Adalet Bakani Bekir Bozdag Açiklamasi
Adalet Bakani Bekir Bozdag, “Seçimi YSK yapiyor. Dolayisiyla burada hile hurda her sey olabilir gibi bir algi olusturmaya çalisiyorlar. Türk seçim sisteminde seçimin esas yapani siyasi partilerin temsilcileridir. Sandik görevlileridir” dedi.
Adalet Bakani Bozdag, TBMM’de gazetecilerin sorularini cevapladi. Bozdag, CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu’nun ‘YSK güvenmiyorum’ açiklamasina iliskin olarak, “Yüksek Seçim Kurulu Türkiye’nin güven noktasinda en güvenilir kurumlarinin basinda gelir. Bugüne kadar pek çok seçim yönetmis ve bu seçimler hem uluslararasi gözlemciler tarafindan, hem de Türk seçmeni ve Türk siyasi partileri tarafindan da sonuçlari itibariyle takdir edilmis benimsenmistir. Bir defa Türk seçim sistemine göre seçimleri siyasi partiler yapar. YSK organizasyon yapar. Seçim süreçleriyle ilgili ihtilaflar, usulsüzlükler, yolsuzluklar, sikayetler oldugu zaman bunlari inceler, denetler ve karara baglar. Her sandik basinda belli sayida siyasi partilerin temsilcisi var. Müsahitleri var. Oy pusulasini biri veriyor, kimligi biri kontrol ediyor, imzayi biri kontrol ediyor. Dolayisiyla seçimleri yapanlar seçimleri yapanlar sandikta vatandasin oyunu kullanmasini saglayanlarin her birisi siyasi partilerin temsilcileridir. Sayim, döküm, tasnif bunlarin tutanagi ve baglanip imza altina alinmasi siyasi parti temsilcileri ile birlikte yapiliyor. Ilçe seçim kuruluna teslimi öyle. Ilçe seçim kurulunda tutanaklarin birlestirilmesi ve bunun YSK merkezine gönderilmesi yine siyasi partilerin temsilcileri tarafindan yapiliyor. Arkasindan YSK’da da bunlar siyasi parti temsilcilerinin gözü önünde ve onlarin katilimiyla yapiliyor. Burada da temsilcileri var. Ayrica da YSK seçim sürecinde kendine ulasan bütün verileri siyasi partilere de veriyor. Onlarla da paylasiyor. Ayri linkleri var. Onlar da paylasiyor. Herkesin elinde de her sandiktan ne kadar oy kime çiktigina dair islak imzali tutanaklar var. Ya bunu sunun için anlatiyorum. Herkes söyle zannediyor. Seçimi YSK yapiyor. Dolayisiyla burada hile hurda her sey olabilir gibi bir algi olusturmaya çalisiyorlar. Türk seçim sisteminde seçimin esas yapani siyasi partilerin temsilcileridir. Sandik görevlileridir. Ilçe seçim kurulu üyeleridir. Il seçim kurulu üyeleridir. YSK’ya verdikleri üyelerdir” degerlendirmesini yapti.
