Yargıtay'dan Adli Yıl Töreni Açıklaması
Yargıtay, adli yıl açılış davetiyeleri dolayısıyla kuruma yönelik yapılan eleştirilere ilişkin açıklama yaptı.

Bazı baroların ise yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, yargı etiği ilkeleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi bir dizi başlık altında adalet sistemine ilişkin eleştirilerini dile getirerek, söz konusu davete iştirak edemeyeceklerini belirttikleri ve görüşlerini de kamuoyu ile paylaştıkları hatırlatılan açıklamada, 150 yıllık köklü bir kurum olan Yargıtay’ın iletişim stratejisinin yargıya ilişkin sorunların şeffaf ve önyargısız ortamlarda tartışılmasını öngördüğü vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Yargıya ilişkin etkinliklerin geniş katılımlı, demokratik ve kapsayıcı olmasına özel önem verilmekte olup, ülkemizdeki tüm baro başkanları adli yıl açılışına davet edilmiştir. Davete nasıl karşılık verileceği baroların takdirinde olan bir konu olmakla birlikte, gönderilen davetiye vesilesiyle Yargıtayın siyasi etki altında olduğuna dair ithamlar ile başlayan bir dizi suçlamalar hiçbir insaf ve adalet ölçüsü ile bağdaşmamakta olup, üzüntüyle karşılanmıştır."
“Eleştiriler haksız ve ölçüsüz"
Yargıtay’ın hem yurt içinde hem de yurt dışında önemli reformları gerçekleştirdiği ve insan haklarına evrensel düzeyde katkı sağladığını belirterek, açıklamaya şu şekilde devam edildi:
"Bu suçlamaları yönelten baroların bir kısmının, Yargıtay’ın öncülüğünde geliştirilen Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi (İstanbul Bildirgesi) dolayısıyla Yargıtay’a yönelik eleştirileri halen kamuoyunun hafızasında olup, 9 Kasım 2018 tarihli basın açıklaması ile halkımız bu konuda bilgilendirilmişti. O tarihten sonra İstanbul Bildirgesi 13-24 Mayıs 2019 tarihleri arasında yapılan Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonunun 28. Oturumu’nda kabul edilmiş, 23 Temmuz 2019 tarihinde de Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyde onaylanmıştır.
Dolayısıyla adli yıl açılış davetiyeleri dolayısıyla Yargıtaya yönelik haksız ve ölçüsüz eleştirileri yapan bazı baroların, yakın geçmişte tüm dünyanın kabul ettiği insan hakları metinlerine dahi karşı çıkması, feraset düzeylerinin açık bir göstergesi olup, bu tür ithamların toplumun vicdanında karşılık bulmayacağı şüphesizdir."
