Yoksulluğu istismar etmeyin
Başbakan Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) 66. Genel Kurulu'nda bir konuşma yaptı. Seçimlerde yalan vaatlerin artık işe yaramadığını söyleyen Erdoğan Ak Parti'nin hedef alındığını söyledi.

TOBB'un genel kurullarının Türkiye ekonomisinin masaya yatırıldığı önemli bir platform olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen yıl genel kurulda ne söylediysek yerine getirdik." dedi. Türk Ticaret Kanunu'nun yasalaşmasını sağladıklarını ifade eden Erdoğan, "8.5 yıl boyunca istişare ile birbirimize danışarak Türkiye'yi birlikte büyüttük." ifadesini kullandı.
Menderes'in idama götürülüş resminin gözünün önünden hiç silinmediğini, ardından 12 Eylül, 28 Şubatları ve ekonomik krizleri yaşadıklarını hatırlattan Erdoğan, partilerini kurarken amaçlarının Türkiye'yi aksak demokrasiden kurtarmak olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, siyaset ile yalanın birbirinden ayrılmayan iki kavram haline gelmesiyle siyaset ile güvensizliğin yan yana geldiğini, ancak 3 Kasım 2002 tarihi itibariyle Türkiye'de siyaset yapmanın değiştiğini, proje ve hedef siyasetinin itibar görmeye başladığını ifade etti.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın seçim öncesinde vaatlerini hatırlatarak konuşmasına devam eden Erdoğan, "Miting yaptığımız illerin bir tanesinde, iki yıl önceki vaatleri hatırlattım. İki yıl öncesi yerel seçimlerde kullanılan afişleri inceledim. Elektrik, su, doğalgaz bedava olacak. 10 bin kadına, 5 gence iş verilecek. Çocuklara her gün süt verilecek. Bunları incelettim. Bunlar yerine geldi mi? Çocukların hepsine süt veriliyor mu? 500-600 çocuğa süt veriliyor, dört ana okuluna kahvaltı veriliyor. Sözleri veren zat 'ne yapayım elimde sihirli değnek yok' diyor. Bu ülke ne çektiyse 'dün dündür bugün bugündür' anlayışından çok çekti. 'Kim ne veriyorsa ben beş fazlası veriyorum', 'iki anahtar veriyorum' diyenlerden çok çekti." şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:
TOBB'un birçok toplantılarına katıldım. Geçen yıl Genel Kurul'da ne söz verdiysek yerine getirdik. Çıkardığımız torba yasayla iş dünyası rahat bir nefes aldı. Milyonların beklentisini karşılamış olduk. 8,5 yıl boyunca istişare ile beraber çalıştık. Bundan sonra da beraber çalışacağız bir olacağız. Ben 1960 darbesini hayal meyal hatırlıyorum babam o dönemi bana anlatırdı. 82 darbesini de yaşadık o yıllarda neler yaşandığını biliyoruz. O yıllarda yaşanan aksak demokrasiden kurtulmak için yola çıktık. Siyasetle ile yalan birbirinden ayrılmayan iki kavram haline gelmişti. Bu millet siyasette dürüstlüğe doğruluğa hasret kalmıştı. Yapamayacağımız hiçbir şey için söz vermedik. Milletimiz bizim samimiyetimize inandı ve emaneti bize devretti.
BU ÜLKE VAATLERDEN ÇOK ÇEKTİ
3 Kasım 2002 tarihi ile birlikte Türkiye'de siyaset yapma tarzı kökünden değişti, siyaseti kuru gürültünden, olmayacak vaatlerden arındırdık. Proje, plan, hedef siyaseti artık millet nezdinde itibar görmeye başladı, hedeflerimize azimle koştuk bir çoğuna ulaştık ve ulaşmaya devam ediyoruz. Bu kurul seçimlere sayılı günler kala yapılıyor, ben bu kurulu seçim malzemesi olarak kullanmaktan kaçınacağım. Şehir ismi, parti ismi vermiyorum, hiç bir polemik başlatma gayesinde değilim ancak miting yaptığımız bir ilde o şehire verilen sözleri hatırladım, afişler önüme getirildi aman yarabbim elektrik bedava olacak, su bedava olacak, 10 bin kadına iş verilecek, her çocuğa hergün süt dağıtılacak, sınırsız böyle sözler veriliyor. Bu sözleri verende orada seçiliyor şimdi ise verilenleri bir incelettim gerçekten bunlar olmuşmu diye, böyle bir işe yerleştirme oldumu? Çocuklara süt veriliyor mu? Hayır böyle birşey yok, 500-600 çocuğun evine süt gönderiliyor ve 3-4 tane anaokuluna kahvaltı gönderiliyor. O sözleri veren şimdi ne yapayım elimde sihirli değnek yok diyor. Bu ülkede siyasetçinin millete karşı, gençlere karşı, üst bir dil oluşturma sorumluluğuda vardır, bu ülke ne çektiyse dün dündür, bugün de bugündür anlayışından çekmiştir. Sizler, ticari hayatın içindesiniz kim ne veriyorsa ben 5 fazlasını veriyorum siyasetinden bu ülke çok çekti, iki anahtar veriyorum diyenlerden çok çekti.
