Kemal Ecevit Dönemi - Mehmet METİNER

BÜLENT ECEVİT’DEN DERS ALMAK

Kemal Kılıçdaroğlu her haliyle rahmetli Bülent Ecevit’e öykünüyor.
“Halkçı Ecevit!” söyleminin yerini “Halkçı Kemal!” söylemi alsın istiyor.

Ecevit’in kasketi kendine hiç yakışmıyor oysa.

70 model sol söylem de iğreti duruyor üstünde.

Halkçılığı, modası geçmiş popülizme indirgemesi de sırıtıyor doğrusu.

Herkese mavi boncuk dağıtma siyasetinin, çok şey söylüyormuş gibi yapıp aslında hiçbir şey söylememe siyasetinin süreç içinde aleyhine işleyeceğini görmüyorsa, ne diyelim!

Kemal Kılıçdaroğlu neredeyse bir yeryüzü cenneti vaad ediyor. Kendisinin başkanlığındaki CHP’de tüm sorunların çözüleceğini, iş ve aş bekleyen herkesin iş ve aşa kavuşacağını söylüyor.

Kendisi olmak yerine Ecevit’e öykünen Kılıçdaroğlu’nun kendi tercihi midir bu bilmem. Eğer kendi tercihi ise söylenecek söz yok. Ama birilerinin kendisi için uygun gördüğü gömleği siyaseten giymek gerektiğine inandırılmışsa, Kılıçdaroğlu kumaşından lider çıkmayacağını söylemek bile gereksiz!

Kendisine yol yakınken dönmesini salık verirsem umarım yanlış anlamaz.

Hoş, “yandaş”ız ya, hemen o birileri, “Bak yandaşlar telaşlandığına göre, doğru yoldasınız, doğru yoldayız!” diyeceklerdir.

Gördüğüm kadarıyla Kemal Bey statükocu-ulusalcı-Ergenekoncu güç odaklarının kendisi için uygun gördüğü siyasi gömleği giymeye çoktan razı olmuş. Partisinin üst yönetim kademelerine yükselttiği yeni yol arkadaşlarından da bu anlaşılıyor.

Gardrop devrimcilikten hiçbir şey çıkmaz.

Darbelere ve muhtıralara açıkça yandaş olan, askeri-bürokratik vesayet rejiminin sürmesini Cumhuriyetçilik olarak algılayan, sivil-seçilmiş Hükümetin alaşağı edilmesi için her türlü tertibin meşru olduğuna inanan, orduyu “demokrasinin deniz feneri” olarak gören, içe kapanmacı-ulusalcı, statükocu zihniyeti savunan ve işleri güçleri Ergenekon sözcülüğü yapmak olan o isimlerle nasıl bir değişim gerçekleştirebileceğini çıkıp bize anlatsa da biz de öğrensek!

BÜLENT ECEVİT’DEN DERS ALMAK

Kemal Ecevit olmak bir tercihtir. Sözüm yok. Ama bunun için gerekli ön koşul, Bülent Ecevit deneyiminden her anlamda ders çıkartmaktır.

Bu ülkede Özel Harp Daire’sinin, namı diğer gladionun illegal faaliyetlerine ilk dikkati çekenlerden birisi rahmetli Ecevit’ti.

12 Eylül darbecilerinin en çok hışmına uğrayan kişilerden biri de Bülent Ecevit’ti.

Herkesin sustuğu dönemde arslanlar gibi çıkıp eleştiride bulunan ve bunun sonuçlarına da katlanan Bülent Ecevit’ti.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si eğer yeni dönemde orduyu “demokrasinin deniz feneri” olarak en, şartlar kemale erdiğinde darbe kaçınılmaz ve dahi meşru olur diyen bir zihniyete bürünecekse, o zaman Ecevit’in ruhu azap çekmez mi?

Bülent Ecevit’in estirdiği rüzgar kısa sürede dinmişti. Ve sonunda Ecevit, Bakanlık teklifiyle ayarttığı 11 bağımsız milletvekiliyle Hükümet kurmak mecburiyetinde kalmıştı.

ERGENEKONCU ROTA

Türk gladiosuyla yüzleşip hesaplaşmayı, askercil-bürokratik vesayet üzerine oturtulmuş faşist 12 Eylül rejimini tasfiye etmeyi “Cumhuriyetle hesaplaşmak”, ordu içindeki darbeci-cuntacı unsurların tasfiyesini “orduyu yıpratmak” biçiminde algılayan bir CHP’nin yeni rotası, kesinlikle statükocu-Ergenekoncu bir rotadır.

Kongre salonunda, “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganları atmak güzeldir güzel olmasına ama 12 Eylül faşist rejimiyle ve onun anayasasıyla hesaplaşma işi ciddiye binince statükonun muhafızı olarak öne çıkmak en hafifinden çelişki değil de nedir?

GEÇMİŞİN VE STATÜKONUN PARTİSİ

CHP’de zihniyet değişmemiştir. Değişen sadece oyuncular olmuştur.

Kılıçdaroğlu üzerinden halk sadece fethedilmek isteniyor. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun yüzü, halka açık bir yüz.

CHP’yi eski zihniyetiyle halka açmak Ergenekoncuların-statükocuların yeni oyunu.

Kılıçdaroğlu’yla statüko sadece suret değiştirmiş oldu.

Kılıçdaroğlu’nun söyleminde yeni bir zihniyetin ipuçları yok. Değişim sözde, özde değil.

Kılıçdaroğlu’da geçmiş üzerinden yeni bir gelecek inşa etmeye çalışıyor. Oysa bilmeli ki CHP’nin geçmişi üzerinden demokratik bir gelecek inşa edilemez. O geçmişi ve o geçmişe hayatiyet kazandıran zihniyeti yeni dönemin demokrasi anlayışıyla aşmadıkları sürece CHP’nin “demokrasi” ve “değişim” iddiaları hep havada kalır.

Star Gazete