Kktc Maliye Bakanı Ersin Tatar'dan İha'ya Önemli Açıklamalar
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Maliye Bakanı Maliye Bakanı Ersin Tatar, Türkiye ekonomisini örnek aldıklarını, bunu yaparken de bazı sendika ve parti başkanlarının acımasızca kendilerini suçladıklarını ifade ederek, "'Türkiye'den emir alıyorlar' şeklinde eleştiriler var
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Maliye Bakanı Maliye Bakanı Ersin Tatar, Türkiye ekonomisini örnek aldıklarını, bunu yaparken de bazı sendika ve parti başkanlarının acımasızca kendilerini suçladıklarını ifade ederek, "'Türkiye'den emir alıyorlar' şeklinde eleştiriler var. Ben bunu kabul etmiyorum" dedi. Tatar, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakere masasından kalkmayacaklarını da ifade ederek, "Zorlamayla bir şey olmayacağına göre Kıbrıs'ta iki ayrı devlet, yoluna devam edecektir" diye
konuştu.
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, İhlas Haber Ajansı'nı (İHA) ziyaret etti. Ziyareti sırasında İHA Genel Koordinatörü Thomas Bonifield ve Görüntülü Haberler Müdürü Kerim Ulak ile bir araya gelen Tatar, önemli açıklamalarda bulundu. KKTC'nin Türkiye'nin desteğiyle bugünlere geldiğini vurgulayan Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı'nın üzerinden geçen 36 yılda çok şey değiştiğini söyledi. "Halkımız daha müreffeh bir yaşam için mücadele veriyor" diyen Ersin Tatar, "Ankara'ya zaten sürekli geliyoruz, medya
aracılığıyla da Türk halkına seslenme fırsatı bulmak benim temennimdir. Çünkü Türk halkıyla KKTC'de yaşayan soydaşlarımızın gönül bağı olduğunu, bu bağın giderek güçlenmesi gerektiğini ve KKTC'nin yaşatılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yüzyıldır bir mücadele verilmektedir. Bu mücadele inişli çıkışlı olmuştur ama 1974'e kadar olan mücadelemiz sonunda Türkiye Cumhuriyeti garantör bir devlet olarak adaya girmiştir" diye konuştu.
KKTC'nin ekonomik anlamda da başarılı olması gerektiğini vurgulayan Tatar, "Ekonomik gerçeklerle yüz yüze gelmemiz gerekiyor. Şu anda Ulusal Birlik Partisi (UBP), benim de Maliye Bakanı olduğum hükümet önemli tedbirler alarak, daha büyük bir sorumluluk içinde sürdürülebilir bir ekonomi için, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonominin çıkması için mücadele ediyor" dedi.
Bakan Ersin Tatar, hükümeti devraldıklarında ekonomik anlamda büyük bir enkazı da devraldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: "Bu enkazın devralınmasıyla bizi büyük bir sorumluluk bekliyordu. Bazı verilen tavizlerin, popülist yaklaşımların tekrar disipline edilmesi, bazı sektörlerden tedbirler alınarak belki hakların budanması, ileriye yönelik beklentilerin törpülenerek bir takım ciddi tedbirlerin alınmasıyla bir çatışma ortamı doğmuş olabilir. Zaman zaman sendikalardan tepkiler geliyor. Muhalefet
partileri kazanımlar elde edebilmek için hükümete ve bize acımasızca vuruyorlar. Halbuki işin esasında bizim doğru karar aldığımızı onlar da biliyor. Zamanında onlar bu siyasi bedeli ödemek için almamışlar, seçime gitmişler. Bizden önceki hükümet bir yıl önce erken seçime gitmiş, tedbirleri almamış ve enkazı bize bırakmış. Biz esasında tarihi bir sorumluluk üstlendik. Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarihi bir rol üstlenmiştir."
