'Ortadoğu'da yaşananlar siyasi bir tsunami'

Doç. Dr. Mensur Akgün, Ortadoğu'da liderlerin, liberal, demokratik ve insan haklarına daha saygılı bir rejimin temellerini oluşturmak zorunda olduklarını savunarak, "Aksi takdirde bu bir tsunami tam anlamıyla. Yani Japonya'da gördüğümüzün siyasi niteliklisi gerçekleşiyor şu an Ortadoğu'da" dedi.

'Ortadoğu'da yaşananlar siyasi bir tsunami'
Suriye‘de hükümet istifa etti (Son Detaylar)

Doç. Dr. Mensur Akgün, Ortadoğu'da liderlerin, liberal, demokratik ve insan haklarına daha saygılı bir rejimin temellerini oluşturmak zorunda olduklarını savunarak, "Aksi takdirde bu bir tsunami tam anlamıyla. Yani Japonya'da gördüğümüzün siyasi niteliklisi gerçekleşiyor şu an Ortadoğu'da" dedi. Akgün, Kaddafi de direnirse, Libya'yı bir kaos beklediğini ileri sürdü.

TRT Haber ekranlarında yayınlanan Rıdvan Memi'nin sunduğu Kozmik Oda programının dün akşam ki bölümüne konuk olan İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mensur Akgün Ortadoğu'da yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"LİBYA HAREKATI HUKUKEN MEŞRU SİYASETEN DEĞİL"

Memi'nin, "Bu harekatın uluslararası hukukta meşruiyeti var mı" sorusuna Akgün, "Hukuken bir meşruiyeti var ama siyaseten meşruiyeti var mı, o tartışma konusu. Bana kalırsa çok fazla yok" diye cevap verdi.
Fransa başkanlığındaki koalisyon güçlerinin hukuken tartışmalı bir müdahele gerçekleştirdiğini belirten Akgün, "Ama bundan sonra tabi meşruiyeti var mı, bir defa müdahale gerçekleştirdikten ve oradaki insanlar birbirileriyle çatışmaya başladıktan sonra tabiki bir meşriyetin olduğunu söylemek mümkün. Ama başlangıç aşamasında bunun meşruiyeti gerçekten çok tartışmalı" diye konuştu.

"LİBYA'DA SALDIRIDAN ÖNCE DİPLOMASİ TERCİH EDİLEBİLİRDİ"

"Uçuşa yasak bölge sağlanması için ille de gidip bütün askeri tesislerin yok edilmesi, bütün savunma mekanizmaların yok edilmesi gerekmiyordu" diyen Akgün, "Yani bunu farklı askeri yöntemlerdede yapabilirdiniz, diplomasiyi önceliyebilirdiniz ama maalesef bunu yapmadılar. Karşılarında başka ülke olsaydı herhalde farklı şekilde davranacaklardı. Karşılarında Libya ve Kaddafi olunca böyle bir yöntemi seçmeyi tercih ettiler" dedi.

Bir de ateşkes meselesi olduğunu söyleyen Akgün, "Ateşekesi kabul eden birine böyle bir saldırı gerçekleştirilmiş olması da meşruiyet meselesinin çok gündemde olmadığını gösteriyor. Bahreyn'e baktığınız zaman müdahale etmek istemiyorlar çünkü Amerikan 5. filosunun orada üssü var. Başka bir yere baktığını zaman müdahale gerçekleşebiliyor" şeklinde konuştu.

Libya'ya askeri hareketin siyaseten meşru olmadığını da savunan Akgün, NATO'nun Libya'da sınırlı bir sorumluluk üstleneceğini söyledi. Akgün, sivillerin korunması gerekçesiyle de Libya'ya saldırıların devam edeceğini ileri sürdü.

"KADDAFİ DİRENİRSE, LİBYA'YI KAOS BEKLİYOR"

Memi'nin, "Kaddafi süreci direnirse ne olur?" sorusu üzerine Akgün, "Kaos olur" diyerek şöyle devam etti:

"Şu anda bile bir kaos var. Yani bir istikrarsızlık, uzun dönemli bir bölünme olabilir. Bu koalisyon güçlerinin ve NATO'nun takınacağı tutuma bağlı. Kara harekatını güçlendirmeye kalkarlarsa bu iş daha kolay olur. Ama Libyanın etnik yapısı gereği de bir bölünmenin gerçekleşmesi söz konusu."

Uzun dönemli bir kaosun Irak'ta olduğu gibi Libya'da olabileceğine işaret eden Akgün, "Bir de Libya'da ön saflarda çarpışanların El-Kaide elemanları olduğu söyleniyor. Yapılan mülakatlar da aslında Afganistan'da talibanla birlikte çarpışan insanlardan oluştuğunu gösteriyor" dedi.

"SURİYELİLER HÜKÜMET DEĞİŞİLİĞİYLE TATMİN OLMAZ"

Suriye'deki duruma da ilişkin, "Hükümet istifa etti. Tabi bir hükümetin kurulması söz konusu olacak ama sadece hükümet değişikliği ile halkın tatmin olacağını zannetmiyorum" değerlendirmesinde bulunan Akgün şunları kaydetti:

"Çünkü herkes biliyor ki, orada hükümet değil Esat ailesi iktidarda. Onlar iktidarlarını sınırlayacak köklü tedbirlere gitmedikleri takdirde yani demokratikleşme yolunda adım atmadıkları takdirde yakın bir gelecekte aynı başka yerlerde olduğu gibi iktidarlarını korumaları çok mümkün gibi gözükmüyor.

Liberalleşmek, demokratikleşmek insan haklarına daha saygılı bir rejimin temellerini oluşturmak zorundalar. Aksi takdirde bu bir tsunami tam anlamıyla. Yani Japonya'da gördüğümüzün siyasi niteliklisi gerçekleşiyor şu an Ortadoğu'da.

Sebebi ne olursa ciddi bir demokratikleşme talebi söz konusu. Esat yönetimi bunları karşılamazsa ben iktidarda kalabileceğini zannetmiyorum. Ne kadar baskı yaparsa yapsın geri tepecektir. Çünkü insanlar bu işin olabileceğini gördüler diğer Arap ülkelerinde."

BEYAZ GAZETE