflere ulaşılmış olacaktır. 9 yıl önce 'Türkiye 3 katına katlanacak' dediğimizde bırakın bu fikre karşı olanları, içimizden dahi bu cümleleri daha ihtiyatlı kullanmamızı tavsiye edenler vardı.
Ama bizim yanımızda olmamalarına rağmen 'evet bu olabilir' diyenlerin sayısının daha çok arttığını görüyoruz anketlerde. Beklenti anketlerinin yüksek olması ve siyasi istikrara duyulan güvenin partilerden bağımsız hale gelmiş olması, Türkiye adına bir kazanımdır. Avrupa merkezinde hükümetini, aylar değil, yıllarca kuramamış ülkeler vardır, Belçika gibi ve kurduğu koalisyona sevinen halklar vardır. Türkiye, babalarımızın, dedelerimizin zamanında değil.
10 yıl önce yaşadığı krizleri artık tekrar etmeyecektir ve Türkiye'nin iradesine konulan şerlerin kaldırıldığı, vesayetin nereden gelecek olursa olsun kaldırıldığı bir ortama, 10 yıl içerisinde kavuşmuştur.''
-''Akkuyu'da geri dönüş yok''-
Türkiye'nin bu kazanımlarından artık fedakarlık yapmayacağını ve geriye dönmeyeceğini belirten Yıldız, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Kazanımlar, artık vatandaşlarımızın, ihracatçılarımızın, sanayicilerimizin bir müktesebi halindedir ve bunlardan taviz vermek yoktur. Daima daha ileriye bakacağız. Bu manada doğrudan yapılan yatırımların 2011 yılı içerisinde uyulan bu güvenle beraber arttığını görüyoruz. Ve bunlardan 4'te bir oranından daha fazlasının 4,2 milyar dolar civarında enerji sektörüne yapıldığını sevinerek söylemeliyim.
Bu rakamlar daha da artacaktır ve direkt yapılan yatırımların yalnızca yapacağımız iki tane nükleer güç santralleriyle beraber 42 milyar dolar civarında olacağını söyleyebilirim. Bunlar somut, elle tutulabilir rakamlardır ve bunları inşallah görmüş olacağız. Akkuyu'da 2,4 milyar dolara açılacak olan ödenmiş sermaye yapısının 700 milyon doları, geçtiğimiz yıl içerisinde Türkiye'ye aktarılmıştır.
Artık ok yaydan fırlamıştır ve geriye dönüş yoktur. Bize düşen, siyasi istikrarın korunması ve itina gösterilmesi ile beraber bu projeleri artırmaktır.' '
Herkesin, ''Bu iş nasıl yapıldı, 10 yıla nasıl sığdırıldı, gayri safi yurt içi hasıla 10 yılda nasıl 3'e katlandı-'' sorularını merak ettiğini vurgulayan Yıldız, şunları söyledi:
''Bunların başına siyasi istikrarın konulduğu söylemek gerekir. 2001 yılında dünya toz pembeydi. Aslında çok fazla sıkıntı görünmüyordu. Ama Türkiye kendisi kadar kaybetti. Ölçülebilir rakamlarla 235 milyar dolar civanda gayri safi yurt içi hasıla varken, şu anda bizim tespit edebildiğimiz ve rakama dökebildiğimiz kadarıyla 248 milyar dolar kaybetti. Bu şu demek, bir ülke bu seviyeye kaç yılda çıktıysa o kadar yıl geriye gitti demektir. Çok ciddi ve önemli bir kayıp.
Ama Türkiye, aslında son 10 yılda bu kadar değişikliğe sebep olabilecek çok ciddi bir define bulmadı, önemli bir altın rezervi de bulmadı. Ama en önemli kaynağını, insan kaynağını buldu ve bu ülkenin idare edilmesine irade koyan yapı tesis edilmiş oldu. 2008 yılındaki dünyada oluşan global kriz, eğer 10 yıl önceki Türkiye'yi yakalamış olsaydı, Türkiye 10 yıl değil, herhalde bir 50 yıl geriye gitmiş olurdu. Bunda, zor kazanılan bir istikrarın korunması da itina ister.
