Sanatçı Ve Oyuncu Nejat Özyılmaz:

Kurtlar Vadisi'nin Mehmet Fikret Hazarbeyoğlu'su, Tatlı Hayat'ın Yorgu'su, 1970'li yıllardan beri Neco adıyla Türk halkının gönlünde taht kuran ses sanatçısı ve oyuncu Nejat Özyılmazel, (Neco) Kütahya Meslek Yüksekokulu (KMYO) öğrencileriyle sanat, spor, sinema üzerine yaklaşık iki saat süren bir söyleşi gerçekleştirdi

Sanatçı Ve Oyuncu Nejat Özyılmaz:
Kurtlar Vadisi'nin Mehmet Fikret Hazarbeyoğlu'su, Tatlı Hayat'ın Yorgu'su, 1970'li yıllardan beri Neco adıyla Türk halkının gönlünde taht kuran ses sanatçısı ve oyuncu Nejat Özyılmazel, (Neco) Kütahya Meslek Yüksekokulu (KMYO) öğrencileriyle sanat, spor, sinema üzerine yaklaşık iki saat süren bir söyleşi gerçekleştirdi. Neco'yu, öğrencilerle birlikte eşi İdil Özyılmazel de ilgiyle dinledi.
Söyleşide sanat, müzik, sinema ve spor yaşamından bazı kesitler de sunan Neco, sanat ve sanatçı konusundaki düşüncelerini dile getirdi. Öğrencilerden gelen soruları cevapladı.
Salonda öğrencilerle çok iyi bir diyalog kuran Neco, zaman zaman anlattığı fıkralarla, anekdotlarla öğrencilere neşe dolu anlar yaşattı.