Bakan Bozdag, Türk seçim sistemine göre, seçim kanununa göre hile hurda yapilmasinin imkansiz olduguna isaret ederek, “Yani bir sandik düsünün. Onun basinda AK Parti’nin sandik kurulu üyesi var. CHP’nin sandik kurulu üyesi var. HDP’nin sandik kurulu üyesi IYI Parti’nin, MHP’nin sandik kurulu üyesi var. Iki tane de kamu görevlisi var. Birisi baskan, biri baskan yardimcisi. Simdi Türkiye’de de iki yüz binin üzerinde sandik oldugunu varsaydigimizda yani bütün sandiklarda hile yapilmasi için CHP’li, HDP’li, IYI Partili, AK Partili efendim MHP’li bütün sandik kurulu üyeleri arti iki tane de kamu görevlisinin ortak anlasmasi lazim. Türkiye’de 200 bin sandikta böyle bir anlasmayi birakin tek bir sandikta dahi fiilen bunu yapma imkani var mi? Herkes siyasi partinin temsilcisi herkes partisinin menfaatini gözetiyor bir oy kaybi olmasin, baska yere haksiz oy gitmesin diye ugrastigi bir ortamda. Bir de tabi müsahitlerin sayisini da bilmiyoruz. Onlarca, yüzlerce degil milyonun üzerinde de müsahit var. Binlerce müsahit var, milyonlarca belki müsahit olacak. Bütün bunlarin sahitliginde bir yolsuzluk ya da hile hurda olabilir mi? O yüzden Türk Seçim Kanununa göre seçimlerde hile ve hurda yapilmasi fiilen imkansizdir. Kim bunu söylüyorsa mümkün diyorsa hile hurda, ya Türk Seçim Kanununu bilmiyor ya da simdiden seçim yenilgisine bahane uydurmak için alt yapi olusturuyordur. Çünkü seçim kanunundaki usul uygulamasina göre bu fiili bir imkansizlik. O yüzden seçim kuruluna yapilan saldirilar da büyük bir haksizligi içermektedir. Çünkü Yüksek Seçim Kurulunun daha üyelerinin nasil seçildigini bilmiyor Sayin Kiliçdaroglu. Açiklamasini gördünüz. Diyor ki; Yüksek Seçim Kuruluna güvenmiyorum. Niye güvenmiyor? Cumhurbaskani atiyor. Allah askina YSK’nin üyelerinden bazilarinin görevi sona erdi iste seçimler yapildi. Bugün de seçim son Yargitay’da ki üye de seçildi. Danistay’dan üye seçiliyor bes tane, alti tane de Yargitay’dan üye seçiliyor. Bunlarin hepsi Danistay ve Yargitay üyelerinin yaptiklari oylama sonucu salt ekseriyetle seçiliyor ve dogrudan seçiyorlar” seklinde konustu.
Cumhurbaskani’nin Yüksek Seçim Kurulu’na seçtigi ya da atadigi herhangi bir üye olmadigini belirten Bozdag, “Yüksek Yargitay ve Danistay’imizin saygin üyeleri dogrudan seçim yapmaktadir. Sayin Kiliçdaroglu daha Yüksek Seçim Kurulu’na üyelerin nasil seçildiginden haberi yok. Belli ki seçim kanunundan da haberleri yok. O yüzden simdiden seçim kanunundan haberleri olmadan seçimin üzerine gölge düsürmek için bir tartisma baslatiliyor. Ben buradan sunu da hatirlarim. Geçmiste de pek çok seçimden önce oy ve ötesi, temiz bilmem toplum vesaire gibi degisik platformlar olusturuldu her seçim. Ben 98’den beri seçimlere giren birisi olarak söylüyorum. Hemen hemen her seçim öncesi böyle bir takim platformlar, dernekler, vakiflar efendim ortak çalismalar sanki Türkiye’de seçimle hileyle kazaniliyormus gibi bir algi olusturup, hileyi önlemek büyük bir ismis gibi bir gayretle öne çikiyorlar. Ya o zaman da herkesin sormasi lazim. Nerede hile oldu? Simdi siz bütün bunlari söylüyorsunuz. Hileyle Türkiye’de kazanilmis hangi seçim var? Biz 2002’de seçime ilk defa girdigimizde sandikta AK Parti’nin sandik kurulu üyesi yoktu yasa geregi. Çünkü son seçime girmis olmasi gerekiyordu. Biz son seçime girmedigi için AK Parti sandik kurulunda bizim üyemiz dahi yoktu. Ama biz o seçimde yüzde 34.5 oy aldik 363 milletvekili çikardik. Yani baktiginizda o yüzden Yüksek Seçim Kurulu çok net söylüyorum. Bir güven kuruludur. Bir güven kurumudur. Dünyanin en saygin ve en güvenilir seçim organlarindan bir tanesidir ve Türkiye’nin de yüz akidir. Hiç kimse seçim basarisizligini Yüksek Seçim Kurulu’na üzerine yikmaya hakki yoktur. Bahane uydurmaya gerek yok. Çikarsiniz, çalisirsiniz. Aldiginizda zaten millet size verdiginde aliyorsunuz. Alamadiginiz yerleri seçimde hile yapildi veyahut da seçim Yüksek Seçim Kurulu söyle yapti, böyle yapti diye bahaneyle baskalarinin üzerine basarisizligi yikmayalim. Benim söyleyecegim bu. Bunlar basarisizliga simdiden bahane ariyorlar” ifadelerini kullandi.
