Bahçeli, Karabük‘te Halka Seslendi
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partililerine çağrıda bulunarak, 12 haziran seçimlerinde sandıklara sahip çıkmalarını istedi.
Bahçeli, Safranbolu ilçesi Beştepeler mevkiinde partililerce karşılanmasının ardından partisinin ilçe başkanlığını ve ve bazı esnafı ziyaret ederek Karabük‘e geçti. Bahçeli, Belediye Başkanı Rafet Vergili‘yi makamında ziyaret ederek bir süre görüştü. Vergili, Bahçeli‘ye çini vazo hediye etti. Burada şeref defterini imzalayan Bahçeli, bir süre CHP Karabük milletvekili adayı Mustafa Eren ile görüştü.
Bahçeli daha sonra Zonguldak Caddesi üzerinde Karabük Belediyesi tarafından yapılan, ‘‘Minibüs Terminali Açılışı‘‘, Battı-Çıktı Temel Atma‘‘, ‘‘Kütüphane Temel Atma‘‘, ‘‘Terminal Üst Geçit Temel Atma‘‘, ‘‘Kayabaşı Asansör Kule Montajı‘‘ ve ‘‘Onurpark Temel Atma‘‘ için yapılan toplu açılış törenine katıldı.
Karabük Belediyesi tarafından modernleştirilen minibüs durağının açılışında halka seslenen Bahçeli, 12 haziran seçimlerinin Türk milletinin geleceği açısından bir dönüm noktası olacağını ve bu nedenle seçimlerin güvenlik ortamında gerçekleşmesi için siyasi iktidara çok büyük görev düştüğünü belirterek, "Bu seçimlerin, milletimizin geleceğini belirleyecek olması nedeni ile üzerinde bir toplu iğne ucu kadar kara bir leke ve gölge bulunmamalı. Son yıllar içersinde ne yapılıyorsa oraya bir hilenin,
sahtekarlığın karıştığını görmekteyiz. 1 milyon 700 bin yüksek öğrenim gençliğinin yerleştirme sınavını güven, adalet ve dürüstlük içerisinde yapamayan bir siyasi iktidarın 73 milyonluk Türkiye‘nin kader seçimini nasıl yapacak? Hangi partiden olursanız olun görevinizi sonuna kadar yapabilmenin çabası içerisinde olmalısınız" dedi.
Ülkücülerin her türlü fedakarlığı ortaya koyarak inandığı yolda yürüdüğünü de anlatan Devlet Bahçeli, "Özellikle MHP‘nin değerli mensuplarından sandıklarda görev alacaklara sesleniyorum, her türlü fedakarlığı ortaya koyarak inandığın bir yolda yürüyorsun. Hizmet aşkıyla dolusun ancak seçim sandıklarındaki hileler ile baş edemiyorsun. Sahip çıkamıyorsun. Sandık başına geliyorsun yarım saat sonra ayrılıyorsun ya bir kahvehaneye ya da bir işinin peşine gidiyorsun, hem kendini hem davanı hem de seçimleri
gölgeleyecek bir yanlışın içinde oluyorsun. Sizin adınıza verilen oyları sandıkta bir başka partiye yazılmasına, hile yoluyla silinmesine veya başka amaçlar doğrultusunda kullanılmasına fırsat tanıyorsun. Öyleyse seçimden seçime uyurken sen çalışıyorsun, mübarek insan, sandık günü de çalış. Sandığa sahip ol. Her sandıktan 3 oy çalınmış olsa ki öyle oluyor, kaybedilen oyları tekrar kazanabilmek için gece gündüz, çoluğun çocuğunun rızkını seferber ederek çalışan kardeşlerinize, üstlendiğini görevde
ihmalkarlık yaptığınız için haksızlık yapıyorsunuz. Bu sandıklara sahip çıkarak nereden gelirse gelsin her türlü hileye mani olmaya çalışacaksınız. Sandıklar açılıp sonuçlar alınıncaya kadar görev yerini terk etmeyeceksiniz. Sizin gayretlerinizin gerçek değereini almış olduğunuz oylardan çok daha fazla olduğunu göreceksiniz. Bir hatayı da böylelikle tefli etmiş olacaksınız" uyarısında bulundu.
