Tzob'tan Canlı Hayvan Ve Kırmızı Et İthalatı Analizi
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'de üreticilerin çok pahalıya yem kullandıklarını anlatarak, ithalat kararıyla birlikte fiyatların 15 liranın altına düşmeye başladığını, zarar eden işletmelerin üretime devam edemeyeceklerini kaydetti

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, fiyat yükselişleri üreticiden kaynaklanmadığı halde faturanın üreticiler tarafından ödendiğini iddia etti.
"Girdi maliyetlerindeki artışlar, üretici et maliyetlerinin ve dolayısıyla fiyatların artmasında önemli rol oynamıştır" diyen Bayraktar şöyle devam etti:
''2007-2008 döneminde tüm dünyada yaşanan girdi artışları ülkemizde kuraklıkla birlikte etkisini daha şiddetli hissettirmiştir. Bu dönemde süt ve et gibi ürün fiyatlarının da yerinde sayması, yüksek maliyet baskısına dayanamayan birçok işletmenin tasfiye olmasına neden olmuştur. Bu dönemde ne yazık ki etkili bir tedbir alınmamıştır. 2008'in son çeyreğinde süt arzının en düşük olduğu dönemde süt fiyatları düşmüştür. Bu duruma bütün söylemlerimize rağmen 2009 Haziran sonuna kadar müdahale edilmemiştir.
Neticede, yüksek maliyet baskısı ile düşük fiyat kıskacı
arasında kalarak üretimi devam ettiremeyen birçok süt işletmesi hayvanlarını kesime sevk etmiştir. Bu dönemde yaklaşık 250 binden fazla damızlık hayvan kesilmiştir. Bütün bu gelişmelerden sonra, Ağustos 2009- Şubat 2010 döneminde, yani 7-8 aylık süreçte arpa yüzde 11, kepek yüzde 56, ayçiçeği tohumu küspesi yüzde 121 ve besi yemi ise yüzde 19 oranında artmıştır. Besicilerin en önemli girdileri canlı hayvan ve yemdir. Çiftçilerimiz 7-8 ay önce besiye koyacakları canlı hayvanın kilosuna 8-9 TL ödüyorken,
bugün 12-13 TL'ye zor almaktadırlar. Yani canlı hayvan maliyetleri de yüzde 45'ler civarında artmıştır. Yaptığımız hesaplamalara göre ise 8 ay önce 11 TL olan karkas etin ham maliyeti, bugün itibariyle 15 TL'nin üzerinde çıkmaktadır. Bu rakama en az yüzde 10 kar koysak bile üreticilerimizin 16-17 TL'nin altında hayvanını kestirdiğinde zarar ettiklerini söyleyebiliriz.''
Karkas ette 15 liranın altında bir fiyatın zarar olduğunu dile getiren Bayraktar, ithalat kararıyla birlikte fiyatların bu rakamın altına düşmeye başladığını, zarar eden işletmelerin üretime devam etmesinin mümkün olmadığını ima etti.
''Tüketicilerimiz çok pahalıya et tüketiyor'' denilirken, Türkiye'de üreticilerin çok pahalıya yem kullandıklarının da unutulmaması gerektiğini kaydeden TZOB Başkanı Bayraktar, şunları söyledi:
"Tablodan da görüldüğü üzere 2009 yılında besicimizin 251 dolara aldığı arpayı AB besicisi yüzde 38, ABD besicisi yüzde 52, Avustralya besicisi ise yüzde 25 daha ucuza almaktadır. Bu ülkeler en ucuz yem kaynağı olan çayır ve meraları da etkin bir şekilde kullanmaktadırlar. Bütün bu veriler sanırız, üretici et maliyetinin ülkemizde diğer ülkelere göre neden daha yüksek olduğunu göstermeye yetecektir.''
