Baykal: İnşallah meclisten geçemez
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği paketine ilişkin olarak, ''İnşallah Parlamento sürecinde orada yaşanacak olaylar iktidarı, 'Bırakın artık üstünde durmayın noktasına' getirir ve bu teklif askıya alınır'' dedi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği paketine ilişkin olarak, ''İnşallah Parlamento sürecinde orada yaşanacak olaylar iktidarı, 'Bırakın artık üstünde durmayın noktasına' getirir ve bu teklif askıya alınır'' dedi. Baykal, İrtica ile Eylem Planı'nın altında imzası bulunduğu iddia edilen Albay Dursun Çiçek ile görüşmesine ilişkin ses kaydıyla ilgili olarak da, "Bunlar ciddiyetsiz laflar" karşılığını verdi.
Baykal, Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Mart ayı Meclis Toplantısı'na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP lideri Baykal, bugün 2009 yılı büyüme rakamlarının açıklandığını hatırlatarak, bunun ekonomik krizin Türkiye'ye tahribatı konusunda daha objektif ve net bir tespit yapmaya imkan sağladığını ifade etti. 2009 yılı ekonomik küçülme rakamının 4.7 olarak ortaya çıktığını, bunun kamuoyunun beklentisinin altında bir rakam olduğunu belirten Baykal, ancak sanayi ve reel sektörün kriz nedeniyle büyük tahribata
uğradığının gözden kaçırılmaması gerektiğine işaret etti. Türkiye'nin ciddi bir istihdam sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirten Baykal, ''Ekonomi, istihdamı yaratacak şekilde makul bir biçimde yürütülmezse ülkede ciddi istikrarsızlık olur. Bu da büyümeyi etkiler. İstihdam sorununu, bu işi çözecek anahtar sanayi anahtarıdır. Türkiye'nin düzenli bir büyümeyi sürdürebilmesi, istihdam sorununa makul çözüm bulabilmesi için ciddi bir sanayi politikası uygulamasına ihtiyaç vardır'' dedi.
Küresel krizin Amerika'da bir finans krizi olarak ortaya çıktığını, Türkiye'de ise reel sektör krizi olarak kendini gösterdiğini söyleyen Baykal, ''Bu tablonun bir sonucu olarak reel sektör büyük sıkıntıya girerken, fabrikalar kapanıp, iş adamları intihar ederken, finans sektörü en parlak dönemini gerçekleştiriyor. Bunda bir garabet var'' diye konuştu.
Baykal, konuşmasında Anayasa değişikliği paketine de değindi. Anayasa değişikliğinin Türkiye'nin gerçek gündemi olmadığını, gerçek gündemin vatandaşın yakından hissettiği ekonomik sıkıntılar olduğunu belirten Baykal, ''Maalesef çok uzun bir süreden beri Türkiye, biz tercih ettiğimiz için değil, halkımız tercih ettiği için değil ama yapay gündemlerin tutsağı haline getirilmiştir. Bunu üzüntüyle karşılıyoruz'' dedi.
Muhalefet olarak Türkiye'nin ekonomik alandaki sıkıntılarını gündeme taşımaya çalıştıklarını kaydeden Baykal, ''Türkiye'nin gündemini iktidar belirliyor. Türkiye'nin önüne bir konu atıyor, görmezlikten gelmeniz mümkün değil. Şimdi önümüze getirmiş, Anayasa değişiklikleri gel de konuşma. Konuşmak durumundayız ama ben de çok iyi biliyorum ki, Türkiye'nin asıl meselesi bu değildir ve maalesef bu Türkiye'ye dayatılmış yapay bir konudur, sadece Türkiye'nin meselesi değil, halkın meselesi değildir. Ben
Anadolu'yu geziyorum, gittiğim hiçbir yerde 'ne olacak bu Anayasa meselesi' diyen bir vatandaşı görmedim. Anayasa değişikliğinin içinde sanayici yok, köylü yok, çiftçi yok, esnaf yok, iş adamı yok, vatandaş yok, millet yok ama ülkenin bir numaralı meselesi. Milletin ihtiyacı olmadığı halde seçimlere çok az bir süre kala, telaş içinde bir Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmeye çalışılmasının hangi ihtiyaçtan kaynaklandığının doğru değerlendirilmesi gerekir. Birilerinin bu yönde talebi olduğu herkes
tarafından görülüyor. Anayasa değişikliği projesinin üç maddesi esastır, gerisi garnitürdür, sostur. Gerisiyle ilgili bir ihtilaf yoktur. Dün de çıkarabilirlerdi, 5 yıl önce de çıkarabilirlerdi, şimdi de çıkarabilirler. O maddeleri toplasınlar, getirsinler hep beraber çıkarılsın. Kavga nereden geliyor? Kavga 3 maddeden geliyor; Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, bir de siyasi parti kapatma konusu'' şeklinde konuştu.