EKONOMİYE İLİŞKİN HİÇBİR KAYGI SÖZ KONUSU DEĞİL
8,5 Yıldır Türkiye istikrar ve güven zemininde ilerliyor, girişimci, üretici artık önünü ve ileriyi görüyor. Çukurova'nın Menderes Ovası'nın Trakya çiftçisi tarlaya tohum atarken oranın havasına değil Ankara'nın havasına bakıyordu, bugün esnaf, çiftçi, Ankara'nın havasını biliyor ve güvenle tohum atıyor, yatırım yapıyor. İş dünyamızın ilkeli siyaset konusunda artık çok duyarlı olduğuna inanıyorum, nitekim 12 Haziran seçimlerine 27 gün kalmış olmasına rağmen Türkiye'de ekonomiye ilişkin hiç bir kaygı söz konusu değil. Nisan ayı itibariyle bütçemiz 1 milyar dolar fazla vermiştir, Türkiye'yi artık bu seviyelere taşımış olmanın memnuniyetini yaşıyoruz. İşsizlikte Şubat ayı rakamlarını aldık orada da 11,5 düştük, daha da düşecek bu rakam artık şuanda mevsim lehimize gelişiyor. Şuanda 11,5 olan bu oranı Mart, Nisan, Mayıs bunlar gelmeye başlasın daha da aşağıya düştüğünü göreceksiniz. Bu kadar ayağı yere değen anlayışla söylüyorum, Merkez Bankası rezervleri geçmişte altın dahil 1990 sonunda 7,5 milyar dolar, 2000 yılı sonunda altın dahil 25 milyar dolar 10 yılda 17,5 milyar dolar artış var. 2002 Kasım ayında yine altın dahil rezervimiz 27 milyar dolar şuanda rezerv 95,3 milyar dolar oldu. 8,5 yılda artış 68 milyar dolar, 1999 yılında Türkiye'nin IMF'e borcu faizleri kur farkıyla 2002 sonunda bize 23,5 milyar dolar olarak devredildi şuanda borcumuz 5 milyar dolar biz bunu şuanda öderiz ama ucuza alındığı için acelemiz yok. Bu yılın ilk 4 ayında satılan otomobil sayısı 177 bin, geçmişte bu 104 bin adetti buda nereden nereye geldiğimizi gösteriyor. Kimse kalkıpta yoksulluğun istismarını yapmasın. Turizm geliri şuanda bu yılın ilk 3 ayında 3,1 milyar dolar oldu 2010 yılının ilk 3 ayında 14 bin, bu yılın ilk 3 ayında 16 bin adet şirket açıldı. Seçim sürecinde olmamıza rağmen hemen tüm göstergelerimizde 2010 yılından daha iyi durumdayız. Faizlerde en küçük bir oynama yok, devletin borçlanma faizini yüzde 63'ten aldık şuanda yüzde 7,8 seviyelerinde.
TÜRKİYE O ESKİ GÜNLERE GERİ DÖNMEYECEK
Siyasetin yapısına ilişkin bir başka konu ise siyaset dışı güçlerin müdahaleleridir. Bugün ibretle takip ettiğimiz çirkin komplolar Türkiye'de geçmişte de sık sık yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde, görüntüler yoluyla siyasete yön verilmek istendiğini hatırlıyoruz, bizim mücadelemiz işte bu siyaset mühendislerine karşı bir mücadeledir. Biz Türkiye'nin rotasını millet çizsin, bu siyaset mühendisleri çizmesin diye geldik. Siyaset tasarlayan, mühendislik yapan çetelere karşı amansız bir mücadele yürüttük ve yürütmeye devam edeceğiz. Çetelerin, önce komplo yoluyla siyasi partileri şekillendirip ardından bu partilerin listesine sirayet etmeleri Türkiye'ye karşı bir duruştur buna dur dememiz lazım. Türkiye o eski günlere dönmeyecektir inanıyorum ki iş dünyası da bu noktada hassasiyet göstermeye devam edecektir.
