Üroloji Uzmanı Sarıkaya Açıklaması 'Aşırı Kola, Tuz Ve Çay Tüketimi Böbrekte Taş Yapıyor'
Üroloji Uzmanı Uzm. Dr. Tevfik Sarıkaya, toplumda her 10 kişiden birinde böbrek taşı hastalığına yakalanma olasılığı olduğunu belirterek, aşırı tuz, kola ve çay tüketimine karşı uyarılarda bulundu.

"İlk belirti şiddetli ağrı"
Hastalığın sıklıkla dayanılmaz ağrı ile belirti gösterdiğini söyleyen Uzm. Dr. Sarıkaya, "Yan ve sırt ağrısı, kaburgaların altında şiddetli ağrı, alt karın ve kasığa doğru yayılım gösteren ağrılar, dalgalar halinde gelen ve şiddetlenen ağrılar, idrar yaparken ağrı, pembe, kırmızı veya kahverengi idrar yapma, bulanık veya kötü kokulu idrar, mide bulantısı ve kusma, idrarda kan, sürekli idrara çıkma ihtiyacı, enfeksiyon varsa ateş ve titreme, az miktarda idrar yapma gibi şikayetleri olanlar, mutlaka bir üroloji uzmanına muayene olmalı" diye konuştu.
"Aşırı tuz ve koladan kaçının, bol su için"
Toplumda her 10 kişiden birinde görülen böbrek taşı rahatsızlığını engellemenin mümkün olduğuna vurgu yapan Uzm. Dr. Sarıkaya, "30 ila 50 yaş arasındaki kişilerde böbrek taşı oluşumu riski artıyor. Hayatında bir defa böbrek taşı problemi yaşayanlar, ailede genetik yatkınlığı olanlar, spordan uzak durağan yaşamı tercih edenler, aşırı et tüketenler, beslenmelerine dikkat etmeyenlerde taş oluşumu riski her zaman fazladır. Taş oluşumunun en önemli nedenlerinden bir tanesi tuz tüketiminin fazla olması, su tüketiminin az olmasıdır. Muhakkak günlük su ihtiyacımızı 1,5-2 litre olacak şekilde yapmamız lazım. Çay, kola diğer içecekler değil, su tüketimini artırmamız gerekiyor. Düzenli su tüketimini sağlarsak taş oluşma riskini azaltmış olur ve böbreği koruruz. Bir kişinin böbrek süzme fonksiyonunu ne kadar iyi ise böbrek yetmezliği hastalığından korunma olasılığı da o kadar iyidir. Bir enfeksiyon ya da bakteri bulaşsa bile, suyu çok içtiğimiz zaman, enfeksiyonu idrar ile atmamız daha kolaylaşır" dedi.
Uzm. Dr. Sarıkaya, böbrek taşı oluşumuna neden olan çay ve kola yerine, vücuttaki toksinleri atmada faydalı yeşil çay ve limonata içilmesini de önerdi.
"4 mm üzerindeki taşlar tedavi ile düşüyor"
İdrar tahlili, film, tomografi ve ultrason tekniği ile taşların teşhis edildiğini anlatan Uzm. Dr. Sarıkaya, "Böbrek taşlarının 4 tipi vardır. Bunlar, kalsiyum, ürik asit, enfeksiyon ve sistin taşları olarak sınıflanmaktadır. Genellikle 4 mm ye kadar olan taşlar kendiliğinden düşmektedir. Bunun üzerindekilere tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır. Tedavide ağrıyı ve şikayetleri dindirmek için ilaçlar, taş kırma (ESWL) ve kapalı ameliyatlar kullanılmaktadır. ESWL yani taş kırma işlemi genellikle 0,5 ile 2 santim arası taşlarda uygulanır. Bu işlemde hastaya anestezi gerekmez. Yüksek frekanslı ses dalgalarını vücudun dışından göndererek böbrek taşını idrar yolundan düşebilecek kadar küçük parçalara ayırmaya yarayan cihaz ile işlem yapılır. Bazı durumlarda uygulanamayabilir. Bunlar hastanın vücut yapısında bozukluk, hastanın aşırı kilolu olması, böbrek yerleşiminin farklı bir yerde olması gibi. Son yıllarda teknolojik gelişmeler eşliğinde ameliyatların neredeyse tamamı kapalı olarak başarıyla uygulanabilmektedir. Perkütan nefrolitotomi yönteminde ciltte 1 cm’lik bir kesi ile yapılan kapalı cerrahi yöntemdir. Çok büyük taşlar bu yöntem ile temizlenebilmektedir. Bunun dışında RIRC (Retrograd İntrarenal Cerrahi) denilen bir yöntem bulunmaktadır. Ucunda kamera olan bir aletle (renoskop) idrar kanalından böbreğe kadar girilerek taşa müdahale edilmektedir. Bu yöntemle görüntülenen böbrek taşları lazer ile birlikte ufaltılır. Taşlar böbreğe ve idrar kanalına zarar vermeden dışarı dökülür.”
