Konya Barosu‘ndan Meclisin Boykot Edilmesine Tepki
Konya Barosu yaptığı yazılı açıklamayla meclisin boykot edilmesine tepki gösterdi.
Konya Barosu Başkanı Avukat Fevzi Kayacan, yaptığı yazılı açıklamada, ”Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri de Türkiye Büyük Millet Meclisi‘dir. Kurtuluş Savaşı ve kuruluş mücadelesi bu çatı altında gerçekleştirilmiştir. Her türlü sorunlarımızın çözüm yeri Meclis‘tir" dedi.
Kayacan açıklamasını şöyle sürdürdü: "12 Haziran 2011 genel seçimleri sürecinde hemen hemen tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının üzerinde mutabık kaldıkları husus yeni ve fakat çağdaş, hukukun üstünlüğüne dayanan temel hak ve özgürlükleri içeren bir anayasa yapılmasıdır. Askeri darbeler sonunda topluma dayatılan totaliter anayasalar yerine ilk defa milli iradenin ürünü çağdaş bir anayasanın yapılması söylemi bile fazlasıyla heyecan uyandırmıştır. Toplumun değişik katmanları demokratik taleplerini hazırlanacak bir anayasa ile hukuki güvenceye bağlanacağı ümidiyle Meclis‘in açılmasını, milletvekillerinin bu çatı altında yemin ederek çalışmalarını beklerken, bazı kişi ve partilerin Meclis‘i boykot edip, yemin etmeyeceklerini açıklamaları kamunun beklentileri heba etmiştir. Sorumlu kişi, sorumlu siyasetçi, sorumlu devlet adamı nitelikleriyle bağdaşmayan bu tutum ve davranışı yadırgıyoruz. En önemli kazanımımız olan Meclis çatısı altında en sert tartışmalar bile anlamlı ve önemlidir. Bu nedenle sorunların tartışılıp, çözüme kavuşturulacağı yer mutlaka ama mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi‘dir. Bu gerçek unutulmamalıdır. Yine unutulmaması gereken bir diğer gerçek de, yorucu seçim maratonundan sonra halkımız milletvekillerini Meclisi boykot etsinler, ortamı gersinler diye değil, yemin ederek sorunlara çözüm bulsunlar, çalışsınlar diye seçmiştir. Gerginlik üzerine kurulu bir siyasetin hiç kimseye ama hiç kimseye bir şey kazandırmayacağı da unutulmamalıdır. Tüm kişi ve kurumları daha sorumlu ve tutarlı davranmaya davet ediyoruz."
Kaynak: İHA
Kayacan açıklamasını şöyle sürdürdü: "12 Haziran 2011 genel seçimleri sürecinde hemen hemen tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının üzerinde mutabık kaldıkları husus yeni ve fakat çağdaş, hukukun üstünlüğüne dayanan temel hak ve özgürlükleri içeren bir anayasa yapılmasıdır. Askeri darbeler sonunda topluma dayatılan totaliter anayasalar yerine ilk defa milli iradenin ürünü çağdaş bir anayasanın yapılması söylemi bile fazlasıyla heyecan uyandırmıştır. Toplumun değişik katmanları demokratik taleplerini hazırlanacak bir anayasa ile hukuki güvenceye bağlanacağı ümidiyle Meclis‘in açılmasını, milletvekillerinin bu çatı altında yemin ederek çalışmalarını beklerken, bazı kişi ve partilerin Meclis‘i boykot edip, yemin etmeyeceklerini açıklamaları kamunun beklentileri heba etmiştir. Sorumlu kişi, sorumlu siyasetçi, sorumlu devlet adamı nitelikleriyle bağdaşmayan bu tutum ve davranışı yadırgıyoruz. En önemli kazanımımız olan Meclis çatısı altında en sert tartışmalar bile anlamlı ve önemlidir. Bu nedenle sorunların tartışılıp, çözüme kavuşturulacağı yer mutlaka ama mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi‘dir. Bu gerçek unutulmamalıdır. Yine unutulmaması gereken bir diğer gerçek de, yorucu seçim maratonundan sonra halkımız milletvekillerini Meclisi boykot etsinler, ortamı gersinler diye değil, yemin ederek sorunlara çözüm bulsunlar, çalışsınlar diye seçmiştir. Gerginlik üzerine kurulu bir siyasetin hiç kimseye ama hiç kimseye bir şey kazandırmayacağı da unutulmamalıdır. Tüm kişi ve kurumları daha sorumlu ve tutarlı davranmaya davet ediyoruz."
