Lütfederse kendisine isim de veririm
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4 günlük Güney Afrika ziyareti öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika gezisi öncesi Atatürk Havalimanı'nda yaptığı basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:
Güney Afrika'da işadamlarımızı bir araya getireceğiz, 125 işadamı beraber giriyoruz ve bu ziyaretimizde Güney Afrika'da işbirliği konferans merkezinde Türk dış politikası temalı bir konuşma yapacağım, bu ziyaretimizde Güney Afrika ile ilişkilerimizi sağlamlaştıracak anlaşmalara da ayrıca önem veriyoruz. Güney Afrika ile ilişkilerimizin gelişmesine çaba harcıyoruz, ihracatımızda ciddi bir gelişme söz konusu 2008 yılının hedeflerini şimdi yakalamış oluyoruz ve Güney Afrika Cumhuriyeti'ne 2005 yılında bir ziyaretim olmuştu o zaman sayın Zuma ile kendilerinin 2003 ziyaretine bir iadei ziyaretti. Güney Afrika Cumhuriyeti tüm Afrika kıtası içinde çok çok farklı bir konumu olan ve BM Güvenlik Konseyi'nde geçici üye olarak görev yapıyorlar.
Bölgelerinde siyasi ve ekonomik anlamda lider olan Türkiye ve Güney Afrika Cumhuriyeti sahip oldukları geniş demokrasi anlayışı ile uluslararası çözüm sunan dünya siyasetinde ağırlığı olan iki ülke, Güney Afrika ülkemizin Sahra Güneyi'nde olan önemli ticaret merkezlerinden birisi. Güney Afrika'da yatırımlarımıza baktığımızda 4 yüz milyon dolara yatırımlarımız ulaşmış vaziyette, böyle bir tablo da yeterli değil çünkü potansiyellerimiz bunu ortaya koyuyor, bunun daha çok ilerde olmasını diliyorum bu rakamları daha çok ileri seviyelere çekmek için uğraşıyoruz. G-20'de de verimliliğimiz var 2011, 2012 dönemi için üyeliği devam eden Güney Afrika'da gerçekleştireceğimiz temaslar gerek bölgesel, gerekse uluslararası meselelerde işbirliği alanlarımızın geliştirilmesinde katkı sağlayacaktır.
.jpg)
SORULAR
Almanya vakıfları konusunda başka görüşünüz varsa alabilirmiyiz?
Benim ne konuştuğumu maalesef medya tam manasıyla aynı şekilde yansıtmıyor, şimdi burada da maalesef bu yansıtmada da bazı cımbızlamaların olduğunu ifade edeceğim. Bu görüşmemiz teyp kaydına alınmıştır, arkadaşlar bu esnada ben bu Alman vakıfları neler diye sorduklarında siz arar bulursunuz' dedim, kendilerine bu vakıf altında fon, bu tür yatırımlar için dünyada krediler veriliyor, hibeler yapılıyor. Bu kredi nedir? Borçlandırmadır, hibe borç değildir Türkiye'de de bazı CHP belediyeleri ki kredidir, bu kredi ilişkilerinde hazine teminatı gerektiği için oraya da başvuru yapmışlardır. Dediğim diğer BDP'li belediyeler noktasında aldıkları krediler vardır ve devam ediyordur.
Ben ne demişim? Para değil, belediye ile kredi sözleşmesi yapıyor, bu kredi sözleşmesini yapıyor geliyor orada diyelim ki su kanalizasyon işi ama şu müteahhit firmaya veriliyor, sözleşme o şekilde yapılıyor. O müteahhit firma da şüpheli dimi? Diyorlar bende ona; İşte onlar işi o şekilde bağlıyorlar, iş yasalara uyacak şekilde yapılıyor ama yakalanıyorlar' diyorum. Diğer bazı burada ki konular böyle konunun aslı şu, bu söylenen vakıflar benim konuşmamla da gündeme gelmedi bu konu daha önce gündeme gelmiş konular. Alman vakıflarının uzun zamandır Türkiye'de buna benzer girişimleri var hatta ana muhalefet partisine bu şekilde yardımı konusu tartışma konusu da olmuştur. Şuanda ana muhalefet partisi lideri kendi belediyeleri bir araştırsın, sizin hanginiz Alman vakıfları ile kredi görüşmesi içindesiniz diye sorsun, bunlar ilçe belediyesi de değil, ufak belediyelerde değil. Ben bu kadarını bir kenara koyuverdim, bu konuda özel bilgi isterlerse onu da kendisiyle görüşürüz ve o zaman kendilerine çok daha farklı şekilde yardımcı oluruz, kapıya koyar koymaz kendisi bilir. Türkiye'de bu oyun yeni çalışmıyor, benim anlattığım konu budur ve özellikle ağırlıklı BDP'li belediyelere bu söylediğim vakıflar kredi, hibe mekanizmasını çok çalıştırıyorlar bunu da ayrıca ifade etmiş olayım.
Rasmussen'in Türkiye hakkında yaptığı açıklamalar için düşünceleriniz nelerdir?
Rasmussen'in tavır ve açıklamalarını gördünüz, NATO'yla istihbarat çalışmamız devam ediyor. Kıbrıs Rum Kesimi yanlış davranış içindedir, burada çalışma arkadaşı olarak İsrail'i seçmesi farklı bir sabote girişimidir. İsrail halkı değil mevcut yönetimi böyle bir yanlışa düşmüştür, bizim bu noktada ki açıklamalarımız asla İsrailli vatandaşlara yönelik değildir, İsrail yönetimi kendi içinde ki çatışmasını ne yazık ki İsrail'e ödetmek durumuyla karşı karşıya kalmıştır ve ABD Bakanı'nın yaptığı açıklama da isabetlidir'