Rekabet Kurumu'nun ''spekülasyon yoktur, yapısal sorun vardır'' yönündeki görüşüne katıldıklarını da belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
''Et ithalatı ile ilgili yapılan açıklamalar, spekülasyon yaptığı iddia edilen firmaları değil, üreticiyi vurmaya başlamıştır. Üretici fiyatları, dahi ithalat yapılmadan maliyetin altına inmeye başlamışken, perakende fiyatlarında henüz aynı oranda bir düşme görülmemektedir. Üreticinin mağdur edilmeyeceğini açıklayan yetkililer, perakende fiyatlar düşmezse bu mağduriyeti nasıl önleyecekler? Nedenlere gelmeden önce alınan bu kararın piyasada tam bir belirsizlik yarattığının bilinmesinde fayda vardır. Bu
belirsizlik, hayvan kesimlerini neredeyse durma noktasına getirmiş, üretici fiyatlarını aşağı çekerek riskli satışları başlatmış, piyasaya borçlu olan üreticilerimizi sıkıntıya sokmuştur. Piyasada herkes fiyatların ne olacağını beklemeye başlamıştır. Karkas ette ithalat haberleriyle birlikte fiyatlar telaştan yaklaşık maliyet bedeli olan 15 TL'nin altına düşmeye başlamıştır. Üreticiler kesime gelmeyen hayvanlarını bile kesime gönderiyorlar. Bu durum önümüzdeki günlerde et ihtiyacının karşılanmasını daha da
zorlaştıracaktır. Hiçbir işletme uzun süre zararına üretim yapamayacağından, hayvancılığımız yok olma riski ile karşı karşıyadır. Başbakan ve Tarım Bakanı, fiyat artışlarının üreticiden kaynaklanmadığını söylüyor, ancak ithalat söylemleri ilk önce üretici fiyatlarını düşürmeye başladı. Fiyat yükselişleri bizden kaynaklanmadığı halde faturayı biz ödüyoruz. Hedef tüketici fiyatları iken, hedef şaştı, üretici fiyatları düşmeye başladı
Birçok yerde firmaların üreticinin sırtından fiyatları düşürmeye başladığı haberlerini alıyoruz. İhtiyacı olan üreticimiz bile malını satamıyor, çünkü firmalar malımızı almıyor. Şu an tam bir belirsizlik hakimdir.''
Bayraktar, Avrupa Birliği'nden (AB) ithalat kapısı açıldığında, büyük bir riskin de yüklenilmiş olduğunu savunarak, Türkiye
tarafından, AB'ye Ortaklık Konseyi kararlarıyla yıllık 25 bin 385 ton toplam et ithalat tavizi verildiğini, bunun, her yıl bu kadar miktarda et alınacağı anlamına geldiği gibi, geriye dönük 12 yıllık alınmayan miktarın da alınması demek olduğunu kaydetti. Toplamda alınması gereken miktarın yaklaşık 310 bin tondan fazla olduğuna, bunun ise Türkiye'nin TÜİK tarafından açıklanan resmi et üretim rakamının yüzde 65'ine karşılık geldiğine dikkati çeken Bayraktar, "Uluslararası kurallar nedeniyle, ithalat kapısı
açılınca bir daha kolay kolay kapatmak mümkün olmayacaktır. Yapılan bazı açıklamalarda 'ithalatı açar, fiyatlar yerine oturunca da kapatırız' denilmektedir. Bu durumun çok da kolay olmadığını düşünüyoruz. Yani 'kapatıyorum' demeniz, 'açıyorum' demenizden daha zor bir karardır. Eğer deli dana hastalığı nedeniyle kapattığınız kapıları açacak olursanız, bir daha 'bu hastalık vardır' diye kapatamazsınız. Hükümetin, hastalığın sürecini, AB ülkelerinde hastalığın hala çıkıyor olmasını, ortak Pazar çerçevesinde
ticaret serbestliğini ve hastalığın insanlar üzerindeki olası etkilerini düşündüğümüzde bu risk, 'hastalıksız bölgelerden alacağız' denmesine rağmen çok büyüktür'' dedi.
