Başçı: ''finansal İstikrarla İlgili Amaca Ulaştık''istanbul
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Bankanın finansal istikrarla ilgili amaçlarına ulaştığını belirterek, ``2011 yılında burada arzu ettiğimiz her şey gerçekleşti.
TL üzerindeki değer kazanma eğilimini bertaraf etmek istedik . Çünkü cari açığın büyüyeceğini önceden öngörüyorduk . Onu başardık`` dedi .
Başçı , Türkiye`nin yüzde 4`lük büyümeyi çok rahatlıkla yapabilecek durumda olduğunu , enflasyonla ilgili tedbirleri ekim ayından bu yana aldıkları için şu anda bununla ilgili çok fazla risk görmediklerini bildirdi .
Dünya Ekonomik Forumuna katılmak üzere İsviçre`nin Davos kasabasında bulunan Başçı , ``TL dolara karşı savaşı yendi mi?`` sorusu üzerine , bunun çok geniş bir resmin bir parçası olduğunu belirterek , ``Geniş resim şöyle ; gelişmekte olan ülkeler bu sefer olumlu yönde ayrışacaklar . Lehman krizinde olduğu gibi olmayacak . Bu giderek daha iyi bir şekilde anlaşılıyor . Anlaşıldıkça da gelişmekte olan ülkelere rağbet , yatırım artıyor`` diye konuştu .
``Gelişmekte olan ülkelerden para çıktığına`` ilişkin analizin hatırlatılması üzerine Başçı , bu analizin kısmi bir analiz olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayarak , şöyle devam etti : ``Esas olan ; fonların kaynakları şu anda var . Asya`da tasarruflar yüksek . Merkez bankaları bu fonları sağlıyorlar , hiç çekinmeden dünyanın her yerinde sağlıyorlar . Aracılık edecek olan bankalar Avrupa`da zayıf . Dolayısıyla Avrupalı bankaların aracılık yapma imkanlarını , bu fonları başka yerlere transfer etme imkanları zayıf . Ama dünyada başka banka çok . . . Aracılık edebilecek bankalar bu fonksiyonu yerine getireceklerdir . Önemli olan temeller . . . Gelişmekte olan ülkelerde temeller çok sağlam . Burada 2 konu çok önemli ; kamu maliyesi , bütçe dengeleri ve büyüme . . . Bu ikisi de gelişmekte olan ülkelerde var . Dolayısıyla bir güvenli liman arayışı varsa , güvenli liman kıtlığı varsa ve aynı zamanda getiri arayışı varsa şu anda yatırımlar gelişmekte olan ülkelerden başka hiçbir yere gidemez . ``Avrupa Merkez Bankasından parasal genişleme sinyali bekleyip beklemediğine ilişkin bir soru üzerine Başçı , Avrupa Merkez Bankasının zaten sinyaller vermeden bunu yaptığını belirterek , ``Biraz da mecburiyetten . . . Avrupa`daki kurumsal mekanizmalar henüz oluşmadığı için , orada çok yavaş ilerleme sağlandığı için devreye girmek zorunda kalıyorlar . Zaten bunu yapıyorlar`` dedi .
TCMB`nin son gelişmelere göre nasıl pozisyon alacağına ilişkin soru üzerine de Başçı , yaptıkları iletişimin Kasım 2010`dan bu yana aynı olduğunu , politikalarında son derece esnek olmaları gerektiğini vurgulayarak , küresel şartların ani değişiklik gösterebildiğini , şu anda kurdukları çerçevenin buna son derece esnek olduğunu , şartlar değiştiğinde çok hızlı bir şekilde buna uygun reaksiyon verebildiklerini söyledi . Başçı , ``Temel olan fiyat istikrarı . . . Bunun yanı sıra finansal istikrara ne kadar katkı yapabilirsek onu da yapmaya çalışıyoruz`` dedi .
-Olağanüstü hal kalktı mı?-Başçı , ``Merkez Bankası piyasadaki olağanüstü hali kaldırdı diyebilir miyiz?` sorusuna , şöyle yanıt verdi : ``Öyle düşünmemek gerekir . Çünkü Merkez Bankası finansal istikrarla ilgili amaçlarına ulaştı . Onu bir kenara yazmak gerekir . 2011 yılında burada arzu ettiğimiz her şey gerçekleşti . TL üzerindeki değer kazanma eğilimini bertaraf etmek istedik . Çünkü cari açığın büyüyeceğini önceden öngörüyorduk . Onu başardık . Kredilerde de olağanüstü hızda , özellikle tüketici kredilerinde olağanüstü hızda bir artış vardı . Kredi büyüme eğilimi yüzde 10`lar seviyesine kadar düştü . O açıdan Merkez Bankası elinden gelen her şeyi yaptı . Şimdi onun meyvelerini toplamaya başladık . Geriye enflasyon kaldı . Enflasyonla ilgili tedbirleri zaten ekim ayından bu yana aldığımız için onunla ilgili şu anda çok fazla bir risk görmüyoruz . Detayları nasılsa ay sonunda açıklayacağız . ``Sepet kur seviyesine ilişkin olarak da Başçı , hiçbir zaman seviye telaffuz etmediklerini belirterek , ``Sadece dengeyle ilgili , `bunun dengesi nerededir` diye temmuz-ağustos gibi biraz bahsetmiştik . Aşağı yukarı oralara yaklaşıyor . Orada seviyeden ziyade , `bu gidiş , bizim fiyat istikrarı amacını veya finansal istikrar amacını tehdit eder mi?` . . . O arada çok net bir şekilde , ağustostan itibaren Avrupa`daki kamu borç problemleri yoğunlaştıktan sonra , özellikle ekim ayından itibaren değer kaybı baskısı bu defa başladı . Biz onu , fazlasını istemedik . İstemediğimizi açıkça söyledik . Onunla ilgili gerekli tedbirlerimizi de aldık . Dolayısıyla değer kaybı baskısını da bertaraf edebileceğimizi gösterdik . Dolayısıyla şu anda bir sorun görmüyoruz`` şeklinde konuştu .
