Türkiye'de güven ortamı oluşmuştur
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Fransa'nın başkenti Paris'te Fransız iş adamları ile bir araya geldi.
Fransa temasları kapsamında Paris'e gelen Başbakan Erdoğan, Fransız iş adamları ve şirket yöneticileri ile bir araya geldiği toplantıda konuşma yaptı.
Başbakan Erdoğan'ın Paris'te yaptığı açıklamalar şöyle:
Fransa dünyanın en büyük 5. Avrupa'nın en büyük 3. ekonomik gücüdür. Müşterek olarak yapabileceğimiz bir çok şeyler var. Fransa aynı zamanda BM'nin daimi üyesi, AB'nin kurucusu lokomotifi. Türkiye G-20 ülkesi olarak Fransa ile orada birlikteyiz. Öbür taraftan BM Geçici üyesi olarak birlikteyiz, NATO'da beraberiz. Medeniyetler ittifakının girişimci eş başkanı olarak attığımız bir adımla burada İspanya ile AB'yi merkez almış bir adımın içerisindeyiz.
Türkiye ile ilgili algılamaların zaman zaman Türkiye'nin gerçekleri ile bağdaşmadığını gördüğüm için burada bazı hususların altını çizmek istiyorum. Tarihin en büyük küresel finans krizlerinden birini yaşıyoruz. dünya ile entegre olmuş hemen her ülke az yada çok etkilendi. Küresel kriz bizim açımızdan ekonomimizi test etmek açısından farklı bir fırsat teşkil etti. İktidarda bulunduğumuz 7,5 yıl boyunca ekonomide de tarihi reformlar yaptık.
Dedim ki bu finans krizi Türkiye'yi teğet geçecek. Bazıları bunu dalga yaptı, Başbakan ne diyor dediler. Şimdi görüştüğümüzde finans sektörünün içinde olanlar gerçekten Sayın Başbakan teğet geçti. Görünen gerçekler vardı. Biz 2000 yıllarının krizlerinde bu dersi aldık, dersimizi iyi çalıştık ve mali disiplinden asla taviz vermedik. Bakkal dükkanı açar gibi banka açılmasına izin vermedik. Bizden önce öyle oldu ama.
Şu anda bize gelenler oluyor banka açabilir miyiz tabii açabilirsin tabi açabilirsin ama ortaya bir şeyler koyman lazım. 10 Milyon dolar ile kimse banka açamaz. Varsa 200-300 milyon doların o zaman olabilir, düşünürüz. Türkiye'nin kronik sorunlarını çözmek için yoğun gayret gösterdik. 7,5 Yıl içerisinde olumsuz etkilenen kendi iç siyasi tartışmaları nedeniyle ekonomisinin dengeleri sürekli bozulan bir Türkiye vardı. Ahbap, dost geldiği zaman istediği bankadan kredi alabiliyordu. Bunun için ne oldu o bankalar batar. Görev zararı dediler, devletin en güçlü bankası adeta battı batıyor, gidiyor. Ama şimdi Türkiye'nin en güçlü bankası haline geldi.
Yatırım olmadan, istihdam olmadan bir ülkenin ayağa kalkması mümkün değil. Bütün bu bozulan Türkiye'de son derece dirençli bir yapıya kavuştu. Devam etmekte olan kriz nedeniyle hiçbir banka ve finans kuruluşu sıkıntı yaşamadı. Finans sektörü yüzde 8,5 büyüdü. OECD ülkeleri arasında finans sektörüne ihtiyaç duymayan tek ülke Türkiye'dir. İMKB Avrupa'da en çok kazandıran borsa olurken, dünya genelinde de 7. oldu. Güven ortamı oluşmuştur.
Türkiye ekonomisi 2009'un son çeyreğinde yüzde 6 büyüme kat etti. Önceki çeyreklerdeki daralma nedeniyle ekonomimiz yüzde 4 oranında daralma kaydetti. Türkiye üçüncü çeyrekten itibaren pozitif büyümeye geçmiştir. Türkiye'nin 2010 - 2011 yıllarında en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alacağı dünyadaki finansal kuruluşlarca da belirtilmiştir.