"BEN SANATÇI DEĞİLİM, SANATÇI ÜRETEN KİŞİDİR"
Neco, sanatın lügat karşılığının "Düşünce seviyesinde bir şeyi inceleyip ortaya çıkarmak" olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Türkiye'de herkese sanatçı deniliyor. Sanatçı denileler şarkı söyleyenler olsun, oyuncular olsun bir takım show yapanlar olsun tamamıyla sanatçı adı altında toplanıyorlar ve aynı şemsiye içerisinde aynı ad ile anılıyoruz. Aslında hiçbirimiz sanatçı değiliz. Ben 45 yıllık çalışmam içersinde sadece gösteri sanatıyla uğraşan, müzikle ilgilenen bir eğlendiriciyim. Dolayısıyla ben sanatçı değilim. Sanatçı olmak için bir şey yaratmam lazım. Mesela çok bestelerimin olması lazım müziğe hizmet etmek için ya da bir heykeltıraş olmam lazım ya da önemli bir yazar olmalıyım. Önemli bir edebiyat yazarı. Sanatçı olmak için bir şeyler üretmem lazım. Ben sanatçı değilim diğerlerinin olmadığı gibi"
Bazı sanatçıları da Türkçeyi yanlış kullanmasından dolayı eleştiren Neco şöyle konuştu: "Bestecilikte çok önemli eğitim noktaları vardır. Bunlardan bir tanesi melodik yapı ile yani notalar ile sözlerin birbirine uyumudur. Yani hangi lisanı kullanıyorsunuz, diyelim Türkçeyi kullanıyoruz. Türkçe hecelerin doğru dürüst yerlerine konulması ve telaffuz edilmesi gerekir. Size çok kısa bir örnek vereceğim. Örneğin İstiklal Marşımız. "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak." Heceyi bölemezsiniz bir yerde. O kelimenin anlamını olduğu gibi götürürsünüz. Buna prozodi denir. Prozodi hatalarıyla dolu birçok eser yapıldı daha doğrusu eserimsi yapıldı ve birçok şarkıcı da mesela arabeskçilerin tümü ya da fantezi müzik söylerden iyi bildikleriniz doğru dürüst Türkçeyi kullanamıyorlar. Doğru dürüst o melodilerin üzerinde, notaların üzerinde bunu kullanamıyorlar. Siz yalnız kaldığınızda ya da eve gittiğinizde o tür müziklerden ve söyleyen kişilerden örnekler alın önünüze dinleyin söylediklerimi bulacaksınız. Bu araştırmayı sizler yapın. Acaba doğru dürüst Türkçe ile konuşulmuş mu, yazılmış mı ve size nasıl aktarılmış."
"Konuşmamız gereken tartışmamız gereken en önemli konulardan biri ana lisanımız Türkçedir."diyen Neco, " Biz Türkçe düşünüp Türkçe felsefemizi yaparız. Onun için de ana dilimiz Türkçeyi çok iyi bilmemiz lazım" dedi.
Öğrencilere bir sanatçı olarak Türkçeyi en iyi kullanma ustası olarak Zeki Müren'i örnek gösteren Neco, "Ne olur Zeki Müren'in eserlerini, söylediği şarkıları dinleyin. Mükemmel bir Türkçe, mükemmel bir nota ve söz bileşimi. Size verebileceğim en güzel örneklerden birisi" diye konuştu.
Türküler anonim olarak gelişirler. Ya da o bölgenin yörenin bilinen tarihi içerisinde eski ozanlar tarafından ya da yeni ozan olarak ortaya çıkan Aşık Veysel, Neşat Ertaş gibi sanatçıların yöresel eserleri toplayıp sundukları eserlere türkü derler diyen Neco, "Bugün birçok adam televizyona radyoya çıkıyor ben türkü besteledim şeklinde konuşuyor. Bu nasıl olur diye kimse soru sormuyor. Anane ve gelenekler üzerinde de kayıplarımız var" şeklinde konuştu.
Neco, "İnsan yaşadığı yerin, yaşadığı alanın, nefes aldığı yerin bir değerini bilmek zorunda. Sanat bizlerin ruhunu açık açık temizleyen ve yeni olaylara hazırlayan çok önemli bir şeydir." diyerek öğrencilere yörelerinin türkülerini öğrenmeleri ve dinlemeleri tavsiyesinde bulundu.
Söyleşide rol aldığı Kurtlar Vadisi konusunda da konuşan Neco, Kurtlar vadisinin şiddet içerdiği için bu dizide rol almasından dolayı eleştirildiğini belirterek, bunun haksız bir eleştiri olduğunu, asıl eleştirilmesi gerekenin aileler açısından da facia olarak nitelediği başka dizilerin bulunduğunu söyledi.
Söyleşi sonrası KMYO Müdürü Doç.Dr. Gülten Eren Gümüştekin ve DPÜSEM Müdürü Okuktaman Ahmet Gümüştekin tarafından KMYO seramik sanatçısı Öğretim Görevlisi Lokman Acar tarafından yapılan bir pano ile seramik bölümü öğrencileri tarafından yapılan vazo ve çini tabağı günün anısına Neco'ya takdim ettiler. Programdan sonra KMYO' öğrencileri Neco ile hatıra fotoğrafı çektirtirdiler.

NECO, REKTÖR ÖNCE'Yİ DE ZİYARET ETTİ
KMYO öğrencileriyle bir söyleyişi için Üniversiteye gelen Neco eşi ile birlikte Rektör Prof. Dr. Güner Önce'yi de makamında ziyaret etti.
Rektör Prof. Dr. Güner Önce, Neco ve eşi İdil Özyılmazel'i Dumlupınar Üniversitesi'nde görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Kütahya'nın unutulmuş bir şehir olduğunu ancak sanatı, sanatçısı, tarihi yerleri, kültürel değerleriyle çok büyük zenginliğe sahip bir şehir olduğunu vurgulan Rektör Önce, "Kütahya bu zenginliklerin değerlendirilmesiyle daha hızlı gelişecektir" dedi.
Dumlupınar Üniversitesi'ne ilk defa geldiğini belirten Sanatçı Neco, Dumlupınar Üniversitesi'nin gelişmişliği ve atmosferinden çok etkilendiğini söyledi. Rektör Önce ile özellikle son dönemde Türk televizyonlarında yayınlanan televizyon dizileri ve seyircisi her gün artan yerli sinema filmleri üzerine sohbet eden Neco yeni projeleri hakkında da bilgi verdi.