Bulgar Sanatçı Gözüyle Büyük Göç

Gemlik Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER) ve Yaşam Atölyesi'nin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda, Bulgar sanatçı ve belgeselci Raycho Stanev ile İngiliz sanatçı Simon Walker, 1989 yılında komünist rejimin baskısıyla Bulgargaristan'daki Türklerinin ana vatana göçünü masaya yatırdı

Bulgar Sanatçı Gözüyle Büyük Göç
Gemlik Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER) ve Yaşam Atölyesi'nin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda, Bulgar sanatçı ve belgeselci Raycho Stanev ile İngiliz sanatçı Simon Walker, 1989 yılında komünist rejimin baskısıyla Bulgargaristan'daki Türklerinin ana vatana göçünü masaya yatırdı.
EKODER Başkanı Arca Atay ve Yaşam Atölyesi Başkanı Adem Yılmam tarafından Gemlik'e davet edilen Bulgar ve İngiliz sanatçılar, slayt gösterimli konuşmalarında, dönemin Bulgaristan hükümetinin zorunlu göçü sanki binlerce Türk tatile gidiyormuş gibi gösterdiğini söyledi.
Bulgaristan hükümetinin 1984-1985 yılları arasında Bulgaristan'da yaşayan Müslüman nüfusu asimile edebilmek için isimlerini değiştirdiğini, ana dillerini kullanmalarını yasakladığını ve dini inançlarını sınırladığını belirten Raycho Stanev, dönemin Bulgaristan Başbakanı Todor Zhivkov'un, 29 Mayıs 1989 tarihinde Bulgaristan televizyonunda yaptığı konuşmasında, Türklerin memleketlerini seçebileceğini, Türkiye'yi tercih edenlerinse Bulgaristan'ı terk etmeleri gerektiğini söylediğini anlattı. Stanev, bu konuşmanın mecburi göç olaylarını provoke eden başlangıç noktası olduğunu belirtti.
Slayt gösterimli sunumu daha önce İngiltere, Norveç, İsviçre ve Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da da yaptıklarını açıklayan Raycho Stanev, o sıralarda 12 yaşında olduğunu ve Türklerin yoğun olduğu Kırcali'de bulunduğunu söyledi. Konuşmasının temelini, siyasi veya toplumsal bakış açısıyla değil, sürgüne direk muhatap olan insanlarla yaptıkları bire bir görüşmelerle ortaya çıkardığını hatırlatan Stanev, o olayları yaşayan Bulgar ve Türk vatandaşlarla karşılıklı röportajlar ve dönemin medyasında yazılanlarla harmanladıkları sunumu Türkiye'de ilk gez Gemlik'te masaya yatırdıklarını kaydetti.
Raycho Stanev, "Büyük göç, 3 Haziran'da Türkiye'nin sınırlarını Bulgaristan'a açtığında başladı. Binlerce Türk aile en önemli eşyalarını paketleyip uluslararası pasaporta başvurdu. Temmuz ayı geldiğinde histeri gitgide büyüyordu. Ülkeyi terk etmeyi seçen kişilere baskı uygulanmaya başladı. Pasaporta başvuranlar büyük ölçüde işsiz kaldılar. Sosyalizm dönemi süresince hiç var olmamış olan karaborsa gitgide büyüdü. Arazi ve eşyalar yer fıstığı karşılığında satılıyordu. Eski televizyonlar, buzdolapları, ütüler gibi ev araçları elden çıkarılıyordu. 10-15 eski arabanın bedeli ancak 2-3 yeni araba ediyordu. Yine de en korkuncu, evi terk edip bilinmeyene doğru gitmekti. Bazı sebeplerden dolayı ülkeyi terk edemeyecek olan fertlere sahip ailelerin durumu oldukça dramatikti. Bulgaristan-Türkiye sınırına yaklaştıkça, tıka basa araçların oluşturduğu kilometrelerce uzayan kuyruklar vardı. Arabalar o kadar yavaş ilerleyebiliyordu ki, insanlar geceyi yollarda geçiriyorlardı. Bulgarlar ve Türklerin birlikte yaşadığı bölgelerde ekonomi, özellikle de tarım sektörü adeta çöküş yaşadı. Ekinler toplanamadı. Katipler ve öğretmenler, hayatlarında ilk kez tarlalara giderek tütün topladı. Bulgar hükümetinin uluslararası kamuoyuna pasaportlu tatil, gezi, seyahat gibi göstermek istediği büyük göç, tüm insan haklarını gasp etti. İnsan hakları ihlalleri Türkiye'de de çok yaşandı. Türkiye'de akrabaları olmayan göçmenler geçici olarak göçmen kamplarına yerleştirildi ve çadırlarda yaşadı. Türkiye bu göç dalgasını kaldıramayacağını anladı ve 21 Ağustosta sınırlarını kapattı. 3 ay boyunca 300 bin ile 360 bin Türk, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etti" dedi.
Dinleyicilerin sorularını da cevaplayan Stanev'in tercümanlığını Adem Yılmam yaparken, toplantıda İngiliz, Norveç ve İsviçrelilerin görüşleri de anlatıldı.