"TÜRKİYE'Yİ ÖRNEK ALDIĞIMIZ İÇİN BİZİ ACIMASIZCA SUÇLAYAN PARTİ BAŞKANLARI VAR"
Yıllardan beri Kıbrıs'ta yapılan bazı ekonomik yanlışlardan dolayı büyük bir bütçe açığı, zarar eden kamu kuruluşları ve haliyle sürdürülemeyen bir yapı oluştuğunu anlatan Tatar, dünyanın çeşitli yerlerinde, gelişmiş ülkelerin dahi bu krizin içinden çıkmak için tedbirler aldıklarını vurguladı. Tatar, "Yanı başımızda Yunanistan'ı görüyoruz. İspanya'da, İtalya'da, İzlanda'da, Portekiz ve hatta İngiltere'de büyük problemler olduğunu görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, 2001 krizinden sonra çok önemli tedbirler
almış ve bugün bu kriz Türkiye'yi teğet geçmiştir. Bunu sadece Türk makamları değil, IMF'nin, Merkez Bankası'nın başındaki kişiler de bunu söylemektedir. Bizim, Türkiye Cumhuriyeti'ni örnek almamız, teknik kadrolarından teknik destek ve rehberlik almamız bana göre çok doğrudur ve bizim hükümetimiz bunu yapıyor. Bunu yaparken bizi acımasızca suçlayan bazı sendika başkanları, parti başkanları vardır.'Türkiye'den emir alıyorlar' şeklinde. Ben kabul etmiyorum" dedi.
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti'nin makamları ile istişare içerisinde KKTC'nin ekonomisinin düzlüğe çıkabilmesi, reformlar yapabilmesi, dünya ve ekonomik gerçeklerle yüz yüze gelinmesi için artık tedbirler aldıklarını söyledi. "Bunlar iyi niyetli tedbirlerdir ve bunlar Kıbrıs Türk halkının zaman içerisinde aleyhine olacak veya refahını azaltacak kötü yaklaşımlar değildir" diyen Tatar, "Sadece kendi ayakları üzerinde durabilecek olan, sürdürülebilir bir yapıya kavuşulacak bir noktaya
gelebilmek için ekonomik, akla uygun politikaların icraatla, yasalarla hayata geçmesiyle alakalıdır. Onun için ben meseleye son derece olumlu bakıyorum. Çünkü hükümetimiz bu ciddi tedbirleri alma cesaretini göstermiştir" ifadelerini kullandı.
"KKTC MAALESEF SİYASETEN TANINMIYOR VE BU BİZE BÜYÜK BİR BEDEL ÖDETİYOR"
Bir hükümetin bazı kararlar alırken, bütün partinin desteğinin esas olduğuna değinen Tatar, parti yetkili organlarının bu konuda hükümete destek vermesinin de çok önemli olduğunu söyledi. Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP), tarihi misyonunu yerine getirirken KKTC'ye inandığını ve varlığının devamı için bu tedbirleri alırken siyasi birtakım sıkıntılara göğüs gerdiğini anlatan Bakan Tatar, "Onun için Ulusal Birlik Partisi çok önemli bir görev üstlenmiştir" dedi.
