Ergin: 'Terör Milli Dava' Abant

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 'Terör sadece hükümetin veya güvenlik güçlerimizin sorunu değildir, bu ülkede yaşayan herkesin ortak sorunu, milli bir davadır' dedi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 'Terör sadece hükümetin veya güvenlik güçlerimizin sorunu değildir, bu ülkede yaşayan herkesin ortak sorunu, milli bir davadır' dedi. 
Abant Platformu'nun bu yılki 'Vesayet ve Demokrasi' konulu toplantısı Bolu Abant Palace Otel'de başladı.
Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Ergin, Hükümet olarak bütün kirli tezgahlara rağmen demokrasi mücadelesinden birlik ve kardeşlik ülküsünden asla geri adım atmayacaklarını belirterek, şöyle devam etti: 
'Biz bu uğurda sadece elimizi değil, başımızı, yüreğimizi bütün bedenimizi taşın altına koyduk. Şiddet sarmalına teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bununla beraber ısrarla terör yöntemine sarılanlara karşı kararlı bir şekilde mücadelemizden küçük bir sapma olmayacak. Hepimizin bildiği gibi terör eylemlerinin temel amacı güven duygusunu yok ederek topluma korku salmak, huzur ve barış ortamını baltalamak, birlik ve beraberliği bozmaktır. Terör eylemlerinin bir diğer amacı da terör örgütlerinin propagandasını yapmaktır. Terörün bu hain amaçlarının farkında olan herkesin bu amaca hizmet edecek söz ve davranışlardan kaçınması gerekir. Terör sadece Hükümetin veya güvenlik güçlerimizin sorunu değildir, bu ülkede yaşayan herkesin ortak sorunu, milli bir davadır. İktidarıyla, muhalefetiyle basınıyla, sivil toplum örgütü ile bu mücadeleye omuz vermek hepimizin boynunun borcudur.'

-VESAYET VE DEMOKRASİ-

Vesayet ve demokrasi konusunun yıllardan beri Türkiye'nin gündeminden düşmeyen bir konu olduğunu söyleyen Adalet Bakanı Ergin, son dönemde ise 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerindeki tartışmalarla başlayan ve günümüzde de devam etmekte olan Anayasal krizin, vesayetçilik sorununu yeniden gündemin ana maddesi haline getirdiğini söyledi.
Bakan Ergin, şunları söyledi:
'Demokrasiyi tam manası ile hayata geçiremediğimiz, hukukun üstünlüğünü sağlayamadığımız sürece ne sosyal problemleri çözebiliriz, ne ekonomik kalkınmayı başarabiliriz. Bu itibarla, bugünkü toplantıda vesayet ve demokrasi konusunun ele alınmasını son derece anlamlı buluyorum. Siyasi olarak baktığımızda ise vesayet; demokrasinin bir eksikliği, ayıbı ya da hastalığının bir ifadesidir. Milletin iradesinin hacir altına alınmasıdır. Bu hastalıklı zihniyete göre, halk cahildir, iyiyi kötüden ayırt edemez, seçeceği kişiyi bilemez, kendi hayatı ve geleceği hakkında karar veremez. Kısacası kendi kendini yönetemez. Ülkenin yönetimi 'Hasolara, Memolara' emanet edilemez. 'Göbeğini kaşıyan adamların', 'kendini arayan köylülerin' oy verdiği bir parti isterse yüzde 80-90 oranında oy alsın iktidar olamaz. Seçkin vasilerin uygun görmediği onaylamadığı hiçbir adımı atamaz. Yine bu hastalıklı zihniyete göre siyasi partilere de güvenilemez...Bu yüzdendir ki ülkemiz bir siyasi partiler mezarlığına dönmüştür. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatılan siyasi parti sayısı 25'tir. Bunun dünyada başka bir örneği yoktur.'

25.06.2010 12:30:27