
2011-2012 Eğitim- Öğretim yılının tüm eğitim camiasına hayırlı olmasını, ilimize, öğrencilerimize başarılar getirmesini dileyen Şube Başkanı Osman Çakmak, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in öğretmenlerin yaz tatilinin üç ay olduğu ile ilgili açıklamasını değerlendirerek, “Öncelikle ifade etmek isterim ki öğretmenlerin yaz tatili 3 ay değil 1 Temmuz- 31 Ağustos tarihleri arasında 2 aydır. Bakanlığın bu açıklaması ve gündemdeki değişiklik çalışmaları eğitimdeki başarısızlığın faturasının öğretmenlere çıkarıldığını göstermektedir. Öğretmenler adeta hedef olarak gösterilmiştir. Konu ile ilgili detaylı bilgisi olamayan halkımızı devlet memurlarına karşı tahrik etmek maalesef bir geleneğe dönüştü. Balık baştan kokar. Eğer eğitimde bir başarısızlık varsa bunun sorumlusunu bakanlıktan başlayarak aşağıya doğru aramak lazımdır. Milli Eğitim Bakanlığımızın 2006 yılında getirdiği yeni öğretim programlarıyla en önemli hedefi sınav merkezli bir eğitim anlayışından uzaklaşmak ve bu yolla dershanelerin önemini, sayısını azaltmaktı. Bu amaçla liselere giriş sınavı iki bakanın görev yaptığı 9 yıl içinde 4 defa değiştirildi. Milli Eğitim yap-boz tahtasına döndü. Sonuç nedir? Dershanelere giden öğrenci sayısı her geçen gün daha da arttı. Araç olan sınavlar amaç haline geldi. Sayın Valimiz Düzce'nin eğitimini sınav sonuçlarına göre değerlendirdi. Sayın Milli Eğitim Müdürümüz okullara yaptığı ziyaretlerde sınavlara, deneme sınavlarına yönelik başarı değerlendirmeleri yapıyor. Bu değerlendirmeler ve yaklaşımlar yeni öğretim programları ile çelişiyor ve sınavların amaç haline gelmesine hizmet ediyor. Düzce'nin hedefi sadece sınavlarda başarılı olmak olmamalıdır. Ayrıca bu yıl başarıda bir artış varsa bu 8 yıllık, 12 yıllık bir emeğin sonucudur. Başarının son bir yılda yapılan çalışmalara bağlanması şaşırtıcıdır. Bize göre eğitimde başarının yolu eğitim öğretimin içinde bulunan tüm çocuklarımızı aynı önemle kucaklamaktan, kazanmaya çalışmaktan geçiyor. Sınav merkezli bir tutum ister istemez sayısal başarıyı ön plana çıkarıyor. Bu yanlış yaklaşımla 500 öğrenciyi seçeceğiz diye 5 bin çocuğumuzu feda ediyoruz. Bizim kaybedilecek bir çocuğumuz bile olmamalıdır. Doğru eğitim yaklaşımı sergilendiğinde sınav başarısı da zaten beraberinde gelecektir” dedi.Aile Öğretmenliği Uygulamasının öğretmenlere yapılan hukuksuz bir dayatma olduğunu işaret eden Çakmak, “Gönüllü olarak veli ziyaretleri yapan öğretmenlerimizi takdir ediyor ancak bu dayatmaya şiddetle karşı çıkıyoruz. Öğretmenler projeyle ilgili okul idarelerinden istenen raporlar vasıtasıyla baskı altına alınmak isteniyor. Hiçbir öğretmen bu proje uyması için zorlanamaz. Bu projeyle ilgili çalışma yapmadığı için öğretmenlerimize bir cezai yaptırım uygulanamaz. Öğretmenlerimizin bu projeye katılmadıklarını ifade etmeleri hukuki haklarıdır. Türk Eğitim-Sen bu hususta sıkıntıya düşecek öğretmenlerimizin tüm imkanlarıyla her zaman yanında olacaktır. İlimizde eğitimle ilgili bu tür projeler geliştirilecekse isteriz ki konu ile ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınsın. Mümkünse ilimizde bir Eğitim Planlama ve İstişare Kurulu oluşturulsun. Bu konular tartışılsın, konuşulsun ve sorumluluğu tüm kesimler paylaşsın. Eğitimle ilgili ne valilik ne de milli eğitim müdürlüğü bir kez bile fikrimizi sormamıştır. 