Tatar, Kıbrıs'ın yaşadığı sorunlara da değinerek bugün Güney Kıbrıs'ın en büyük başarısının turizmini geliştirebilmesi, dünyaya açılması olduğunu söyledi. Tatar, şöyle devam etti: "Suudi Arabistan'da en zengin prenslerden biri beraberindeki 100 kişiyle, yatıyla Baf'a gitmiş ve orada yatırım düşünüyormuş. Bu zengin Arapbçatışma ortamı doğm'ın KKTC'de benzer bir yatırım yapamaması bizi üzer. Biz onlarla aynı dini paylaşan, Türkiye'ye çok daha yakın olan bir ülkenin prensi Rum tarafını tercih ediyor. Çünkü
biz tanınmıyoruz. KKTC maalesef siyaseten tanınmıyor. Bu bize büyük bir bedel ödettiriyor. Biz zaman içerisinde bu tanınma meselesini aşabilirsek ve uluslararası yatırımlar KKTC'de daha rahatlıkla yapılabilir hale gelirse o zaman KKTC'nin hiçbir sorunu kalmaz. Çünkü fevkalade önemli bir yerde, tarihiyle, kültürüyle, iklimiyle, doğasıyla ve bütün zenginlikleriyle dünyada cazibe merkezi olacaktır. Zaten Sayın Recep Tayyip Erdoğan da KKTC'nin bir cazibe merkezi olabilmesi için uğraş vermesi gerektiğini
söylüyor. Biz sabırlı olmalı ve bu mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bu sıkıntıların aşılacağına inanıyorum. Çünkü dünya artık Kıbrıs'taki gerçekleri öğrenmeye başlamıştır. İki halkın Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde birleşmelerinin söz konusu olmadığını, bir barışa, uzlaşmaya ulaşılacaksa bunun iki bölge, iki devlet temelinde, siyasi hakları eşit olan iki halk düzeyinde olması noktasında BM'nin de görüşleri vardır. Bu aşamaya geldikten sonra bizim geleceğimizin parlak olduğuna inanıyorum. Yeter ki bu tanınma
meselesini aşabilelim. Kıbrıs davası hem Kıbrıs Türk halkının, hem de Türk halkının bir davasıdır. Bu davada Türkiye'deki bakanlarda çok mücadele verdiklerini söylüyorlar."
"KIBRIS HALKI TÜRK HALKINA GÖNÜLDEN BAĞLIDIR"
KKTC ve Ankara arasındaki ilişkilerin de çok iyi olduğunu vurgulayan Ersin Tatar, Ankara'dan her türlü desteği aldıklarını kaydetti. Tatar, "Hükümetimizin son Ankara'da ziyaretinde hükümet yetkileri, bizim hükümetimize duydukları güveni tazelemişlerdir. Almakta olduğumuz tedbirlerin çok isabetli olduğunu ve bu sürecin devam etmesi hususunda bize görüşlerini beyan etmişlerdir. Dönem dönem görüşüyoruz. Türk elçiliği ile ilişkilerimiz iyidir" dedi.
Kıbrıs halkının Türk halkını sevmediği yönündeki iddialara da değinen Bakan Tatar, şunları söyledi: "Bu tür dedikodulara üzülüyorum. Ama her ülkede olduğu gibi bizim ülkede de bazı sivri kişilikler olabilir. Yerli yersiz konuşmalar olabilir. 1974'ten sonra Türkiye'den, Kıbrıs'a bir nüfus gelmiştir. Bazı bölgelerden bazı sorunlu kişiler gelmiş olabilir. Sorunlu kişiler belki Türkiye'nin çeşitli erlerinden İstanbul'a da gelebilir. Gerçek İstanbullu da aynı rahatsızlığı duyabilir. Kıbrıs'ta da benzer
olaylar yaşanmıştır. Kıbrıs halkı Türk halkını sevmez gibi yorumlar olmuştur. Bunlar kesinlikle doğru değil. Kıbrıs halkı Türk halkına gönülden bağlıdır. Önemli olan bizim devletimizin yaşaması ve devlet çatısı altında barış, güven ve huzur içerisinde yaşamamıza devam edebilmemiz. Onun için müzakere masasında çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu yönde Sayın Derviş Eroğlu'nun cumhurbaşkanı seçilmesi de bir rahatlama getirmiştir. Artık görüşmeler emin ellerdedir. Türkiye Cumhuriyetiyle de herhangi bir sıkıntı
yoktur."
