Deprem uzmanından dikkat çeken çıkış: “Bunu ilk kez söylüyorum Türkiye duysun…”
Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür Kahramanmaraş'ta yaşanan 7.7 ve 7.6'lık depremlerle ilgili kritik uyarılarda bulundu. Görür; "Bunu ilk kez söylüyorum bunu bütün Türkiye duysun, Türkiye'de en fazla deprem üreten iki fay var. Biri Kuzey Anadolu fayı, diğeri Doğu Anadolu fayı. Her iki fay enerjisinin büyük bir kısmını boşalttı. Bu demektir ki önümüzdeki birkaç yüz sene içerisinde bu faylarda çok büyük bir deprem olmayacak" dedi.

Kahramanmaraş merkezli 10 ilde yıkıma neden olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler ile ilgili değerlendirmede bulundu.
'İKİNCİ DEPREM 'TETİKLENME' İLE OLDU, ÇOK ENDER GÖRÜLEN BİR DURUM'
Prof. Dr. Naci Görür, depremle ilgili olarak 3 gün önce uyarı yaptığını vurgulayarak, 'Elazığ depremi olduğu zaman sizlere beyanat verdim. Elazığ depremi Doğu Anadolu fayı üzerinde oldu, o fay uyandı.
Daha önce deprem üretmiyordu. Ben, '21. asırda biryeri deprem üreterek enerjisini boşaltacak' dedim. Doğu Anadolu fayı Elazığ yöresini kırdıktan sonra, Maraş, Çelikhan, Erkenek ve Hatay bölgesi tehdit haline geldi, 'Bundan sonra ben büyük depremlerin bu yörelerde olacağını düşünüyorum' dedim.

Şimdi bir bölge uzun zaman deprem üretmediği zaman o fay hattını çok büyük ölçüde stres biriktiğini düşünüyoruz. Halkın anlayacağı şekilde söyleyelim, enerji biriktirdiğini düşünüyoruz.
Elazığ depremi de olunca, Elazığ depreminde açığa çıkan enerjinin bir kısmı da Doğu Anadolu fayının Maraş tarafına transfer edildi.
Zaten Maraş'ta önemli bir enerji birikmişse, bir de siz ekstra bir enerjiyi oraya transfer etmişseniz, Maraş'tan korkmaya başlarız. İşte o korkudan, beklentiden dolayı 'Maraş'a dikkat edin' dedim. 'Deprem hazırlıklarına başlayın, kentsel dönüşümü burada ihmal etmeyin' diye yazdım, çizdim, söyledim.
Maalesef 6 Şubat geldi, 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem oldu. Bu ikinci deprem, 'tetiklenme' ile oldu. Oradaki fay sistemleri birbirlerini tetikledi.
İlk deprem Ölüdeniz fayında, ikinci deprem Doğu Anadolu fayı üzerinde oldu. Böyle 9 saat arayla iki deprem olması çok ender görülen bir durum. Baktığımız zaman, binaların çoğu sefer tası gibi çökmüş' dedi.
'STRES TRANSFERİ OLABİLİR, HATAY VE ADANA KESİMİNDE DİKKATLİ OLMAMIZ LAZIM'
Prof. Dr. Naci Görür, Hatay ve Adana için uyarılarda bulunarak, 'Çevredeki faylarda belirli bir stres transferi olabilir. Bu depremlerden sonra Hatay ve Adana yöresinin daha hassas hale geldiğini düşünüyorum.
Adana havzasında Doğu Anadolu fay kuşağının devamı gibi düşünülen, orada da irili ufaklı faylar var, Hatay'ın ölü fay kesimlerinde bir stres transferinin olabileceğini, oralara bir yük geldiğini düşünüyorum.
Oralarda özenli ve dikkatli olmak lazım ama onun dışında büyük ölçüde Doğu Anadolu fayı enerjisini boşalttı ve azalttı. Tıpkı Kuzey Anadolu fayı gibi. Bundan sonra büyük ölçüde o faylarda bir rahatlama olacaktır. Uzun dönem büyük depremler meydana gelmeyecektir' şeklinde konuştu.

'İLK KEZ SÖYLÜYORUM, İKİ FAY ENERJİSİNİN BÜYÜK KISMINI BOŞALTTI'
Türkiye'de en fazla deprem üreten iki fay hattının enerjisinin büyük bir kısmının boşalttığını belirterek, Prof. Dr. Naci Görür 'Türkiye'de en fazla deprem üreten iki fay var.
Biri Kuzey Anadolu fayı, diğeri Doğu Anadolu fayı. Her iki fay enerjisinin büyük bir kısmını boşalttı. Bu demektir önümüzdeki birkaç yüz sene içerisinde Türkiye'de çok büyük bir deprem olmayacak, en azından bu iki fay kuşağı boyunca.
Bu bizim için ülkeyi depreme hazırlama açısından bir şans. İrili ufaklı başka yerlerde deprem olabilir, burada da küçük depremler olur ama Türkiye'nin en ağırlıklı fay zonları enerjiyi boşalttı.
Bu bir imkan, bunu ilk kez söylüyorum bunu bütün Türkiye duysun' dedi.
'AFET BAKANLIĞI KURULMALI, 5 YILLIK PLANLAR YAPILMALI'
Afet Bakanlığı'nın kurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Naci Görür sözlerine şöyle devam etti:
'Önce bir Afet Bakanlığı kurulacak. Bu bakanlık kurulduktan sonra, iyi bir bütçesi olacak, gerekli altyapı ve koordinasyonu yapılacak.
5 yıllık planlar ile deprem kuşaklarından başlanacak ve deprem kuşaklarındaki her kent deprem dirençli kentlere dönüştürülecek. Önce bir mikrobölgeleme çalışması yapılacak.
Risk analizi yapılacak ondan sonra zarar azaltma çalışmaları yapılacak'