CHP ve IYI Parti’nin basörtüsüne iliskin teklife destek vermeyeceklerinin hatirlatilmasi üzerine Bozdag, “Simdi basörtüsü konusu biz istiyoruz ki Türkiye’nin gündeminde kalici olarak çiksin ve bu konuyu kalici olarak gündemden çiksin iddiasiyla gündeme getiren Sayin Kiliçdaroglu oldu. Sayin Cumhurbaskanimizin ifadesi ‘Madem öyle gelin daha büyük bir güvence ile bu meseleyi çözelim. Anayasal bir degisiklik yapalim’ dedi ve dogru bir adim atti. Eger güvence istiyorsak kanun basit ekseriyetle degisebiliyor, Anayasa nitelikli bir ekseriyet gerektiriyor. Temel bir hukuk metni. Orada bu meseleyi çözüme kavusturmak Türkiye’nin gündeminden kalici olarak bunu düsürmek anlamina gelir. Kaldi ki kanun bu meseleyi geçmiste çözmedi. Hatirlarsaniz rahmetli Özal, Yüksekögretim Kanunu’na ek 16. maddeyi koydu. Anayasa Mahkemesi iptal etti. Bu sefer ek 17. maddeyi getirdi koydu, ek 17. madde halen yürürlüktedir. Ne diyor ‘kanunlara aykiri olmadikça Yüksekögretim Kurumlari’nda kilik kiyafet serbesttir’ ve 90’li yillarda yasadigimiz basörtüsü zulmü, haksizliklari Yüksekögretim Kurumu Kanunu’ndaki ek 17. maddeye ragmen yasandi. Istanbul Üniversitesi’nde baska üniversitelerde kurulan ikna odalari buna ragmen yapildi. Pek çok kisinin elinden egitim-ögretim hakki Yüksekögrenim de buna ragmen alindi. Türkiye, kanunen serbest olan bir konuda kanun hükmü yokmus gibi haksiz, hukuksuz uygulamalara tanik oldu. Anayasa Mahkememiz, Danistay’imiz, diger yargi organlarimiz da bunlara ne yapti? Bunlara, kararlariyla hukuksuz bir sekilde destek verdiler. O yüzden bizim getirdigimiz öneri bu konu kalici gündemden çiksin. Simdi IYI Parti’nin sundugu öneriye baktiginiz” diye konustu.
Bozdag söyle konustu:
“Kiyafetin bir ölçüsü var mi? Yok. Istedigi kiyafet, tercih ettigi kiyafet. Onu bir yere bagliyor musun? Baglamiyorsun. O zaman birisi öyle birisi öbür türlü birisi böyle. Terör örgütlerinin tercih ettigi kiyafetlere de efendim, baska baska siyasi hesaplarla vesaire hepsini de Anayasal güvence getiriyor ve açikliga da Anayasal güvence getiriyor. Eger basörtüsü konusunda samimilerse bahaneyi biraksinlar. Genel Kurul da destek olsunlar. Bu mesele kalici olarak çözülsün. Benim anladigim kadariyla önergeyi bu ise bahane olusturmak için verdiklerini düsünüyorum. Yani iste istismar diyor. Simdi konusurken de istismar diyor. Yani AK Parti’nin içinde Sayin Cumhurbaskanimizdan tutun en asagiya kadar herkes basörtüsüne bedel ödemis. Kendi bedel ödemis. Esi bedel ödemis. Kizi bedel demis. Gelini bedel ödemis. Çocugu bedel ödemis. Ömrü boyunca bu hususta bedel ödemis. Yani fakülteleri kazanmislar. Okuyamamislar. Kimse dememis ki ben açar okurum dememis. Bedel ödemis. Memuriyete girme hakki elde edememis, açsa memuriyete girecek. Basini açmamis. Memuriyete girmemis. Siyaset yapamamis. Hepsi bedel ödemis. Hayati boyunca bu konuda bedel ödeyen insanlari istismarci diyenlere acaba nasil hitap etmek lazim, onu bilmiyorum. Onun için gelin, bu isi siyasal istismar konusu olmaktan çikaralim. Birbirimizi suçlamaktan vazgeçelim. Halk bu konuda kimin istismarci, kimin samimi oldugunu, birilerinin söylemesine gerek olmayacak kadar açik, net biliyor. Ya bu çok açik bir husus. Bunun üzerinde ayrica durmaya hacet yok. Ama görecegiz Genel Kurul’a geldiginde tavirlarinin ne oldugunu görecegiz. Kaldi ki aileyle ilgili düzenlemeye her iki parti birlikte karsi çikiyor. Bütün partiler birlikte. Allah askina yani evlilik birliginin kadin ve erkek arasinda kurulabileceginin Anayasa’ya yazilmasinin neresi yanlis? Türk toplumunun temeli olan ailenin gelecegini, neslimizin toplumumuzun gelecegini, milletimizin gelecegini muhtemel tehditlere karsi simdiden koruma altina almanin neresi yanlis? Buna hangi saikle karsi çikiyorlar? Anlamak mümkün degil. Ben isterim ki oy birligiyle bu ikisi çiksin bu parlamentoda. Çünkü yakisan da budur. Ikisi de bu milletin evlatlarinin hayrina bir düzenlemedir. Ama ideolojik kaygilarla, siyasi hesaplarla, oy birligiyle çikmasi gereken bir Anayasa degisikligi maalesef yine berhava edilmek üzere insallah böyle sonuç olmaz.”
HDP kararina iliskin olarak Bozdag, “Simdi HDP karar Anayasa Mahkemesi’nin verdigi karar oy birligiyle. Bence de dogru bir karar. Çünkü Anayasa Mahkemesi gündemini kendi belirler. Baskan belirler. Gündemine hakimdir. Hangi davanin ne zaman görülecegine mahkeme kendi karar verir. Talep üzerine. Bunu da degerlendirebilir ama öncelik sonralik sirasini mahkeme tayin eder. Bu mahkemenin yasal bir hakkidir. Bu hak herhangi bir talebe bagli bir hak degildir. Dogrudan mahkemenin kendisine ait, daha dogrusu mahkeme baskaninin görevleri arasinda olan bir husustur. O yüzden karar isabetli bir karardir. Bu kararin ne zaman çikacagi anlaminda bir fikir vermez. Mahkeme onu gündemine almasiyla ilgili bir husustur. AK Parti biliyorsunuz 14 Mart 2008’de kapatma davasi açildi. 31 Temmuz 2008’de bittigi. Simdi baska partilerde üç yil, dört yil, bes yil süren oldu. Bu tamamiyla mahkemenin takdirinde olan bir konudur. Talebe bagli bir konu degildir. O yüzden mahkemenin kararinin oy birligiyle olmasi da gayet dogaldir” ifadelerini kullandi.
