Dünden Bugüne Ermeni Meselesi
Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Öksüz, “Ermeni meselesi 100 yıldan daha fazla bir süredir batıdan oryantalis bakış açısıyla Türk milletini köşeye sıkıştırma ve şark meselesi çerçevesinde de üzerinde yaşamış olduğu Asya ve Avrupa topraklarından söküp atma projesidir” dedi.

Ermenilerin 1970’lerin ortalarından itibaren şiddet üzerinden propaganda yapmaya başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Hikmet Öksüz, “Asala örgütünün kurulmasıyla birlikte 1975’te Türk diplomatlarına karşı sistemli suikast girişimleri vardı. Aslında dikkat çekme projesiydi bu. Dokunulmazlığı olan insanlara yönelik yapılan bu hareket tüm dünyada hayret uyandırıyor, ‘niye’ sorusu soruluyor, tam o soru üzerine Asala örgütü bu suikastları üstlenerek, 1915 olaylarına referans göndererek, ‘Türkler o yıllarda bize şunu yaptı’ diyerek şiddet üzerinden bir propaganda yöntemi geliştirdiler. Mağdur unutuluyor ve tarihsel hafızalara yanlış imgeler gönderilerek bir propaganda sürecinden geçiliyordu. Bunu 1980’li yılların ortalarından itibaren değiştirdiler, artık parlamentolar üzerinden propaganda yapmaya başladılar. 20’nin üzerinde ülkenin parlamentosunda bu asılsız iddialar bir karar dönüştürüldü ve soğuk savaşın kapanmasından sonrada artık Türkiye’nin bunu tanıması yönünde baskı giderek artırıldı” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Hikmet Öksüz; özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Ermenistan Devleti’nin ortaya çıkmasıyla birlikte bir taraftan bağımsız Ermenistan Devleti’nin bir taraftan diasporanın bu işe sarılarak en azından zihinlerdeki büyük Ermenistan’a doğru gitme adına bir kampanyayı sürdürdüklerini söyleyerek konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye gibi bölgesel bir güç olma yolunda olan bir devletin hızını kesme projesidir bu. Bir taraftan AB süreci işliyor, bir taraftan Orta Doğu’nun karışık tablosuna Türkiye demokrasisiyle ve istikrarıyla bir katkı sunmaya çalışırken bu hat gelirim atmosferinin içerisine çekilmeye ve buradan Ermeni Diasporası yararlanmaya çalışıyor. Buradan varılmak istenilen hedef, Türkiye’yi uluslararası sistem içinde belirleyici aktör olmaktan men etmek, önünü kesmek. Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de geçmişten kopan insanların, tarihi bilmeyen veya o anı kendisi için önemli kabul etmeyen insanların belliğinde ‘siz soykırım yapmış bir milletin torunlarısınız’ fikrini oturtup, özgüvensiz hale getirme fikri var. İçeriden de bazı çevreler empati yapalım noktasından hareketle belki zihinlerinin arkasındaki başka projelerini, art niyetlerini bu proje ile birleştirme gafletine düştüler. Geldiğimiz noktada hür dünyanın bunu bir dokunulmazlık zırhına büründürerek Türkiye’nin karşısına çıkmaya çalıştığı bir vaziyette görüyor. Fransa Parlamentosu’nun bu asılsız iddiaları kabul etmesinin ötesinde bunlarla ilgili yorum yapma hakkının önünün kesilmesi hür dünyaya yakışmayan bir tabloydu, Fransız Anayasa Komisyonu’ndan tepti. Siyasetçilerin bunu zaman zaman seçim malzemesi, zaman zamanda Türkiye’ye karşı bir şantaj unsuru olarak kullanıp siyasi ve ekonomik fırsatlar temin etmeye çalışıyorlar. Büyük güçler geçmişte Ermeni toplumunu Türk milletine karşı kullanıyorlardı, o ortam olmayınca tarih üzerinden bir manipülasyon yaparak proje yürütmekteler. Türk milletinin tarihinde utanılacak hiçbir sayfa yok. 1492’de Yahudilere kucak açan, 1848’de Macarlara kapılarını açan, 1991’de Kuzey Irak’tan gelen Müslüman kardeşlerine kucak açan, bugün Suriye’den gelenlere kapılarını açan bir toplumun bin yıldır bir arada yaşadığımız Ermenilerle hiçbir derdinin olmaması gerekir. Ama devlet ortaktı 1915’te, devlete kast eden bir unsur vardı ve onları etkisizleştirme projesi, bir iç harp çıkmaması ve mağduriyetinde yaşanmaması için 1915’de alınan yasal tedbirlerle bana göre Ermenilerin can güvenliğini sağlama projesiydi ama siyasetin malzemesi haline geldi.”
