SETA'dan 'Sahra Altı Afrikası'nda Terörist Grupların Yükselişi' Analizi
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Afrika ülkelerinde yeni radikal hareketlerin ve terör gruplarının ortaya çıkmasına hükümetler ve bölgesel örgütler tarafından geliştirilen güvenlik odaklı dış politikaların neden olduğunu ileri sürdü.
SETA tarafından yayımlanan ve Abdurrahim Sıradağ'ın imzasını taşıyan "Sahra Altı Afrikası'nda Terörist Grupların Yükselişi: Boko Haram ve Eş-Şebab" başlıklı analizde, 11 Eylül 2001'deki saldırılardan sonra bölgede sürdürülen güvenlik politikalarının, Afrika ülkelerindeki siyaset, ekonomi ve sosyal istikrar üzerinde olumsuz etkilere yol açarak Nijerya'da Boko Haram ve Somali'de Eş-Şebab terör örgütlerinin en tehlikeli ve radikal terör grupları olarak yükselmesine sebep olduğu savunuldu.
Petrol üretimi nedeniyle stratejik öneme sahip Nijerya ile Arap Yarımadası ve Kızıldeniz'e açılan geçit özelliği taşıyan Somali'nin, Afrika kıtasındaki önemli konumlarına rağmen, ekonomik gelişmişlik açısından dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sıradağ, bu ülkelerin bağımsızlıklarını kazandıktan sonra siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamakta başarısız olduğunu ve uluslararası aktörlerin "mücadele merkezi" haline dönüştüğünü yazdı.
Etiyopya'nın Somali'ye müdahalesine karşı çıkan Eş-Şebab örgütünün halktan aldığı destek ve Batılı güçlerin Somali'ye yönelik yeni sömürgeci politikaları sayesinde bölgede önemli oranda güç kazandığı belirtildi.
Analizde Boko Haram'ın Nijerya'daki yükselişinin, Eş-Şebab'a oranla daha fazla iç dinamiklere dayandığına işaret edildi. Nijerya hükümetinin uyguladığı sıkı güvenlik politikaları, zayıf sosyal ve ekonomik alt yapı ve ordu mensuplarının işlediği ileri sürülen insan hakları ihlallerinin, Boko Haram'ın ülkenin kuzeyindeki terör faaliyetlerini güçlendirmesine ve örgütün varlığının meşruiyet kazanmasına yardımcı olduğuna dikkat çekildi.
Afrika'da terörün sebeplerini ortadan kaldırmak için düzenlenen askeri yöntemlerin başarılı olamadığını, aksine terörist grupları daha da marjinalleştirerek toplumun desteğini kazanmalarına neden olduğunu dile getiren Sıradağ, analizde söz konusu ülkelerde terörün ortadan kaldırılması için siyasi ve ekonomik istikrarın korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kaynak: AA
Petrol üretimi nedeniyle stratejik öneme sahip Nijerya ile Arap Yarımadası ve Kızıldeniz'e açılan geçit özelliği taşıyan Somali'nin, Afrika kıtasındaki önemli konumlarına rağmen, ekonomik gelişmişlik açısından dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sıradağ, bu ülkelerin bağımsızlıklarını kazandıktan sonra siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamakta başarısız olduğunu ve uluslararası aktörlerin "mücadele merkezi" haline dönüştüğünü yazdı.
Etiyopya'nın Somali'ye müdahalesine karşı çıkan Eş-Şebab örgütünün halktan aldığı destek ve Batılı güçlerin Somali'ye yönelik yeni sömürgeci politikaları sayesinde bölgede önemli oranda güç kazandığı belirtildi.
Analizde Boko Haram'ın Nijerya'daki yükselişinin, Eş-Şebab'a oranla daha fazla iç dinamiklere dayandığına işaret edildi. Nijerya hükümetinin uyguladığı sıkı güvenlik politikaları, zayıf sosyal ve ekonomik alt yapı ve ordu mensuplarının işlediği ileri sürülen insan hakları ihlallerinin, Boko Haram'ın ülkenin kuzeyindeki terör faaliyetlerini güçlendirmesine ve örgütün varlığının meşruiyet kazanmasına yardımcı olduğuna dikkat çekildi.
Afrika'da terörün sebeplerini ortadan kaldırmak için düzenlenen askeri yöntemlerin başarılı olamadığını, aksine terörist grupları daha da marjinalleştirerek toplumun desteğini kazanmalarına neden olduğunu dile getiren Sıradağ, analizde söz konusu ülkelerde terörün ortadan kaldırılması için siyasi ve ekonomik istikrarın korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