Baykal, yeni düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmek istendiğini ve mahkemenin 3 üyesinin Meclis çoğunluğu tarafından seçilir hale getirileceğini belirterek, şunları söyledi:
''Ben samimiyetle inanıyorum ki bu getirilen Anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı AK Parti'nin kontrolünde, denetiminde bir kurul haline dönüştürme amacına yöneliktir. Bunun tartışılır bir yanı yoktur, gerçek budur. Orayı bir siyasi partinin kontrolünde bir organ haline getirmek; Anayasa Mahkemesi RTÜK'e benzemez, YÖK'e benzemez, diğer özel kuruluşlara da benzemez. Bu Anayasa Mahkemesi, yani ülkenin temel organı.''
'ANAYASA MAHKEMESİ ZAMAN ZAMAN BİZİ DE RAHATSIZ EDEN KARARLAR ALIYOR'
Anayasa Mahkemesi'nin zaman zaman muhalefet olarak kendilerini de rahatsız eden kararlar aldığını ancak her durumda Yüksek Mahkeme'nin kararlarını saygıyla karşıladıklarını belirten Baykal, "Anayasa Mahkemesi hiçbir zaman bir siyasi partinin organı gibi düşünülemez. Anayasa Mahkemesi'ni mevcut kimliğinden çıkararak, bir siyasi partinin uzantısı haline dönüştürmek Türkiye'de ciddi bir hukuk krizine neden olur. Bu yanlış ve sakıncalıdır" dedi.
Birçok hukuki çevrenin Anayasa değişiklik paketinin Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırılık taşıdığını söylediğini belirten Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şimdi ne olacak? Anayasa'ya aykırı bir değişiklik projesi ortaya çıkınca Anayasa Mahkemesi'nin önüne gidecek. Anayasa Mahkemesi, bir ihtimal belki de 'Evet bu Anayasa'ya aykırıdır, olamaz, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırıyorsunuz' diyebilir. Öyle derse ne olur çıkarılan yasa? Anayasa'yı ihlale teşebbüs olarak ortaya çıkar ve mahkeme o teşebbüsü iptal eder, mahkum eder. Şimdi bu çok yanlış bir şey, sakıncalı bir şey. Türkiye'de bir siyasi partinin resmen Anayasa'yı açık bir Anayasa değişikliği
teşebbüsü yaparak, Anayasa'yı ihlale teşebbüs konumuna düşüyor olması hepimizi üzüyor, beni üzüyor. Bunu çok yanlış, sakıncalı bulduğumu ve ilgililerin bu olayı bu açıdan da değerlendirerek bu işin dışında kalmalarını bir uyarı olarak ifade ettim. Şu anda da aynı görüşteyim. Türkiye'yi, Anayasa'yı ihlale teşebbüs etmiş bir iktidar, bu niteliğiyle Anayasa Mahkemesi tarafından damgalanmış bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıya bırakmayın' diyorum. Çünkü böyle bir tespitin önemli başka sonuçları olur. Siyasi
gerginlikler artar, tartışmalar yaşanır, hukuki süreçler işler. Yanlış olur. Bu bir anlamda masayı devirmeye teşebbüs etmektir. Bunu yapmayın.''