Bozdag iki pasayi affetmesine iliskin olarak, “Anayasa’nin 104. maddesinin ilgili fikrasina göre Cumhurbaskanimizin yetki ve görevleri arasinda sürekli hastalik, sakatlik ve kocama hallerinden biri yada birkaçinin varligi halinde cezalarin kaldirilmasi ya da azaltilmasi konusunda Cumhurbaskanimizin bir yetkisi vardir. Simdi Ilhan Kiliç ve Kenan Deniz’le ilgili Adli Tip Kurumu kocamislik hali raporu vermistir. Dolayisiyla bu rapora istinaden Sayin Cumhurbaskanimiz Anayasa’daki yetkisini kullanmis ve cezalarinin kaldirilmasina karar vermistir. Hakki Kilinç pasayla ilgili de Adli Kip Kurumu kocamislik haline dair bir rapor verdi. Onu da biz Cumhurbaskanini daha yeni gönderdik. O da Cumhurbaskanligina gidecektir. Cumhurbaskanimiz zaman zaman Anayasa’nin verdigi cezalarin kaldirilmasina iliskin ya da azaltilma iliskin bu yetkisini kullanmaktadir. Bugün de üç vatandasimizla ilgili bu yetkisini kullanmistir. Hakki Kilinç o da çikti. Kocamislik raporu verdiler. Onu da biz külliyeye bakanlik olarak gönderdik. Onunla ilgili de adli tip kurumu kocamislik hali oldugunu içeren bir rapor verdi. Kenan Deniz ile Ilhan Kiliç bugün zaten tahliye oldu. Bugün onlarla ilgili cezalar yani özel af yetkisi diyelim Cumhurbaskanimiz kullanmis oldu” seklinde konustu.
Kaynak: İHA
Bakan Bozdag, Türk seçim sistemine göre, seçim kanununa göre hile hurda yapilmasinin imkansiz olduguna isaret ederek, “Yani bir sandik düsünün. Onun basinda AK Parti’nin sandik kurulu üyesi var. CHP’nin sandik kurulu üyesi var. HDP’nin sandik kurulu üyesi IYI Parti’nin, MHP’nin sandik kurulu üyesi var. Iki tane de kamu görevlisi var. Birisi baskan, biri baskan yardimcisi. Simdi Türkiye’de de iki yüz binin üzerinde sandik oldugunu varsaydigimizda yani bütün sandiklarda hile yapilmasi için CHP’li, HDP’li, IYI Partili, AK Partili efendim MHP’li bütün sandik kurulu üyeleri arti iki tane de kamu görevlisinin ortak anlasmasi lazim. Türkiye’de 200 bin sandikta böyle bir anlasmayi birakin tek bir sandikta dahi fiilen bunu yapma imkani var mi? Herkes siyasi partinin temsilcisi herkes partisinin menfaatini gözetiyor bir oy kaybi olmasin, baska yere haksiz oy gitmesin diye ugrastigi bir ortamda. Bir de tabi müsahitlerin sayisini da bilmiyoruz. Onlarca, yüzlerce degil milyonun üzerinde de müsahit var. Binlerce müsahit var, milyonlarca belki müsahit olacak. Bütün bunlarin sahitliginde bir yolsuzluk ya da hile hurda olabilir mi? O yüzden Türk Seçim Kanununa göre seçimlerde hile ve hurda yapilmasi fiilen imkansizdir. Kim bunu söylüyorsa mümkün diyorsa hile hurda, ya Türk Seçim Kanununu bilmiyor ya da simdiden seçim yenilgisine bahane uydurmak için alt yapi olusturuyordur. Çünkü seçim kanunundaki usul uygulamasina göre bu fiili bir imkansizlik. O yüzden seçim kuruluna yapilan saldirilar da büyük bir haksizligi içermektedir. Çünkü Yüksek Seçim Kurulunun daha üyelerinin nasil seçildigini bilmiyor Sayin Kiliçdaroglu. Açiklamasini gördünüz. Diyor ki; Yüksek Seçim Kuruluna güvenmiyorum. Niye güvenmiyor? Cumhurbaskani atiyor. Allah askina YSK’nin üyelerinden bazilarinin görevi sona erdi iste seçimler yapildi. Bugün de seçim son Yargitay’da ki üye de seçildi. Danistay’dan üye seçiliyor bes tane, alti tane de Yargitay’dan üye seçiliyor. Bunlarin hepsi Danistay ve Yargitay üyelerinin yaptiklari oylama sonucu salt ekseriyetle seçiliyor ve dogrudan seçiyorlar” seklinde konustu.
