Uzmanindan, Yanlis Bilinen 'Mide Koruyucu' Açiklamasi
Türk Gastroenteroloji Dernegi (TGD) Yönetim Kurulu Baskani Prof. Dr. Dilek Oguz, halk arasinda ’mide koruyucu’ olarak bilinen ilaçlarin yanlis kullanimina deginerek, “Halkimizda, ‘Sen çok ilaç kullaniyorsun, mide koruyucu al’ gibi bir yanlis uygulama var. Biz reflü ve ülser döneminde mide baskilayici ilaç kullaniyoruz” dedi.

Alaninda uzman Türk gastroenterologlar, diger branslardaki hekimler ve hemsirelerin yani sira uluslararasi konusmacilarin da katildigi kongrede; ABD ve Avrupa’dan 14 konusmaci, Kore’den 15 gastroenterolog, Azerbaycan’dan da 12 misafir agirlandi. Gastroenterolojinin tüm yönleriyle tartisildigi kongrede, bin 450’ye yakin katilimciyla bu yil rekor bir katilim saglandi.
Türk Gastroenteroloji Dernegi (TGD) Yönetim Kurulu Baskani Prof. Dr. Dilek Oguz, kongrede masaya yatirilan konulardan reflü ve irritabl (huzursuz) bagirsak sendromu (IBS) hakkinda bilgiler paylasti. Reflünün, ’mide içeriginin yemek borusuna çikisi’ anlamina geldigini belirten Oguz, bu durumun normal kisilerde yemekten sonra ve gece yatarken, hamilelerde de günlük yasamlarinda yasandigini söyledi.
Böyle bir durumda yemek borusunun yukariya kaçan mide içerigini asagi baskiladigini, ancak hücre eksikligi ve sismanlik bulunan kisilerde basinç eksikligi yasanip asidin yemek borusunda tahrislere neden oldugunu aktardi.
“Türk halki giderek sisman olmaya basladi”
Türk toplumunda yüzde 30’a yakin reflü hastaligi bulundugu bilgisini veren Oguz, “Türk halki giderek sisman olmaya, beslenme tarzi yanlis olmaya basladi.
O yüzden reflü, batili ülkelerdeki gibi Türkiye’de de önemli bir sorun haline geldi” seklinde konustu.
“Hasta kendini kalp hastasi zannedebilir”
Reflünün tedavisinde, sebep olan faktörleri ortadan kaldirmak gerektigini belirten Prof. Dr. Oguz, “Sismansaniz zayiflarsiniz, sigara içiyorsaniz içmezsiniz, bazi ilaçlari kontrol edersiniz. Reflü, yemek borusuna kaçtigi zaman burayi tahris eder. Bu tahrisi de, yukariya kaçan asit içerigini giderecek ilaçlari uzun süre kullanarak iyilestiririz. Iyilesme gerçeklesince bir tehlikesi yoktur. Halk arasinda ya da çesitli ortamlarda speküle edildigi gibi reflü kansere yol açmaz. Uzun dönemde reflü, hastanin yasam kalitesini bozar. Uzun dönemde agzina gida gelebilir, sürekli yanmasi ve gögüs agrisi olabilir. Hatta kendini kalp hastasi zannedebilir. Hastalik semptomlari bu kadar siddetliyse, özellikle mide asidini baskilayan ilaçlarla hasta tedavi edilebilir” diye konustu.
“Her ilaç kullanana verilmemesi gerekiyor”
Oguz, reflünün tedavisinde kullanilan mide asidi baskilayici ilaçlarin, çogu vatandas tarafindan yanlis amaçli kullanildigina da isaret ederek, “Mide koruyucu diye bir sey yok. Bu ilaçlar mide asidini azaltan ilaçlardir. Siz o ilaci aldiginiz zaman, o ilaç midenin asit salgilamasini engeller. Böylece asidin yukari kaçip olusturdugu zarar ortadan kaldirilmis olur. Halkimizda, ‘Sen çok ilaç kullaniyorsun, mide koruyucu al’ gibi bir yanlis uygulama var. Biz reflü ve ülser döneminde mide baskilayici ilaç kullaniyoruz. Bunun disinda, mideye zarar verecegini bildigimiz ilaçlar kullanilacagi zaman mide asidini dönem dönem baskilamamiz gerekiyor. Bu gibi zamanlarda mide asidi baskilayici ilaç kullandiriyoruz. Her ilaç kullanana vermememiz gerekiyor” ifadelerini kullandi.
