Mehmet Ali Erbil Alevi mi?
Oray Eğin neden Mehmet Ali Erbil'in Alevi olduğunu iddia etti? Mehmet Ali Erbil alevileri yaptığı gafla kızdırdı.
Şovmen Mehmet Ali Erbil Çarkıfelek programında 'Mum söndü mü yapıyoruz burada?' deyince alevi derneklerini ve vatandaşları kızdırdı. Star TV yönetimi Erbil'in sunduğu programı yayından kaldırdı.
Yıllar önce şovmen Güner Ümit'in yaşadığı talihsizliğin benzerini bugün Mehmet Ali Erbil yaşıyor. Güner Ümit programında "Yoksa siz Kızılbaş mısınız?" demiş ve sonrasında yaşananlar nedeniyle Ümit popülaretesinin zirvesinde olduğu bir dönemde ekranlara veda etmek zorunda kalmıştı. Alevilerden gelen yoğun tepki ümit'in televizyonculuk hayatının da sonunu getirmişti.
Çarkıfelek programında Mehmet Ali Erbil de benzer bir gafa imza attı. Erbil'in programında 'Mum söndü mü yapıyoruz burada?' dedi. Erbil, daha önce Star TV'de yayınlanan bir evlilik programında da kendine eş adayı arayan 80 yaşındaki bir kişiye, "Ben Kızılbaş mıyım ki?" sözlerini kullanmış ve Alevilerin tepkisine neden olmuştu.
ORAY EĞİN MALİ İÇİN NE DEDİ?
Oray Eğin neden Mehmet Ali Erbil'in Alevi olduğunu iddia etti?Hiçbir şey yapmadıysa bile Mehmet Ali Erbil, bize, bu topluma hoşgörülü olmamızı öğretmeye çalışmıştır. Cinselliğin sınırlarının zorlanabileceğinden tutun da her türlü tabunun mizah malzemesi olabileceğine kadar... Üstelik bütün bunları da açık kanallarda, Türkiye giderek geriye giderken adeta direnerek, tek başına, yer yer düşe kalka ama hep bildiği bir yolda ilerleyerek, taviz vermeden başarmıştır.
Irkçı değildir, ayrımcılık doğasında yoktur. Aksine alabildiğince özgürlükçüdür; 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' noktasına kadar hatta. Toplumun sinir uçlarıyla oynarken hep özgürlük sınırlarının daha da genişlemesi için uğraşıp durmuştur derinden.
MEHMET ALİ ERBİL ALEVİ GAFI VİDEO
Biz Memedalibey'i iyi biliriz.
Dünkü şöhret de değil ki; bu ülkede 25 yıl gibi bir sürede zirvede kalmayı ve kendinden bahsettirmeyi becerebilmiş bir yıldız.
Onun samimiyetini de biliriz. O samimiyete inancımız yüzünden her akşam hepimiz evdeyken, diyelim ki akşam yemeği için toplanmışken konuk olmasına izin veririz hayatlarımıza.
Türkiye'nin sofrasında her zaman Mehmedalibey'e fazladan bir tabak vardır; çünkü o buna kendi kendine hak kazanmıştır, 'bizden biri', 'ailemizin bir parçası' olduğuna çoktan ikna etmiştir. Yaramazdır, kızarız, ama bir parçamızdır. Bunu tartışmam bile.
Dahası, son yıllarda başka meslektaşları saray sofralarında şaklaban olmak için tepinip dururken o hiç çekinmeden iktidara çakmaya, yanlış gördüğünü eleştirmekten, sesini yükseltmekten korkmamıştır. Halkın isyanını egemenleri karşısına almak uğruna dillendirmiştir...
Mehmet Ali Erbil Alevi'dir. Alevilik illa ırk, mezhep bağlılığıyla oluşmaz. Alevi olmak bu ülkede aynı zamanda bir düşünme biçimidir: Aydınlık, yüzü Batı'ya dönük, hoşgörülü, özgür, dik, ilerici olmanın adıdır Alevilik.
Böyle bir Alevi'dir Memedalibey...
Etrafı karanlıklarla çevrili ama kendisi dimdik kalmış bir Tuncelili'dir o... Softa kafanın boyunduruğuna girmeyen bir Alevi yurttaşıdır...
Ekranda söylediği söz yüzlerce yıldır kuşaktan kuşağa geçmiş bir bilgisizliğin, bilinçaltındaki yanlış öğretilerden, çarpık eğitimden oluşan önyargıların yansıması olarak samimi bir gaftır. Buradan vuramayız Mehmet Ali Erbil'i, onu bu gafla ırkçı diye etiketlendiremeyiz. Bilinçsizce ağızdan çıkmış, bir anlık kontrolsüzlüğe kurban gitmiş bir hata.
En önemlisi hatasının da farkında...
Ben Mehmet Ali Erbil'i tanırım... Onun hakikaten üzüldüğünü, özründe samimi olduğunu, gerçekten şu anda hatasını telafi etmek için çabalamak istediğini çok iyi biliyorum. Emin olun, o günden beri yıkık döküktür...
O bu linci hak etmiyor.
En başta Alevilerin Erbil'in uzattığı eli sıkı sıkı tutmaları lazım; üzülmekte, kızmakta, bozulmakta, onu protesto etmekte sonuna kadar haklılar ama affedip bağışlamak da Alevilik'te vardır.
Erbil'i karanlığa gömmek, yok etmek softa kafalara verilecek bir kelledir.
Bakın, Türkiye gizliden gizliye bir polis devletine dönüşüyor. İnsanlar kendilerini savunamadan hapse atılıyorlar, hepimiz korkutuluyoruz, tehdit ediliyoruz.
Mehmet Ali Erbil de kendisini savunma hakkı verilemeden kurban edildi. Hatasını dahi toparlamasına fırsat verilmeden programı yayından kaldırıldı. Savunma yapamadan, açıklayamadan, özrünü dileyemeden. 'Mahkeme hakkı' dahi elinden alınarak.
Ne tesadüf ki Mehmet Ali Erbil'in bu gafının ardından programını yayından kaldıran kurumun tepe yöneticisi de aslında bir polis. Bugünkü görevi televizyon kanallarının CEO'luğu olsa da belli ki polis okulunda geçirdiği yıllarda aldığı eğitimden, o kafadan bir türlü kurtaramamış kendisini.
Polis kafasıyla Mehmet Ali Ebil'i yargısız infazla kurban etti. Bir televizyoncunun programını yayından kaldırmak onun kellesini kesmektir; Erbil'in kellesini aldı polis.
Öyle bir Türkiye oluştu ki Mehmet Ali Erbil'in kim olduğuna, duruşuna, ne yaptığına bakılmaksızın, dinlenilmeden 'içeri atabiliyor.'
Türkiye kişileri ve kurumları yargısız infazla yok etmekte çok idmanlı bir ülkeye dönüşüyor giderek. Erbil'in başına gelen de tekil bir olay değil, bu 'polis kafasının' sadece yargıda, hükümette, derin devlette değil medyada da egemen olduğunun net bir örneğidir.
Biz Mehmet Ali Erbil'i biliriz...
Türkiye'nin aydınlık yüzü Alevi yurttaşlar...
Sadece Mehmet Ali Erbil'e değil kendi geleceğinize ve geleneğinize sahip çıkmalısınız.
Yıllar önce şovmen Güner Ümit'in yaşadığı talihsizliğin benzerini bugün Mehmet Ali Erbil yaşıyor. Güner Ümit programında "Yoksa siz Kızılbaş mısınız?" demiş ve sonrasında yaşananlar nedeniyle Ümit popülaretesinin zirvesinde olduğu bir dönemde ekranlara veda etmek zorunda kalmıştı. Alevilerden gelen yoğun tepki ümit'in televizyonculuk hayatının da sonunu getirmişti.
Çarkıfelek programında Mehmet Ali Erbil de benzer bir gafa imza attı. Erbil'in programında 'Mum söndü mü yapıyoruz burada?' dedi. Erbil, daha önce Star TV'de yayınlanan bir evlilik programında da kendine eş adayı arayan 80 yaşındaki bir kişiye, "Ben Kızılbaş mıyım ki?" sözlerini kullanmış ve Alevilerin tepkisine neden olmuştu.
ORAY EĞİN MALİ İÇİN NE DEDİ?
Oray Eğin neden Mehmet Ali Erbil'in Alevi olduğunu iddia etti?Hiçbir şey yapmadıysa bile Mehmet Ali Erbil, bize, bu topluma hoşgörülü olmamızı öğretmeye çalışmıştır. Cinselliğin sınırlarının zorlanabileceğinden tutun da her türlü tabunun mizah malzemesi olabileceğine kadar... Üstelik bütün bunları da açık kanallarda, Türkiye giderek geriye giderken adeta direnerek, tek başına, yer yer düşe kalka ama hep bildiği bir yolda ilerleyerek, taviz vermeden başarmıştır.
Irkçı değildir, ayrımcılık doğasında yoktur. Aksine alabildiğince özgürlükçüdür; 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' noktasına kadar hatta. Toplumun sinir uçlarıyla oynarken hep özgürlük sınırlarının daha da genişlemesi için uğraşıp durmuştur derinden.
MEHMET ALİ ERBİL ALEVİ GAFI VİDEO
Biz Memedalibey'i iyi biliriz.