9 yıldan bu yana ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye‘yi bir gerilim ortamında çatışmaya sürükleyerek, cephelere, kamplara, kutuplara ayırdığını iddia eden Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü: "İnanlar inanmayanlar, ilericiler gericiler, laikler antilaikler gibi Türkiye‘nin her yönünü bir ikileme sokan ve bunlar arasındaki bir gerilimle, bir çatışma iklimi ile varlığını devam ettirmek isteyen siyasi iktidar bu özelliğini 9 yıl sürdürmüştür. Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne bu insanlarımız
büyük Türk milleti ailesi olarak kendisi görmüş ve bir arada yaşayabilmenin büyük gayretlerini ortaya koymuştur. Osmanlı‘nın yıkılış, çözülüş olarak hatırladığımız yıllarında birinci dünya savaşı olmuştur. Bu savaş 1914‘te başlamış ve 1918‘de bitmiştir. Savaşın başladığı gün Osmanlı‘nın sahip olduğu toprak alanı 4 milyon kilometrekaredir. Ancak savaş döneminde 3 bin 200 kilometrekare toprak kaybetmiştir. Sonunda Osmanlı‘nın yıkılışından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Misak-ı Milli sınırları diye ifade
ettiği alan 780 bin kilometrekaredir. Bu derece toprak kaybı, aynı zamanda nüfusunda Türkiye‘ye doğru kayışını sağlamıştır. Balkan ve Kafkaslardan akraba olan vatandaşlarımız gelmişlerdir. Türkiye 13 milyondan 73 milyona kadar ulaşan bir nüfusla yeni yuvalar, yeni evlilikler yapa yapa bugüne gelmiştir. Bugün kimi kimden ayıracaksın? Başbakan ağzına almış bir sakız çevirip duruyor ve sürekli 36 etnik grup var diyor. Kimdir bunlar sayın Başbakan, kimi kastediyorsun? Bir arada ve birlikte yaşayarak nesillerce
yeni yeni yuvalar kurarak hayatını devam ettiren insanları etnik bir kimlik tartışmasına neden çekiyorsun? Herkesi bir kimlik arayışına sevk edeceksin, aileleri huzursuz kılacaksın. 36 diye diye Türkiye etnik temelli bir bölünme sürecine girdi. Demokratik açılım zırvası bir hıyanet projesi olarak Türkiye‘yi bölünmenin eşiğine getirdi. Hakkari‘de neler oluyor, Diyarbakır‘da hangi toplantılar yapılıyor, Van‘da ne gibi olaylar gelişiyor, İstanbul‘un sokakları neden yanıyor? Milletvekili kılıklılar polis
kardeşime tokat atıyor, öbür belediye başkanı çıkıyor panzerlerin üstünde nutuk atmaya çalışıyor. Hakkari‘de kaymakam yok, vali yok, İstanbul‘da sabahlara kadar molotoflar patlıyor, araçlar yakılıyor ama devlet yok, başbakan yok, cumhurbaşkanı yok, bir tek polis kardeşim kalmış. Polis kardeşim de peşmergelerle sabaha kadar boğuşuyor. Böyle bir ülkede hangi çıraklık, kalfalık aşamalarından geçerek ustalığa hevesleniyorsun? Sen çırak bile olamamışsın, kalfa olamamışsın. Sen kendin öğrenerek bir şey
üretmemişsin, kulağa kim nerden ne fısıldıyorsa teslimiyet politikası ile onları yapmaya çalışıyorsun. Okyanus ötesindeki sesi dinliyorsun, Brüksel‘in fırtınasını Türkiye‘ye taşıyorsun."
Kaynak: İHA
Bahçeli daha sonra Zonguldak Caddesi üzerinde Karabük Belediyesi tarafından yapılan, ‘‘Minibüs Terminali Açılışı‘‘, Battı-Çıktı Temel Atma‘‘, ‘‘Kütüphane Temel Atma‘‘, ‘‘Terminal Üst Geçit Temel Atma‘‘, ‘‘Kayabaşı Asansör Kule Montajı‘‘ ve ‘‘Onurpark Temel Atma‘‘ için yapılan toplu açılış törenine katıldı.
Karabük Belediyesi tarafından modernleştirilen minibüs durağının açılışında halka seslenen Bahçeli, 12 haziran seçimlerinin Türk milletinin geleceği açısından bir dönüm noktası olacağını ve bu nedenle seçimlerin güvenlik ortamında gerçekleşmesi için siyasi iktidara çok büyük görev düştüğünü belirterek, "Bu seçimlerin, milletimizin geleceğini belirleyecek olması nedeni ile üzerinde bir toplu iğne ucu kadar kara bir leke ve gölge bulunmamalı. Son yıllar içersinde ne yapılıyorsa oraya bir hilenin,
sahtekarlığın karıştığını görmekteyiz. 1 milyon 700 bin yüksek öğrenim gençliğinin yerleştirme sınavını güven, adalet ve dürüstlük içerisinde yapamayan bir siyasi iktidarın 73 milyonluk Türkiye‘nin kader seçimini nasıl yapacak? Hangi partiden olursanız olun görevinizi sonuna kadar yapabilmenin çabası içerisinde olmalısınız" dedi.