BAYKAL, ERDOĞAN'IN 'KİMSENİN ALAMADIĞI RİSKİ ALIYORUZ' SÖZLERİNE YANIT VERDİ
Konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Biz şimdiye kadar kimsenin alamadığı riski alıyoruz' sözlerine de yanıt veren Baykal, ''Devlet yönetmek, bir ülkenin kaderi üzerinde hiçbir zorunluluk, ihtiyaç yokken risk almak anlamına gelmez. Bu çok yanlıştır, çok sakıncalıdır'' diye konuştu.
Erdoğan'ın, 'Elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyuyoruz' yönündeki sözlerine de atıfta bulunan Baykal, bu sözlerin de yanlış ve sakıncalı bir yaklaşım olduğunu savundu. Baykal, "Türkiye'nin dengesini, huzurunu, sükunetini tehlikeye atmayı biz şu açıdan, bu açıdan yararlı görerek, bu istikamette harekete mi geçiyoruz demek istiyor. Yarın inşallah Parlamento süreci, orada yaşanacak olaylar iktidarı, 'Bırakın artık üstünde durmayın noktasına' getirir. İnşallah Parlamento'nun bu müzakere süreci içinde
bir gelişme olur ve bu askıya alınır'' şeklinde konuştu.
Türkiye'nin bir gerginliğe sokulmamasını isteyen Baykal, ''İktidar bilerek bu gerginliği Türkiye'nin üzerine yıkmaya çalışmaktadır, yanlıştır. Artık siyasi çıkara dayalı mağduriyet senaryolarıyla ülkeye ıstırap çektirmeye kimsenin hakkı yok'' dedi.
Anayasa değişikliği konusuyla milletin ilgilenmediğini, bunun milletin sorunlarının çözümüne katkı verecek bir konu olmadığını söyleyen Baykal, bu Anayasa değişikliğinin hiçbir yerinde millet, halk, işçi, işveren, esnaf ve emeklinin olmadığını ifade etti. Baykal, ''Bu birilerinin derdi. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı değişecek ne olacak? Anayasa Mahkemesi yarın Yüce Divan olarak belki Sayın Cumhurbaşkanı'nı, Sayın Başbakan'ı, Sayın bakanları yargılayacak. Geçmişte oldu, anayasal yetki o. Bu Anayasa
Mahkemesi, yarın şu anda devleti yönetenlerin, eğer bir iddia ortaya çıkarsa yargılanacağı organ. Ne oynuyorsunuz kardeşim. Bunu sen millet için oynadığına beni ikna edebilir misin? Milleti ikna edebilir misin? Bu senin derdin, senin hastalığın, senin ihtiyacın. Sen kendi derdine yönelik olarak bir şeyi deniyorsun, denerken de çok büyük riskler alıyorsun. Çok büyük sıkıntıları göze alıyorsun Türkiye için'' diye konuştu.
Öte yandan CHP lideri, ASO'dan ayrılışında gazetecilerin ıslak imza ile gündeme gelen Albay Dursun Çiçek ile görüşmesine ilişkin ses kaydının hatırlatılması üzerine, "Bunlar ciddiyetsiz laflar" demekle yetindi.
ASO BAŞKANI ÖZDEMİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI
Meclis toplantısında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir ise, Anayasa değişikliği paketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa'da değişikliklerin yapılması gerektiği konusunda toplumda bir fikir birliği oluştuğunu, fikir ayrılıklarının ise bu değişikliklerin nasıl olması gerektiği konusunda ortaya çıktığını belirten Özdebir, ''Biz iktidar ve muhalefet partileri arasında derin fikir ayrıklılarının olduğunu görüyor ve bunu da normal karşılıyoruz. Çünkü siyasette fikir ayrılıklarının olması
doğaldır'' dedi.
