Maalesef BM'nin krizlere müdahalede geç kaldı

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, BM'yi eleştirerek, "Arap Ligi ve Türkiye'nin birlikte sunduğu Suriye ile ilgili tasarının BM Güvenlik Konseyi'nde veto edilmesi, BM sistemi ile ilgili ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir.Maalesef BM'nin krizlere müdahale konusunda geç kaldığını görüyoruz" dedi


İstanbul Arabuluculuk Konferansı'na katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Başkanı Nassir Abdülaziz Al-Nasser ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Davutoğlu, İstanbul'u barış, arabuluculuk ve diyalog girişimlerinin merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek, 'İstanbul'da BM'nin bölgesel ofislerini toplamak, özellikle bu tarz barış ve arabuluculuk girişimlerinin hızlandığı ofisler kurarak Birleşmiş Milletler şehri yapmayakararlıyız ' dedi

BM'nin bu dönemdeki rolünün her zamankinden daha büyük önem taşıdığına dikkat çeken Davutoğlu, 'Dünyada birçok kriz var. Bunların nihai çözüm yeri BM'dir. Maalesef bu krizlere müdahale konusunda BM'nin bazen geç kaldığını, bazen de iç tartışmalarla vakit kaybettiğini görüyoruz. Arap Ligi ve Türkiye'nin birlikte sunduğu Suriye ile ilgili tasarının BM Güvenlik Konseyi'nde veto edilmesi, BM sistemi ile ilgili ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bunun hemen akabinde BM Genel Kurulu, ki bu kurulinsanlığın genel vicdanını yansıtan kuruldur, aynı yasa tasarısını 137 oy gibi büyük bir oy oranı ile kabul etmiştir. Bir tarafta insani vicdanın etkilen bir konuda BM Genel Kurulu böyle bir çoğunlukla tasarıyı kabul ederken, Güvenlik Konseyi'nin veto etmesi BM'nin işleyişi noktasında önemli bir soruyu akıllara getiriyor ' diye konuştu.

BM Genel Kurul Başkanı Nassir Abdülaziz Al-Nasser ise Türkiye'nin bölgede oynadığı arabulucu rolünün takdire şayan olduğunu ifade ederek, 'Türkiye Arap bölgesinde, Afrika'da önemli bir arabuluculuk rolü ve sorumluluk üstlenmektedir. Uluslararası toplum tarafından bu rol takdire şayandır. Suriye krizine ilişkin olarak da Türkiye'nin büyük bir rolü söz konusudur. Bütün bunlar büyük sorumluluklar gerektirmekte ve Türkiye bunları yüklenmektedir. Türkiye'nin amacı bölgeye istikrar ve barışı getirmektir ' dedi. Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Nasser, Tunus'ta dün düzenlenen 'Suriye'nin Dostları ' toplantısı ile ilgili fikirlerinin sorulması üzerine ise şunları söyledi: 'Bu toplantının düzenlenmesi düşüncesi çok güzel bir düşünce. Bilindiği üzere BM Güvenlik Konseyi tarafından bir acizlik söz konusundur. Arap ülkelerinin sunduğu proje desteklenmedi. Daimi üye olan bazı ülkeler buna destek vermediler. Ancak bu çabaların devam ettirilmesi gerekiyor. Suriye hükümetine baskı uygulanması gerekiyor. ' Bakan Davutoğlu ise bir gazetecinin 'Türkiye Şam yönetiminde bu aşamada ne bekliyor ' şeklindeki sorusuna, 'Biz geçtiğimiz 9 ay boyunca Suriye yönetiminin kansız şekilde geçişi sağlanası için çaba sarf ettik. Bize sözler verildi. Suriye yönetiminin yanlışı şurada. 'Önce bütün muhalifleri bastıralım sonra seçime istediğimiz şartlarda gidelim' diye bir düşünceleri var. Böyle bir mantıkla tabii ki reformların anlamı kalmıyor. Türkiye'nin öncelikli ve temel beklentisi kanın durmasıdır. Halkına savaş ilan edenrejimin ayakta kalma ihtimali yoktur. Bugün Humus'ta sivil yerleşim merkezlerine top atışlarıyla saldırılar yaşanırken, halkın ertesi gün aynı şehirde referanduma gidebileceğini düşünmek mümkün mü. Böyle bir reform anlayışı olabilir mi. Şu an temel husus rejimin derhal şiddeti durdurması, orduları yerleşim merkezlerinden çekmesi, Suriye'nin uluslararası topluma açık hale gelmesi. Oraya giden gazetecilerin bile öldürüldüğü bir ortamda nasıl bir referandum ya da seçimden bahsedebiliriz. Beklentimiz Arap Ligiplanını derhal kabul etmeleri ve gerekli adımları atmaları daha sonra Suriye'nin geleceğini halka teslim etmeleri. Suriye kimsenin şahsi malı değildir. Suriye Suriye halkına aittir. Hiçbir dış güce de ait değildir ' yanıtını verdi

Kaynak: İHA