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, müzakere masasında kendilerinden yana bir sıkıntı olmayacağını da ifade ederek, "Masadan kalkmayacağız. Masadan kalkma uluslararası camia nezdinde Türkiye Cumhuriyeti'ne de sıkıntı verebilir. Bizim siyasetimiz oyun bozucu olmamaktır. Oyun bozucu onlardır, bu orbçatışma ortamı doğmtaya çıkmalıdır. Rum tarafında yapılan anketlerde iki ayrı devletin daha hayırlı olacağı mesajları ortaya çıkmıştır. Kıbrıs Rum halkı da, Kıbrıs Türk halkıyla ortak bir cumhuriyet içinde yaşamak
ve kendi iradelerini bizimle paylaşmak istemediklerini dönem dönem söylemektedirler. Zorlamayla bir şey olmayacağına göre Kıbrıs'ta iki ayrı devlet yoluna devam edecektir" dedi.
(ÇK-EA-Y)
konuştu.
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, İhlas Haber Ajansı'nı (İHA) ziyaret etti. Ziyareti sırasında İHA Genel Koordinatörü Thomas Bonifield ve Görüntülü Haberler Müdürü Kerim Ulak ile bir araya gelen Tatar, önemli açıklamalarda bulundu. KKTC'nin Türkiye'nin desteğiyle bugünlere geldiğini vurgulayan Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı'nın üzerinden geçen 36 yılda çok şey değiştiğini söyledi. "Halkımız daha müreffeh bir yaşam için mücadele veriyor" diyen Ersin Tatar, "Ankara'ya zaten sürekli geliyoruz, medya
aracılığıyla da Türk halkına seslenme fırsatı bulmak benim temennimdir. Çünkü Türk halkıyla KKTC'de yaşayan soydaşlarımızın gönül bağı olduğunu, bu bağın giderek güçlenmesi gerektiğini ve KKTC'nin yaşatılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yüzyıldır bir mücadele verilmektedir. Bu mücadele inişli çıkışlı olmuştur ama 1974'e kadar olan mücadelemiz sonunda Türkiye Cumhuriyeti garantör bir devlet olarak adaya girmiştir" diye konuştu.
KKTC'nin ekonomik anlamda da başarılı olması gerektiğini vurgulayan Tatar, "Ekonomik gerçeklerle yüz yüze gelmemiz gerekiyor. Şu anda Ulusal Birlik Partisi (UBP), benim de Maliye Bakanı olduğum hükümet önemli tedbirler alarak, daha büyük bir sorumluluk içinde sürdürülebilir bir ekonomi için, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonominin çıkması için mücadele ediyor" dedi.
Bakan Ersin Tatar, hükümeti devraldıklarında ekonomik anlamda büyük bir enkazı da devraldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: "Bu enkazın devralınmasıyla bizi büyük bir sorumluluk bekliyordu. Bazı verilen tavizlerin, popülist yaklaşımların tekrar disipline edilmesi, bazı sektörlerden tedbirler alınarak belki hakların budanması, ileriye yönelik beklentilerin törpülenerek bir takım ciddi tedbirlerin alınmasıyla bir çatışma ortamı doğmuş olabilir. Zaman zaman sendikalardan tepkiler geliyor. Muhalefet
partileri kazanımlar elde edebilmek için hükümete ve bize acımasızca vuruyorlar. Halbuki işin esasında bizim doğru karar aldığımızı onlar da biliyor. Zamanında onlar bu siyasi bedeli ödemek için almamışlar, seçime gitmişler. Bizden önceki hükümet bir yıl önce erken seçime gitmiş, tedbirleri almamış ve enkazı bize bırakmış. Biz esasında tarihi bir sorumluluk üstlendik. Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarihi bir rol üstlenmiştir."
