Çocuk Beslenmesinde Meyve ve Sebze Tüketiminin Önemi
Enerji değeri yüksek, besin değeri düşük gıdaların, büyüme ve gelişme çağında olan çocuklar için tehdit içerdiğini belirten Prof. Dr. Ayhan Gazi Kalaycı, taze meyve ve sebze tüketimine önem verilmesi çağrısında bulundu.

Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu çocukluk yaş döneminde, beslenmenin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ayhan Gazi Kalaycı, “Dengeli beslenme çocuklarda hem büyüme ve gelişmeyi sağlamakta hem de bazı hastalıkların önlenmesinde rol oynamaktadır. Diş sağlığı, mide ve bağırsak hastalıkları üzerinde, beslenmenin önemli etkileri vardır. Astım, atopik dermatit, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve şeker hastalığı gibi hastalıklar üzerinde de, beslenmenin önemli rolü olduğu bilinmektedir. Günlük yaşamda, dengesiz beslenme ve çok fazla şekerli gıdalara yer verilmesi, bağışıklık sisteminin işlevini azaltmakta, ilerleyen yıllarda obezite, metabolik sendrom ve şeker hastalığı, gelişme riskini artırmaktadır. Yeterli protein alımı, güçlü bir bağışıklık sistemi için şarttır. Ancak fazla miktarda protein alınması da, ileri yaşlarda metabolik sendrom, hipertansiyon ve böbrek taşı gibi sorunları da, beraberinde getirebilir. Benzer şekilde, yağ ve karbonhidrat içeren besinler ile meyve ve sebze tüketimi konusunda da, doğal ve dengeli besin tüketimi önemlidir" diye konuştu.
Ayhan Gazi Kalaycı, yoğurt, ayran ve kefirin çocuklarda sıvı ihtiyacını karşıladığını, içerdikleri probiyotikler sayesinde, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirterek, “Yaz mevsiminde, tüketilmesi gereken harika besinlerdir. Probiyotikler, hastalık potansiyeli taşıyan bakterilerin, çoğalmasını engeller ve bağırsağın düzenli çalışmasına yardımcı olur. Günlük veya uzun ömürlü sütlerin, probiyotikli yoğurtla mayalanması, suretiyle ev ortamında sağlıklı yoğurtlar elde edilebilir. Bağırsaklardaki koruyucu probiyotik bakterilerin, kalıcı olması için prebiyotik etkiye sahip besinlerin, tüketilmesi çok önemlidir. En önemli prebiyotik anne sütüdür ve bugün için anne sütü çocukları, enfeksiyonlarda ve yaz ishallerinden koruyan en güçlü silahımızdır. Anne sütünün kesildiği iki yaşından sonraki dönemde ise meyve ve sebzeler yanı sıra pırasa, enginar, patlıcan, soğan ve sarımsak gibi prebiyotik özelliğe sahip birçok besin, vücudun gelişmesine ve enfeksiyonlardan korunmasına katkı sağlamaktadır" açıklamasında bulundu.
Televizyon ve diğer medya organlarının, çocuk beslenmesini etkileyen en önemli araçlardan biri haline geldiğini vurgulayan Kalaycı, “Reklamlar, sadece çocukları değil, çocuğu için besin tercihi yapan ebeveyni de etkilemektedir. Özellikle, çocuk beslenmesine yönelik, oldukça cazip gösterilen hazır gıda ve içecek reklamları sayesinde, hazır gıda tüketimi, çocuk beslenmesinde, rutine girmiş ve çocuklar bu tür gıdaları her gün tüketir hale gelmişlerdir. İçerdikleri katkı maddeleri ve trans yağlar sayesinde, uzun süre tüketilmeleri halinde çocuklarda, karın ağrısı, gastrit, reflü, bağırsak sorunları, obezite, kolesterol ve trigliserit yüksekliği gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, mevsimine uygun tüketilmesi gereken meyveler yerine, hatta su, ayran ve yoğurt tüketimi yerine bu tür hazır yiyecek ve içecekler tüketilir hale gelmiştir. Büyüme ve gelişme döneminde olan çocuklarımızın beslenmesinde, tehdit haline gelen bu sorunun çözümü için aile-okul işbirliği ve basın yayın kuruluşları sayesinde çocuk ve aile eğitimine yönelik programların yapılması son derece yararlı olacaktır” ifadelerini kullandı.
