TÜSİAD Başkanı Boyner: Türkiye'de bugün susması gereken yegâne unsur silahlardır

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, insanların kanaatlerinden dillendirmekten çekindikleri bir ortamın şekillenmesin

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, insanların kanaatlerinden dillendirmekten çekindikleri bir ortamın şekillenmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'de bugün susması gereken yegâne unsurun silahlar olduğunu dile getirdi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında işadamlarına hitap eden Ümit Boyner, şiddetin siyaseti inkâr olduğunun altını çizdi. Boyner, ''Şiddet siyaseti yok eder, tüm toplumu terörün düşmanlaştırıcı ve nefret yayıcı mantığına teslim eder. Biz buna izin veremeyiz. Türk siyasetinin en büyük zaaflarından birisi kritik dönemlerde diyalog kapılarının kapalı tutulmasıdır. Artık eski alışkanlıklardan arınarak mutabakat zemini hazırlanması şarttır." ifadelerini kullandı.

Terör kaynaklı ölümlerin kendilerini derinden üzdüğünü kaydeden TÜSİAD Başkanı, ''Açılımın kötü yönetilmesi, içeriğinin tanımlanmaması ve hayal kırıklığı yaratmış olmasının yanı sıra son dönemde görülen tutuklamalar üzücüdür. Ancak bu unsurların hiçbiri şiddete başvurmayı haklı çıkarmaz." dedi. Boyner, şöyle devam etti:

"Büyük umutlarla ortaya atılan açılım sürecinin neden kamuoyundaki ilk desteğini kaybettiğini ve giderek ülkedeki kutuplaşmayı arttırdığını irdelemek durumundayız. Bir yanıyla, açılımın içeriğinin bir türlü tanımlanmaması sürece sekte vurdu. Diğer yandan, geriye dönüp baktığımızda körü körüne desteğin de inadına ret cephesi mantığıyla hareket etmenin de sürece dolayısıyla topluma verdiği zararları görüyoruz. Siyaset konuyla ilgili önerilerini sundu, sunuyor. Biz de daha önce yaptığımız çalışmalarımızda o günün ortamına göre temel önerilerde bulunduk. İnancımız odur ki böylesine güç zamanlarda bizim görüşlerimiz önem taşır. Görüşlerimizi ortaya koymaya devam etmeliyiz. İnsanların kanaatlerini dile getirdikleri için korktukları bir ortamın şekillenmesine göz yummamalıyız. Türkiye'de bugün susması gereken yegâne unsur silahlardır. Bunun yolunu bulmak durumundayız.''

Ümit Boyner, anayasa ve yargı tartışmalarıyla ilgili olarak, "Yargı erkinde görülen iç savaş manzaralarının açıkça ortaya koyduğu gibi, hukukun siyasetin bir uzantısı olarak görülmesi artık kabul edilebilecek, sürdürülebilecek bir durum değildir. Artık hukuku, kendi başına bir değer olarak ele alıp ona uygun davranan, etkin ve hızlı işleyen, temel hak ve özgürlükleri rehber alarak adalet dağıtan bir yargı erki oluşturmalıyız." temennisinde bulundu. Hukukun ideolojiden arındırılmasının önemli olduğuna vurgu yapan Başkan Boyner, yargıda yapılacak köklü reformların toplumsal ve mutabakat aranmadan hayata geçirilemeyeceğini savundu.

"DIŞ POLİTİKADA TEREDDÜDE YOL AÇACAK DURUŞ SERGİLEMEMELİYİZ"

TÜSİAD Başkanı Boyner, muhalefet ve kimi medya organlarınca dillendirilen eksen kayması iddialarına yönelik de "Türk dış politikasının öncelikleri konusunda tereddüde yol açacak bir duruş sergilememeliyiz. Malum eksen kayması tartışmalarının önünü kesmenin en kestirme yolu da budur. İkincisi izlenen dış politikanın iletişimini de doğru yapmalıyız. Bugünün dünyasında yaptığınız işler kadar bunları yaparken kullandığınız yöntem ve tercih etiğiniz dil de dikkate alınıyor. Dış politikanızdaki dil aynı zamanda değerler tercihinize de ayna tutuyor. Bu bağlamda dış politikanın arınık dilinden fazla uzaklaşmayı, ideolojik dayanışma duygusu veren söylemleri kullanmayı çok sıhhatli bulmuyoruz.'' yorumunu yaptı.

Dünyanın ekonomik krizle sarsıldığı bir süreçte Türkiye tablosunun iyimser olmaya imkân tanıdığına işaret eden Ümit Boyner, "Ülkemizin bu yıl dünya nezdinde en yüksek büyüme hızlarından birini yakalayacağını tahmin ediyoruz. Yeniden tehlikeli düzeylere çıkma sinyalleri veren cari açık dışında ekonomimizdeki göstergeler bir hayli olumlu. İşsizlikte beklenen ölçüde iyileşme olmamakla birlikte, krizden çıkmaya başladığımızı söyleyebiliriz. Ekonomide yapısal reformların sürdürülmesi konusunda kaygı verici bir irade eksikliği olduğu ortada. Başladığımız noktadan bile geriye düştüğümüz kamu ihale düzenlemeleri bu bakımdan vahim bir örnek teşkil ediyor. Her ne kadar mali kurala geçilmesini memnuniyetle karşılıyorsak da kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınmasından, vergi politikalarına, bir türlü çıkarılamayan yeni Türk Ticaret Kanunundan rasyonel bir teşvik politikasına kadar hem makro hem mikro düzeyde atılması gerekli pek çok adım var.'' dedi.