‘Biz AB kapısını açacağız Ankara ne cevap verecek?'
Yeşiller Partisi’nin Eş Başkanı Cem Özdemir Almanya’nın gündemi ve Türkiye ile ilişkilerin geleceği hakkında konuştu. Özdemir, “Önümüzdeki sene eylülde Türkiye’ye yeni bir pencere açılacak. Peki o zaman Ankara ne cevap verecek?” dedi

Almanya 'da göçmenlere yönelik önyargıları yıkan, ülkenin ilk Türkiye kökenli parti başkanı olan Cem Özdemir, bir dizi konferansa katılmak için Türkiye 'deydi. Almanya 'da yeşil siyaseti marjinal bir akım olmaktan çıkaran Yeşiller Partisi 'nin eş başkanı Cem Özdemir ile Boğaziçi Üniversitesi-TÜSİAD Dış Politika Forumu 'nda Almanya 'nın gündemi ve Türkiye ile ilişkilerin geleceğini konuştuk.
Almanya 'da seçim dönemine girildi. Şu anda Şansölye Angela Merkel 'in partisi önde görünüyor.
Bir sene içinde tabii ki çok şey değişebilir. Şu anda Hıristiyan Demokratlar kamuoyu araştırmalarında Sosyal Demokratların önünde. Sosyal Demokratlar (SPD) mutlaka yüzde 30 'un üzerine çıkmak zorunda, aksi halde hükümeti değiştirmek çok zor olacak. Bizim de hedefimiz üçüncü parti olmak, Hür Demokratların önüne geçmek. Bütün kamuoyu araştırmalarında onların epey önünde görünüyoruz. Yüzde 15 'lere yaklaşmak mecburiyetindeyiz, bunu sağladığımız takdirde hükümeti değiştirebiliriz.
- SPD-Yeşiller koalisyonu Almanya 'nın Türkiye politikasında nasıl bir değişim meydana getirebilir?
Biz iktidardayken Türkiye ile sıcak ilişkileri, AB ile müzakereleri yeniden canlandırmak istiyoruz. Vizenin kaldırılması, Almanya ile ilgili uyum politikalarını tekrar canlandırmak hedefimizde. Vatandaşlık yasasını değiştirip yabancı kökenlilere vatandaşlığı mümkün kılmak istiyoruz.
- AB 'de bazı politikacılardan “Türkiye 'nin AB macerası sona erdi” gibi yorumlar geliyor. Bu kanaat AB 'de ne kadar yaygın?
Bu durum şuna benziyor; Türkiye 'de bir siyasetçi AB Komisyonu İlerleme Raporu 'nu çöp tenekesine atıyor. AB 'de de bir siyasetçi “Türkiye sorunu bitmiştir” diyor.
Şimdi bunlara zaman ayırmak, onları saatlerce tartışmak var ya da ileriye bakmak var. Ben ileriye bakmayı tercih ediyorum. Siyasetçiler gelip gider. AB 'de 27 ülkede 500 milyon insan yaşıyor. 500 milyonun bazıları çok farklı şeyler söyleyebiliyor. Bazen şaşırıyorum, benim Avrupa 'da ismini duymadığım siyasetçiler Türkiye 'de tanınıyor, gündem konusu oluyor. Onları çok fazla ciddiye almamak lazım, önemli olan müzakereler. Fransa 'da hükümet değişti, yeni cumhurbaşkanı François Hollande 'ın Türkiye politikası çok farklı.
Almanya 'da hükümetin değişmesi gündemde. Seneye eylül ayında Türkiye 'ye bir pencere açılacak. Benim sorum, bu durumda Türkiye ne yapacak? Biz pencereyi açtığımızda, “Gelin AB 'ye üye olun, Kopenhag Kriterleri 'ni yerine getirdiğinizde biz sizi bekliyoruz” dediğimizde acaba Ankara ne cevap verecek? Daha önce verdiği cevabın aynısını mı verecek, “Evet biz hazırız, elimizden geleni yapıyoruz” mu diyecek yoksa 'Ah keşke Merkel kalsa da biz de rahat etsek ' mi diyecek?
- Almanya federal parlamentosunda yürütülen neo-Nazi cinayetleri soruşturmasını etkin buluyor musunuz?
Bizim sayemizde araştırma komisyonları kuruldu, orada biz bastırdık. Hepimizi ürküten şeyler ortaya çıktı, Almanya 'dan hiç beklemediğimiz korkunç ihmaller yaşandı. Polis ve istihbarat arasında gereksiz hatalardan ötürü 10 kişi hayatını yitirdi.
Şunu öğrenmiş olduk; istihbarat teşkilatı Soğuk Savaş 'ın mirası ve Soğuk Savaş psikolojisi ile hareket ediyor. Onlar için düşman komünizmdi, şimdi komünizm kalmadı.
Ortada gerçek, yeni bir düşman olduğunu göremediler ve onlara söylendiğinde de hafife aldılar. Bu da aşırı sağ. İstihbarat teşkilatlarını bu göz önünde bulundurarak sıfırdan, yeni elemanlarla kurmak gerekiyor. Bu elemanların arasında yabancı kökenli insanların olması önemli.
Cem Özdemir kimdir?
Tokatlı göçmen bir ailenin oğlu olarak 1965 'te Almanya 'da doğan Cem Özdemir, 1981 'de Yeşiller Partisi 'ne üye oldu. 1994-2002 'de Almanya federal meclisi, 2004-2009 yılları arasında Avrupa Parlamentosu vekilliği yaptı. 2008 'den bu yana Yeşiller 'in eş başkanı. Saygın uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Policy, Özdemir 'i 2011 'de “küresel düşünürler” arasında saydı.
'Önemli olan meydanı boş bırakmamak '
- Aşırı sağcıların yabancı kökenli politikacıları tehdit ettiği haberleri geliyor. Siz böyle bir durumla karşılaştınız mı?
(Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütü üyelerinin evinde) bulunan meşur listede benim de adım vardı. Ama sadece yabancı kökenlilerin değil Alman kökenli Almanların da isimleri geçiyor. Liberal düşünen, hoşgörüden yana olan herkes onların gözünde tehdit. Burada yılmamak ve şunu unutmamak gerekiyor; onlar ufak bir azınlık, çoğunluk bu görüşleri paylaşmıyor. Tüm göç ülkelerinde maalesef aşırı radikal, ultra milliyetçi insanlar bulunabiliyor. Önemli olan onlara meydanı bırakmamak. Güvenliğimi tehlikeye düşürecek bir tehdit olarak görmüyorum. Öyle görsem onlara bir zafer hissi vermiş olurum. Buna da hiç niyetim yok.