PARTİMİZE YÖNELİK CİDDİ EYLEMLER VAR
Çeteler istikrara, istihdama, sofrada ki ekmeğe de musallat oldular ve bu ülkenin adeta kanını emdiler. İşverenleri sömürdüler, şuraya şu kadar vereceksin, buraya bu kadar vereceksin diyerek. Bugün çeteleri yeniden diriltme hevesini ülkenin geleceği adına son derece tehlikeli bir adım olduğunu belirtmek isterim. PKK terör örgütü ile ülke içinde ki çetelerin irtibatı gözler önüne çıktı, son haftalarda partimize yönelik ciddi eylemler var. Önce İstanbul, Kastamonu ardından Silopi'de polisimize karşı alçakça saldırılar yapıldı, birileri adeta mesaj vermeye çalışıyor ama bunlara boyun eğmeyeceğimizi açık açık söylemek isterim. Bu güven ortamından rahatsız olanlar kaybettiler ve kaybetmeye devam edeceklerdir. Anayasa çalışmalarını seçimlerden sonra başlatacağız, bu noktada TOBB'un da çalışmaları olduğunu biliyoruz. Herkesin katkısını, yapıcı eleştirisini alacağımız bir anayasa yapacağız. Hukukun güçlü olmadığı, hiç bir zeminde ekonomi, demokrasi büyümez bunlar atbaşı olacak biz bunları başardık ve bugünlere geldik. Şimdi 12 Haziran'dan sonra Anayasayı Türkiye'ye yakışır bir hale getirerek engelleri önümüzden kaldıracağız.
ŞİMDİ ÇOCUKLARIN BAKIŞI BÜSKİVİTİ GEÇTİ
Dün İzmir'de Çandarlı limanının temelini attık, dünyanın büyük ilk 10 limanından biri oluyor, 12 Haziran'dan sonra kalkınma büyümenin önüne geçecek yaşam kalitesini her alanda arttıracağız. 8,5 yıl önce Türkiye'de attığımız adımlarla çok şey değişti. 2013'te Marmaray'ı bitiriyoruz, oradan hızlı trenlerle geçeceğiz, 15 bin kilometre bölünmüş yol, İstanbul'a Kanal İstanbul ve nice projeler, artık illerimizi de birere gecekondu kentinden olmaktan kurtaracağız. Şehirlerin insanlar üzerinde unutmayınız hakkı vardır. Bu ülkenin gençlerinin vizyonu yerelin ötesine geçemiyor, 10 yıllar boyunca Karabük'lü gencin en büyük hayali Kardemir'de iş bulabilmekti, Ereğlili gençlerin hayali orada ki kamu yatırımlarında iş sahibi olmanın ötesine geçemiyordu. Şimdi çocukların bakışı büskiviti geçti, beni gören çocuklar artık 'Başbakan amca bilgisayar istiyoruz' diyorlar. Şimdi 4 yıl içinde akıllı tahtalara geçeceğiz, öğrencilerimize elektronik kitaplar dağıtacağız, Van'da ki, Konya'da ki genç ABD'nin, Avrupa'nın üniversitesini ve orada ki iş dünyasını gözüne kestiriyor.
İSRAİL ENDİŞELERİMİZ ARTTIRIYOR
Bugün eğer Ortadoğu sokaklarında birileri Türkiye, Türkiye sloganları atıyorsa bu geldiğimiz seviyenin bir eseridir. Çünkü Türkiye dik duruyor, hakkı söylüyor, mazlumları, mağdurları ve adaleti cesaretle savunuyor. Buradan iş dünyamızı yakından ilgilendiren meselelere değinmek istiyorum. Filistinliler büyük felakette malesef yine kan ve gözyaşı ile anmak zorunda kaldılar. Lübnan, İsrail sınırında gösteri yapanlara ateş açıldı, maalesef 1946'da ki katliamın ardından Filistin ve Lübnan'da Şaron, Cenin ve en son Gazze katliamıyla 10 binler hayatını kaybetti. Evinden, toprağından mahrum bırakıldı, İsrail'in şiddetten beslenen politikaları devam ettirmesi hatta Akdeniz'de ki gemileri hedef alması endişelerimizi artırıyor. Beşşar Esad'la defalarca görüştüm, reformları hızla devreye sokması talebinde bulundum, mezhep çatışmalarını engellemek için yoğun gayret gösteriyor ve gerekeni yapıyoruz. Temennimiz Suriye'nin biran önce huzur ve güvenliğe kavuşması temennimiz, bir diğer yakından izlediğimiz ülke ise Bosna Hersek, Avrupa'nın ortasında en son arzu ettiğimiz gelişme Bosna'da bir huzursuzluk olacaktır. AB malesef popülist siyasetçilerin eline bırakılmış ve içine kapanarak farklı bir görüntü veriyor, iş dünyasını yakından ilgilendiren bir diğer ülke ise Libya. Kaddafi'ye açık açık mesajımızı gönderdik, Kaddafi'nin koltuğu bırakmayarak Libya'yı ateş üstünde tuttuğunu görüyoruz, orada barışın sağlanması için elimizden geleni yapıyoruz. Libya'nın bir an önce eski barış günlerine kavuşmasını diliyoruz.
8,5 yıl boyunca Türkiye'yi kardeşlik üzerinde büyüttük bundan sonra da kardeşlik üzerinde yücelteceğiz. İş dünyamızın her an umutlu olduğunu ve Türkiye'nin her engeli aşacağına inandığını gittiğim her yerde görüyorum. Ben TOBB'un 66. Genel Kurulu'na bir kez daha başarılar diliyorum.
