Bu Laboratuvar, Yapıların Röntgenini Çekiyor
Laboratuvar müdürü Altınsoy: -``Eğer tedbir alınsaydı Türkiye bugüne kadar yaşamış olduğu depremlerde, bu boyutta bir yıkıcılıkla ve hasarla kesinlikle karşılaşmazdı`` (fotoğraflı-görüntülü) ÇANAKKALE (A.
A) - 05.11.2011 - Umut Özgan - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Yapı Malzemeleri Laboratuvarında, 140 yapı türünün, testlerden geçirilerek, depremselliği ve dayanıklılığı ölçülüyor
Laboratuvar müdürü öğretim üyesi Ferruh Altınsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mevcut yapıların depreme dayanıklılık testlerini yapabilmek için öncelikle yapıların projelerinin olup olmadığını, proje var ise projeyle uyumlu olarak yapılıp yapılmadığını yerinde tayin etmek gerektiğini bildirdi
Taşıyıcı sistem elemanlarının, malzeme kalitesinin tahribatsız ve tahribatlı deney yöntemleriyle tayin edildiğini ifade eden Altınsoy, ``Yani belirleyeceğimiz perde, kolon ve kiriş yapı elemanlarından önce tahribatsız yöntemle yeterince beton test çekici okumaları yapıyoruz. Daha sonra da karot numunesi alarak laboratuvara getiriyoruz. Daha sonra karot numunelerini usulüne uygun hazırlayıp, beton test presi altında, betonun dayanım gücünü tayin ediyoruz`` dedi
Buna bağlı olarak betonun geçirimliğini, kullanılan agrega durumunun usulüne uygun olarak üretilip üretilmediğini tayin edebildiklerine işaret eden Altınsoy, şöyle devam etti: ``Bu önemli bir konu, şöyle ki yapının taşıyıcı sistemini oluşturan betonarme karkas bir bina ise, tabii ki kolon, kiriş, döşeme ve perdeler betonarme olarak üretiliyor. Beton kalitesinin dışında, çelik donatıyla aynı şekilde korozyona uğrayıp uğramadığını, projesinin uygun olarak yapılıp yapılmadığını, etriye aralıklarının düzenli konulup konulmadığını donatı tespit cihazıyla ölçerek, yer yerde yönetmeliğin ön gördüğü ölçüde pas paylarını kaldırıp bizzat yerinde tayin ediyoruz. Ondan sonra da laboratuvar çalışmalarıyla bu konuyu sonuçlandırıyoruz.`` ``Ülkemizin son yıllarda yaşadığı depremleri ve deprem sonrası üniversitelerce hazırlanan raporları incelediğimizde, malzeme, işçilik kalitesi ve beton kalitesiyle doğru orantılı olduğunu, bu konularda eksikliklerin yapıldığını görüyoruz`` diyen Altınsoy, şöyle konuştu: ``Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer tedbir alınsaydı Türkiye bugüne kadar yaşamış olduğu depremlerde, bu boyutta bir yıkıcılıkla ve hasarla kesinlikle karşılaşmazdı. Van`daki son depremde de gözlemlediğimiz, yazılı ve görsel basından izlediğimiz kadarıyla, yeni yönetmeliklere göre yapılan yapıların da yıkıldığını görüyoruz. 7.2 şiddetindeki bir deprem tabii ki küçümsenmeyecek boyutlarda bir deprem. Ancak bu ölçülerde hasar vermemesi gerekirdi. Bu yapıların yıkılmasının projelendirme hatası, yahut şantiye de uygulama esnasında gereği gibi uygulama yapılmamasından ve denetim yetersizliğinden kaynaklandığı kanaatindeyim.`` -Türkiye`deki mevcut yapı stoku denetimden geçirilmeli- ÇOMÜ Yapı Malzemeleri Laboratuvarı Müdürü Ferruh Altınsoy, Türkiye`nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu, coğrafyasının yüzde 96`sının ve nüfusunun da yaklaşık yüzde 95`inin deprem kuşağı üzerinde yer aldığını vurguladı
Deprem haritasında birinci derece deprem bölgesi olarak adlandırılan yerlere bakıldığında, ülkenin en önemli kısımlarında sanayi ve insan yoğunluğunun çok olduğu illeri ve bölgeleri kapsadığını kaydeden Altınsoy, ``Öncelikle mevcut yapı stokunun hızlı bir şekilde denetimden geçirilmesi gerekir. Yıkılması gereken yapılar ve güçlendirilmeyle daha üst düzeylere getirilecek olan binalar ayırt edilmeli ve buna göre güçlendirilmesi gereken binalar yönetmeliklerin öngördüğü düzeye yükseltilmelidir. Öbür türlü de hükümetin söylediği ve karar aldığı gibi kentsel bir dönüşüm projesiyle mutlaka kurtarılması gerekir`` dedi
