Bakan Atalay Hakkında Verilen Gensoru
TBMM Genel Kurulunda CHP'nin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Habur Sınır Kapısı'ndan girişlerle ilgili olarak hukukun kaideleri doğrultusunda yapılan işlemlerle ilgili gerekli, doyurucu, tatminkar, sayfalarca bilginin soru önergeleri vasıtasıyla milletvekillerine v
TBMM Genel Kurulunda CHP'nin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Kılıç, Habur Sınır Kapısı'ndan girişlerle ilgili olarak hukukun kaideleri doğrultusunda yapılan işlemlerle ilgili gerekli, doyurucu, tatminkar, sayfalarca bilginin soru önergeleri vasıtasıyla milletvekillerine verildiğini ifade etti.
Buna rağmen bugün aynı yazılı soru önergelerinin gensoru olarak getirilmiş olmasını, yasama ve denetim meclisinin ciddiyetiyle bağdaşan bir durum olarak değerlendiremediklerini belirten Kılıç, ''Yalanlanan bir iddia üzerine inşa edilen gensoru metni, CHP'nin gerçekleri çarpıtma konusunda becerisinin de ayrıca bir kanıtı niteliğindedir'' diye konuştu.
Gensorunun ''CHP'nin tarihinde utanç belgesi olarak yerini alacağını'' ifade eden Kılıç, şunları söyledi:
''CHP'nin gensorusuna, sözleri gerekçe olarak kabul edilen kişi, çok değil bir hafta, 10 gün öncesine kadar yine CHP milletvekilleri ve yöneticilerinin 'bölücü' olarak adlandırdıkları bir isimdir. Tüm taraflarca yalanlanmış yalanların, gensoruyla Meclis gündemine getirilmiş olması, göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir ayıptır, eksikliktir. Bunu, Ahmet Türk, Sırrı Sakık yalanlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı 'böyle bir görüşle olmamıştır' diyorsa, öyle bir görüşme olmamıştır. Gensoruda,
hiçbir bilgiden, belgeden, delilden hareket edilmediği görülecektir. Metin boyunca yalanlar, karamalar, iftiralar ve çamur atmalar görülecektir. Sürece ilişkin bir çözüm önerisi yok, yeni bir proje yok, yeni bir heyecan, bir ses, nefes yok. Diyorlar ki 'demokratik açılım sürecini siyasi iktidar dış güç merkezlerinin desteğiyle ortaya koymuştur.' AK Parti hükümeti, CHP'lilerin iddia ettiği gibi yurt dışından icazet alacak bir parti ve Hükümet değildir, olmamıştır. Milli Birlik ve Beraberlik Projesi olarak
adlandırılan bu sürecin sahibi de muhatabı da Türk milletidir. 'Demokratik açılım süreci yabancı dayatmasıdır' demek, bu millete inanmamaktır, güvenmemektir, yok saymaktır. Milletin aklını hafife almaktır. Oysa bu millet 60 senedir CHP'yi iktidara yanaştırmayarak akıl ve sağduyu abidesi olduğunu kanıtlamış bir millettir. Gensoruda 'projede nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların yapıldığı belli değildir' deniliyor. Siz, hangi ülkede yaşıyorsunuz. Halkın içine girmeye haliniz, mecaliniz yok, bunu
anladık ama Türkiye'de konuşulanları, televizyonlarda tartışılanları da mı takip etmiyorsunuz? AK Parti için demokratik açılım süreci bir toplumsal kontrattır. Bu nedenle tabanı geniş tutulmuştur. Herkesle görüşülen şeyin sizden saklanabilmesi mümkün değildir.''
Gensoruda ''Habur'da yaşanan süreci siyasi iktidar ile terör örgütü birlikte planlamışlardır'' ifadesinin yer aldığını anımsatan Kılıç, ''Bunu söylemekle birlikte akıl almaz evhamlarına, yüz kızartan yalanlarına bir yenisi de ilave etmiş oluyorlar'' diye konuştu.