Bunu, bu siyasi istikrarın korunmasına borçlu olanlar, yalnızca bu ülkeyi idare eden hükümet mensupları ve partiler değil. Aynı zamanda bu, yönetimi takdir etmiyor olsa bile bu ülkeyi seven her insana düşecek bir görevdir. Siyasi istikrarın muhafaza edilmesi, Türkiye'nin geleceğidir, Türkiye'nin, partilerin üzerindeki bir probleminin çözülmesidir. Birçok sektöre yatırım yapıyoruz. İhracatçılarımız 135 milyar dolarlara çıktılar ve Türkiye'nin ana yapı taşını oluşturdular. Ama birçok sektörün üzerinde yapılan en büyük yatırım aslında insana yapılan yatırımdır.''
Eğitim sistemindeki yeni düzenlemeye de değinen Yıldız, yasalaşan teklifin, güvenlikle alakalı bütün dünyada tedbirlerin artırıldığı bir ortamda özgürlüklerin sınırlarının daha da genişletilmesiyle alakalı ciddi bir tercih olduğunu vurguladı.
Eğitim seviyelerinde, özelikle ihracatçıların çokça istediği insan kaynaklarının nüvesini oluşturan mesleki eğitimlerin daha çok ağırlık kazandığı bir yapı tesis edilmeye çalışıldığını ifade eden Bakan Yıldız, şöyle konuştu:
''Bu yapı aslında gasp edilen bir hakkın iadesiydi. Aslında burada çok yeni verilen bir şey yok. Tercihli eğitim sistemiyle beraber neyin de tercih edilmeyeceğinin açıklandığı bir sistemdir. Bu kadar özgürlüğün, kadar rahatlığın vurgulandığı bir yapıdır. Fakat her doğru üzerinde mutabakat sağlanamayabilir. Doğru yaptıkça güçlenen ve güçlendikçe daha çok doğru yapma kabiliyet ve kapasitesine ulaşanlar, burada kazanacaklardır. Bu kanun, bunun istinası değildir, en önemli göstergelerinden bir tanesi olacaktır. Onun için bizim doğruyu yakalama azmimiz ve gayretimiz yıllar geçtikçe daha da artmaktadır. Heyecanımız bu manada kaybolmadan daha da artmaktadır.''
-Maliyeti düşürmek için tasarruf önerisi-
Rekabetin oluşabilmesi ve Türkiye'de bir kısım maliyetlerin artmasını karşılayabilecek eldeki en önemli rezervin tasarruf olduğuna işaret eden Yıldız, şunları kaydetti:
''Türkiye hala tasarruf edebilme kabiliyeti çok yüksek olan bir ülkedir. Türkiye, ölçülebilir değerlerle 2020 yılına kadar şu anda bulunduğumuz maliyetlerden yüzde 20 daha fazla tasarruf edebilecek bir kabiliyete sahiptir. Biz sanayici ve ihracatçılar olarak bir yatırımın 7, 8, 9 yılda tekrar bize döneceğine inanırsak o yatırımı yapmaktan kaçınmayız. Ama tasarrufla ve israfın önlenmesiyle alakalı şu ana kadar bizim öngördüğümüz, 25 temel başlığın hiçbir tanesi 2 yıldan daha fazla bir zamanda şirketin kendisine dönmüyor. Amortisman sürelerinin 6 ay, 1 yıl, 2 yıl olduğu bir işletmeden bahsediyoruz.
