Enkaz Altindaki 261 Saatlik Dehseti Anlatti
Kahramanmaras depremlerinde yikilan Antakya Akademi Hastanesinin enkazi altinda kalanlardan 4 kisilik ailenin tamami sag olarak enkazdan kurtuldu. Depremden hemen sonra kurtulan Mehmet Boyraz ve 261 saat sonra enkazdan çikarilan oglu Mehmet Ali Sakirogullari deprem aninda ve sonrasinda yasadiklari dehseti anlatti.

"Gözümü açtigimda gögsüme kadar hafriyatin içerisindeydim"
Deprem aninda yasadiklarini anlatan baba Mehmet Boyraz, "Antakya Akademi Hastanesine gittik, oglum ve gelinimle birlikte torunumu götürdük. Onlari yogun bakima aldilar. Bize ’Beklemenize gerek yok’ deyince kantine indik. Kantinde otururken yer sallantisi oldu. Milletin hepsi kaçismaya basladi.
20-25 kisi vardi. Biz de kaçmaya basladik. Oglumla birlikte merdivenin basina beraber geldik. Çagirdim, ’Oglum yanima gel’ dedim. Gelmedi. merdivenin ikinci basamagini indim. Orada kaldim. Korkuluga tuttum, sallandi sallandi. Gözümü açtim baktim, baktim ki gögsüme kadar hafriyatin içerisindeyim. Ellerimle açtim, asagiya indim. Baktim poliklinik yazan bir kapi vardi. Tekme attim, cam kirilmadi. Sonra hafriyat parçasi aldim cami kirdim, disariya çiktim" dedi.
Disari çikinca ikinci kez depreme yakalandi
Baba Mehmet Boyraz, elleriyle enkazi temizleyerek kurtuldugunu ve disari çiktiktan sonra ise ikinci depreme yakalandigini anlatti. Boyraz, "Disariya baktim, bizim arabanin oldugu yere kostum. Ama araba öbür binanin altinda kalmis. Orada bir vatandas duruyordu, hemen yanina kostum, arabanin içerisinde oturduk. Yeniden siddetle sallanmaya basladi.
’Frene bassana, araba gidiyor’ dedim. Arkadas ise, ’El frenini de çekmisim frene de basmisim’ dedi.
Bir yagmur, firtina. Hava aydinlaninca baktim, 7 katli bina dümdüz olmus. Binanin üzerine çiktik, 2 el gördük. Kendi çabalarimizla onlari çikarttik. 50-60 yaslarinda birini daha çikardik ama o ölmüstü" seklinde konustu.
Ilk müjdeli haberi gelini ve torunundan aldi
Enkaz basinda beklerken ilk müjdeli haberin gelini ve torunundan geldigini ifade eden Boyraz, depremden 8 saat sonra yogun bakimdan gelini ve torunun sag olarak kurtarildigini kaydetti.
Yogun bakimdan ölü olarak da çikarilanlar oldugunu belirten baba Boyraz, oglunun halen enkaz altinda olmasi nedeniyle buruk bir sevinç yasadigini ifade etti.
Yikilma aninda büyük korku yasadi
Baba Boyraz, "Bina büyük bir sesle yikildi. Öyle bir ses çikti, sallanti vardi ki ben dünya takla atiyor zannettim. Merdivenin basindayken ’Dünya dönüyor’ diye gözümü yummustum. Baktim oglum yok, o yana bu yana, baktim, bagirdim, çagirdim yoktu" ifadelerine yer verdi.
Ümidi kestigi anlarda müjdeli haberi aldi
Enkaz basinda oglunun canli kurtulma umuduyla 11 gün bekledigini kaydeden Boyraz, ümidini yitirdigi anlarda ise oglunun kurtarildigi haberini aldigini ifade etti.
Mehmet Boyraz, "11 gün enkaz basinda bekledim, diger oglum Mustafa ile 11. gün eve geldik. Canli çikacagini hissediyorduk ama artik ümitlerimi yitirmeye baslamistim. Sonra telefon geldi. Oglumun sag çiktigi haberini aldik. Biz de hemen yola çiktik, yanina gittik" diye konustu.
Büyük panik yasandi
Enkazdan 261 saat sonra kurtarilan Mehmet Ali Sakirogullari, "Oglum Aziz Yusuf’u tedavi ettirmek için esim ve babamla birlikte Antakya’da hastaneye gittik. Esim, oglum Aziz Yusuf ile birlikte 8. katta yogun bakimda kaldi. Biz de babamla birlikte kantinde oturuyorduk. Ben masaya kafami koymus uyuyordum. Sarsinti aninda bagiris ve çagirislar duydum. Bir baktim, genç bir çocuk önümden atladi kaçiyordu. Ne oldugunu anlamadim. Ne uyuyordum ne de ayiktim. Uykulu bir haldeydim. Bir baktim babam karsimda. Direkt poliklinige kaçtim" ifadelerini kullandi.
Kapi açilmadi, beton blogun dibine çöktü
Hastaneden kaçamayacagini anlayinca beton bir ayagin dibine çöktügünü anlatan Sakirogullari, bu arada yanina gelen bir hastane personeli ile birlikte enkazin altinda kaldiklarini kaydetti.