Değer kaybı baskısı yaşanırsa ne yapabileceklerini gösterdiklerini ve gerekirse tekrar yapacaklarını vurgulayan Başçı , IMF`nin tahminlerine ilişkin de , şu görüşleri dile getirdi : ``Bunların kendi içerisindeki analizleri şu anlamda anlaşılabilir ; Avrupa`daki yavaşlamayı giderek aşağı çekiyorlar . Eksi olan büyüme rakamlarını da giderek , kademeli bir şekilde aşağıya çekiyorlar , biraz daha aşağı yönlü risklere daha fazla vurgu yapıyorlar . Türkiye de Avrupa`nın doğusunda bir ülke olarak , Doğu Avrupa grubunda değerlendirilerek etkilenir ve büyüme daha yavaş olur diye . . . Bizim orada görüşümüz biraz farklı . Türkiye`nin temel dinamikleri şu anda çok güçlü . Büyüme için hem arz yönlü hem talep yönlü faktörlere baktığınızda gerçekten yüzde 4`lük büyümeyi Türkiye , çok rahatlıkla yapabilecek durumda , bütün bu aşağı yönlü risklere rağmen . İhracatımız da şu anda iyi gidiyor . Ocak ayı rakamları gelecek büyük ihtimalle , öncü göstergeler oldukça iyi . Türkiye Avrupa`da pazar payını artırıyor . İhracatçılarımız pazar payını artırıyorlar . Avrupa`da bir talep daralması olsa bile durum o kadar da kötü olmayacak . Diğer ülkelerde de ciddi bir arayış var . İhracatçılarımızın açılımları , oralarda da meyvelerini vermeye başlıyor . O nedenle Orta Vadeli Program tahminini daha gerçekçi buluyoruz . ``
Kaynak: AA
Başçı , Türkiye`nin yüzde 4`lük büyümeyi çok rahatlıkla yapabilecek durumda olduğunu , enflasyonla ilgili tedbirleri ekim ayından bu yana aldıkları için şu anda bununla ilgili çok fazla risk görmediklerini bildirdi .
Dünya Ekonomik Forumuna katılmak üzere İsviçre`nin Davos kasabasında bulunan Başçı , ``TL dolara karşı savaşı yendi mi?`` sorusu üzerine , bunun çok geniş bir resmin bir parçası olduğunu belirterek , ``Geniş resim şöyle ; gelişmekte olan ülkeler bu sefer olumlu yönde ayrışacaklar . Lehman krizinde olduğu gibi olmayacak . Bu giderek daha iyi bir şekilde anlaşılıyor . Anlaşıldıkça da gelişmekte olan ülkelere rağbet , yatırım artıyor`` diye konuştu .
``Gelişmekte olan ülkelerden para çıktığına`` ilişkin analizin hatırlatılması üzerine Başçı , bu analizin kısmi bir analiz olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayarak , şöyle devam etti : ``Esas olan ; fonların kaynakları şu anda var . Asya`da tasarruflar yüksek . Merkez bankaları bu fonları sağlıyorlar , hiç çekinmeden dünyanın her yerinde sağlıyorlar . Aracılık edecek olan bankalar Avrupa`da zayıf . Dolayısıyla Avrupalı bankaların aracılık yapma imkanlarını , bu fonları başka yerlere transfer etme imkanları zayıf . Ama dünyada başka banka çok . . . Aracılık edebilecek bankalar bu fonksiyonu yerine getireceklerdir . Önemli olan temeller . . . Gelişmekte olan ülkelerde temeller çok sağlam . Burada 2 konu çok önemli ; kamu maliyesi , bütçe dengeleri ve büyüme . . . Bu ikisi de gelişmekte olan ülkelerde var . Dolayısıyla bir güvenli liman arayışı varsa , güvenli liman kıtlığı varsa ve aynı zamanda getiri arayışı varsa şu anda yatırımlar gelişmekte olan ülkelerden başka hiçbir yere gidemez . ``Avrupa Merkez Bankasından parasal genişleme sinyali bekleyip beklemediğine ilişkin bir soru üzerine Başçı , Avrupa Merkez Bankasının zaten sinyaller vermeden bunu yaptığını belirterek , ``Biraz da mecburiyetten . . . Avrupa`daki kurumsal mekanizmalar henüz oluşmadığı için , orada çok yavaş ilerleme sağlandığı için devreye girmek zorunda kalıyorlar . Zaten bunu yapıyorlar`` dedi .
