Tire Tarihini Koruma Projesi Devam Ediyor
İzmir Üniversitesi (İZÜ) ile Tire Kültür, Sanat, Çevre ve Turizm Derneği tarafından yürütülen Tire Tarihini Koruma Projesi devam ediyor.

Ortodoks Rum toplumunda, bir su kaynağı veya kuyu yanında kurulan küçük kiliselere "ayazma" dendiğini belirten Tire Tarihini Koruma Komisyonu Başkanı ve İZÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Meltem Öztürk, “Derekahve semtinde bulunan ve Azize Meryem’e adanan ayazmanın, 4. yüzyılda yapıldığını sanılıyor. Tarihî kayıtlarda bu bölgeye Azize Meryem Mahallesi denmesi de Meryem Ana’nın iki yıl Derekahve`de yaşadığı tahminini güçlendiriyor.” şeklinde konuştu. Öztürk, Ekinhisarı kesiminde bulunan ve Agia Kiryaki Şapeli olarak anılan küçük kilisenin, Değirmendere`deki Hristiyanların ibadeti için yapıldığını, Ekinhisarı Camisi olarak bilinen Ebubekir Ağa Camisi`ne doğudan bitişik olduğunu anlattı. Şemsi Mescidi’ninse 15. yüzyılda temelsiz olarak ayazma üzerine yapıldığını ve halen ibadete açık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Öztürk, Salı Pazarı ve yemekleriyle meşhur Tire’nin, tarihî değerlerinin gün ışığına çıkarılmasının ardından bir kültür şehri olarak tanınacağını düşündüklerini söyledi.
Aynı çatı altında iki dini buluşturan söz konusu yapıların, hoşgörü ve kardeşliğin Tire`de yüzyıllardır yaşandığının en önemli kanıtları olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti: "Yıllarca Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların birlikte yaşayarak dinler kardeşliğinin en güzel örneklerini sergilediği ilçede, bugünlere kalan keşfedilmemiş eserler karşımıza çıkıyor. Tarihî eserler zamanında korunabilseydi Tire, medeniyetler buluşmasının olduğu kadar dinler kardeşliğinin de öncü şehirlerinden birisi olabilirdi. Berlin’de tek çatı altında üç dini buluşturmayı amaçlayan bir ibadethane inşa edileceği haberinin dünya basınında uyandırdığı ilgiyi düşünürsek, Tire’nin bu buluşmayı yüzyıllar önce gerçekleştirmesi büyük bir şanstır. Sonradan müdahaleler görmüş olmakla birlikte restorasyon çalışmaları sayesinde dört yapının da eski görüntüsüne kavuşturulabileceğini ve bunun dünya kültür turizmine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”