Cumhurbaskani’nin Yüksek Seçim Kurulu’na seçtigi ya da atadigi herhangi bir üye olmadigini belirten Bozdag, “Yüksek Yargitay ve Danistay’imizin saygin üyeleri dogrudan seçim yapmaktadir. Sayin Kiliçdaroglu daha Yüksek Seçim Kurulu’na üyelerin nasil seçildiginden haberi yok. Belli ki seçim kanunundan da haberleri yok. O yüzden simdiden seçim kanunundan haberleri olmadan seçimin üzerine gölge düsürmek için bir tartisma baslatiliyor. Ben buradan sunu da hatirlarim. Geçmiste de pek çok seçimden önce oy ve ötesi, temiz bilmem toplum vesaire gibi degisik platformlar olusturuldu her seçim. Ben 98’den beri seçimlere giren birisi olarak söylüyorum. Hemen hemen her seçim öncesi böyle bir takim platformlar, dernekler, vakiflar efendim ortak çalismalar sanki Türkiye’de seçimle hileyle kazaniliyormus gibi bir algi olusturup, hileyi önlemek büyük bir ismis gibi bir gayretle öne çikiyorlar. Ya o zaman da herkesin sormasi lazim. Nerede hile oldu? Simdi siz bütün bunlari söylüyorsunuz. Hileyle Türkiye’de kazanilmis hangi seçim var? Biz 2002’de seçime ilk defa girdigimizde sandikta AK Parti’nin sandik kurulu üyesi yoktu yasa geregi. Çünkü son seçime girmis olmasi gerekiyordu. Biz son seçime girmedigi için AK Parti sandik kurulunda bizim üyemiz dahi yoktu. Ama biz o seçimde yüzde 34.5 oy aldik 363 milletvekili çikardik. Yani baktiginizda o yüzden Yüksek Seçim Kurulu çok net söylüyorum. Bir güven kuruludur. Bir güven kurumudur. Dünyanin en saygin ve en güvenilir seçim organlarindan bir tanesidir ve Türkiye’nin de yüz akidir. Hiç kimse seçim basarisizligini Yüksek Seçim Kurulu’na üzerine yikmaya hakki yoktur. Bahane uydurmaya gerek yok. Çikarsiniz, çalisirsiniz. Aldiginizda zaten millet size verdiginde aliyorsunuz. Alamadiginiz yerleri seçimde hile yapildi veyahut da seçim Yüksek Seçim Kurulu söyle yapti, böyle yapti diye bahaneyle baskalarinin üzerine basarisizligi yikmayalim. Benim söyleyecegim bu. Bunlar basarisizliga simdiden bahane ariyorlar” ifadelerini kullandi.