Dünkü şöhret de değil ki; bu ülkede 25 yıl gibi bir sürede zirvede kalmayı ve kendinden bahsettirmeyi becerebilmiş bir yıldız.
Onun samimiyetini de biliriz. O samimiyete inancımız yüzünden her akşam hepimiz evdeyken, diyelim ki akşam yemeği için toplanmışken konuk olmasına izin veririz hayatlarımıza.
Türkiye'nin sofrasında her zaman Mehmedalibey'e fazladan bir tabak vardır; çünkü o buna kendi kendine hak kazanmıştır, 'bizden biri', 'ailemizin bir parçası' olduğuna çoktan ikna etmiştir. Yaramazdır, kızarız, ama bir parçamızdır. Bunu tartışmam bile.
Dahası, son yıllarda başka meslektaşları saray sofralarında şaklaban olmak için tepinip dururken o hiç çekinmeden iktidara çakmaya, yanlış gördüğünü eleştirmekten, sesini yükseltmekten korkmamıştır. Halkın isyanını egemenleri karşısına almak uğruna dillendirmiştir...
Mehmet Ali Erbil Alevi'dir. Alevilik illa ırk, mezhep bağlılığıyla oluşmaz. Alevi olmak bu ülkede aynı zamanda bir düşünme biçimidir: Aydınlık, yüzü Batı'ya dönük, hoşgörülü, özgür, dik, ilerici olmanın adıdır Alevilik.
Böyle bir Alevi'dir Memedalibey...
Etrafı karanlıklarla çevrili ama kendisi dimdik kalmış bir Tuncelili'dir o... Softa kafanın boyunduruğuna girmeyen bir Alevi yurttaşıdır...
Ekranda söylediği söz yüzlerce yıldır kuşaktan kuşağa geçmiş bir bilgisizliğin, bilinçaltındaki yanlış öğretilerden, çarpık eğitimden oluşan önyargıların yansıması olarak samimi bir gaftır. Buradan vuramayız Mehmet Ali Erbil'i, onu bu gafla ırkçı diye etiketlendiremeyiz. Bilinçsizce ağızdan çıkmış, bir anlık kontrolsüzlüğe kurban gitmiş bir hata.
En önemlisi hatasının da farkında...
Ben Mehmet Ali Erbil'i tanırım... Onun hakikaten üzüldüğünü, özründe samimi olduğunu, gerçekten şu anda hatasını telafi etmek için çabalamak istediğini çok iyi biliyorum. Emin olun, o günden beri yıkık döküktür...
O bu linci hak etmiyor.
En başta Alevilerin Erbil'in uzattığı eli sıkı sıkı tutmaları lazım; üzülmekte, kızmakta, bozulmakta, onu protesto etmekte sonuna kadar haklılar ama affedip bağışlamak da Alevilik'te vardır.
Erbil'i karanlığa gömmek, yok etmek softa kafalara verilecek bir kelledir.
Bakın, Türkiye gizliden gizliye bir polis devletine dönüşüyor. İnsanlar kendilerini savunamadan hapse atılıyorlar, hepimiz korkutuluyoruz, tehdit ediliyoruz.
Mehmet Ali Erbil de kendisini savunma hakkı verilemeden kurban edildi. Hatasını dahi toparlamasına fırsat verilmeden programı yayından kaldırıldı. Savunma yapamadan, açıklayamadan, özrünü dileyemeden. 'Mahkeme hakkı' dahi elinden alınarak.
Ne tesadüf ki Mehmet Ali Erbil'in bu gafının ardından programını yayından kaldıran kurumun tepe yöneticisi de aslında bir polis. Bugünkü görevi televizyon kanallarının CEO'luğu olsa da belli ki polis okulunda geçirdiği yıllarda aldığı eğitimden, o kafadan bir türlü kurtaramamış kendisini.
Polis kafasıyla Mehmet Ali Ebil'i yargısız infazla kurban etti. Bir televizyoncunun programını yayından kaldırmak onun kellesini kesmektir; Erbil'in kellesini aldı polis.
Öyle bir Türkiye oluştu ki Mehmet Ali Erbil'in kim olduğuna, duruşuna, ne yaptığına bakılmaksızın, dinlenilmeden 'içeri atabiliyor.'
Türkiye kişileri ve kurumları yargısız infazla yok etmekte çok idmanlı bir ülkeye dönüşüyor giderek. Erbil'in başına gelen de tekil bir olay değil, bu 'polis kafasının' sadece yargıda, hükümette, derin devlette değil medyada da egemen olduğunun net bir örneğidir.
Biz Mehmet Ali Erbil'i biliriz...
Türkiye'nin aydınlık yüzü Alevi yurttaşlar...
Sadece Mehmet Ali Erbil'e değil kendi geleceğinize ve geleneğinize sahip çıkmalısınız.
