Mevlevilik Kültürü Erzincan'da Yeniden Hayat Buluyor
Mevlevilik kültürü Erzincan’da yeniden can buluyor.

Tasavvuf Vakfı Erzincan Temsilciliği, Erzincan Lisesi Tasavvuf Topluluğu ve Erzincan Üniversitesi Tasavvuf Topluluğu aracılığı ile daha çok gencin ney ve sema ile tanıştırılması için ücretsiz ney ve sema derslerine yaz boyu devam edilerek, gençlerin bağımlılıktan kurtarılıp manaya yönelmeleri hedefleniyor.
Proje Danışmanı LeylaTuba Toptaş yürütülen proje hakkında bilgi vererek “1939’daki büyük Erzincan depreminden önce Erzincan’da bir değil üç tane Mevlevihanenin olduğu sonucuna hayretle ulaştık. Amacımız başta internet ve madde bağımlılığına saplanan bir çok genç arkadaşımızı semanın ve neyin dinginliği ile tanıştırıp bu kötü alışkanlıklarından kurtarmak. Bu amaçla hedefimize ulaşmak adına karınca misali, dev ateşlere karşı birkaç damla da olsa su taşıyarak Erzincan Mevlevihanesinin son müntesiplerine vefa borcumuzu ödeyerek yeniden onların dinginliğine kavuşacak genç nesillerle mevleviliği tanıştırmak olacaktır.
Konya dışında, Anadolu"da tesis edilen dört-beş Mevlevî tekkesinden biri de onsekizinci yüzyılın sonlarına kadar mevcudiyetini Erzincan"da sürdürmüştür. Tarihî hâdiseler, Erzincan"ın Mevlevîlikle olan ilişkilerinden başka, bizzat Mevlânâ soyundan kimselerin burada ikâmet ettiğini göstermektedir. Nitekim Belh’ten efrâdıyla birlikte göçeden Mevlânâ"nın babası Bahâeddin Veled, Kâbe"yi ziyâret ettikten sonra Anadolu’ya girmiş, oradan Malatya yoluyla Erzincan’a gelmiştir. Bilindiği gibi Mevlânâ"nın en meşhur eseri Mesnevî"dir. 25000"i aşkın beyitten oluşan bu eserde, İslâm düşüncesi dörtbini aşkın âyet ve altıbini aşkın hadislerle yansıtılmıştır. Ney, âşıkların kulağına sûrun üfürülmesi gibidir, ölüleri diriltir. Mevlevî külâhı, devlet kuşudur, herkese nasip olmaz. İrfân kuşunun yuvasıdır, hikmet sırlarını içerir. Onu samimiyetle giyen karanlık gece nedir bilmez. Peygamberlerin övünç elbisesidir. Ney, âşıkların kulağına sûrun üfürülmesi gibidir, Mevlevîler, ma"rifetler mülkünün sâhibidirler. Her ilimde akranlarından üstün olup, şiirde eşleri yoktur. Bu uyumakta veya dinlenmekte olan ölümsüz kültürün genç kuşakların dimağında yeniden can bulması projemizin asli amacıdır.Çalışmamızda görülmüştür ki, Erzincan Mevlevîhânesi son postnişîni Kemahlı İbrahim Hakkı Efendi’den sonra Erzincan’da Mevleviler manevi olarak Hz. Mevlana’ya bağlılıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak bu gönül bağı, belirli bir Mevlevihanenin olmaması sebebiyle ferdi olarak devam ettirilmiştir. Projemizin amacı kapsamında, tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi yeniden neylerin üflendiği ve sema çarkının atıldığı mistik bir ortam oluşturarak genç mevlevi topluluğunun temellendirilerek yeniden canlandırılıp yaşatılması elzemdir. Bu maksatla toplumumuzun asırlar boyu beslendiği tasavvufi ögeler, modern çağın ve modern çağ sonrasındaki postmodern yapılanmanın evrelerinde hala varlığını sürdüregelirken, yok olmaya yüztutmuştur. Günümüz insanının yaşam serüveninde neden hala tasavvufa ihtiyaç duyduğunu anlamak ve araştırmak için çeşitli çalışmalarda bulunduk. Ve dünyada bu kadar benimsenen ve hala orijinal olarak devam ettirilen bu çalışmaların, Anadolu Mevleviliğinin temellerinin atıldığı Erzincan’da da yeniden oluşturulmasını hedefledik. Okulumuzda oluşturduğumuz “Tasavvuf Topluluğu” nun temellerini atarak çeşitli araştırmalarla eski Erzincan Mevlevihanesinin izini sürdük. 1939’daki büyük Erzincan depreminden önce Erzincan’da bir değil üç tane Mevlevihanenin olduğu sonucuna hayretle ulaştık. Amacımız batda internet ve madde bağımlılığına saplanan bir çok genç arkadaşımızı semanın ve neyin dinginliği ile tanıştırıp bu kötü alışkanlıklarından kurtarmak. Bu amaçla hedefimize ulaşmak adına karınca misali, dev ateşlere karşı birkaç damla da olsa su taşıyarak Erzincan Mevlevihanesinin son müntesiplerine vefa borcumuzu ödeyerek yeniden onların dinginliğine kavuşacak genç nesillerle mevleviliği tanıştırmak olacaktır." dedi.
