PKK'nın Avrupa sorumlusundan Yılbaşı eleştirisi
Devletin PKK ile bir süre gizli sürdürdüğü, sonradan açığa çıkan Oslo görüşmelerinde her aşamada yeralan bir isim: Zübeyir Aydar.

PKK'nın Avrupa sorumlusu Zübeyir Aydar, Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş'a verdiği röportajda ilginç açıklamalarda bulundu.
BİZİMLE TEMAS OLMADI
Siz de İmralı'yla başlayan yeni sürece dahil misiniz?
- Hayır, bizimle temasa geçen olmadı. Ne Kandil ne de Avrupa'da. Sayın Öcalan'la görüşülmesi ve bunun kamuoyuna açıklanması olumludur. Başkanımız tabii ki bu hareketin kurucu lideri ve başkanıdır. Sözleri hareketi bağlar. Görüşme yapmaya yetkilidir. Başmüzakerecidir. Fakat işin aslı şu: Bu iş İmralı'dan yürütülemez. Onun şartları düzeltilmeden, bu şekliyle gitmez. Eminim devlet de bunu biliyordur. Orada konuşulan, tartışılan şeylerin bizzat başkan tarafından bizimle paylaşılması lazım.
Bu nasıl olacak?
- Bilemiyorum artık biz mi gideriz, o mu gelir... Ama bir formül bulunmalı.
BDP'den bir iki ismin İmralı'ya gitmesi yeterli olur mu?
- Hangi formül daha makuldür bilemiyorum ama bir formül bulunmalı. O paylaşım olmadan, zaten mantıken yürümez. Sayın Öcalan'ın birebir temas etmesi önemli. Halkı, örgütü, militan yapısını hepimizden daha iyi ikna edecek, sözünü dinletebilecek olan odur. Bunun yolu açılmalı.
4 DUVAR ARASINDA BU KADAR
Geçmişte MİT'in de yardımıyla mektuplaştınız...
- Mektup bir ilk temastır. Ama geçmişi tekrarlamak istemiyoruz. Sonuç alıcı olmalı. Geçmişte mektubun yetmediği görüldü. Zaten kendisi de son avukat görüşmesinde, 'Bu şartlarda benim yapabileceğim bu kadar. Daha fazla rol almamı istiyorsanız, önümün açılması lazım' diyor. Dört duvar arasında daha fazla yapabilecek bir şey yok.
Son konuşmamızda Başbakan'ın üslubunu eleştirdiniz ama bu sefer daha yumuşak konuşuyor gibisiniz...
- Başbakan sorumlu ve karar verici mevkide olduğu için herkesten fazla onun dikkat etmesi ve sinir uçlarına basmaması lazım. Bizim de kamuoyumuz var. Üslubu bizce hala sorunlu. Mesela 'PKK'nın silahsızlandırılması ' deniyor sürekli. Belki kamuoyunu ikna için. Ama bizim için silah olayın teferruatıdır. İşin esası Kürt sorununun çözümüdür. Kapsamlı bir çözüm projesiyle masaya oturmak lazım. Sayın Öcalan'ın kapsamlı bir çözüm projesiyle masaya oturduğuna eminim. O da örgüt de buna hazır. Zaten daha önce başkanın yazdığı yol haritası ve protokoller var. Hükümetin de hazır olması ve pozitif yaklaşması gerekir. Bu, silahı bırakıp bırakmama ötesinde bir halk sorunu.
PKK'nın ilan ettiği gayriresmi bir ateşkes mi var? Bu aralar hiç saldırı haberi almıyoruz...
- Bildiğim kadarıyla bu konuda alınan bir karar yok. Mevsim şartları... Ama diğer yandan, operasyonlar ve bombardıman devam ediyor. Her gün savaş uçakları Güney'i bombalıyor. Yılbaşı akşamı Lice'de hiçbir olay yokken tespit edilen küçük bir gruba binlerce askerin içinde olduğu bir operasyon yapıldı. Yılbaşından saatler önce, herkesin kutlamaya geçtiği bir anda, bize ölüm hediye ediyorsunuz. Çözüm bu mu? Bir taraf duracak, diğer taraf öldürecek; bu olmaz. Hükümet kanalından başlatılan bir inisiyatifin gereğini yapmaları lazım...
