Iznik'teki Roma Tiyatrosu'nda Çini Atölyesi Bulundu

Kazi Baskani Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ögretim Üyesi Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç: 'Oturma basamaklarini tasiyan en iyi durumdaki tonozun içinde, 1415. yüzyila tarihlenen bir çini atölyesine ulastik. Bu atölye, çok önemli' 'Ilk defa Iznik'te böyle toplu halde ortaya çikti. Daha önce bir firin ya da kuvars bölümü bulunuyordu ama burada biz hiç bozulmadan kullanilmis bu atölyeyi bulduk. Hatta kullanilan kil zemini de korunmus. Bunu tamamen koruduk ve sergilemek için restorasyon projesine dahil ettik' 'Ziyarete gelenler, tiyatronun özgün kullanim evresini görecekler; daha sonraki dini kullanim evrelerini görecekler, daha sonra islikleri, kiliseleri, çini firinlarini, Iznik'in bütün tarihini burada görüp buradan ayrilacaklar'

BÜSRA NUR YILMAZ - Bursa'nin Iznik ilçesindeki 2 bin yillik antik Roma Tiyatrosu kazisinda, Erken Osmanli Dönemi'ne tarihlenen, firin ateshanesi, sir firini, kuvars ezme taslariyla üretimin tüm asamalarinin ilk kez bir arada oldugu çini atölyesine ulasildi.

Roma Tiyatrosu arkeolojik kazi ve arastirma çalismalari, yaklasik 15 dönümlük alanda Kültür ve Turizm Bakanliginin izniyle, Iznik Müze Müdürlügünün baskanliginda, Bursa Büyüksehir Belediyesinin destegi ve Dokuz Eylül Üniversitesinin bilimsel danismanliginda sürüyor.

Kazi Baskani Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ögretim Üyesi Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç, AA muhabirine, Iznik'teki yapinin, Roma döneminde düz bir alana insa edilmis ve tonozlarla yükseltilmis ender tiyatrolardan oldugunu söyledi.

Tiyatronun yaklasik 10 bin kisilik ve 3 katli olarak, 2. yüzyilda Imparator Trajan döneminde insa edildigini, çok gösterisli bir tonozlu altyapisi bulundugunu belirten Meriç, "Burada özellikle 2. ve 3. yüzyilda, gladyatör oyunlari, dönemin ünlü oyunlari oynanmis. Daha sonra tiyatro, özellikle Ekümenik Konsil'in toplandigi 325'ten sonra islevini degistirmis ve daha çok dini amaçlarla kullanilmis. Tiyatrodaki orkestranin rigole duvarlarina Meryem, Isa freskleri yapilmis ve orkestraya giris çikislar kapatilmis. O alan, tamamen dini kullanima ayrilmis." diye konustu.

Iznik'te eski dönemlerde birçok depremin meydana geldigini, tiyatro yapisinin da bundan etkilendigini aktaran Meriç, söyle devam etti:

"Bu dini kullanim akabinde, 5. yüzyilda büyük bir deprem geçiriliyor ve bu tarihten sonra tiyatro, daha çok Iznik'in çöplerinin atildigi bir alan olarak kullanilmaya basliyor. Bu durum 200 yil devam ediyor. Daha sonra 8. yüzyilda Arap akinlari döneminde, tiyatrodaki bütün malzemeler, sur yapiminda kullanilmak üzere tasiniyor. Tiyatro, bu tarihten sonra artik Iznik'in savunmasi için kendini feda etmis olarak görünüyor. Arap akinlarindan sonraki dönemde, 12. ve 13. yüzyillarda yine bir dini kullanim basliyor. Tiyatronun 2. kaveasinin (seyircilerin oturduklari basamakli yer) üzerine bir kilise insa ediliyor. Laskarisler döneminde, hemen tiyatronun güney batisina bir kilise yapisi daha insa ediliyor. Bu alan, bu tarihten sonra daha çok kilise ve mezarlik olarak kullanilmaya basliyor. Bu kullanim 14. yüzyila kadar devam ediyor."

Meriç, Iznik'in Osmanli Devleti'nin baskenti oldugu dönemde bu alana çini firinlari insa edilmeye baslandigina dikkati çekerek, çini konusunda çok ünlü olan Iznik'teki ustalarin bu bölgede 14. yüzyildan 17. yüzyila kadar çalistigini anlatti.