Bu sözler üzerine CHP sıralarından tepkiler geldi ve TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Kılıç'tan sözlerini düzeltmesini istedi. AK Parti hükümetinin, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir eylemin içinde olmadığını ve olamayacağını belirten Kılıç, ''Ama siz bu gensoru önergesini hazırlarken Hatip Dicle isimli şahsın beyanlarına güvenmek suretiyle AK Parti'ye atfetmeye çalıştığınız hatayı kendi elinizle işlemiş oldunuz'' dedi.
''Bölücü terör örgütüyle anlaşma yapıldığı iddiası, iddiadan öte bir iftiradır" diyen Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önerge konusu görüşmenin yapıldığı tarihte Ahmet Türk, DTP'nin genel başkanıdır. Adı geçen parti terör örgütü ise, terör örgütleriyle, Ahmet Türk ile aynı çatı altında siyaset yapmış olmaktan dolayı el ele verenin sizin olmanız gerektiği kanaatindeyim. Sizi rahatlatacak cümleyi de ben ifade edeyim; hiçbir Cumhuriyet hükümeti terör örgütüyle birlikte plan yapmaz. Ama bu ülkede hiç bir ana muhalefet partisi de terör örgütleriyle el ele vermek suretiyle millete karşı planların içinde yer alamaz, millete
karşı plan yapamaz. Muhalefeti terör örgütleriyle el ele göstermenin, muhalefeti teröre destek veriyor görüntüsü içine sokmanın, Türkiye'yi yöneten AK Parti hükümetine sağlayacağı hiç bir katkı söz konusu değildir. Biz, bu milletin gücünün bu çatı altında bulunan herkesin Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmasıyla artabileceği kanaatini taşıyan bir siyaset anlayışını temsil ediyoruz. Dolayısıyla bu ülkenin iktidarı da ana muhalefeti de bölücü terör örgütleriyle dirsek temasına giremez, bölücü örgütlerle el
ele veremez.''
Anayasa'nın ''hiçbir merci, makam, organ veya kişi hakimlere veya mahkemeye heyetlerine baskıda bulunamaz, tehditte bulunamaz, yönlendirme yapamaz'' maddesini anımsatan Kılıç, soruşturma süreçleriyle ilgili öz, yalın, net kanaatlerinin bu istikamette olduğunu, bunun dışındaki hiç bir yolun iktidar partisi, Hükümet için geçerli olmadığını söyledi. ''Ama kimilerinin yargıyı hangi tarihlerde, ne şekilde hedef aldığı üzerinde durmak gerekirse, gensoru önergesinin sahibi olan partinin internet sitesinde
MYK'ya sunulan raporları üzerinden hareket edilebileceği kanaatindeyim'' diyen Kılıç, şunları söyledi:
''CHP MYK'ya sunulan bir Erzincan raporu var. Raporu hazırlayan milletvekili diyor ki 'günlerden Pazar olmasına rağmen Milli Savunma Bakanına ulaşarak izin konusunda yardımcı olmasını istedim ve Erzincan'a geçerek bir evde başsavcıyla buluştum. Başsavcıyla görüşmemiz gece geç saatlere kadar sürdü ve Erzincan'da geceledim. 'Dinlemesi yapılan isimleri tek tek sayıyor. Bu isimleri tek tek saydıktan sonra parantez içinde 'telefon tespitleri CD olarak ekte arz edilmiştir' diyor. Sonuç kısmında bir cümlede de
'ekte sunduğum telefon dinleme CD'sinin incelenmesinde görüleceği gibi...' diye devam ediyor. Bir İzmir milletvekilinin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıyla gece yarısından sonra bir saatte görüşme yapabilmesinin meşru, makul dayanağı ne olabilir? Burada söz konusu edilen CD'ler hangi yoldan, ne şekilde alınmıştır, ne şekilde gündeme getirilmiştir? Bizim gündemimizde hiç bir şekilde yargı üzerinde baskı kurmak olamaz. Anayasa'nın maddeleri açıktır. Herkes bu maddeleri çok iyi biliyor.''
Taraf Gazetesinin ''4 saatte bırakılacaklar'' şeklindeki haberin kürsüde gündeme getirildiğini söyleyen Kılıç, ''Peki Taraf Gazetesinin diğer bütün manşetlerine aynı ölçüde güveniyor musunuz, inandırıcı buluyor musunuz?'' diye sordu.
