Bir Dil, Bir Kavusma
Izmir’de Arnavutça dili kursu veren tek isim olan Sevket Balla, atalarinin diline sahip çikan çok sayida kursiyere Arnavutça ögreterek onlarin uzakta yasayan akrabalarina kavusmalarini sagladi. Balla, “Kursumuz sayesinde birçok kavusmaya vesile olduk. Türkiye’de bir atasözü var ve bu söz sadece Türkçede var. Bir dil bir insan, iki dil iki insandir. Bir dil ögrendikten sonra ikinci bir insan oluyorsunuz” dedi.

“Bir kizla tanistim ve hanim köylü oldum”
Hikayesini anlatan Balla, “Ben Arnavutluk’ta dogdum. Orada harp okulunu bitirdim ve subayliga basladim.1994 yilinda egitim almak için Türkiye’ye geldim. Türkçeyi hiç bilmiyordum. Önce Türkçe ögrendim ve egitim aldim. Izmir’de Esrefpasali bir kizla tanistim ve hanim köylü oldum. Izmir çok güzel bir sehir ve burada kalmaya karar verdim. Dernek üyelerimizin talebi üzerine 2012 yilindan beri Arnavutça dersi veriyorum. Arnavutça dersi vermek zor oldugu için 2 yil boyunca 4 saat evde çalisip 2 saat ders verdim. Ardindan Arnavutça ögrenme metodu üzerine bir kitap da yazdim” diye konustu.
“Bir kardes Arnavutluk’ta kaldi, bir kardes Türkiye’ye geldi”
Arnavutlarin Balkan yarimadasinda yasayan bir topluluk oldugunu hatirlatan Balla, yillar içerisinde meydana gelen göçleri ve ayrilan akrabalari su sözlerle anlatti: “Arnavutlar Türkiye’ye ilk göçte, 1878 yilinda ‘muhacir’ adi altinda geldiler. 1923’ten sonra mübadele zamaninda ikinci dalga geldi. Üçüncü dalga ise 1950’den sonra oldu. Ilk dalgada 400 bin kisi geldi. Bugün, bu 400 bin kisinin 7. nesli bu topraklarda yasiyor. Ikinci dalgada 1 milyon kisi geldi. Bugün 3., 4. nesil yasiyor. Üçüncü dalgada da yaklasik 1 milyon kisi geldi. Bu kisilerin de 1. ve 2. nesli bu topraklarda yasiyor. Arnavut aileler, 1. ve 2. Dünya Savasi’nda kaçmak zorunda kaldi. Bir kardes Arnavutluk’ta kaldi, bir kardes Türkiye’ye geldi. Arnavutluk’ta kalan kardes, komünist sistemde yasamaya basladi ve 45 yil yurt disina çikamadilar. Görüsmek de yasakti. Türkiye’ye gelen kardes onlarla irtibat kurmaya çalisti ama komünist sistem izin vermedi. Türkiye’deki kardesin çocuklari ve torunlari sadece Türkçe ögrenmeye basladi.
Arnavutluk’takiler de sadece Arnavutça ögrendi. 90’li yillardan sonra irtibat kurulmaya baslandi ama dil problemi yasandi. Iletisim kurmak için bu yüzden bu kurslar çok önemli.”
“80 yasindaki agabeyini ölmeden önce görebildi”
40 ögrenci ile kursa basladiklarini, bugüne dek 400 kisinin Arnavutça ögrendigini söyleyen Balla, “Örnegin bir ögrencim 70 yasinda Arnavutça ögrenmek istedi. Hiç iletisim kuramadigi agabeyiyle görüsmek istiyordu. Kursta ders aldiktan sonra Arnavutluk’ta yasayan agabeyinin yanina gitti. 80 yasindaki agabeyini ölmeden önce görebildi. Bir baska kursiyer de akrabalarini buldu, onlarin evine gitti. Kursumuz sayesinde bu kavusmaya vesile olduk. Bunun gibi pek çok örnek var ve bu yüzden çok duygulaniyorum. Türkiye’de bir atasözü var ve bu söz sadece Türkçede var. Bir dil bir insan, iki dil iki insandir. Bir dil ögrendikten sonra ikinci bir insan oluyorsunuz. Arnavutluk ve Türkiye kardes ülkedir. Iliskileri güçlendirmek için dil çok önemli bir araçtir” ifadelerini kullandi.
“Aile baglari kopmasin diye Arnavutça ögrenmek istedim”
Kursiyer Figen Çelikkal, “1923’te dedem ve babaannem Arnavutluk’tan Türkiye’ye gelmis ama kardesleri, kuzenleri orada kalmis. Dedemler, babamlara dillerini ögretmis ama bize kimse ögretmedi. Orada yasayan akrabalarimizla iletisim kuramiyorduk. Babam da gitgide yaslaniyordu. Aile baglari kopmasin diye Arnavutça ögrenmek istedim. Su anda oradaki akrabalarimla sürekli irtibat halindeyim. Arnavutluk’a ziyarete de gittim. Ben de su anda torunuma ögretmeye basladim” sözlerine yer verdi.
“Sosyal medya araciligi ile onun çocuklari ile ulastik”
Müjde Yildirim isimli kursiyer de “Benim baba tarafim 1878’de Türkiye’ye gelmis ve Menemen ilçesine yerlesmis. Anne tarafim da 1923’te Selanik’ten Menemen’e gelmis. Çocukken hep Arnavutça dilini duyardik ama anlamazdik. Ben de emekli olduktan sonra merak sardim ve eylül ayindan bu yana ilerleme kaydettik. Arnavutluk’ta sadece babamin halasi yasiyor. Sosyal medya araciligi ile onun çocuklari ile iletisime geçtik. Yavas yavas konusmaya baslayabildik” dedi.
“Akrabalarimi buldum”
Kursiyer Asli Kurt, “1923 yilinda ailemiz Türkiye’ye göç etmis. Dedem ve babaannem oradan geldiler ama Arnavutluk’ta kalan birçok akrabamiz var. Onlarin yasadiklarini biliyorduk ama irtibat kuramiyorduk. Araci olacak kisiler de vefat etmisti. Bu kursta kendimizi ifade edecek kadar dil ögrendik. Bu sayede akrabalarimi buldum. Onlari oglumun dügününe davet ettim, evimde agirladim. Ben de Arnavutluk’a gittim” diye konustu.
“Arnavutça zor bir dil”
Kursta Arnavut vatandaslarin yani sira Arnavutluk’la bagi olmayan kisiler de yer aliyor. Pinar Türkel, “Arnavut degilim ama kurumsal firmalarda çalistiktan sonra daha sakin bir hayat yasamaya karar verdim. Arnavutçayi hep ögrenmek istiyordum. Bu yüzden kursa yazildim. Arnavutça zor bir dil ama ögrenmeye basliyorum” derken, Deniz Sayit de “Özel sektörde çalisiyorum. Yurt disi baglantili isler yapiyorum. Arnavut degilim, çevremde de Arnavutlar yok ama merak ettigim için bu kursa geldim” diye belirtti.
Sevgilisi için dil ögreniyor
Nadir Öner isimli kursiyer, “Kursa esimin önerisi ile basladim. Kültür alisverisinde bulunuyoruz. Derslerimiz çok güzel geçiyor. Çok memnunuz. Arnavutça güzel ve zor bir dil” ifadelerini kullandi. Kiz arkadasi ile evlendikten sonra Arnavutluk’a yerlesmeyi düsünen Ali Fuat Erdal da sunlari söyledi: “Arnavutluk’ta bir sevgilim var. O Türkçe biliyor ve evlendikten sonra buraya yerlesmeyi düsünüyordu. Ancak o ailesini birakamayacagini söyleyince benim oraya gitmem gerekti. Evlendikten sonra Arnavutluk’a yerlesecegim için Arnavutça ögrenmeye basladim.”