Kazi alanindaki çalismalar boyunca alanda 10 çini firini bulduklarini dile getiren Meriç, su bilgileri paylasti:

"Son kazimizda çok önemli bir kesif gerçeklestirdik. Oturma basamaklarini tasiyan en iyi durumdaki tonozun içinde, 14-15. yüzyila tarihlenen bir çini atölyesine ulastik. Bu atölye, çok önemli. Iyi korunmus, çok güzel bir firinimiz var. Içinde kullanim sonucu olusmus yaniklardan bu firinin uzun süre kullanildigini anlayabiliyoruz. Hemen bunun devaminda yine üretimin baska bir asamasi olan sirlama için kullanilan bir sir üretim firini var ve bunun hemen ilerisinde de kuvarsin üretildigi mermer tas 2 hazne görüyoruz. Burada tam bir atölye görüyoruz. Her seyiyle, sir firiniyla ve bu kuvars üretiminde kullanilan tas hazneleriyle tam bir seramik atölyesi ve bu ilk defa Iznik'te böyle toplu halde ortaya çikti. Daha önce bir firin ya da kuvars bölümü bulunuyordu ama burada biz hiç bozulmadan kullanilmis bu atölyeyi bulduk. Hatta kullanilan kil zemini de korunmus. Bunu tamamen koruduk ve sergilemek için restorasyon projesine dahil ettik."

- Toprak kesitte bulunan iskelet oldugu gibi sergilenecek

Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç, tiyatronun, ayakta oldugu dönemlerde birtakim tarihsel olaylara sahitlik ettigini vurguladi.

Bunlara örnekler veren Meriç, "Mesela 258'deki Got Istilasi var. Tiyatronun birinci oturma basamaklarinin kazisi sirasinda çok sayida mezar bulduk. Bu mezarlar savas sirasinda ölmüs sekilde bulundu. Kolu yok, yarasi var, yaralar da iskeletlerde görülüyor. Zaten mezarlik kullanimi hep devam etmis. Bu sene kazdigimiz bir alanda, amfora içinde bir bebek iskeleti bulduk." dedi.

Tiyatronun disinda, güney alanindaki toprak bir kesitte geç döneme tarihlenen baska bir iskelet bulduklarini anlatan Meriç, 160 santimetre boylarinda yetiskin bir erkege ait oldugu tahmin edilen iskeletin topraktan çikarilmadan sergilenecegi bilgisini verdi.

Dokuz Eylül Üniversitesi ekibi olarak, 1980'de tiyatroda baslatilan kazilari 2016'da üstlendiklerini dile getiren Meriç, söyle konustu:

"6 sezondur kaziyoruz. Bizim dönemimizde tiyatroda hiç kazilmamis bir alan kalmadi. Bu sezon da çalismamizi tamamladigimizda tiyatroya bagli bütün mekanlarin kazisi tamamlanmis olacak. Tiyatronun restorasyon projesi de yapildi ve kurul tarafindan onaylandi. Uygulama için bekliyoruz. Bu da yapildiktan sonra bu tiyatronun gizli güzergahinda, bütün evrelerini gösterecegiz. Ziyarete gelenler, tiyatronun özgün kullanim evresini görecekler, daha sonraki dini kullanim evrelerini görecekler, daha sonra islikleri, kiliseleri, çini firinlarini, Iznik'in bütün tarihini burada görüp buradan ayrilacaklar. Tiyatro çevresinde tiyatroya bagli yapilar var. Birtakim stoalar, diger kazilardan gördügümüz yapilar var. Tiyatronun disinda, sit alanimiz içindeki alanlarda kaziya devam edecegiz. Kamulastirilmis bir alanimiz var alanin güneybatisinda. O alanda kazilara devam edecegiz. Tiyatro ve çevresindeki bütün tiyatroyla baglantili yapilari da ortaya çikaracagiz ve bu alani böylelikle bir kompleks kültür varligi olarak kazandiracagiz."

Meriç, bundan sonra senelik kazi olarak çalisacaklarini, Türk Tarih Kurumu'nun (TTK) destekleriyle, 4 arkeolog, bir sanat tarihçi ve bir restoratörün görev aldigi çalismalara ilerleyen süreçte isçilerin de dahil edilecegini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA