Milli Egitim Bakani Özer, ISO Meclisinin Olagan Toplantisina Katildi Açiklamasi (1)
'Su anda okullari açik tutmamizla ilgili en büyük avantajimiz ögretmenlerimizin asilanma orani. Hem birinci doz hem de ikinci doz asilanma oranlarinda ögretmenlerimizin yakalamis oldugu oran Türkiye ortalamasinin çok üzerinde' 'Türkiye'nin bir gelecek iddiasi varsa bu iddia, beseri sermayenin niteliginden geçiyor. Eger okullari kapali tutarsak bu iddiamizi kaybederiz. Onun için ben dedim ki 'Okullarin açik olmasi bir milli güvenlik meselesidir.' Okullari açik tutmaliyiz' 'Okullardaki egitim sistemimizdeki siniflarin kapanma sayisi, toplumdaki vaka sayisinin artisiyla dogrusal iliskiye sahip. Toplumda vaka sayisi arttigi zaman yüz yüze ara veren sinif sayimiz artiyor, azaldigi zaman yüz yüze egitime ara veren sinif sayimiz azaliyor' '(Sinif bazli vaka yaklasimi) 14 gün sonra bu çocuklarimiz tekrar yüz yüze egitime devam ediyorlar. Yani okul kapatilmiyor. Insallah bunu kararlilikla uygulamaya devam edecegiz'
Özer, Istanbul Sanayi Odasi (ISO) Meclisinin "Egitimde Yeni Egilimler, Mesleki ve Teknik Egitimde Paradigma Degisiminin Sanayimiz Açisindan Önemi" ana gündemiyle yapilan aylik olagan toplantisina istirak etti.
ISO ile mesleki egitimde yaptiklari is birliklerine iliskin bilgi veren Özer, güzel sanatlar liseleri ve özel egitim meslek okullarinda da yeni açilimlar yaptiklarini anlatti.
Ayrica kaynakçilikla ilgili meslek egitimine ciddi bir yatirim yaptiklarini ifade eden Özer, "Insallah daha yürüyecek çok yolumuz var. Aslinda bakanlik olarak, hükümet olarak çok ciddi açilimlar yapildi." diye konustu.
Sadece meslek egitiminin niteliginin artirilmasiyla ilgili degil, bunun yaninda genç issizligi azaltmayla ilgili, lise ve üniversite mezunlariyla baglantili isteyenlere mesleki egitimi tamamlama egitimiyle ilgili de çalismalarin nihayetlendigini aktaran Özer, "Insallah Türkiye'de genç issizligi azaltmayla ilgili mesleki egitimi çok farkli boyutlarda en etkin, en verimli enstrüman olarak kullanabilmek için tüm bakanliklarimizla is birligi içerisinde yeni açilimlar yapmaya devam edecegiz." ifadelerini kullandi.
- "Kurulan mekanizma çok saglikli bir sekilde isliyor"
Bakan Özer, konusmasinda pandemi sürecine de deginerek, geçen yil mart ayindan itibaren dünyanin hiç deneyimlemedigi, dolayisiyla hazirlik da yapmadigi bir süreçle yüz yüze kaldigini dile getirdi.
Çok farkli sektörlerin bu süreçten etkilenerek farkli çözüm yollariyla ayakta durmak için yeni yaklasimlar üretmeye çalistigina isaret eden Özer, bu süreçte en fazla etkilenen sektörlerden birinin de egitim oldugunu, yaklasik 1,5 yildan beri Bakanligin süreci yönetebilmek için inanilmaz bir çaba sarf ettigini anlatti.
Özer, "Gelinen noktada artik asi çok kolay erisilebilir bir nesneye dönüstü ve vatandaslarimizin asilanma orani giderek artmaya basladi. Su anda bilimsel yaklasimlar içerisinde baska bir çözüm yolu da yok. Asi olacagiz, maske, mesafe ve hijyene dikkat edecegiz. Dolayisiyla 6 Agustos tarihinden itibaren Bakanlik görevini devraldiktan sonra, devir teslim töreninde açikladigim gibi okullar ilk açilan ve son kapatilan yerler olmak zorundadir." diye konustu.
Ülkenin milli egitim sisteminin kapasitesinin çok yüksek oldugunu, ögrenci, ögretmen, idari ve servis personeli olmak üzere 20 milyonluk bir kitleden bahsedildigini dile getiren Özer, "Dolayisiyla eger biz hayati normallestireceksek mutlaka egitimi normallestirmek durumundayiz." dedi.
Milli Egitim Bakanligi olarak Saglik Bakanligiyla birlikte bu süreçte sinif bazli vaka yaklasimini gelistirdiklerini aktaran Özer, Saglik Bakanligi ile bu süreçte alinmasi gereken önlemler rehberini hazirladiklarini, daha sonra da herhangi bir vaka olmasi durumunda uyulmasi gereken prosedürleri ayrintili sekilde belirleyerek, tüm okullara ve valiliklere gönderdiklerini aktardi.
Bakan Özer, egitim sisteminde 57 bin 108 devlet okulu olmak üzere 71 bin 320 okul, yaklasik 850 bin de derslik bulundugunu dile getirerek, yeni yaklasimla sadece vakanin veya yakin temasinda oldugu siniflarda 14 gün yüz yüze egitime ara verildigini, bu 14 günlük arada canli siniflarla ögrencilerin egitime devam etmesiyle ilgili her türlü destegi verdiklerini anlatti.
14 günlük ara verilen siniflarin bu sürecin ardindan yeniden sistemin içine dahil edildigini belirten Özer, konusmasini söyle sürdürdü:
"3. haftadayiz, 6 Eylül'de egitim-ögretim basladi. Kurulan mekanizma hakikaten çok saglikli bir sekilde isliyor. Kamuoyunda zaman zaman farkli iddialar ortaya atiliyor. Onlara burada deginmek isterim. Iste 'Baslangiçta 2 haftada 200'ün altinda sinif yüz yüze egitime ara verirken, daha sonra bu sayilar artti.' Bu sayilarin artmasi okullarda Kovid-19 salginiyla ilgili alinmasi gereken önlemlerin alinmamasindan kaynaklanmiyor. Virüs okulu seçmiyor, virüs toplumun her yerinde, kafede, restoranda, sinemada, kültür sanat etkinliklerinde yani insanlarin bir araya geldigi her noktada virüsün yayilma imkani var. Virüsün nereden baslayip okula nasil geldigiyle, hangi noktada olduguyla ilgili hiçbir bilimsel veri yok. Dolayisiyla bizim okullardaki egitim sistemimizdeki siniflarin kapanma sayisi, toplumdaki vaka sayisinin artisiyla dogrusal iliskiye sahip. Toplumda vaka sayisi arttigi zaman yüz yüze ara veren sinif sayimiz artiyor, azaldigi zaman yüz yüze egitime ara veren sinif sayimiz azaliyor. Ama burada enteresan bir nokta var, 14 gün sonra bu çocuklarimiz tekrar yüz yüze egitime devam ediyorlar. Yani okul kapatilmiyor. Insallah bunu kararlilikla uygulamaya devam edecegiz."
- "Okullari açik tutmaliyiz"
Saglik ve Içisleri bakanliklariyla süreci koordineli sekilde yönettiklerini belirten Özer, "Su anda okullari açik tutmamizla ilgili en büyük avantajimiz ögretmenlerimizin asilanma orani. Hem birinci doz hem de ikinci doz asilanma oranlarinda ögretmenlerimizin yakalamis oldugu oran Türkiye ortalamasinin çok üzerinde. Birinci dozda yüzde 92, ikinci dozda veya asi olmadan bagisiklik kazanip antikor olusturmus olan ögretmen oranimiz yüzde 85'lerde. Özellikle 6 Agustos ile bugün arasinda ögretmenlerin asilanmasinda da ciddi bir ivmelenme var. Yani ögretmenlerimiz okullarin açilmasiyla ilgili irade gösterildigi zaman sadece kendi sagliklari için degil, topluma örneklik olusturma baglaminda da sorumluluklari üzerine alarak çok hizli bir sekilde asilarini tamamladilar." diye konustu.
Vakalara bakildigi zaman ögretmenlerdeki vaka sayilarinin çok düsük oldugunu vurgulayan Özer, söyle devam etti:
"Iste bizim okullari açik tutmayla ilgili en büyük avantajimizi ögretmenlerimizin asilanma oranlarinin yüksek olmasi olusturuyor. Ögretmenlerimizin asilanma oraninin, Isveç, Finlandiya ve Almanya'daki ögretmenlerin 2 doz asilanmalarindan çok daha yüksek oldugunu görüyoruz. Insallah bu kararlilikla okullarimiz hep açik olur, ögrencilerimiz arkadaslariyla, ögretmenleriyle, ögretmenlerimiz ögrencileriyle, okullariyla bulusur ve eger Türkiye'nin bir gelecek iddiasi varsa bu iddia beseri sermayenin niteliginden geçiyor. Eger okullari kapali tutarsak bu iddiamizi kaybederiz. Onun için ben dedim ki 'Okullarin açik olmasi bir milli güvenlik meselesidir.' Okullari açik tutmaliyiz. Ögrencilerimizi sadece ögrenme olarak degil, psikolojik, sosyal, kültürel, sanatsal etkinliklerle sürekli destekleyip tam bir insan olarak Türkiye'nin geleceginin insasinda rol alacak, sorumluluk alabilecek niteliklere sahip insanlar olarak yetistirmek durumundayiz."
(Sürecek)