YILBAŞINDA ÖLDÜRDÜLER
Ama geçmişte operasyon durduğunda Silvan ve benzeri yerlerde PKK saldırıları yaşandı. Hükümet cephesinden örgüte güvensizlik var...
- 'İyi bir şey olacağı zaman örgüt hemen baltalıyor, sabote ediyor' deniyor. Yılbaşında Zap'ı bombalayan biz miydik? Yılbaşında binlerce askerle Lice dağlarına operasyon yapıp insan öldüren biz miydik? Bizden taraf bir şey olsaydı, bütün manşetler bunu yazacaktı. Ama bu operasyonları kimse haber yapma ihtiyacı bile hissetmiyor. İç sayfalarda ufak haberler.
Bu operasyonların örgütte yankısı ne?
- Bizde de bir kamuoyu var. Burada da insanlar var; duygu var. Acı var. Burada da tepkiler oluşuyor. Herkesin bunu dikkate alması lazım. Başbakan diyor ki, örgüt elini tetikten çeksin. Ama iki tetik var. Biri çekip de diğeri çekmezse, ölümler devam eder. Bunu altındakilere söylemesi lazım. Kimse ölmesin. Cenaze taşınmasın ki daha rahat konuşalım.
Geçmişte Açılım'ın ilk adımı olarak örgütün Kuzey Irak'a çekilmesi konuşulmuştu. Buna hazır mısınız?
- Böyle bir karar karşılıklı olmalı. Ölüm duracaksa karşılıklı durmalı. Evet bunlar geçmişte de aramızda tartışılan konular. Zaten örgüt adına hükümete sunulan yol haritasında da var. Ama ben bu konuya burada girmek istemiyorum. Medya değil masalarda tartışılması gereken konu bu. Bu, reddediyoruz anlamına gelmez. Her şey tartışılabilir.
BDP ÖNEMİNİ Mİ KAYBEDİYOR
İmralı'da başlayan süreç ister istemez BDP'yi önemsizleştiriyor. Sanki iki tarafta da 'Sen çekil aradan ufaklık' havası var. Legal siyaset devre dışı mı kalıyor?
- Hayır. BDP çözüm boyutunda önemli bir ayak olarak öne çıkacak. Yasal ve anayasal konularda BDP muhataptır. Bunlar Meclis'in görevidir. BDP'nin ve diğer partilerin de olduğu komisyonların işidir. Mesela anadilde eğitim ya da anayasal konular. Ama güvenlik boyutunun bizimle hükümet arasında uygun temsilcilerin bir araya gelmesiyle konuşulması uygundur. Hükümet, örgüt temsilcileri, ilgili taraflar, eğer PKK güçleri güneye çekilecekse oradaki yetkililer ya da uluslararası gözlemciler...
O SES KAYDI TÜRKİYE'DEN ÇIKTI
O ses kaydı tamamen bizim dışımızdaki bir olaydı. Biz kayda almadık. Bizde kayıt falan yok. Türkiye'nin içinden çıktı, oradaki güç mücadelesiyle ilgili. Bu net. Kim MİT hakkında dava açtıysa, o ses kayıtları da onlara aittir. Zaten onları mahkemeye çıkarmak için yaptılar.
ŞEFFAFLIK DOĞRU KARAR
Hükümetin İmralı'yla görüşmelerin olduğunu açıklaması, doğru yaklaşımdır. Gelinen aşama itibarıyla bu işi çok fazla saklamaya, gizlemeye gerek yok. Kamuoyu bu konuda destek veriyor. Her şey ne kadar şeffaf yürütülürse, o kadar rahat sonuç alınabilir. Zaten bir yerden sonra öğreniliyor...
