Bülent Arınç: Çok Faydalı Bir Başlangıç, MHP'de Katılmalı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör konusunda bir araya gelmesinin 'çok faydalı bir başlangıç' olduğunu söyledi.

Bülent Arınç: Çok Faydalı Bir Başlangıç, MHP'de Katılmalı
Kılıçdaroğlu'nun daha önce karşı çıktığı konularda şimdi olumlu düşünmesini memnuniyet verici bulduğunu belirten Arınç, MHP'nin de mutlaka bu konuda yapılacak toplantılara katılması gerektiğini ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Bursa İl Müdürlüğü’nün açılışını gerçekletirdi. Açılışın ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleştirilen görüşmeyi değerlendirdi. Bunun doğru olan bir görüşme olduğunu belirten Arınç şunları dile getirdi: “Olayın fevkalade bir yanı yok. Normal olan bir görüşme gerçekleşti. Sayın Kılıçdaroğlu geçtiğimiz hafta terör konusunda neler yapılması gerektiğini Başbakanımızla görüşmek istedi. Sayın başbakanımız da olumlu cevap verdi. Ben ana muhalefet partisi genel başkanının iktidar partisi ile her türlü konuyu konuşmasını faydalı buluyorum. Siyaset böyle bir şeydir. Siyaset uzlaşmaktır, paylaşmaktır. Bugüne kadar tartışmalara varan bazı sözler söylenmiş olabilir ama 'ben konuşmak istiyorum' denirse buna ret cevabı verilmez.”

'ÇOK FAYDALI BİR BAŞLANGIÇ'
Bu başlangıcın çok faydalı ve halkı memnun eden bir gelişme olduğuna dikkat çeken Arınç, şöyle devam etti: “İçerik olarak her iki tarafta açıklama yaptı. Bir öneri paketi değil bazı tespitler içeren konuları sundular. Sanıyorum ki diğer partilerin de buna katılıp katılmayacağını ileride göreceğiz. Meclis'in içinde partilerin katılacağı bir mutabakat komisyonu kurulması ve Meclis'in dışında da akil adamlar ismiyle yeni bir komisyon kurulması düşünülüyor. AK Parti Genel Başkanı derhal bu görüşme talibini kabul etmiştir. MHP Genel Başkanı bu konuyu görüşmeyeceğini açıklıkla ifade etmiştir. CHP’nin BDP ile görüşme talebi var mı, konuşacak mı onu bilmiyorum. Meclis'te grubu olan dört partinin uzlaşma sağlaması gerekir. AK Parti’nin kendi tavrı ortadadır.”

'MHP’NİN DE KATILMASI GEREKİR'
MHP’nin de terörün bitirilmesi konusunda konuşulacak her söze ve toplantıya katılması gerektiğini vurgulayan Arınç, “Çünkü terör 75 milyonun meselesidir. Herkes terörden zarar görmüştür. Acılarımız üst üste geliyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kendisini böyle bir çalışmaya sevk eden ana sebepleri ile bizim Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nde yola çıktığımız ana hususlar örtüşmektedir. Bizler anneler babalar ağlamasın, gözyaşı dursun, birlik olsun kardeşlik olsun diye yola çıkmıştık. Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçmişte karşı çıktığı bu konuda bugün 'gelin konuşalım' demesini çok olumlu olarak görüyorum. Terörle mücadelede herkesin katkısına önerisine ihtiyacımız var. Bir muhalefet partisi olarak MHP’nin buna karşı çıkmayacağını, çıkmaması gerektiğini düşünüyorum. Genel merkez ayrı düşünse bile bu ülkenin insanlarının böyle bir birlikteliğe istekli olacağını tahmin ediyorum. Bu hepimizin meselesidir. Bu konuda söz söylemiyorum, konuşmuyorum, bir araya gelmiyorum tavrı muhalefet partisine yakışmaz. Umarım onlar da bunun içinde olur.” görüşünü dile getirdi.

“HERKES TÜRKİYE DAHA İYİ NASIL YÖNETİLİR TARTIŞILMALI”
Arınç, Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemi konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine şunları ifade etti: “Tartışılıyor ise bundan mutlu olmak lazım. Çünkü biz Türkiye’de bu konuları tartışmalıyız. Tabularla yasaklarla bir yere varamayız. Bazı ülkelerde yarı başkanlık ve başkanlık örnekleri var. Aslında Türkiye’de bunlardan farklı kendine özgün bir örnek de olabilir. Ama hayır bunların hiçbiri olmaz demek doğru değildir. 'Bunu konuşmayız' sözleri demokratik bir anlayış değil. Şimdi Türkiye’de bir yeni anayasa yazım çalışması var. Komisyonda bu konuşulacaktır. Bunun dışında toplumun demokratik bir anlayışla 'Türkiye daha iyi nasıl yönetilir' sorusuna cevap araması lazım. Yarı başkanlık mı olur, başkanlık mı olur bunun tartışılması lazım. Ben fikirlerin tartışılmasından yanayım.”

“ANNAN PLANININ RAFA KALKTIĞI ORTADA”

Suriye’de devam eden şiddet olaylarının ve yol haritasının sorulması üzerine ise Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyada tavrını net olarak ortaya koyan sadece Türkiye var. İstanbul’da önemli bir toplantı yapıldı. ABD dışişleri bakanı buradaydı. Suriyeli muhalifler örgütlenme, insani yardımlar, ve gelişmelerin nasıl önleneceği konusunda görüşmeler yapıldı. Dışişleri bakanımız açıklama yapar. Ama bir haftada tam 4 tane uluslararası toplantı yaptık. Türkiye olarak biz kapılarımızı açtık. Sanıyorum şuan 26 bin insan burada. Suriye’ye karşı kamuoyunu bilgilendiriyoruz. Birleşmiş Milletlerde bir gelişme olabilir. Çünkü Annan Planının rafa kalktığı ortada. Biz Suriye’de insanların acılarını paylaşıyoruz.”Başbakan Erdoğan’ın, “MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı alacağınıza beni alın” şeklindeki sözlerinin sorulması üzerine ise Arınç, Başbakanın sözlerini kendisinin değerlendirmesinin doğru olmadığını belirterek şunları ifade etti:

BAŞBAKAN'IN ÖZEL YETKİLİ SAVCILARLA İLGİLİ SÖZLERİ
“MİT müsteşarı, emekli müsteşar ve müsteşar yardımcısı özel yetkili savcılar tarafından çağrıldı. Halbuki bu kanunda başbakanın izniyle ifadeye çağrılması yer alıyor. Burada bir yetki karmaşası oldu. Özel yetkili savcılar biz istediğimizi çağırırız, kanun bize bu yetkiyi veriyor diyorlar. MİT’in görevi istihbarattır, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğidir. Bunu yapan insanlar gelişi güzel çağırılamaz. İzin şartı vardır. Bunu daha büyük harflerle yazmak için bir kanun değişikliği yapıldı. Yani doğrudan MİT’e çalışanlarla birlikte başbakanın belli bir konuda görev verdiği insanların izin alınmadan soruşturulamayacağı konusunda. Bu kanun biliyorsunuz çıktı, yürürlüğe girdi. Onunla ilgili soruşturma kendileriyle soruşturma yapılmadı. Orada da Sayın Başbakanımız şunu söylüyor: MİT doğrudan başbakana bağlı bir kurumdur. Başbakan adına çok önemli görevler yapıyor. Eğer müsteşarı çağırıyorsanız bu aynı zamanda beni de çağırmanız anlamına gelir. Yani siz 'müsteşarı çağırarak beni mi çağırıyorsunuz?' şeklinde bir yaklaşım. Sanıyorum bu doğru bir benzetmedir. Böyle bir kanun çıkartılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Keşke böyle bir ihtiyaç olmasaydı. Sayın başbakanın söylediği özel yetkili savcıların ve ceza muhakemeleri kanunun 253. Maddesinde sayılan katalog suçları kapsamında verilen yetkiler, yerinde ve zamanında kullanılmadı. Önümüzdeki günlerde ceza kanununda değişiklikler olursa bunları hep birlikte göreceğiz.”