Doç. Dr. Pelin Üstüner, 'Skara Dönüsen Aknenin Tedavisi Yok'

Tedavi edilmeyen aknelerin ilerleyen süreçte skara dönüstügünü söyleyen Doç. Dr. Pelin Üstüner, “Akne deyip geçmememiz gerekiyor çünkü skar olduktan sonra bunlarin geri dönüsü olmuyor. Bu yüzden tedaviye erken baslanmali” dedi.

Doç. Dr. Pelin Üstüner, 'Skara Dönüsen Aknenin Tedavisi Yok'
Cilt problemi denildiginde ilk akla gelen ve her yastan hemen hemen herkesin yasadigi akne ile ilgili Dermatolog Doç. Dr. Pelin Üstüner akne tedavisin aksatilmamasi gerektigi noktasinda uyarilarda bulundu. Halk arasinda sivilce olarak da bilinen aknelerin erkenden müdahale edilmedigi takdirde skarlara dönüstügünü söyleyen BHT Clinic Istanbul Tema hastanesi Dermatoloji Uzmani Doç. Dr. Pelin Üstüner, “Akne aslinda bebeklikten kirkli yaslara kadar her yasta karsimiza çikabilen mutlaka tedavi edilmesi gereken kozmetik ve dermatolojik bir problemdir. Kronik bir hastaliktir ve skarla sonuçlanabiliyor. Akne deyip geçmememiz gerekiyor çünkü skar olduktan sonra bunlarin geri dönüsü olmuyor” seklinde konustu.



“Tedaviye erken evrede baslaniyor”

Akne tedavilerine erken evrede baslanmasi gerektigini söyleyen Dermatoloji Uzmani Doç. Dr. Pelin Üstüner, “Ancak orta ve ileri siddet aknede tabi hastanin geçmisine, lezyonlarin siddetine, yogunluguna, tipine göre karar vermemiz gerekiyor. Bu tip durumlarda da lüzumu halinde agizdan oral antibiyotikleri kullanabiliyoruz. Eger altta yatan hormonal bir patoloji varsa bu polikistik over olabiliyor. O zaman oral kontraseptifler gibi hormonal ilaçlari ve 3. basamak tedavide de oral olarak verdigimiz retinoit grubu ilaçlari kullaniyoruz. Tabi bunlar alti aylik bir tedavi gerektiriyor. Bu sistemik tedavi sirasinda eger hastamizda iz yada skar egilimi varsa bir taraftan da izlere yönelik mezoterapi, PRP ya da altin igne dermapen gibi yöntemleri de tedaviye ek olarak planlamamiz gerekiyor” ifadesini kullandi.

“Suursuz vitamin kullanimi akne artisina neden olabiliyor”

Akne olusumunun sebeplerini hakkinda da bilgilendirmelerde bulunan Doç. Dr. Pelin Üstüner özellikle suursuz kullanilan vitamin ilaçlarina dikkat çekti. Üstüner, “Son yillarda modern bir kültür söz konusu oldugu için hormonal gidalar ve çagimizin getirdigi fast food aliskanligi neticesinde protein diyetler git gide artti. Hatta gençler arasinda anabolizan hormon, stroit kullanimi oldukça yayginlasti. Dolayisiyla protein veya aminoasit agirlikli beslenmeden ziyade asiri miktarda karbonhidrat tüketimi yani glisemik indeksi yüksek dedigimiz besinlerle beslenme hallerinde ergen hastalarda daha fazla oranlarda akneyle karsilasiyoruz. Ayrica suursuzca kullanilan vitamin takviyeleri de zarar verici olabiliyor. Özelliklede Omega-6 sebum yapimini uyardigi için comedonlarda tikanikliga yani akne olusumunu artiran bir element. Eger hastalar bazen suursuzca bagisikligimizi kuvvetlendirsin diyerek vitamin tarzi ilaçlar kullaniyorlarsa aknenin alevlendigini söylemek mümkün” seklinde konustu

“Cilt tiplerine göre tedavi yapilmali”

Akne tedavisi için yapilacak olan uygulamalarin öneminden de bahseden Pelin Üstüner, “Benim sahsi görüsüm derinin yapisini ve fizyolojisini bilmeyen, egitim almamis birisinin katiyyen bu islere yönelmemesi. Hastalar zaten aktif akneyle geliyorlar ve aktif akne devam ederken ekstradan hiç endikasyonu olmayan PRP vesaire yani aktif akneyi tedavi edici olmayan bir takim uygulamalar yapiliyor. Yeni akne lezyonlari çikarken yapilmis olan bu tedaviler de hem ise yaramiyor hem de ayi zamanda hastalara zarar verebiliyor. Tibbi bilgi sahibi olan ve bu konuda egitim almis dermatologlarca yapilmasini her zaman öneriyorum. Çünkü es zamanli olarak akneyi tibbi reçeteyle tedavi etmemiz gerekiyor ayrica olusabilecek skarlara yönelik hastanin ihtiyacina, cilt tipine uygun tedavileri yerine göre peeling, yerine göre mezoterapi tercih etmemiz gerekiyor” dedi.



“En önemli nokta cilt temizligi”

Cilt temizliginin aknenin engellenmesinde son derece önemli oldugunu belirten Üstüner, “En önemli nokta burada cilt temizligi. Akneli cilt, karma veya yagli bir cilt sonuçta. Nemlendirici seçerken de cilt tipimize uygun ürünler tercih etmemiz gerekiyor. Su bazli ürünlerle özellikle de günde 2 defa bunun altini çizerek söylüyoruz çok fazla yikama gerektirmiyor günde 2 defa yeterli, cilt ph’siyla uyumlu, asidik özellikli, salisilik asit, laktik asit içerikli jel formunda temizleyici losyonlarla muntazam bir sekilde temizlenmesi lazim. Tedaviden sonra da hastalarimizin bu aliskanliga devam etmeleri gerekiyor çünkü akne biliyoruz ki 15-20 yaslarinda sadece ergenlik dönemlerinde görülen bir rahatsizlik degil” seklinde konustu.



“Yaz ve kis döneminde günes kremi kullanilmali”

Son olarak dogum ve günes lekeleri hakkinda da uyarici bilgilendirmelerde bulunan Pelin Üstüner, “Hastalarda dogum veya günes lekesi problemleri varsa yaz, kis günes koruyucu kullanmalarini öneriyoruz. Biz bu hastalara mutlaka cilt tipine uyumlu, melenin üretimini azaltacak salisilik asit, laktik asit içerikli temizleyici jellerle yüz temizleme öneriyoruz. Daha sonrasinda ise yine ayni sekilde su bazli melenin üretimini azaltan bir takim nemlendiriciler, üzerine SPF 50 koruma faktörlü, bazen kapatici özelligi olan günes koruyucular öneriyoruz” diyerek sözlerini sonlandirdi.
Kaynak: İHA