Çatlı'yı kim öldürdü?
Ergenekon davasında tutuklanan teğmen Ali Seyhur Güçlü olayına dair tüm detaylar. Güçlü'nün asker olan babası da bir dönem tutuklandı. İddialar ve araştırmadaki tüm detaylar...
Ergenekon savcılarının yerinde olmayı asla istemem. Ergenekon terör örgütüne ait delil klasörlerinde insana kafayı yedirtecek bilgi ve belgeler mevcut. Ki bu bilgi ve belgeler, adı geçen terör örgütünün sadece yayımlanabilenleri. Ya yayımlanmayanları?
Örneğin Kıskaç kod adlı gizli tanığın anlattığı “Abdullah çatlı olayı” var ki insanın tüylerini diken diken ediyor. Çatlı Susurluk’taki kazada ölmüyor. Kaza sonrasında olay mahalline giden bir grubun kafasına sopa ile vura vura öldürdüklerini ileri sürüyor gizli tanık.
Ve aldığım duyum doğru ise bu korkunç vahşetin görüntülerine Ergenekon savcıları ulaşmış. Ve yine bir iddiaya göre, Çatlı’nın kafasına sopa vurarak öldüren “Hoşgin” kod Ergenekon terör örgütü üyesi şu anda bir ilde Alay Komutanlığı yapıyor.
Allah Ergenekon terör örgütü soruşturmasını yürüten savcıların aklını ve canlarını korusun. Âmin.
Geçtiğimiz hafta, yine Ergenekon terör örgütü kapsamında yürütülen soruşturmada tutuklanan genç bir teğmenin adı dikkatimi çekti: Ali Seyhur GÜÇLÜ.
Kısa bir araştırma yaptım. Datalarımda Ali Seyhur Güçlü ile ilgili oldukça enteresan bilgilere ulaştım.
Yine Ergenekon Terör örgütü soruşturması kapsamında Kıskaç kod gizli tanığın verdiği ifadede insanı dehşete düşüren bilgiler bulunuyor. Kıskaç’ın anlattıklarına göre, Teğmen Ali Güçlü’nun babası Jandarma subayı Menderes Güçlü, oğlundan aşağı kalmayan fiillere karışmış. Birçok cinayetin, hem de rütbeli TSK personelinin öldürülmesine vesile ve aracı olmuş.
Kıskaç kod adlı eski JTİM subayının verdiği ifadede yapılan iddiaya göre 1995 yılında JİTEM ve MİT, 4. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na nokta operasyonu için istihbarat veriyor. Gelen istihbarata göre PKK ve DHKP-C’lilerden oluşan 250 civarında karma bir gerilla grubu Köse Dağı’nda bulunmaktadır.
4. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Şinasi Demir’in emri ile derhal operasyon başlatılır. Doğu Karadeniz, İç Anadolu ve Tunceli’nin kesiştiği nokta olan Köse dağı ablukaya alınır ve PKK’li gerillalar ile DHKP-C’li militanlar kıstırılarak bulundukları yerden kaçmaları sağlanır.
Operasyon adım adım General Şinasi Demir’in planı etrafında zayiatsız devam eder.
General Demir, gerillalarla militanların muhtemel tek kaçış yolu olan D 23 Karayolu’nu tıkama görevi de İmranlı Jandarma bölük komutanı Menderes Güçlü ve onun emrindeki muharip güçlere verilir.
Eski JİTEM’ci Kıskaç’ın anlattıkları insanın tüylerini diken diken ediyor:
Yolu tıkamakla görevli olan Üsteğmen Menderes Güçlü, 250 civarındaki gerilla ve militanın D 23 karayolundan geçişlerine izin verir.
Menderes Güçlü’nün komutasındaki kontrol noktasından silahları ile geçen militanlar, yine aynı yol üzerinde (D 23) İmranlı-Zara arasında bulunan Sakaltutan Mevkii’nde yol keserler. Gelen geçen arabaları kontrol ederler. Bir otobüsten dört genci ayırırlar. Ve bunların tek suçu Erzurumlu ve Türk olmaktır. Çünkü bu gerilla ve militanlara göre Erzurumlu Türk olmak direkt faşist olmak için yeterli sebeptir. Erzurumlu bu dört masum genci katlettiklerinden dolayı artık onlar teröristtirler. Çünkü gerilla ve militan bilincine sahip olan insan, sivil ve masumlara, hele hele insanlara etnik kimliklerinden dolayı namluyu yöneltemez.
Bu esnada İmranlı’da Üsteğmen Menderes Güçlü’nün kontrol noktasından ilginç bir araç geçer. Bordo renkli Şahin marka özel otoda Astsubay Murat Mandar, eşi ve çocuğu bulunmaktadır. Üsteğmen Güçlü’nün telsizine teröristlerin Sakaltutan mevkiinde yol kestiği bilgisi SEMAÇ ile gelir. Buna rağmen Menderes Güçlü, Murat astsubayın geçişine izin verir. Ve telsizle Astsubay Murat’ın adı, rütbesi, araç plakası ve rengi bir sonraki kontrol noktasına anons edilir. Zara girişinde olan kontrol noktasına Murat Astsubay asla varamaz.