Gensoru önergesini ''mesnetsiz'' olarak niteleyen Kılıç, ''Burada ikna çabalarının yeterli olmamasından hareketle şunu ifade etmek isterim, geçmişte üniversite kapılarında 18-20 yaşındaki kız çocukları ikna odalarında ikna edilmiş olabilir ama 72 milyon insanı ikna edebilecek ölçüde ikna odası inşa edebilmeniz mümkün değildir'' diye konuştu.
Buna rağmen bugün aynı yazılı soru önergelerinin gensoru olarak getirilmiş olmasını, yasama ve denetim meclisinin ciddiyetiyle bağdaşan bir durum olarak değerlendiremediklerini belirten Kılıç, ''Yalanlanan bir iddia üzerine inşa edilen gensoru metni, CHP'nin gerçekleri çarpıtma konusunda becerisinin de ayrıca bir kanıtı niteliğindedir'' diye konuştu.
Gensorunun ''CHP'nin tarihinde utanç belgesi olarak yerini alacağını'' ifade eden Kılıç, şunları söyledi:
''CHP'nin gensorusuna, sözleri gerekçe olarak kabul edilen kişi, çok değil bir hafta, 10 gün öncesine kadar yine CHP milletvekilleri ve yöneticilerinin 'bölücü' olarak adlandırdıkları bir isimdir. Tüm taraflarca yalanlanmış yalanların, gensoruyla Meclis gündemine getirilmiş olması, göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir ayıptır, eksikliktir. Bunu, Ahmet Türk, Sırrı Sakık yalanlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı 'böyle bir görüşle olmamıştır' diyorsa, öyle bir görüşme olmamıştır. Gensoruda,
hiçbir bilgiden, belgeden, delilden hareket edilmediği görülecektir. Metin boyunca yalanlar, karamalar, iftiralar ve çamur atmalar görülecektir. Sürece ilişkin bir çözüm önerisi yok, yeni bir proje yok, yeni bir heyecan, bir ses, nefes yok. Diyorlar ki 'demokratik açılım sürecini siyasi iktidar dış güç merkezlerinin desteğiyle ortaya koymuştur.' AK Parti hükümeti, CHP'lilerin iddia ettiği gibi yurt dışından icazet alacak bir parti ve Hükümet değildir, olmamıştır. Milli Birlik ve Beraberlik Projesi olarak
adlandırılan bu sürecin sahibi de muhatabı da Türk milletidir. 'Demokratik açılım süreci yabancı dayatmasıdır' demek, bu millete inanmamaktır, güvenmemektir, yok saymaktır. Milletin aklını hafife almaktır. Oysa bu millet 60 senedir CHP'yi iktidara yanaştırmayarak akıl ve sağduyu abidesi olduğunu kanıtlamış bir millettir. Gensoruda 'projede nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların yapıldığı belli değildir' deniliyor. Siz, hangi ülkede yaşıyorsunuz. Halkın içine girmeye haliniz, mecaliniz yok, bunu
anladık ama Türkiye'de konuşulanları, televizyonlarda tartışılanları da mı takip etmiyorsunuz? AK Parti için demokratik açılım süreci bir toplumsal kontrattır. Bu nedenle tabanı geniş tutulmuştur. Herkesle görüşülen şeyin sizden saklanabilmesi mümkün değildir.''
Gensoruda ''Habur'da yaşanan süreci siyasi iktidar ile terör örgütü birlikte planlamışlardır'' ifadesinin yer aldığını anımsatan Kılıç, ''Bunu söylemekle birlikte akıl almaz evhamlarına, yüz kızartan yalanlarına bir yenisi de ilave etmiş oluyorlar'' diye konuştu.
Bu sözler üzerine CHP sıralarından tepkiler geldi ve TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Kılıç'tan sözlerini düzeltmesini istedi. AK Parti hükümetinin, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir eylemin içinde olmadığını ve olamayacağını belirten Kılıç, ''Ama siz bu gensoru önergesini hazırlarken Hatip Dicle isimli şahsın beyanlarına güvenmek suretiyle AK Parti'ye atfetmeye çalıştığınız hatayı kendi elinizle işlemiş oldunuz'' dedi.