Ancak bu fikir ayrılıklarının toplumda bir kutuplaşmaya yol açmaması gerektiğine işaret eden Özdebir, bu nedenle Anayasa değişikliğinin en geniş bir uzlaşma ile gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bundan dolayı tüm tarafların üsluplarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Özdebir, siyasi gerginliklerin ekonomide belirsizliği artırdığını, reel kesim ve tüketici güvenini olumsuz etkilediğini ifade etti.
(EDA-CC-Y)
Baykal, Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Mart ayı Meclis Toplantısı'na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP lideri Baykal, bugün 2009 yılı büyüme rakamlarının açıklandığını hatırlatarak, bunun ekonomik krizin Türkiye'ye tahribatı konusunda daha objektif ve net bir tespit yapmaya imkan sağladığını ifade etti. 2009 yılı ekonomik küçülme rakamının 4.7 olarak ortaya çıktığını, bunun kamuoyunun beklentisinin altında bir rakam olduğunu belirten Baykal, ancak sanayi ve reel sektörün kriz nedeniyle büyük tahribata
uğradığının gözden kaçırılmaması gerektiğine işaret etti. Türkiye'nin ciddi bir istihdam sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirten Baykal, ''Ekonomi, istihdamı yaratacak şekilde makul bir biçimde yürütülmezse ülkede ciddi istikrarsızlık olur. Bu da büyümeyi etkiler. İstihdam sorununu, bu işi çözecek anahtar sanayi anahtarıdır. Türkiye'nin düzenli bir büyümeyi sürdürebilmesi, istihdam sorununa makul çözüm bulabilmesi için ciddi bir sanayi politikası uygulamasına ihtiyaç vardır'' dedi.
Küresel krizin Amerika'da bir finans krizi olarak ortaya çıktığını, Türkiye'de ise reel sektör krizi olarak kendini gösterdiğini söyleyen Baykal, ''Bu tablonun bir sonucu olarak reel sektör büyük sıkıntıya girerken, fabrikalar kapanıp, iş adamları intihar ederken, finans sektörü en parlak dönemini gerçekleştiriyor. Bunda bir garabet var'' diye konuştu.
Baykal, konuşmasında Anayasa değişikliği paketine de değindi. Anayasa değişikliğinin Türkiye'nin gerçek gündemi olmadığını, gerçek gündemin vatandaşın yakından hissettiği ekonomik sıkıntılar olduğunu belirten Baykal, ''Maalesef çok uzun bir süreden beri Türkiye, biz tercih ettiğimiz için değil, halkımız tercih ettiği için değil ama yapay gündemlerin tutsağı haline getirilmiştir. Bunu üzüntüyle karşılıyoruz'' dedi.
Muhalefet olarak Türkiye'nin ekonomik alandaki sıkıntılarını gündeme taşımaya çalıştıklarını kaydeden Baykal, ''Türkiye'nin gündemini iktidar belirliyor. Türkiye'nin önüne bir konu atıyor, görmezlikten gelmeniz mümkün değil. Şimdi önümüze getirmiş, Anayasa değişiklikleri gel de konuşma. Konuşmak durumundayız ama ben de çok iyi biliyorum ki, Türkiye'nin asıl meselesi bu değildir ve maalesef bu Türkiye'ye dayatılmış yapay bir konudur, sadece Türkiye'nin meselesi değil, halkın meselesi değildir. Ben
Anadolu'yu geziyorum, gittiğim hiçbir yerde 'ne olacak bu Anayasa meselesi' diyen bir vatandaşı görmedim. Anayasa değişikliğinin içinde sanayici yok, köylü yok, çiftçi yok, esnaf yok, iş adamı yok, vatandaş yok, millet yok ama ülkenin bir numaralı meselesi. Milletin ihtiyacı olmadığı halde seçimlere çok az bir süre kala, telaş içinde bir Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmeye çalışılmasının hangi ihtiyaçtan kaynaklandığının doğru değerlendirilmesi gerekir. Birilerinin bu yönde talebi olduğu herkes
tarafından görülüyor. Anayasa değişikliği projesinin üç maddesi esastır, gerisi garnitürdür, sostur. Gerisiyle ilgili bir ihtilaf yoktur. Dün de çıkarabilirlerdi, 5 yıl önce de çıkarabilirlerdi, şimdi de çıkarabilirler. O maddeleri toplasınlar, getirsinler hep beraber çıkarılsın. Kavga nereden geliyor? Kavga 3 maddeden geliyor; Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, bir de siyasi parti kapatma konusu'' şeklinde konuştu.