Türkiye`de bundan sonraki uygulamalarda denetimin mutlaka ön görüldüğü gibi yapılması gerektiğini ifade eden Altınsoy, ``Yapılarda zeminden başlayarak her türlü etüdün düzgünce yapılıp, fen ve sanat kurallarına, yönetmeliklere ve teknik verilere sadık kalınarak, yapı projelerinin projelendirilip uygulanarak ve denetlenerek yapılması gerekir`` diye konuştu
(UMT-CC-DEL)
Kaynak: AA
Laboratuvar müdürü öğretim üyesi Ferruh Altınsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mevcut yapıların depreme dayanıklılık testlerini yapabilmek için öncelikle yapıların projelerinin olup olmadığını, proje var ise projeyle uyumlu olarak yapılıp yapılmadığını yerinde tayin etmek gerektiğini bildirdi
Taşıyıcı sistem elemanlarının, malzeme kalitesinin tahribatsız ve tahribatlı deney yöntemleriyle tayin edildiğini ifade eden Altınsoy, ``Yani belirleyeceğimiz perde, kolon ve kiriş yapı elemanlarından önce tahribatsız yöntemle yeterince beton test çekici okumaları yapıyoruz. Daha sonra da karot numunesi alarak laboratuvara getiriyoruz. Daha sonra karot numunelerini usulüne uygun hazırlayıp, beton test presi altında, betonun dayanım gücünü tayin ediyoruz`` dedi
Buna bağlı olarak betonun geçirimliğini, kullanılan agrega durumunun usulüne uygun olarak üretilip üretilmediğini tayin edebildiklerine işaret eden Altınsoy, şöyle devam etti: ``Bu önemli bir konu, şöyle ki yapının taşıyıcı sistemini oluşturan betonarme karkas bir bina ise, tabii ki kolon, kiriş, döşeme ve perdeler betonarme olarak üretiliyor. Beton kalitesinin dışında, çelik donatıyla aynı şekilde korozyona uğrayıp uğramadığını, projesinin uygun olarak yapılıp yapılmadığını, etriye aralıklarının düzenli konulup konulmadığını donatı tespit cihazıyla ölçerek, yer yerde yönetmeliğin ön gördüğü ölçüde pas paylarını kaldırıp bizzat yerinde tayin ediyoruz. Ondan sonra da laboratuvar çalışmalarıyla bu konuyu sonuçlandırıyoruz.`` ``Ülkemizin son yıllarda yaşadığı depremleri ve deprem sonrası üniversitelerce hazırlanan raporları incelediğimizde, malzeme, işçilik kalitesi ve beton kalitesiyle doğru orantılı olduğunu, bu konularda eksikliklerin yapıldığını görüyoruz`` diyen Altınsoy, şöyle konuştu: ``Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer tedbir alınsaydı Türkiye bugüne kadar yaşamış olduğu depremlerde, bu boyutta bir yıkıcılıkla ve hasarla kesinlikle karşılaşmazdı. Van`daki son depremde de gözlemlediğimiz, yazılı ve görsel basından izlediğimiz kadarıyla, yeni yönetmeliklere göre yapılan yapıların da yıkıldığını görüyoruz. 7.2 şiddetindeki bir deprem tabii ki küçümsenmeyecek boyutlarda bir deprem. Ancak bu ölçülerde hasar vermemesi gerekirdi. Bu yapıların yıkılmasının projelendirme hatası, yahut şantiye de uygulama esnasında gereği gibi uygulama yapılmamasından ve denetim yetersizliğinden kaynaklandığı kanaatindeyim.`` -Türkiye`deki mevcut yapı stoku denetimden geçirilmeli- ÇOMÜ Yapı Malzemeleri Laboratuvarı Müdürü Ferruh Altınsoy, Türkiye`nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu, coğrafyasının yüzde 96`sının ve nüfusunun da yaklaşık yüzde 95`inin deprem kuşağı üzerinde yer aldığını vurguladı
Deprem haritasında birinci derece deprem bölgesi olarak adlandırılan yerlere bakıldığında, ülkenin en önemli kısımlarında sanayi ve insan yoğunluğunun çok olduğu illeri ve bölgeleri kapsadığını kaydeden Altınsoy, ``Öncelikle mevcut yapı stokunun hızlı bir şekilde denetimden geçirilmesi gerekir. Yıkılması gereken yapılar ve güçlendirilmeyle daha üst düzeylere getirilecek olan binalar ayırt edilmeli ve buna göre güçlendirilmesi gereken binalar yönetmeliklerin öngördüğü düzeye yükseltilmelidir. Öbür türlü de hükümetin söylediği ve karar aldığı gibi kentsel bir dönüşüm projesiyle mutlaka kurtarılması gerekir`` dedi
Türkiye`de bundan sonraki uygulamalarda denetimin mutlaka ön görüldüğü gibi yapılması gerektiğini ifade eden Altınsoy, ``Yapılarda zeminden başlayarak her türlü etüdün düzgünce yapılıp, fen ve sanat kurallarına, yönetmeliklere ve teknik verilere sadık kalınarak, yapı projelerinin projelendirilip uygulanarak ve denetlenerek yapılması gerekir`` diye konuştu
(UMT-CC-DEL)