"TÜRKİYE'Yİ ÖRNEK ALDIĞIMIZ İÇİN BİZİ ACIMASIZCA SUÇLAYAN PARTİ BAŞKANLARI VAR"
Yıllardan beri Kıbrıs'ta yapılan bazı ekonomik yanlışlardan dolayı büyük bir bütçe açığı, zarar eden kamu kuruluşları ve haliyle sürdürülemeyen bir yapı oluştuğunu anlatan Tatar, dünyanın çeşitli yerlerinde, gelişmiş ülkelerin dahi bu krizin içinden çıkmak için tedbirler aldıklarını vurguladı. Tatar, "Yanı başımızda Yunanistan'ı görüyoruz. İspanya'da, İtalya'da, İzlanda'da, Portekiz ve hatta İngiltere'de büyük problemler olduğunu görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, 2001 krizinden sonra çok önemli tedbirler
almış ve bugün bu kriz Türkiye'yi teğet geçmiştir. Bunu sadece Türk makamları değil, IMF'nin, Merkez Bankası'nın başındaki kişiler de bunu söylemektedir. Bizim, Türkiye Cumhuriyeti'ni örnek almamız, teknik kadrolarından teknik destek ve rehberlik almamız bana göre çok doğrudur ve bizim hükümetimiz bunu yapıyor. Bunu yaparken bizi acımasızca suçlayan bazı sendika başkanları, parti başkanları vardır.'Türkiye'den emir alıyorlar' şeklinde. Ben kabul etmiyorum" dedi.
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti'nin makamları ile istişare içerisinde KKTC'nin ekonomisinin düzlüğe çıkabilmesi, reformlar yapabilmesi, dünya ve ekonomik gerçeklerle yüz yüze gelinmesi için artık tedbirler aldıklarını söyledi. "Bunlar iyi niyetli tedbirlerdir ve bunlar Kıbrıs Türk halkının zaman içerisinde aleyhine olacak veya refahını azaltacak kötü yaklaşımlar değildir" diyen Tatar, "Sadece kendi ayakları üzerinde durabilecek olan, sürdürülebilir bir yapıya kavuşulacak bir noktaya
gelebilmek için ekonomik, akla uygun politikaların icraatla, yasalarla hayata geçmesiyle alakalıdır. Onun için ben meseleye son derece olumlu bakıyorum. Çünkü hükümetimiz bu ciddi tedbirleri alma cesaretini göstermiştir" ifadelerini kullandı.
"KKTC MAALESEF SİYASETEN TANINMIYOR VE BU BİZE BÜYÜK BİR BEDEL ÖDETİYOR"
Bir hükümetin bazı kararlar alırken, bütün partinin desteğinin esas olduğuna değinen Tatar, parti yetkili organlarının bu konuda hükümete destek vermesinin de çok önemli olduğunu söyledi. Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP), tarihi misyonunu yerine getirirken KKTC'ye inandığını ve varlığının devamı için bu tedbirleri alırken siyasi birtakım sıkıntılara göğüs gerdiğini anlatan Bakan Tatar, "Onun için Ulusal Birlik Partisi çok önemli bir görev üstlenmiştir" dedi.
Tatar, Kıbrıs'ın yaşadığı sorunlara da değinerek bugün Güney Kıbrıs'ın en büyük başarısının turizmini geliştirebilmesi, dünyaya açılması olduğunu söyledi. Tatar, şöyle devam etti: "Suudi Arabistan'da en zengin prenslerden biri beraberindeki 100 kişiyle, yatıyla Baf'a gitmiş ve orada yatırım düşünüyormuş. Bu zengin Arapbçatışma ortamı doğm'ın KKTC'de benzer bir yatırım yapamaması bizi üzer. Biz onlarla aynı dini paylaşan, Türkiye'ye çok daha yakın olan bir ülkenin prensi Rum tarafını tercih ediyor. Çünkü
biz tanınmıyoruz. KKTC maalesef siyaseten tanınmıyor. Bu bize büyük bir bedel ödettiriyor. Biz zaman içerisinde bu tanınma meselesini aşabilirsek ve uluslararası yatırımlar KKTC'de daha rahatlıkla yapılabilir hale gelirse o zaman KKTC'nin hiçbir sorunu kalmaz. Çünkü fevkalade önemli bir yerde, tarihiyle, kültürüyle, iklimiyle, doğasıyla ve bütün zenginlikleriyle dünyada cazibe merkezi olacaktır. Zaten Sayın Recep Tayyip Erdoğan da KKTC'nin bir cazibe merkezi olabilmesi için uğraş vermesi gerektiğini
söylüyor. Biz sabırlı olmalı ve bu mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bu sıkıntıların aşılacağına inanıyorum. Çünkü dünya artık Kıbrıs'taki gerçekleri öğrenmeye başlamıştır. İki halkın Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde birleşmelerinin söz konusu olmadığını, bir barışa, uzlaşmaya ulaşılacaksa bunun iki bölge, iki devlet temelinde, siyasi hakları eşit olan iki halk düzeyinde olması noktasında BM'nin de görüşleri vardır. Bu aşamaya geldikten sonra bizim geleceğimizin parlak olduğuna inanıyorum. Yeter ki bu tanınma
meselesini aşabilelim. Kıbrıs davası hem Kıbrıs Türk halkının, hem de Türk halkının bir davasıdır. Bu davada Türkiye'deki bakanlarda çok mücadele verdiklerini söylüyorlar."
