Add’nin Eşgüdüm Toplantısında Ortak Ses
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yapılması planlanırken, Edremit’e bağlı Güre beldesinde, Afrodit ve Saruhanlı Otellerinde gerçekleşen Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) 2 günlük eşgüdüm toplantısı sona erdi.

Meclis salt çoğunluğuna ulaşabilmek için Ak Parti iktidarının her yolu deneyeceğini düşündüğünü kaydeden Çölaşan, “İktidarın TBMM elinde, yürütme zaten kendisi. Ülkeyi kanun hükmünde kararnameler ve yönetmelikle diktatörlükle yönetmeye çalışıyor. Yargı’yı da biçimlendirdi. Kendisine engel olan, özelleştirmelerine ‘hayır’ diyen, başarısızlıklarına ‘hayır’ diyen idari yargıyı da yok etti. Adli yargı ve ceza hukukunu da yeni Ergenekonlar oluşturabilmek için kendisine göre uyarlayıp, F tipi yargıyı da kendine bağlayabilmek için ise Danıştay ve Yargıtayı yok edebilmek için bir tek yargıyı kullanıyor, neymiş edendim bu Amerikan sistemiymiş. Hayır, efendim bu amerikan sistemi falan değil. Bu kendisinin dikta sistemi” diye konuşması dikkat çekti.
Güre’de yapılan toplantılarda ADD yöneticilerinin birbirileriyle arasındaki dostluk köprüsü dikkatlerden kaçmazken, yapılan eşgüdüm toplantılarının ardından bir de sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede; Cumhuriyet’in yıkım çalışmalarının devam ettiği, bu yıkımın meşrulaştırılması için son hamlelerin yapıldığı bir döneme giriyoruz. Halen yürütülmekte olan Anayasa çalışmaları Cumhuriyet yıkıcılığının meşrulaştırılması çabaları olduğu vurgulanarak, “Siyasi iktidar her geçen gün Cumhuriyet’in temellerini ortadan kaldıracak adımları atmaktadır. Eğitim birliğinin bozulması, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasının yanı sıra; Sağlık özelleştirilmiştir.’Hasta yerine, müşteri’ mantığı oturtulmuş, kamu kurum ve hastaneleri satılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri NATO tarafından kuşatılmış ve tek kurşun atılmadan Ergenekon, Balyoz gibi uydurma 3.sınıf senaryolarla esir alınmıştır. Tüm ülkede çevre kıyıma uğratılmıştır. HES, Petrol ve Madencilik yasasıyla doğal yapıya geri dönülmez zararlar verilmiştir. Bu düzenlemelerle yeraltı ve yer üstü zenginliklerimiz emperyalist tekeller ve yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilmiştir. Dış siyasette komşularımızla sıfır sorun söyleminden tüm komşularla savaş konumuna gelinmiştir. Bölge devleti olan ülkemiz sözüne güvenilmez, ABD taşeronu devlet konumuna düşürülmüştür” ifadeleri yer aldı.
ŞER CEPHESİNE KARŞI; VATAN, CUMHURİYET VE EMEK CEPHESİ ÇAĞRISI
Anayasa çalışmalarında gelinen noktanın, ulusun yapıştırıcı çimentosu olan Atatürk milliyetçiliğinde yer alan Türklük kavramını ortadan kaldırması olduğu savunulan eşgüdüm sonuç bildirgesinde, “Mevcut iktidar ülkenin bölünmesi için etnik milliyetçiliği, Cemaatçiliği körüklemekte ve bunu da ne yazık ki Amerika’nın talimatları doğrultusunda gerçekleştirmektedir. Millet meclisinde yer alan muhalefet partileri Anayasa ve uzlaşma komisyonundan kalkmayarak, bu bölücü faaliyetlere meşruluk kazandırmaya devam ediyorlar. Muhalefeti iktidarın koltuk değneği olmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. Anayasaya bağlı kalacaklarına namus ve şerefleri üzerine yemin eden vekiller, şu anda yemin ettikleri anayasayı ABD’den gelen talimatlar doğrultusunda değiştirmeye çalışmaktadırlar. Bu vekilleri yer aldıkları Atatürk Cumhuriyetinin meclisinin vekilleri olmaya davet ediyoruz.
Bu ortamdan çıkmak için bu günkü koşullardan rahatsız olan tüm siyasi parti, Demokratik Kitle Örgütleri ve tüm vatanseverleri hiçbir ön koşul öne sürmeksizin birlikte hareket etmeye, AKP, ABD, AB, BDP ve terör örgütü PKK’nın yer aldığı şer cephesine karşı ‘Vatan, Cumhuriyet ve Emek’ cephesinde saf tutmaya çağırıyoruz. 24 Mart’ta Ankara Nazım Hikmet kültür merkezinde yapılacak olan Anayasa konulu büyük toplantı bu anlamda dönüm noktası olacaktır. Yarınında onurlu yurttaşları olmak istiyorsak bu gün her birimiz birer Mustafa Kemal olmak zorundayız” ifadelerinin kullanıldığı gözlendi .