TCMB`nin son gelişmelere göre nasıl pozisyon alacağına ilişkin soru üzerine de Başçı , yaptıkları iletişimin Kasım 2010`dan bu yana aynı olduğunu , politikalarında son derece esnek olmaları gerektiğini vurgulayarak , küresel şartların ani değişiklik gösterebildiğini , şu anda kurdukları çerçevenin buna son derece esnek olduğunu , şartlar değiştiğinde çok hızlı bir şekilde buna uygun reaksiyon verebildiklerini söyledi . Başçı , ``Temel olan fiyat istikrarı . . . Bunun yanı sıra finansal istikrara ne kadar katkı yapabilirsek onu da yapmaya çalışıyoruz`` dedi .
-Olağanüstü hal kalktı mı?-Başçı , ``Merkez Bankası piyasadaki olağanüstü hali kaldırdı diyebilir miyiz?` sorusuna , şöyle yanıt verdi : ``Öyle düşünmemek gerekir . Çünkü Merkez Bankası finansal istikrarla ilgili amaçlarına ulaştı . Onu bir kenara yazmak gerekir . 2011 yılında burada arzu ettiğimiz her şey gerçekleşti . TL üzerindeki değer kazanma eğilimini bertaraf etmek istedik . Çünkü cari açığın büyüyeceğini önceden öngörüyorduk . Onu başardık . Kredilerde de olağanüstü hızda , özellikle tüketici kredilerinde olağanüstü hızda bir artış vardı . Kredi büyüme eğilimi yüzde 10`lar seviyesine kadar düştü . O açıdan Merkez Bankası elinden gelen her şeyi yaptı . Şimdi onun meyvelerini toplamaya başladık . Geriye enflasyon kaldı . Enflasyonla ilgili tedbirleri zaten ekim ayından bu yana aldığımız için onunla ilgili şu anda çok fazla bir risk görmüyoruz . Detayları nasılsa ay sonunda açıklayacağız . ``Sepet kur seviyesine ilişkin olarak da Başçı , hiçbir zaman seviye telaffuz etmediklerini belirterek , ``Sadece dengeyle ilgili , `bunun dengesi nerededir` diye temmuz-ağustos gibi biraz bahsetmiştik . Aşağı yukarı oralara yaklaşıyor . Orada seviyeden ziyade , `bu gidiş , bizim fiyat istikrarı amacını veya finansal istikrar amacını tehdit eder mi?` . . . O arada çok net bir şekilde , ağustostan itibaren Avrupa`daki kamu borç problemleri yoğunlaştıktan sonra , özellikle ekim ayından itibaren değer kaybı baskısı bu defa başladı . Biz onu , fazlasını istemedik . İstemediğimizi açıkça söyledik . Onunla ilgili gerekli tedbirlerimizi de aldık . Dolayısıyla değer kaybı baskısını da bertaraf edebileceğimizi gösterdik . Dolayısıyla şu anda bir sorun görmüyoruz`` şeklinde konuştu .
Değer kaybı baskısı yaşanırsa ne yapabileceklerini gösterdiklerini ve gerekirse tekrar yapacaklarını vurgulayan Başçı , IMF`nin tahminlerine ilişkin de , şu görüşleri dile getirdi : ``Bunların kendi içerisindeki analizleri şu anlamda anlaşılabilir ; Avrupa`daki yavaşlamayı giderek aşağı çekiyorlar . Eksi olan büyüme rakamlarını da giderek , kademeli bir şekilde aşağıya çekiyorlar , biraz daha aşağı yönlü risklere daha fazla vurgu yapıyorlar . Türkiye de Avrupa`nın doğusunda bir ülke olarak , Doğu Avrupa grubunda değerlendirilerek etkilenir ve büyüme daha yavaş olur diye . . . Bizim orada görüşümüz biraz farklı . Türkiye`nin temel dinamikleri şu anda çok güçlü . Büyüme için hem arz yönlü hem talep yönlü faktörlere baktığınızda gerçekten yüzde 4`lük büyümeyi Türkiye , çok rahatlıkla yapabilecek durumda , bütün bu aşağı yönlü risklere rağmen . İhracatımız da şu anda iyi gidiyor . Ocak ayı rakamları gelecek büyük ihtimalle , öncü göstergeler oldukça iyi . Türkiye Avrupa`da pazar payını artırıyor . İhracatçılarımız pazar payını artırıyorlar . Avrupa`da bir talep daralması olsa bile durum o kadar da kötü olmayacak . Diğer ülkelerde de ciddi bir arayış var . İhracatçılarımızın açılımları , oralarda da meyvelerini vermeye başlıyor . O nedenle Orta Vadeli Program tahminini daha gerçekçi buluyoruz . ``