'Ben yaptım oldu' anlayışı içinde başarıyı yakalamak mümkün değildir” şeklinde konuştu.Çakmak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakanımız okul idaresinin velilerimizden hiçbir şekilde para almamasını ifade etmektedir. Ama okulların ihtiyaçlarını karşılamak için de çözüm üretmemektedir. Biz bu açıklamayı okul idarecilerimize yapılmış bir hakaret olarak algılıyoruz. Örneğin ilimizde Uzunmustafa İlköğretim Okulu'nun geçen yılki personel masrafı yaklaşık 80 bin TL'dir. Peki bakanlık, Düzce Milli Eğitim Müdürlüğü bu okulumuza kaç lira ödenek yollamıştır? Ben size söyleyeyim: Hiç lira. Bakanlık vermiyor, velilerden de alınmayacak, peki bu parayı idare nereden bulacak. Hem bunu bilip hem de velilerden para almayın demek tekrar ediyorum fedakarlıkla görev yapan okul idarecilerimize yapılmış bir hakarettir. Velilerimiz bu açıklamalar nedeniyle bu paraların keyfi olarak alındığını düşünüyor. Geçen yıl zorunlu yer değiştirmeler kapsamında ilimizde okul müdürü atamaları yapılmış ve yapılan hukuki hatalar nedeniyle mahkeme bunlardan ikisinin yürütmesini durdurmuş, bu nedenle birçok okul müdürü eski okullarına geri dönmüştür. Bu arkadaşların iki aydır görev yerleri belirsizdir. Eğitim öğretimimin başladığı tarihteki bu belirsizlik okul müdürünü, öğretmeni, öğrenciyi olumsuz etkilemektedir. Bu yıl zorunlu yer değiştirmeye tekrar tabi olan bu arkadaşlar idarenin yaşananlardan ders çıkarmayıp bulunduğu kurumda 5. yılını doldurması gerekirken kurumunda 6 aydır görev yapan bir okul müdürünü zorunlu yer değiştirmeye tabi tutması anlaşılır gibi değildir. Açılacak bir dava sonucu bu okul müdürü arkadaşların bir yıla varmadan aynı mağduriyeti tekrar yaşamaları söz konusu olacaktır. Mağdur olan sadece okul müdürleri değil söz konusu okullar ve binlerce öğrencidir.Ayrıca ilimizde anlaşılması zor yönetici görevlendirmeleri yapılıyor. Hangi okul müdürünün kadrosunun nerede olduğu belli değil. Tüm bu yaşananlar nedeniyle öğrenci ve veliler bir yana öğretmenler bile okul müdürlerinin kim olduğunu bilmiyor.”Düzce'de teneke okulların var olduğunu işaret eden Çakmak, “İlimizde depremden bu yana 12 yıl geçmesine karşın hala teneke okullar var. Binlerce çocuğumuz emanet binalarda eğitim görüyor. Bunun dışında bir o kadar da deprem öncesi yapılmış güvenli olmayan okul binalarımız mevcut. Bu okulların yapılması için bir sonraki depremin de geçmesi mi bekleniyor. Unutulmamalıdır ki eğitimde başarı için güvenli, sağlıklı, nezih bir eğitim ortamı öncelikli ihtiyaçtır. Milli Eğitim Bakanlığının yürürlüğe koyduğu 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede öğretmenlerde yeterlilik ve yöneticilikte performans uygulamasına geçileceği ifade ediliyor. Bu yeterlilik ve performans değerlendirmesini kim, hangi ölçütlere göre yapacak. Bu değerlendirmeler uzman öğretmenlik gibi olacaksa yeni haksızlıkları ve mağduriyetleri beraberinde getirecektir. Tüm bu yaşananlara baktığımızda bakanlık 8 yıldır ya tutarsa düşüncesiyle göle maya çalmakla meşguldür. Karar verme, yönetme yetkisini elinde bulunduranlar bunun vebalini de taşırlar. Fedakarca çalışan idareci arkadaşlarımızın, öğretmenlerimizin ve sevgili çocuklarımızın yeni eğitim- öğretim yılını tekrar kutlar, çalışmalarında başarılar dileriz” diye konuştu.