Ülkücülerin her türlü fedakarlığı ortaya koyarak inandığı yolda yürüdüğünü de anlatan Devlet Bahçeli, "Özellikle MHP‘nin değerli mensuplarından sandıklarda görev alacaklara sesleniyorum, her türlü fedakarlığı ortaya koyarak inandığın bir yolda yürüyorsun. Hizmet aşkıyla dolusun ancak seçim sandıklarındaki hileler ile baş edemiyorsun. Sahip çıkamıyorsun. Sandık başına geliyorsun yarım saat sonra ayrılıyorsun ya bir kahvehaneye ya da bir işinin peşine gidiyorsun, hem kendini hem davanı hem de seçimleri
gölgeleyecek bir yanlışın içinde oluyorsun. Sizin adınıza verilen oyları sandıkta bir başka partiye yazılmasına, hile yoluyla silinmesine veya başka amaçlar doğrultusunda kullanılmasına fırsat tanıyorsun. Öyleyse seçimden seçime uyurken sen çalışıyorsun, mübarek insan, sandık günü de çalış. Sandığa sahip ol. Her sandıktan 3 oy çalınmış olsa ki öyle oluyor, kaybedilen oyları tekrar kazanabilmek için gece gündüz, çoluğun çocuğunun rızkını seferber ederek çalışan kardeşlerinize, üstlendiğini görevde
ihmalkarlık yaptığınız için haksızlık yapıyorsunuz. Bu sandıklara sahip çıkarak nereden gelirse gelsin her türlü hileye mani olmaya çalışacaksınız. Sandıklar açılıp sonuçlar alınıncaya kadar görev yerini terk etmeyeceksiniz. Sizin gayretlerinizin gerçek değereini almış olduğunuz oylardan çok daha fazla olduğunu göreceksiniz. Bir hatayı da böylelikle tefli etmiş olacaksınız" uyarısında bulundu.
9 yıldan bu yana ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye‘yi bir gerilim ortamında çatışmaya sürükleyerek, cephelere, kamplara, kutuplara ayırdığını iddia eden Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü: "İnanlar inanmayanlar, ilericiler gericiler, laikler antilaikler gibi Türkiye‘nin her yönünü bir ikileme sokan ve bunlar arasındaki bir gerilimle, bir çatışma iklimi ile varlığını devam ettirmek isteyen siyasi iktidar bu özelliğini 9 yıl sürdürmüştür. Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne bu insanlarımız
büyük Türk milleti ailesi olarak kendisi görmüş ve bir arada yaşayabilmenin büyük gayretlerini ortaya koymuştur. Osmanlı‘nın yıkılış, çözülüş olarak hatırladığımız yıllarında birinci dünya savaşı olmuştur. Bu savaş 1914‘te başlamış ve 1918‘de bitmiştir. Savaşın başladığı gün Osmanlı‘nın sahip olduğu toprak alanı 4 milyon kilometrekaredir. Ancak savaş döneminde 3 bin 200 kilometrekare toprak kaybetmiştir. Sonunda Osmanlı‘nın yıkılışından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Misak-ı Milli sınırları diye ifade
ettiği alan 780 bin kilometrekaredir. Bu derece toprak kaybı, aynı zamanda nüfusunda Türkiye‘ye doğru kayışını sağlamıştır. Balkan ve Kafkaslardan akraba olan vatandaşlarımız gelmişlerdir. Türkiye 13 milyondan 73 milyona kadar ulaşan bir nüfusla yeni yuvalar, yeni evlilikler yapa yapa bugüne gelmiştir. Bugün kimi kimden ayıracaksın? Başbakan ağzına almış bir sakız çevirip duruyor ve sürekli 36 etnik grup var diyor. Kimdir bunlar sayın Başbakan, kimi kastediyorsun? Bir arada ve birlikte yaşayarak nesillerce
yeni yeni yuvalar kurarak hayatını devam ettiren insanları etnik bir kimlik tartışmasına neden çekiyorsun? Herkesi bir kimlik arayışına sevk edeceksin, aileleri huzursuz kılacaksın. 36 diye diye Türkiye etnik temelli bir bölünme sürecine girdi. Demokratik açılım zırvası bir hıyanet projesi olarak Türkiye‘yi bölünmenin eşiğine getirdi. Hakkari‘de neler oluyor, Diyarbakır‘da hangi toplantılar yapılıyor, Van‘da ne gibi olaylar gelişiyor, İstanbul‘un sokakları neden yanıyor? Milletvekili kılıklılar polis
kardeşime tokat atıyor, öbür belediye başkanı çıkıyor panzerlerin üstünde nutuk atmaya çalışıyor. Hakkari‘de kaymakam yok, vali yok, İstanbul‘da sabahlara kadar molotoflar patlıyor, araçlar yakılıyor ama devlet yok, başbakan yok, cumhurbaşkanı yok, bir tek polis kardeşim kalmış. Polis kardeşim de peşmergelerle sabaha kadar boğuşuyor. Böyle bir ülkede hangi çıraklık, kalfalık aşamalarından geçerek ustalığa hevesleniyorsun? Sen çırak bile olamamışsın, kalfa olamamışsın. Sen kendin öğrenerek bir şey
üretmemişsin, kulağa kim nerden ne fısıldıyorsa teslimiyet politikası ile onları yapmaya çalışıyorsun. Okyanus ötesindeki sesi dinliyorsun, Brüksel‘in fırtınasını Türkiye‘ye taşıyorsun."
