Avrupa Birliği Bakanı Bağış‘tan Yeni Döneme İlişkin Açıklama
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye-AB ilişkilerinin yapay tıkanıklıklarla, engellemelerle ve tartışmalarla anılamayacak kadar değerli ve stratejik olduğunu vurgulayarak, "Artık her alanda olduğu gibi AB sürecinde de AK Parti‘nin ustalık döneminin etkilerini hissedeceğimizden milletimizin şüphesi olmamalıdır" dedi.
Bakan Bağış, yeni döneme ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, 60. Hükümet döneminde iftiharla sürdürdüğü "Devlet Bakanı ve Başmüzakereci" görevini Başbakan‘ın teveccühleri ve Cumhurbaşkanı‘nın yüksek takdirleriyle 61. Hükümet döneminde bu kez Avrupa Birliği Bakanı olarak sürdürecek olmaktan büyük onur duyduğunu kaydetti. Hükümetin müstakil bir Avrupa Birliği Bakanlığı ihdas etmesinin son 9 yılda AB sürecini daha da ileriye taşıma kararlılığının somut bir tezahürü olduğunu kaydeden Bağış, "Bu kararlılığın
bir başka ifadesi olarak, bugünkü Resmi Gazete‘de yayımlanan 2011/7 sayılı genelge ile Başmüzakereci görevinin yanı sıra ‘müzakere heyeti başkanlığı‘ görevi de Avrupa Birliği Bakanı‘na tevdi edilmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede Avrupa Birliği makamları ile yapılacak tam üyelik müzakerelerinin tüm koordinasyonu ve yönlendirilmesi Avrupa Birliği Bakanlığı uhdesinde tek elde toplanmış bulunmaktadır. Şimdi bu kararlılığı, Türkiye‘nin muasır medeniyet yolculuğunun varış noktası olan AB üyeliği hedefi ile
taçlandırmak için çok önemli bir dönemece giriyoruz. Artık her alanda olduğu gibi AB sürecinde de AK Parti‘nin ustalık döneminin etkilerini hissedeceğimizden milletimizin şüphesi olmamalıdır. Türkiye ve AK Parti hükümeti bu süreci başarıyla nihayetlendirecek özgüven, imkan ve kabiliyete sahiptir, muktedirdir. Avrupa Birliği‘nin de bu kararlılığımızı görerek, artık ezberinden konuşmayacağını, Türkiye‘ye karşı daha makul, dengeli ve objektif bir tutum takınacağını ümit ediyor, bekliyoruz. Türkiye,
Avrupa Birliği açısından alışılmış, bilindik kelamların çok daha ötesinde bir yerde ve önemdedir" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye-AB ilişkilerinin yapay tıkanıklıklarla, engellemelerle ve tartışmalarla anılamayacak kadar değerli ve stratejik olduğunu vurgulayan Bağış, şunları kaydetti:
"İki taraf için de en hayırlı olan, bütün önyargıların bir kenara bırakılarak, sürecin hak ettiği mecraya kavuşmasıdır. Türkiye‘nin geleceğinin AB üyeliğinde olduğuna yönelik hiçbir bir şüphemiz yoktur. Avrupa Birliği‘nin geleceğinin de Türkiye‘nin üyeliğinde olduğu konusunda hiç kimse şüphe duymamalıdır. Bu yeni dönemde, şüphelerin yerini güvene, korku ve paranoyaların yerini özgüvene bırakacağı bir sürecin içine gireceğimize ve başta muhalefet partilerimiz olmak üzere tüm STK‘ların, iş dünyasının,
akademik çevrelerin ve medyamızın demokratikleşme, şeffaflaşma ve kalkınma olarak gördüğümüz AB sürecine desteklerini güçlendirerek devam ettireceklerine yürekten inanıyorum. Bu zamana kadar büyük bir özveri ve başarıyla müzakere heyeti başkanlığını yürüten Dışişleri Bakanlarımıza ve özellikle Dışişleri Bakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu‘na ve Dışişleri Bakanlığı‘nın tüm çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Bu yeni dönemde Sayın Başbakanımızın önderliğinde ve direktifleri doğrultusunda Avrupa Birliği
Bakanlığı olarak, tüm bakanlıklarımızla aynı uyum ve koordinasyon içerisinde çalışacağımızın bilinmesini istiyorum."
Kaynak: İHA
bir başka ifadesi olarak, bugünkü Resmi Gazete‘de yayımlanan 2011/7 sayılı genelge ile Başmüzakereci görevinin yanı sıra ‘müzakere heyeti başkanlığı‘ görevi de Avrupa Birliği Bakanı‘na tevdi edilmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede Avrupa Birliği makamları ile yapılacak tam üyelik müzakerelerinin tüm koordinasyonu ve yönlendirilmesi Avrupa Birliği Bakanlığı uhdesinde tek elde toplanmış bulunmaktadır. Şimdi bu kararlılığı, Türkiye‘nin muasır medeniyet yolculuğunun varış noktası olan AB üyeliği hedefi ile
taçlandırmak için çok önemli bir dönemece giriyoruz. Artık her alanda olduğu gibi AB sürecinde de AK Parti‘nin ustalık döneminin etkilerini hissedeceğimizden milletimizin şüphesi olmamalıdır. Türkiye ve AK Parti hükümeti bu süreci başarıyla nihayetlendirecek özgüven, imkan ve kabiliyete sahiptir, muktedirdir. Avrupa Birliği‘nin de bu kararlılığımızı görerek, artık ezberinden konuşmayacağını, Türkiye‘ye karşı daha makul, dengeli ve objektif bir tutum takınacağını ümit ediyor, bekliyoruz. Türkiye,
Avrupa Birliği açısından alışılmış, bilindik kelamların çok daha ötesinde bir yerde ve önemdedir" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye-AB ilişkilerinin yapay tıkanıklıklarla, engellemelerle ve tartışmalarla anılamayacak kadar değerli ve stratejik olduğunu vurgulayan Bağış, şunları kaydetti:
"İki taraf için de en hayırlı olan, bütün önyargıların bir kenara bırakılarak, sürecin hak ettiği mecraya kavuşmasıdır. Türkiye‘nin geleceğinin AB üyeliğinde olduğuna yönelik hiçbir bir şüphemiz yoktur. Avrupa Birliği‘nin geleceğinin de Türkiye‘nin üyeliğinde olduğu konusunda hiç kimse şüphe duymamalıdır. Bu yeni dönemde, şüphelerin yerini güvene, korku ve paranoyaların yerini özgüvene bırakacağı bir sürecin içine gireceğimize ve başta muhalefet partilerimiz olmak üzere tüm STK‘ların, iş dünyasının,
akademik çevrelerin ve medyamızın demokratikleşme, şeffaflaşma ve kalkınma olarak gördüğümüz AB sürecine desteklerini güçlendirerek devam ettireceklerine yürekten inanıyorum. Bu zamana kadar büyük bir özveri ve başarıyla müzakere heyeti başkanlığını yürüten Dışişleri Bakanlarımıza ve özellikle Dışişleri Bakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu‘na ve Dışişleri Bakanlığı‘nın tüm çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Bu yeni dönemde Sayın Başbakanımızın önderliğinde ve direktifleri doğrultusunda Avrupa Birliği
Bakanlığı olarak, tüm bakanlıklarımızla aynı uyum ve koordinasyon içerisinde çalışacağımızın bilinmesini istiyorum."