“Bagirsak en büyük beyin”
Son yillarda gündemde olan irritabl (huzursuz) bagirsak sendromu (IBS) hakkinda da bilgiler paylasan Oguz, bu hastaligin fonksiyonel sindirim sistemi hastaliklarindan biri oldugunu söyledi.
Sindirim sisteminin hareketli bir sisteme sahip olduguna dikkati çeken Oguz, sunlari söyledi:
“Aldiginiz gidanin yemek borusundan mideye, mideden ince bagirsaklara ve kalin bagirsaklara gönderilerek disariya çikartilmasi gerekiyor. Ama bu o kadar kompleks bir fabrika ki, lokmayi yuttugunuz andan itibaren isleyen bir sürü çark var. Bunlarin herhangi birinde bir düzensizlik, araci bir madde ve molekül eksikligi oldugu zaman bu bozuluyor. Sindirim sistemini agizdan anüse kadar bir orkestra gibi düsünün. Orkestrada keman, yay, flüt, piyanonun hepsi ahenkle çaldigi zaman ortaya güzel bir müzik çikiyor. Huzursuz bagirsak sendromu hastalari ya da fonksiyonel sindirim sistemi hastaliklarinda orkestrada herkes ayri telden çaliyor. O zaman da kaos oluyor. IBS’de özellikle kalin bagirsaklarimiz kabiz, ishal ve karin agrisiyla bizim karsimiza geliyor. Taniyi koymak için birçok sekliyle arastiriyoruz. Bagirsak ve beyin aksi son yillarda çok moda. Bagirsak en büyük beyin ve beyinle iletisimi sürekli, beynin disariyla ve içeriyle iletisimi var. Bagirsaklarin da içeriyle ve disariyla iletisimi var. Bu yüzden çok çabuk bozulabiliyor. Huzursuz bagirsak sistemi böyle bir hastalik. Hakikaten de huzursuz. Bu hastadaki gaz miktariyla normal insandaki gaz orani ayni oldugunda dahi, normal kisi bu gazi hiç hissetmiyor ancak sendromu bulunan kisi siskinlik ve karin agrisi semptomu yasiyor.”
“Stres oldukça tuvalete gidiyor, tuvalete gittikçe stresi artiyor”
Son olarak, IBS’nin öldürücü bir hastalik olmadigini ancak kisinin yasam kalitesini bozduguna vurgu yapan Oguz, “Tehlikeli bir hastalik degil ama hastanin yasam kalitesini bozabiliyor. IBS’nin ishal dominant tiplerinde, hasta ofisine gidemiyor, isini yapamiyor, toplantisina giremiyor. Çünkü sürekli 15 dakikada bir tuvalete gidiyor, stres oldukça tuvalete gidisi artiyor, tuvalete gittikçe de stresi artiyor. Ya da kabiz oluyor ve bir türlü rahatlayamiyor. Ne yazik ki, bu hastalarin yakinlari, çevreleri ve is yerindeki patronlari, ‘Senin sorunun psikolojik, sen kafaya takiyorsun’ seklinde yaklasimda bulunuyor. Eger hekim de böyle bir yaklasim yapiyorsa o zaman o hasta iyilesemiyor ve kendini iyi hissedemiyor. Stres bu hastaligi yapmiyor ama sikayetlerini artiriyor. Dis faktörlerin algisi beyinde isleniyor ve beyinden giden emirler sindirim sisteminde de isleniyor. Öldürücü bir hastalik degil ama hayat boyu devam eder. Tedavi, semptomlari iyilestirmeye yöneliktir, çünkü bu iyilesmez. Bu genetik, çevresel ve iç faktörlerin bir araya gelip olusturdugu problem. Bizim amacimiz hastanin yasam kalitesini iyilestirmek” ifadelerine yer verdi.