Mehmet Ali Sakirogullari, "Poliklinik kapisini zorladim, kilitli oldugu için açilmadi. O arada büyük bir beton ayak gördüm. Hemen ayagin dibinde çömeldim, çök kapan yaparak deprem pozisyonu aldim. Elimi kafama koydum, oraya Mustafa Avci da geldi. El ele tuttuk, bir baktim betonlar üzerimize yigildi. Gidip gidip geliyorduk. Yere düstüm, elimi kafama koydum üstüme betonlar düstü" dedi.
Sedye ve sandalye yasam boslugu olusturdu
Kendisini ve yanindaki Mustafa Avci’nin ölümcül yara almasini ise lobideki sandalye ve sedyenin korudugunu anlatan Sakirogullari, söyle devam etti:
"Bulundugumuz yerde lobi sandalyesi vardi. Yukaridan sedye düsmüs. Sandalyesinin kösesine beton gelmisti, sedyenin kösesine beton gelmisti. O boslukta yasadik, yasam mücadelesi verdik. Esimden babamdan, çocugumdan haberim yok. Ben sadece bizim oldugumuz yerde, bu sikintinin yasandigini zannettim."
Çiçekleri yediler, idrarlarini içtiler
Enkaz altinda yasam mücadelesi verdiklerini anlatan Sakirogullari, lobide bulunan çiçekleri yediklerini, kendi idrarini içtiklerini kaydetti.
Sakirogullari, "Yanimdaki Mustafa Avci laboratuvarda çalisiyormus. Onunla birlikte yasam mücadelesi verdik. Onun ayagi enkaz altinda kalmisti. Telefonumun sarji vardi. Isikla açtim, ayagina baktim. Ayagi blogun altinda kalmis, sismisti ama kötü oldugunu söylemedim korkmasin diye. Ayagina bakarken, lobide duran canli çiçekleri gördüm. Hemen elimi uzattim, ayagim ile kendime dogru çektim. Çiçekleri saksidan, topraktan çikardim. ‘Bunu yeriz’ dedim. Biz 2-3 güne kadar çikariz diye tahmin ediyorduk. Kendi tahminimiz öyleydi. Sonra onlari parmak uçlari kadar küçük küçük yaptik. Onlari yedik. Parmak ucu kadar ne bulsak yarisini Mustafa yarisini ben yiyordum. Sürekli idrarimizi içtik. Mustafa laboratuvarda hemsire oldugu için o söyledi" ifadelerini kullandi.
"4 gün boyunca günün degistigini anladik"
Sakirogullari, cep telefonu alarminin ise sabahlari ise gidis saati olan 07.00’ye kurulu olmasi ve çalan alarm nedeniyle 4 gün boyunca günün degistigini anladiklarini ifade ederek, "Sabahlari ise gittigim için, sabah 7’ye alarm kurdugum için 4 gün boyunca alarm çaldi. Sarjim bitene kadar 4 gün boyunca günün degistigini anladim. Telefonumun ekrani gitti, inancimi hiçbir zaman kaybetmedim. Yasamak için hirs yaptim. Arkadasim telefonu betona yaklastirmami istedi. Sarjim az kalmisti. Tekrar denedim 112’yi aradim, bir kadin açti. Enkazda kaldigimizi söyledim. Telefon numarasi istedi. Kendi numarami verdim. Dönüs yapacaklarini söylediler. Ama bu sefer de sarjim bitti. Yanimdaki arkadasim bana destek oldu, ben ona destek oldum" diye konustu.
"Halüsinasyonlar görmeye basladim"
Son günlerde bilincini kaybetmeye basladigini ve halüsinasyonlar görmeye basladigini anlatan Sakirogullari, söyle devam etti:
"Son zamanlarda artik kendimi evimde hissediyordum. Beynim susuz kalinca halüsinasyonlar görmeye basladim. Ailemi, annemi, babami yanimda görüyordum. ’Isteyim’ diyordum. Zor zamanlar geçirdim ama inancimi kaybetmedim. Son dakika yine kepçe çalismaya baslamisti. Üstte olan seslerin hepsini duyuyordum. Sesimizi duyuramiyordum. Bagiriyorduk bir yerlere vurarak, ses çikarmaya çalisiyorduk. Nabzimin bitecegini düsünüyordum. Nabzim duracak gibi oluyordu. Hemen soguk oldugu için nabzima toprak, fayans parçasi basiyordum. Öyle kendime geliyordum. 1-2 gün boyunca hiç uyumadim, sürekli bayiliyordum. Bilincimi kaybetmek üzereydim."
Salladigi ayak hayatini kurtardi
Çikarildigi anlarda yasadiklarini da anlatan Sakirogullari, "Kepçenin bizim oldugumuz yere vurmasi ile sarsildim, aklim yerine geldi. Hemen ayagimi sedyeye vurmaya basladim. Kepçe operatörü, ‘Ayak gördüm’ dedi.
Öyle deyince ben sevindim. ‘Buradayiz, 2 kisiyiz, yasiyoruz’ dedim. Adam ise ‘Ayagini görmeseydim sizi kepçeyle alip atacaktim’ dedi.
Ve bizi çikardi" ifadelerini kullandi.
Gördügü tedavinin ardindan taburcu edilen Mehmet Ali Sakirogullari, günlerce yasadigi dehsette özledigi ailesine yasamanin sevincini ve kendisi kadar sansli olmayan depremzedelerin hüznünü bir arada yasadigini ifade etti.