CHP ve IYI Parti’nin basörtüsüne iliskin teklife destek vermeyeceklerinin hatirlatilmasi üzerine Bozdag, “Simdi basörtüsü konusu biz istiyoruz ki Türkiye’nin gündeminde kalici olarak çiksin ve bu konuyu kalici olarak gündemden çiksin iddiasiyla gündeme getiren Sayin Kiliçdaroglu oldu. Sayin Cumhurbaskanimizin ifadesi ‘Madem öyle gelin daha büyük bir güvence ile bu meseleyi çözelim. Anayasal bir degisiklik yapalim’ dedi ve dogru bir adim atti. Eger güvence istiyorsak kanun basit ekseriyetle degisebiliyor, Anayasa nitelikli bir ekseriyet gerektiriyor. Temel bir hukuk metni. Orada bu meseleyi çözüme kavusturmak Türkiye’nin gündeminden kalici olarak bunu düsürmek anlamina gelir. Kaldi ki kanun bu meseleyi geçmiste çözmedi. Hatirlarsaniz rahmetli Özal, Yüksekögretim Kanunu’na ek 16. maddeyi koydu. Anayasa Mahkemesi iptal etti. Bu sefer ek 17. maddeyi getirdi koydu, ek 17. madde halen yürürlüktedir. Ne diyor ‘kanunlara aykiri olmadikça Yüksekögretim Kurumlari’nda kilik kiyafet serbesttir’ ve 90’li yillarda yasadigimiz basörtüsü zulmü, haksizliklari Yüksekögretim Kurumu Kanunu’ndaki ek 17. maddeye ragmen yasandi. Istanbul Üniversitesi’nde baska üniversitelerde kurulan ikna odalari buna ragmen yapildi. Pek çok kisinin elinden egitim-ögretim hakki Yüksekögrenim de buna ragmen alindi. Türkiye, kanunen serbest olan bir konuda kanun hükmü yokmus gibi haksiz, hukuksuz uygulamalara tanik oldu. Anayasa Mahkememiz, Danistay’imiz, diger yargi organlarimiz da bunlara ne yapti? Bunlara, kararlariyla hukuksuz bir sekilde destek verdiler. O yüzden bizim getirdigimiz öneri bu konu kalici gündemden çiksin. Simdi IYI Parti’nin sundugu öneriye baktiginiz” diye konustu.
Bozdag söyle konustu:
“Kiyafetin bir ölçüsü var mi? Yok. Istedigi kiyafet, tercih ettigi kiyafet. Onu bir yere bagliyor musun? Baglamiyorsun. O zaman birisi öyle birisi öbür türlü birisi böyle. Terör örgütlerinin tercih ettigi kiyafetlere de efendim, baska baska siyasi hesaplarla vesaire hepsini de Anayasal güvence getiriyor ve açikliga da Anayasal güvence getiriyor. Eger basörtüsü konusunda samimilerse bahaneyi biraksinlar. Genel Kurul da destek olsunlar. Bu mesele kalici olarak çözülsün. Benim anladigim kadariyla önergeyi bu ise bahane olusturmak için verdiklerini düsünüyorum. Yani iste istismar diyor. Simdi konusurken de istismar diyor. Yani AK Parti’nin içinde Sayin Cumhurbaskanimizdan tutun en asagiya kadar herkes basörtüsüne bedel ödemis. Kendi bedel ödemis. Esi bedel ödemis. Kizi bedel demis. Gelini bedel ödemis. Çocugu bedel ödemis. Ömrü boyunca bu hususta bedel ödemis. Yani fakülteleri kazanmislar. Okuyamamislar. Kimse dememis ki ben açar okurum dememis. Bedel ödemis. Memuriyete girme hakki elde edememis, açsa memuriyete girecek. Basini açmamis. Memuriyete girmemis. Siyaset yapamamis. Hepsi bedel ödemis. Hayati boyunca bu konuda bedel ödeyen insanlari istismarci diyenlere acaba nasil hitap etmek lazim, onu bilmiyorum. Onun için gelin, bu isi siyasal istismar konusu olmaktan çikaralim. Birbirimizi suçlamaktan vazgeçelim. Halk bu konuda kimin istismarci, kimin samimi oldugunu, birilerinin söylemesine gerek olmayacak kadar açik, net biliyor. Ya bu çok açik bir husus. Bunun üzerinde ayrica durmaya hacet yok. Ama görecegiz Genel Kurul’a geldiginde tavirlarinin ne oldugunu görecegiz. Kaldi ki aileyle ilgili düzenlemeye her iki parti birlikte karsi çikiyor. Bütün partiler birlikte. Allah askina yani evlilik birliginin kadin ve erkek arasinda kurulabileceginin Anayasa’ya yazilmasinin neresi yanlis? Türk toplumunun temeli olan ailenin gelecegini, neslimizin toplumumuzun gelecegini, milletimizin gelecegini muhtemel tehditlere karsi simdiden koruma altina almanin neresi yanlis? Buna hangi saikle karsi çikiyorlar? Anlamak mümkün degil. Ben isterim ki oy birligiyle bu ikisi çiksin bu parlamentoda. Çünkü yakisan da budur. Ikisi de bu milletin evlatlarinin hayrina bir düzenlemedir. Ama ideolojik kaygilarla, siyasi hesaplarla, oy birligiyle çikmasi gereken bir Anayasa degisikligi maalesef yine berhava edilmek üzere insallah böyle sonuç olmaz.”
HDP kararina iliskin olarak Bozdag, “Simdi HDP karar Anayasa Mahkemesi’nin verdigi karar oy birligiyle. Bence de dogru bir karar. Çünkü Anayasa Mahkemesi gündemini kendi belirler. Baskan belirler. Gündemine hakimdir. Hangi davanin ne zaman görülecegine mahkeme kendi karar verir. Talep üzerine. Bunu da degerlendirebilir ama öncelik sonralik sirasini mahkeme tayin eder. Bu mahkemenin yasal bir hakkidir. Bu hak herhangi bir talebe bagli bir hak degildir. Dogrudan mahkemenin kendisine ait, daha dogrusu mahkeme baskaninin görevleri arasinda olan bir husustur. O yüzden karar isabetli bir karardir. Bu kararin ne zaman çikacagi anlaminda bir fikir vermez. Mahkeme onu gündemine almasiyla ilgili bir husustur. AK Parti biliyorsunuz 14 Mart 2008’de kapatma davasi açildi. 31 Temmuz 2008’de bittigi. Simdi baska partilerde üç yil, dört yil, bes yil süren oldu. Bu tamamiyla mahkemenin takdirinde olan bir konudur. Talebe bagli bir konu degildir. O yüzden mahkemenin kararinin oy birligiyle olmasi da gayet dogaldir” ifadelerini kullandi.
Bozdag iki pasayi affetmesine iliskin olarak, “Anayasa’nin 104. maddesinin ilgili fikrasina göre Cumhurbaskanimizin yetki ve görevleri arasinda sürekli hastalik, sakatlik ve kocama hallerinden biri yada birkaçinin varligi halinde cezalarin kaldirilmasi ya da azaltilmasi konusunda Cumhurbaskanimizin bir yetkisi vardir. Simdi Ilhan Kiliç ve Kenan Deniz’le ilgili Adli Tip Kurumu kocamislik hali raporu vermistir. Dolayisiyla bu rapora istinaden Sayin Cumhurbaskanimiz Anayasa’daki yetkisini kullanmis ve cezalarinin kaldirilmasina karar vermistir. Hakki Kilinç pasayla ilgili de Adli Kip Kurumu kocamislik haline dair bir rapor verdi. Onu da biz Cumhurbaskanini daha yeni gönderdik. O da Cumhurbaskanligina gidecektir. Cumhurbaskanimiz zaman zaman Anayasa’nin verdigi cezalarin kaldirilmasina iliskin ya da azaltilma iliskin bu yetkisini kullanmaktadir. Bugün de üç vatandasimizla ilgili bu yetkisini kullanmistir. Hakki Kilinç o da çikti. Kocamislik raporu verdiler. Onu da biz külliyeye bakanlik olarak gönderdik. Onunla ilgili de adli tip kurumu kocamislik hali oldugunu içeren bir rapor verdi. Kenan Deniz ile Ilhan Kiliç bugün zaten tahliye oldu. Bugün onlarla ilgili cezalar yani özel af yetkisi diyelim Cumhurbaskanimiz kullanmis oldu” seklinde konustu.
