Abdullah Öcalan'ın mektubunun tam metni

Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan'ın merakla beklenen mektubu okundu. Hem Kürtçe, hem de Türkçe okunan mektupta Öcalan, satır aralrında hangi mesajları verdi?

Abdullah Öcalan'ın mektubunun tam metni
Diyarbakır bugün tarihi günlerden birine tanıklık etti. Diyarbakır'daki Nevruz kutlamasında Öcalan'ın 5 sayfalık mektubunu BDP'li Pervin Buldan Kürtçe, BDP'li Sırrı Süreyya Önder ise Türkçe okudu.

Mektubun en önemli mesajı kuşkusuz Öcalan'ın, ''PKK'ya silahları bırakın, sınır dışına çıkın. Artık silahlar sussun fikirler konuşsun noktasına geldik.'' çağrısıydı.

Ancak Öcalan'ın mesajında dikkat çeken önemli ayrıntılar da vardı. Çanakkale Savaşları'ndan bahseden Öcalanİ Misak-ı Milli dedi; 3 peygamberi örnek verdi.

İşte Abdullah Öcalan'ın mektubunun tam metni:

Mazlumların özgürlük ve nevruzu kutlu olsun. Selam olsun bu uyanış, canlanış ve direniş günü olan nevruzu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Orta Doğu ve Orta Asya haklarına selam olsun. Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan nevruzu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoş görüyle kutlayan bu kardeş halklara. Selam olsun demokratik hakları, özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun bütün yolcularına. Zağros ve Toros dağ eteklerinden Fırat ve Dicle nehir vadilerine, kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım köy ve şehir uygarlıklarına analık eden halkların eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun. Binlerce yıllık bu medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle, kardeşçe ve dostça yaşayan birlikte inşaa eden Kürtler için Dicle ve Fırat Sakarya ve Meriç nehirlerinin kardeşidir. Ağrı ve Cudi dağı, Kaçkar ve Erciyes dağlarının dostlarıdır. Halay ve delilo, horon ve zeybekle hısım akraba olur.

'MİLYONLAR ARTIK BARIŞ DİYOR'

Bu büyük medeniyet, bu kardeş topluluklar siyasi baskılarla, harici müdahalelerle, grupsal çıkarlarla birbirine düşürülmeye çalışılmış hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır. Son iki yüz yıllık fetih savaşları, batılı emperyalist müdahaleler, baskıcı ve inkarcı anlayışılar Arabi, Türki, Farsi ve Kürdü toplumları ulus devletçiklere, sanal sınırlara, suni problemlere gark etmiştir. Sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miladını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta asya halkları artık uyanıyor. Kendilerine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici çatışmalara artık dur diyor. Nevruz ateşiyle yüreği tutuşan meydanları dolduran yüz binler-milyonlar artık barış diyor kardeşlik diyor çözüm istiyor. İçinde doğduğum çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanım ile başlattığım bu mücadele, her türlü dayatmaya karşı bir bilinci bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu. Bugün görüyorum ki; bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır. Bizim kavgamız hiç bir ırka, dine, mezhebe ya da gruba karşı olmamıştır olamaz. Bizim kavgamız bilgisizliğe, ezilmişliğe her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur. Bundan sonra da böyle olacaktır.

'ARTIK SİLAHLAR SUSSUN'

Bugün artık yeni bir Türkiye'ye, yeni bir orta doğuya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz. Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerini baş göz üstüne diye kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yönü ağır basan bir süreç başlıyor. Demokratik hakları, özgürlükleri ve eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor. Biz onlarca yılımızı bu halk için feda ettik büyük bedeller ödedik, helal olsun. Bu fedakarlıkların bu mücadelelerin hiç biri boşa gitmedi. Kürtler, öz benliğini,aslını ve kimliğini yeniden kazandı, kutlu olsun. Artık silahlar sussun fikirler konuşsun noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türk'üne Kürd'üne Laz'ına Çerkezi'ne bakmadan bu coğrafyanın da bağrından akıyor. Ben bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil siyaset öne çıkıyor. Yine diyorum ki artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.

'BU YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR'

Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum. Bu bir son değil yeni bir başlangıçtır. Bu mucadeleyi bırakmak değil daha farklı mücadeleyi başlatmak demektir. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalatdır. Kürdistan ve Anadolu tarihine yakışır şekilde tüm halkların, kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese hepimize büyük bir sorumluluk düşüyor.

Bu nevruz münasebeti nedeniyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurlarını ve Arapları da yakılan ateşlerden kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını kendi özgürlük ve eşitlik ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum. Saygıdeğer Türkiye halkı; Bugün kadim Anadolu'yu kadim olarak yaşayan Türk halkı bilmelidir ki; Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamaları, kardeşlik hukukuna dayanmaktadır. Bu kardeşlik hukukunda; fetih, inkar, ret ve zorla asimilasyon yoktur, olmamalıdır. Son yüzyılın baskı ve asimilasyon politikaları halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde tarihe ve kardeşlik hukukuna ters düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için hepimizin, Ortadoğu'nun stratejik iki gücü olarak, kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.

'YENİ MODEL AKMEK KADAR SOMUT BİR İHTİYAÇTIR'

Zaman ihtilafın, çatışmanın birbirlerini horlamanın değil, ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşmanın ve helalleşmenin zamanıdır. Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler kurtuluş savaşını birlikte yapmışlar , 1920 meclisini birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğini ortaya koyuyor. TBMM'nin kuruluşundaki ruh bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır. Tüm ezilen halkları sınıf ve kültür temsilcilerini, en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dışlanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan demokratik modernite siteminde yer tutması için bir çağrı yapıyorum. Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun bir çağdaş modernite ve demokratik bir düzen aramaktadır. Herkesin özgürce, kardeşçe bir arada yaşayacağı yeni bir model arayışı ekmek, kadar su kadar nesnel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasıının ondaki kültür ve zamanın öncülük etmesi, onu inşaa etmesi kaçınılmazdır. Tıpkı yakın tarihte Misak-ı Milli çerçevesinden Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen milli kurtuluş savaşının daha güncel, karmakşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz. Son 90 yılın tüm hata ve eksikliklerine rağmen bir kez daha yanımıza mağdur edilmiş büyük felaketlere uğramış halkları, kültürleri ve sınıfları da alarak bir model inşaa etmeye çalışıyoruz. Tüm bu kesimleri eşitlikçi özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum.

'AYRIŞMAK İSTEYENLERE İNAT BİRLEŞECEĞİZ'


Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan biz kavramının genişliği ve kapsaycılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle teke indirgenmiştir. Biz kavramına eski ruhunu vermenin zamanıdır. Bizi bölmek isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere inat birleşeceğiz. Zamanın ruhunu okuyamanlar tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler uçuruma sürüklenirler. Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeni doğmak, omuz omuza ayağa kalkmak istiyorlar.

Bu nevruz hepimize yeni bir müjdedir. Hz İsa, Hz. Musa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındak iç hakikatler bugün yeni müjdeler ile hayat geçiyor. İnsanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor. Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz.Ondaki aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor; kendi varlık değerlerimizle evrensel yaşam formlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz. Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir. Büyük bir demokratik hamle başlatmaktır.

Selam olsun bu sürece büyük destek verenlere. Selam olsun halkların kardeşliğine. Yaşasın nevruz yaşasın halkların kardeşliği.

İmralı Cezaevi- 21 Mart 2013 Abdullah Öcalan.