Niçin tercih etmeyelim- Hem daha çok para kazanacağız hem daha çok para kazandıracağız. Türkiye'de rakamlar şunu söylüyor, her bin dolarlık gayri safi yurt içi hasıla elde etmek için Türkiye'de harcanan enerji miktarı 290 litre ham petrol eş değeri. Almanya'da bu rakam 200, Fransa'da 170, Japonya'da 100 litre civarında. Demek ki bizim aynı gayri safi yurt içi hasılayı elde etmek için harcayacağımız enerji miktarı, son maliyetlerdeki sıkışmadan dolayı yapılan zamların çok daha üzerinde. Yani bunu balans edebilecek, bunu karşılayabilecek elimizde çok ciddi argümanlar var.''
-''Türkiye, normalleşmesini tamamlamak zorunda''-
Sanayicilere ve ihracatçılara somut ve parası maksimum 2 yılda kendisine dönebilen projeleri tavsiye eden Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu projeler dünyadaki maliyet artışlarından daha büyük getirileri olan projelerdir. Geçen hafta içinde Güney Kore'deydik. Yüzde 100'ünü ithal eden bir ülke Güney Kore. Aynen Japonya gibi. Türkiye ise yüzde 73'ünü ithal ediyor. Bizden daha fazla ithalata bağlı olan ülkelerin bizden daha fazla yerli kaynakla beraber bu üretimleri yaptıklarını görüyoruz. Türkiye, kaybedilen yıllarını hızlıca geri almak zorundadır ve normalleşmesini tamamlamak zorundadır.
AK Parti hükümetlerinin buna aklı ermektedir, yeterince bilgi sahibidir ve bu iradesini bu yönde kullanmaya devam edecektir. 2023 yılında bütün bu hedeflere ulaşılmış olacaktır. 9 yıl önce 'Türkiye 3 katına katlanacak' dediğimizde bırakın bu fikre karşı olanları, içimizden dahi bu cümleleri daha ihtiyatlı kullanmamızı tavsiye edenler vardı.
Ama bizim yanımızda olmamalarına rağmen 'evet bu olabilir' diyenlerin sayısının daha çok arttığını görüyoruz anketlerde. Beklenti anketlerinin yüksek olması ve siyasi istikrara duyulan güvenin partilerden bağımsız hale gelmiş olması, Türkiye adına bir kazanımdır. Avrupa merkezinde hükümetini, aylar değil, yıllarca kuramamış ülkeler vardır, Belçika gibi ve kurduğu koalisyona sevinen halklar vardır. Türkiye, babalarımızın, dedelerimizin zamanında değil.
10 yıl önce yaşadığı krizleri artık tekrar etmeyecektir ve Türkiye'nin iradesine konulan şerlerin kaldırıldığı, vesayetin nereden gelecek olursa olsun kaldırıldığı bir ortama, 10 yıl içerisinde kavuşmuştur.''
-''Akkuyu'da geri dönüş yok''-
Türkiye'nin bu kazanımlarından artık fedakarlık yapmayacağını ve geriye dönmeyeceğini belirten Yıldız, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Kazanımlar, artık vatandaşlarımızın, ihracatçılarımızın, sanayicilerimizin bir müktesebi halindedir ve bunlardan taviz vermek yoktur. Daima daha ileriye bakacağız. Bu manada doğrudan yapılan yatırımların 2011 yılı içerisinde uyulan bu güvenle beraber arttığını görüyoruz. Ve bunlardan 4'te bir oranından daha fazlasının 4,2 milyar dolar civarında enerji sektörüne yapıldığını sevinerek söylemeliyim.
Bu rakamlar daha da artacaktır ve direkt yapılan yatırımların yalnızca yapacağımız iki tane nükleer güç santralleriyle beraber 42 milyar dolar civarında olacağını söyleyebilirim. Bunlar somut, elle tutulabilir rakamlardır ve bunları inşallah görmüş olacağız. Akkuyu'da 2,4 milyar dolara açılacak olan ödenmiş sermaye yapısının 700 milyon doları, geçtiğimiz yıl içerisinde Türkiye'ye aktarılmıştır.
Artık ok yaydan fırlamıştır ve geriye dönüş yoktur. Bize düşen, siyasi istikrarın korunması ve itina gösterilmesi ile beraber bu projeleri artırmaktır.' '