Baykal, yeni düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmek istendiğini ve mahkemenin 3 üyesinin Meclis çoğunluğu tarafından seçilir hale getirileceğini belirterek, şunları söyledi:
''Ben samimiyetle inanıyorum ki bu getirilen Anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı AK Parti'nin kontrolünde, denetiminde bir kurul haline dönüştürme amacına yöneliktir. Bunun tartışılır bir yanı yoktur, gerçek budur. Orayı bir siyasi partinin kontrolünde bir organ haline getirmek; Anayasa Mahkemesi RTÜK'e benzemez, YÖK'e benzemez, diğer özel kuruluşlara da benzemez. Bu Anayasa Mahkemesi, yani ülkenin temel organı.''
'ANAYASA MAHKEMESİ ZAMAN ZAMAN BİZİ DE RAHATSIZ EDEN KARARLAR ALIYOR'
Anayasa Mahkemesi'nin zaman zaman muhalefet olarak kendilerini de rahatsız eden kararlar aldığını ancak her durumda Yüksek Mahkeme'nin kararlarını saygıyla karşıladıklarını belirten Baykal, "Anayasa Mahkemesi hiçbir zaman bir siyasi partinin organı gibi düşünülemez. Anayasa Mahkemesi'ni mevcut kimliğinden çıkararak, bir siyasi partinin uzantısı haline dönüştürmek Türkiye'de ciddi bir hukuk krizine neden olur. Bu yanlış ve sakıncalıdır" dedi.
Birçok hukuki çevrenin Anayasa değişiklik paketinin Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırılık taşıdığını söylediğini belirten Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şimdi ne olacak? Anayasa'ya aykırı bir değişiklik projesi ortaya çıkınca Anayasa Mahkemesi'nin önüne gidecek. Anayasa Mahkemesi, bir ihtimal belki de 'Evet bu Anayasa'ya aykırıdır, olamaz, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırıyorsunuz' diyebilir. Öyle derse ne olur çıkarılan yasa? Anayasa'yı ihlale teşebbüs olarak ortaya çıkar ve mahkeme o teşebbüsü iptal eder, mahkum eder. Şimdi bu çok yanlış bir şey, sakıncalı bir şey. Türkiye'de bir siyasi partinin resmen Anayasa'yı açık bir Anayasa değişikliği
teşebbüsü yaparak, Anayasa'yı ihlale teşebbüs konumuna düşüyor olması hepimizi üzüyor, beni üzüyor. Bunu çok yanlış, sakıncalı bulduğumu ve ilgililerin bu olayı bu açıdan da değerlendirerek bu işin dışında kalmalarını bir uyarı olarak ifade ettim. Şu anda da aynı görüşteyim. Türkiye'yi, Anayasa'yı ihlale teşebbüs etmiş bir iktidar, bu niteliğiyle Anayasa Mahkemesi tarafından damgalanmış bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıya bırakmayın' diyorum. Çünkü böyle bir tespitin önemli başka sonuçları olur. Siyasi
gerginlikler artar, tartışmalar yaşanır, hukuki süreçler işler. Yanlış olur. Bu bir anlamda masayı devirmeye teşebbüs etmektir. Bunu yapmayın.''
BAYKAL, ERDOĞAN'IN 'KİMSENİN ALAMADIĞI RİSKİ ALIYORUZ' SÖZLERİNE YANIT VERDİ
Konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Biz şimdiye kadar kimsenin alamadığı riski alıyoruz' sözlerine de yanıt veren Baykal, ''Devlet yönetmek, bir ülkenin kaderi üzerinde hiçbir zorunluluk, ihtiyaç yokken risk almak anlamına gelmez. Bu çok yanlıştır, çok sakıncalıdır'' diye konuştu.