"KIBRIS HALKI TÜRK HALKINA GÖNÜLDEN BAĞLIDIR"
KKTC ve Ankara arasındaki ilişkilerin de çok iyi olduğunu vurgulayan Ersin Tatar, Ankara'dan her türlü desteği aldıklarını kaydetti. Tatar, "Hükümetimizin son Ankara'da ziyaretinde hükümet yetkileri, bizim hükümetimize duydukları güveni tazelemişlerdir. Almakta olduğumuz tedbirlerin çok isabetli olduğunu ve bu sürecin devam etmesi hususunda bize görüşlerini beyan etmişlerdir. Dönem dönem görüşüyoruz. Türk elçiliği ile ilişkilerimiz iyidir" dedi.
Kıbrıs halkının Türk halkını sevmediği yönündeki iddialara da değinen Bakan Tatar, şunları söyledi: "Bu tür dedikodulara üzülüyorum. Ama her ülkede olduğu gibi bizim ülkede de bazı sivri kişilikler olabilir. Yerli yersiz konuşmalar olabilir. 1974'ten sonra Türkiye'den, Kıbrıs'a bir nüfus gelmiştir. Bazı bölgelerden bazı sorunlu kişiler gelmiş olabilir. Sorunlu kişiler belki Türkiye'nin çeşitli erlerinden İstanbul'a da gelebilir. Gerçek İstanbullu da aynı rahatsızlığı duyabilir. Kıbrıs'ta da benzer
olaylar yaşanmıştır. Kıbrıs halkı Türk halkını sevmez gibi yorumlar olmuştur. Bunlar kesinlikle doğru değil. Kıbrıs halkı Türk halkına gönülden bağlıdır. Önemli olan bizim devletimizin yaşaması ve devlet çatısı altında barış, güven ve huzur içerisinde yaşamamıza devam edebilmemiz. Onun için müzakere masasında çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu yönde Sayın Derviş Eroğlu'nun cumhurbaşkanı seçilmesi de bir rahatlama getirmiştir. Artık görüşmeler emin ellerdedir. Türkiye Cumhuriyetiyle de herhangi bir sıkıntı
yoktur."
KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, müzakere masasında kendilerinden yana bir sıkıntı olmayacağını da ifade ederek, "Masadan kalkmayacağız. Masadan kalkma uluslararası camia nezdinde Türkiye Cumhuriyeti'ne de sıkıntı verebilir. Bizim siyasetimiz oyun bozucu olmamaktır. Oyun bozucu onlardır, bu orbçatışma ortamı doğmtaya çıkmalıdır. Rum tarafında yapılan anketlerde iki ayrı devletin daha hayırlı olacağı mesajları ortaya çıkmıştır. Kıbrıs Rum halkı da, Kıbrıs Türk halkıyla ortak bir cumhuriyet içinde yaşamak
ve kendi iradelerini bizimle paylaşmak istemediklerini dönem dönem söylemektedirler. Zorlamayla bir şey olmayacağına göre Kıbrıs'ta iki ayrı devlet yoluna devam edecektir" dedi.
(ÇK-EA-Y)