FRANSA ÜLKEMİZE DOĞRUDAN YATIRIM YAPAN 3. ÜLKEDİR
Türkiye borç oranında AB'nin ortalamalarının çok çok altında bir seviyeyi yakalamış durumunda. Türkiye'nin kredi notunun görünümünün pozitif yönde değiştirildiğini de hatırlatmak isterim.
Türkiye'nin ihracatında Fransa, Almanya'nın ardından ikinci sıraya yükseldi. Türkiye'de 900'e yakın Fransız sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Fransa ülkemize en fazla doğrudan yatırım yapan üçüncü ülke. Çok boyutlu enerji stratejimiz çerçevesinde biz kendi enerji stratejimizi sağlarken AB'ye de katkıda bulunmak istiyoruz.
Özellikle Fransız firmaları ile atacağımız adımlar ki Enerji'de Fransız şirketlerin konumu Gazdofrance önemli bir adım attı. Kocaeli’nde özelleştirme girip aldılar. Şimdi yeni özelleştirmeler var. Gayet güzel neticeler aldık. Ankara geliyor, İstanbul ki bunlar önemli. Piyasaları olan doğalgaz dağıtım illerimiz. Bu yarış içerisinde Gazdofrance da bu şirketler arasında yerini alacaktır. Bütün mesele kazan ilkesine göre bu adımları atabilmektir.
Bugün değerli dostum Sarkozy ile genişçe bir çalışma yemeğimiz oldu. Bu konuları etraflıca ele alma fırsatımız oldu. Bu konuları görüştük, bu konuların yanında G-20 ile ilgili neler yapılabilir, dünyaya bu noktada nasıl bir bakış getirebiliriz, ikili ilişkilerimizi daha ileri nasıl taşıyabiliriz, bölgesel konularda müşterek olarak neler yapabiliriz gibi bütün konuları birlikte değerlendirme fırsatımız oldu. Kendilerine de bir an önce Türkiye ziyaretini de gerçekleştirmelerini istedik.
TÜRKİYE AB'YE DAHA DA YAKLAŞMIŞTIR
Bütün bu adımların yanında özellikle bizler katılım öncesinde 1996 yılında hiçbir ülke AB üyesi olmadan Gümrük Birliği'ne üye olamamıştır. Türkiye 1996'da AB üyesi olmadan Gümrük Birliği'nin üyesi olmuştur. Bu önemli bir mesafedir. Şu anda ne adaydır ne üyedir nedir müzakerecidir. Bizler bu süreci devam ettireceğiz. Fransa ile ve diğer ülkelerle aynı şekilde olan münasebetlerimizi devam ettireceğiz. Gerek ikili gerek üçüncü ülkelerde müşterek yatırımlara işadamlarımızın yatırım yapması mümkün. Fransız şirketleri Türkiye'de yoğun olarak yatırım yapıyorlar. Ben bunun daha da artarak devam etmesini istiyorum.
Bir yatırım için güven aranır, güvenlik aranır, istikrar aranır. Türkiye'de zaten bunlar var. Bu zeminde bizler girişimcileri ülkemize bekliyoruz. Ajansımız tek pencereden bu yatırımcıların orada işlerini kolaylaştırmak için çalışmaları sürdürmekte ve onların emrindedir. Takıldıkları her yerde bunları taşıyarak bir neticeye vardırmanın bir gayreti içerisinde olacaktır.
Pozitif görüntü sergileyen tek ülke Türkiye oldu. Türkiye artış kaydederek yılı kapattı. 2010 Yılı çok daha pozitif olacak. Bu vesile ile hem Fransız turistleri daha fazla davet ediyoruz hem de Fransız turizm sektöründe olanları ülkemize bekliyoruz.