''Bölücü terör örgütüyle anlaşma yapıldığı iddiası, iddiadan öte bir iftiradır" diyen Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önerge konusu görüşmenin yapıldığı tarihte Ahmet Türk, DTP'nin genel başkanıdır. Adı geçen parti terör örgütü ise, terör örgütleriyle, Ahmet Türk ile aynı çatı altında siyaset yapmış olmaktan dolayı el ele verenin sizin olmanız gerektiği kanaatindeyim. Sizi rahatlatacak cümleyi de ben ifade edeyim; hiçbir Cumhuriyet hükümeti terör örgütüyle birlikte plan yapmaz. Ama bu ülkede hiç bir ana muhalefet partisi de terör örgütleriyle el ele vermek suretiyle millete karşı planların içinde yer alamaz, millete
karşı plan yapamaz. Muhalefeti terör örgütleriyle el ele göstermenin, muhalefeti teröre destek veriyor görüntüsü içine sokmanın, Türkiye'yi yöneten AK Parti hükümetine sağlayacağı hiç bir katkı söz konusu değildir. Biz, bu milletin gücünün bu çatı altında bulunan herkesin Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmasıyla artabileceği kanaatini taşıyan bir siyaset anlayışını temsil ediyoruz. Dolayısıyla bu ülkenin iktidarı da ana muhalefeti de bölücü terör örgütleriyle dirsek temasına giremez, bölücü örgütlerle el
ele veremez.''
Anayasa'nın ''hiçbir merci, makam, organ veya kişi hakimlere veya mahkemeye heyetlerine baskıda bulunamaz, tehditte bulunamaz, yönlendirme yapamaz'' maddesini anımsatan Kılıç, soruşturma süreçleriyle ilgili öz, yalın, net kanaatlerinin bu istikamette olduğunu, bunun dışındaki hiç bir yolun iktidar partisi, Hükümet için geçerli olmadığını söyledi. ''Ama kimilerinin yargıyı hangi tarihlerde, ne şekilde hedef aldığı üzerinde durmak gerekirse, gensoru önergesinin sahibi olan partinin internet sitesinde
MYK'ya sunulan raporları üzerinden hareket edilebileceği kanaatindeyim'' diyen Kılıç, şunları söyledi:
''CHP MYK'ya sunulan bir Erzincan raporu var. Raporu hazırlayan milletvekili diyor ki 'günlerden Pazar olmasına rağmen Milli Savunma Bakanına ulaşarak izin konusunda yardımcı olmasını istedim ve Erzincan'a geçerek bir evde başsavcıyla buluştum. Başsavcıyla görüşmemiz gece geç saatlere kadar sürdü ve Erzincan'da geceledim. 'Dinlemesi yapılan isimleri tek tek sayıyor. Bu isimleri tek tek saydıktan sonra parantez içinde 'telefon tespitleri CD olarak ekte arz edilmiştir' diyor. Sonuç kısmında bir cümlede de
'ekte sunduğum telefon dinleme CD'sinin incelenmesinde görüleceği gibi...' diye devam ediyor. Bir İzmir milletvekilinin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıyla gece yarısından sonra bir saatte görüşme yapabilmesinin meşru, makul dayanağı ne olabilir? Burada söz konusu edilen CD'ler hangi yoldan, ne şekilde alınmıştır, ne şekilde gündeme getirilmiştir? Bizim gündemimizde hiç bir şekilde yargı üzerinde baskı kurmak olamaz. Anayasa'nın maddeleri açıktır. Herkes bu maddeleri çok iyi biliyor.''
Taraf Gazetesinin ''4 saatte bırakılacaklar'' şeklindeki haberin kürsüde gündeme getirildiğini söyleyen Kılıç, ''Peki Taraf Gazetesinin diğer bütün manşetlerine aynı ölçüde güveniyor musunuz, inandırıcı buluyor musunuz?'' diye sordu.
Gensoru önergesini ''mesnetsiz'' olarak niteleyen Kılıç, ''Burada ikna çabalarının yeterli olmamasından hareketle şunu ifade etmek isterim, geçmişte üniversite kapılarında 18-20 yaşındaki kız çocukları ikna odalarında ikna edilmiş olabilir ama 72 milyon insanı ikna edebilecek ölçüde ikna odası inşa edebilmeniz mümkün değildir'' diye konuştu.