Çünkü PKK ve DHKP-C telsiz muhaberesinde Jandarma’nın rölesini kullanır. Bunu, er olarak askerlik yapan herkes bilir? Bu telsiz anonsuyla Murat Namdar Astsubay’ın teröristlere teslim edildiği iddia ediliyor Kıskaç kod tarafından.
Ve Namdar Astsubay’ın eşi Yıldız Hemşire’nin feryatlar eşliğinde ekranlara yansıyan sözleri ile mahkeme dosyasına giren ifadelerini hatırlayın Allah aşkına:
“Arabamızı durdurdular ve elinde silahını bize doğrultan terörist, ‘Arabadan in Murat Astsubay!’ diye talimat verdi. Murat arabadan iner inmez ben ve bebeğimin gözleri önünde infaz ettiler”
Peki Bu olaydan sonra Üsteğmen Menderes Güçlü’ye ne oldu? Kıskaç’ın anlatımına göre, operasyon biter bitmez derhal rölelerdeki muhabereleri deşifre eden JİTEM ve MİT, durumu bir raporla 4. Zırhlı Tugay Komutanı’na bildirirler. Bunun üzerine Tuğgeneral Şinasi Demir derhal Menderes Güçlüyü tutuklatır?
Ancak bir süre sonra Üsteğmen güçlü, dönemin Sivas Jandarma Alay komutanı albay Muzaffer Akçam’ın emri ile serbest bırakılır.
Kıskaç’ın anlattıkları bunlar. Albay Muzaffer Akçam ile ilgili yaptığım kısa bir araştırmada tuhaf mı tuhaf şaşırtıcı mı şaşırtıcı bir bilgiye ulaştım. Bu bilgiyi on farklı yerden onaylattım.
Muzaffer Akçam, 1970’lerde daha üsteğmen iken Doğu Anadolu’da Kürtçülüğüyle meşhur bir aşiret reisi ile adeta baba evlat gibidirler. Ve bugün, o aşiret reisinin bazı oğulları PKK saflarında ölürken, bazıları da halen cezaevinde ağır hükümle yatıyorlar?
Babalar ve oğulları buluşturan ilginç yollar? Ergenekon savcıları bunu daha da derinleştirseler kim bilir hangi dehşet bilgilere ulaşırlar. Böylesine kirli ve korkunç yumak olan Ergenekon terör örgüt ile ilgili soruşturmayı yürüten savcıların işi çok ama çok zor.
Örneğin Kıskaç kod adlı gizli tanığın anlattığı “Abdullah çatlı olayı” var ki insanın tüylerini diken diken ediyor. Çatlı Susurluk’taki kazada ölmüyor. Kaza sonrasında olay mahalline giden bir grubun kafasına sopa ile vura vura öldürdüklerini ileri sürüyor gizli tanık.
Ve aldığım duyum doğru ise bu korkunç vahşetin görüntülerine Ergenekon savcıları ulaşmış. Ve yine bir iddiaya göre, Çatlı’nın kafasına sopa vurarak öldüren “Hoşgin” kod Ergenekon terör örgütü üyesi şu anda bir ilde Alay Komutanlığı yapıyor.
Allah Ergenekon terör örgütü soruşturmasını yürüten savcıların aklını ve canlarını korusun. Âmin.
Geçtiğimiz hafta, yine Ergenekon terör örgütü kapsamında yürütülen soruşturmada tutuklanan genç bir teğmenin adı dikkatimi çekti: Ali Seyhur GÜÇLÜ.
Kısa bir araştırma yaptım. Datalarımda Ali Seyhur Güçlü ile ilgili oldukça enteresan bilgilere ulaştım.
Yine Ergenekon Terör örgütü soruşturması kapsamında Kıskaç kod gizli tanığın verdiği ifadede insanı dehşete düşüren bilgiler bulunuyor. Kıskaç’ın anlattıklarına göre, Teğmen Ali Güçlü’nun babası Jandarma subayı Menderes Güçlü, oğlundan aşağı kalmayan fiillere karışmış. Birçok cinayetin, hem de rütbeli TSK personelinin öldürülmesine vesile ve aracı olmuş.
Kıskaç kod adlı eski JTİM subayının verdiği ifadede yapılan iddiaya göre 1995 yılında JİTEM ve MİT, 4. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na nokta operasyonu için istihbarat veriyor. Gelen istihbarata göre PKK ve DHKP-C’lilerden oluşan 250 civarında karma bir gerilla grubu Köse Dağı’nda bulunmaktadır.
4. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Şinasi Demir’in emri ile derhal operasyon başlatılır. Doğu Karadeniz, İç Anadolu ve Tunceli’nin kesiştiği nokta olan Köse dağı ablukaya alınır ve PKK’li gerillalar ile DHKP-C’li militanlar kıstırılarak bulundukları yerden kaçmaları sağlanır.
Operasyon adım adım General Şinasi Demir’in planı etrafında zayiatsız devam eder.
General Demir, gerillalarla militanların muhtemel tek kaçış yolu olan D 23 Karayolu’nu tıkama görevi de İmranlı Jandarma bölük komutanı Menderes Güçlü ve onun emrindeki muharip güçlere verilir.
Eski JİTEM’ci Kıskaç’ın anlattıkları insanın tüylerini diken diken ediyor:
Yolu tıkamakla görevli olan Üsteğmen Menderes Güçlü, 250 civarındaki gerilla ve militanın D 23 karayolundan geçişlerine izin verir.
Menderes Güçlü’nün komutasındaki kontrol noktasından silahları ile geçen militanlar, yine aynı yol üzerinde (D 23) İmranlı-Zara arasında bulunan Sakaltutan Mevkii’nde yol keserler. Gelen geçen arabaları kontrol ederler. Bir otobüsten dört genci ayırırlar. Ve bunların tek suçu Erzurumlu ve Türk olmaktır. Çünkü bu gerilla ve militanlara göre Erzurumlu Türk olmak direkt faşist olmak için yeterli sebeptir. Erzurumlu bu dört masum genci katlettiklerinden dolayı artık onlar teröristtirler. Çünkü gerilla ve militan bilincine sahip olan insan, sivil ve masumlara, hele hele insanlara etnik kimliklerinden dolayı namluyu yöneltemez.
Bu esnada İmranlı’da Üsteğmen Menderes Güçlü’nün kontrol noktasından ilginç bir araç geçer. Bordo renkli Şahin marka özel otoda Astsubay Murat Mandar, eşi ve çocuğu bulunmaktadır. Üsteğmen Güçlü’nün telsizine teröristlerin Sakaltutan mevkiinde yol kestiği bilgisi SEMAÇ ile gelir. Buna rağmen Menderes Güçlü, Murat astsubayın geçişine izin verir. Ve telsizle Astsubay Murat’ın adı, rütbesi, araç plakası ve rengi bir sonraki kontrol noktasına anons edilir. Zara girişinde olan kontrol noktasına Murat Astsubay asla varamaz.
Çünkü PKK ve DHKP-C telsiz muhaberesinde Jandarma’nın rölesini kullanır. Bunu, er olarak askerlik yapan herkes bilir? Bu telsiz anonsuyla Murat Namdar Astsubay’ın teröristlere teslim edildiği iddia ediliyor Kıskaç kod tarafından.
Ve Namdar Astsubay’ın eşi Yıldız Hemşire’nin feryatlar eşliğinde ekranlara yansıyan sözleri ile mahkeme dosyasına giren ifadelerini hatırlayın Allah aşkına:
“Arabamızı durdurdular ve elinde silahını bize doğrultan terörist, ‘Arabadan in Murat Astsubay!’ diye talimat verdi. Murat arabadan iner inmez ben ve bebeğimin gözleri önünde infaz ettiler”
Peki Bu olaydan sonra Üsteğmen Menderes Güçlü’ye ne oldu? Kıskaç’ın anlatımına göre, operasyon biter bitmez derhal rölelerdeki muhabereleri deşifre eden JİTEM ve MİT, durumu bir raporla 4. Zırhlı Tugay Komutanı’na bildirirler. Bunun üzerine Tuğgeneral Şinasi Demir derhal Menderes Güçlüyü tutuklatır?
Ancak bir süre sonra Üsteğmen güçlü, dönemin Sivas Jandarma Alay komutanı albay Muzaffer Akçam’ın emri ile serbest bırakılır.
Kıskaç’ın anlattıkları bunlar. Albay Muzaffer Akçam ile ilgili yaptığım kısa bir araştırmada tuhaf mı tuhaf şaşırtıcı mı şaşırtıcı bir bilgiye ulaştım. Bu bilgiyi on farklı yerden onaylattım.
Muzaffer Akçam, 1970’lerde daha üsteğmen iken Doğu Anadolu’da Kürtçülüğüyle meşhur bir aşiret reisi ile adeta baba evlat gibidirler. Ve bugün, o aşiret reisinin bazı oğulları PKK saflarında ölürken, bazıları da halen cezaevinde ağır hükümle yatıyorlar?
Babalar ve oğulları buluşturan ilginç yollar? Ergenekon savcıları bunu daha da derinleştirseler kim bilir hangi dehşet bilgilere ulaşırlar. Böylesine kirli ve korkunç yumak olan Ergenekon terör örgüt ile ilgili soruşturmayı yürüten savcıların işi çok ama çok zor.