Erdoğan'ın, 'Elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyuyoruz' yönündeki sözlerine de atıfta bulunan Baykal, bu sözlerin de yanlış ve sakıncalı bir yaklaşım olduğunu savundu. Baykal, "Türkiye'nin dengesini, huzurunu, sükunetini tehlikeye atmayı biz şu açıdan, bu açıdan yararlı görerek, bu istikamette harekete mi geçiyoruz demek istiyor. Yarın inşallah Parlamento süreci, orada yaşanacak olaylar iktidarı, 'Bırakın artık üstünde durmayın noktasına' getirir. İnşallah Parlamento'nun bu müzakere süreci içinde
bir gelişme olur ve bu askıya alınır'' şeklinde konuştu.
Türkiye'nin bir gerginliğe sokulmamasını isteyen Baykal, ''İktidar bilerek bu gerginliği Türkiye'nin üzerine yıkmaya çalışmaktadır, yanlıştır. Artık siyasi çıkara dayalı mağduriyet senaryolarıyla ülkeye ıstırap çektirmeye kimsenin hakkı yok'' dedi.
Anayasa değişikliği konusuyla milletin ilgilenmediğini, bunun milletin sorunlarının çözümüne katkı verecek bir konu olmadığını söyleyen Baykal, bu Anayasa değişikliğinin hiçbir yerinde millet, halk, işçi, işveren, esnaf ve emeklinin olmadığını ifade etti. Baykal, ''Bu birilerinin derdi. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı değişecek ne olacak? Anayasa Mahkemesi yarın Yüce Divan olarak belki Sayın Cumhurbaşkanı'nı, Sayın Başbakan'ı, Sayın bakanları yargılayacak. Geçmişte oldu, anayasal yetki o. Bu Anayasa
Mahkemesi, yarın şu anda devleti yönetenlerin, eğer bir iddia ortaya çıkarsa yargılanacağı organ. Ne oynuyorsunuz kardeşim. Bunu sen millet için oynadığına beni ikna edebilir misin? Milleti ikna edebilir misin? Bu senin derdin, senin hastalığın, senin ihtiyacın. Sen kendi derdine yönelik olarak bir şeyi deniyorsun, denerken de çok büyük riskler alıyorsun. Çok büyük sıkıntıları göze alıyorsun Türkiye için'' diye konuştu.
Öte yandan CHP lideri, ASO'dan ayrılışında gazetecilerin ıslak imza ile gündeme gelen Albay Dursun Çiçek ile görüşmesine ilişkin ses kaydının hatırlatılması üzerine, "Bunlar ciddiyetsiz laflar" demekle yetindi.
ASO BAŞKANI ÖZDEMİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI
Meclis toplantısında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir ise, Anayasa değişikliği paketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa'da değişikliklerin yapılması gerektiği konusunda toplumda bir fikir birliği oluştuğunu, fikir ayrılıklarının ise bu değişikliklerin nasıl olması gerektiği konusunda ortaya çıktığını belirten Özdebir, ''Biz iktidar ve muhalefet partileri arasında derin fikir ayrıklılarının olduğunu görüyor ve bunu da normal karşılıyoruz. Çünkü siyasette fikir ayrılıklarının olması
doğaldır'' dedi.
Ancak bu fikir ayrılıklarının toplumda bir kutuplaşmaya yol açmaması gerektiğine işaret eden Özdebir, bu nedenle Anayasa değişikliğinin en geniş bir uzlaşma ile gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bundan dolayı tüm tarafların üsluplarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Özdebir, siyasi gerginliklerin ekonomide belirsizliği artırdığını, reel kesim ve tüketici güvenini olumsuz etkilediğini ifade etti.
(EDA-CC-Y)
