Bakan Ergün Ebso‘da

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, uzun zamandır tartışılan ve haksız rekabet oluşturduğu savunulan büyük mağazalar konusunda Rekabet Kurumu ile çalışma yürüttüklerini, sorunu en kısa zamanda çözüme kavuşturacaklarını dile getirdi.

İzmir programı kapsamında Ege Bölgesi Sanayi Odası‘nı ziyaret eden ve sanayicilerle birararaya gelen Bakan Nihat Ergün, yaptığı konuşmada İzmir‘de iki ABD‘li şirketin yatırım kararı aldığını, bunun bir yatırım rüzgarı olduğunu belirtti. Kriz döneminde karamsar tablo çizenlere karşı kendilerinin yatırımcılara krizin fırsata çevrilmesi için yatırıma davet ettiklerini söyleyen Ergün, Türkiye‘nin kriz sonrası hızlı büyümesiyle haklı çıktıklarını ifade etti. Son dönemde kamu borç stokunun arttığı yönünde

eleştiriler bulunduğunu belirten Ergün, "Kamu borç stoku arttı ama borç vadesinin nereden nereye geldiğini, faiz oranının nereden nereye geldiğini, milli gelire oranının nereye geldiğini bir türlü görmek istemiyorlar, söylemek istemiyorlar" dedi. Ekonomik verilerde 2002 yılına kat ve kat artışlar gözüktüğünü, bu artışa özel sektörün yüksek performansıyla ulaştıklarını ifade eden Ergün, Osmanlı İmparatorluğu‘nun içe kapanması ve iç denizleri kendisine yeterli görmesinin gerilemenin nedenlerinden birisi

olduğunu, bunun bilinciyle hareket ederek diplomatik atak yapıldığını, bunun ihracat rakamlarına da yansıdığını kaydetti. Bundan sonra özel sektörün rekabet gücün artıracak alanlara yoğunlaştıracaklarını, otomotiv ve makine sektörlerinin ardından kimya, demir çelik, seramik ve elektrik elektronik sektörleri için de stratejik belgeler açıklayacaklarını söyleyen Ergün, EBSO tarafından talep edilen değişikliklerin de bu strateji belgeleri içinde ele alınacağını ifade etti. Bu talepler arasında yer alan

işletmelerin avukat çalıştırma zorunluluğuna dikkat çeken Ergün, bunun zamanında hukuk ve avukat lobilerinin baskıyla yasalaştığını, avukatlara zorunlu iş alanları açılması için yapıldığını ifade ederek, ‘‘Avukatlık işim olursa bir büroyla anlaşırım. Bana niye bir adamı çalıştırmamı kanun yoluyla mecbur ediyorsunuz. Değiştireceğiz tabi, değiştirilmesi lazım. Dünya değişiyor, avukatlara da bir sürü yeni iş fırsatlar doğuyor‘‘ dedi.

Konuşmasında KOBİ‘lere yönelik finansal olanaklar ve desteklerle ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulunan Ergün, genel seçim sürecinde tüm siyasi partilerin Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 hedefinden bahsettiğini, bunun siyasi ve ekonomik istikrarın, makroekonomik dengelerin oturduğunun kanıtı olarak algılanması gerektiğini söyledi.

Ergün, şöyle konuştu, "Bugün neredeyse tüm siyasi partiler 2023 hedefinden bahsediyorlar, çünkü son 8.5 yılda önünü göremeyen Türkiye, önünü gören Türkiye haline geldi. Şimdi geleceğe güvenle bakan Türkiye var. Nasıl koyuyorsunuz bu hedefi. Siyasi, ekonomik istikrar ortamına güvenerek, özel sektörün dinamizmine dayanarak, makro ekonomik dengelerin kurulmuş olmasına dayanarak söylüyorsunuz. Ama konuşurken diyorsun ki ‘Türkiye‘nin zemini çok çürük, mahvoldu, ekonomi diye bir şey yok, Türkiye yönetilemeyen

bir ülke‘. Böyle diyorsun da sen böyle bir ekonomik vizyonu neye dayanarak söylüyorsun. Gerçeğin böyle olmadığını aslında sen de biliyorsun da söylemek istemiyorsun. Ama yiğidi öldür hakkını ver. Bu işler oldu ki herkes 2023 hedeflerini konuşuyor. Siyasi partilerin proje bazlı politikalarla halkın önüne çıkıyor olmaları Türkiye‘nin gelmiş olduğu seviyeyi görmek açısından sevindirici bir durum. Biz sürekli olarak siyaset kültürünün değişmesi gerektiğini, siyasetin atışma zemini değil proje yarıştırma zemini

olduğunu ifade ettik. Diğer siyasi partilerin de projelerden bahsetmeleri sevindirici. Açıklanan bazı proje ve hedefler çelişkili ve tutarsız ama işin iyi tarafı proje bazlı kampanya yürütülmesi iyi bir şey. Bu işte bazı partiler yeni olduğu için tolerans göstermek gerekiyor"

Ergün, bazı siyasi partilerin seçim beyannamelerinde zaten yapılan bazı yatırım ve hizmetlerin vadedildiğini, bunu acemiliğe bağladıklarını ifade etti. Seçim öncesi iş dünyasının da gayet soğukkanlı olduğunu, kimsenin ekonomik verilerde bir oynama beklemediğini seçim sonrası için de kafaların rahat olduğunu belirten Ergün, "Efendim cari açık sorunu var. Evet, var. Eskiden sorunun farkına bile varılmazdı, biz sorunun farkındayız. Sonra bunu yönetmek, kontrol altında tutmak, sağlıklı kaynaklardan finanse

edebilmek, sonraki adım cari açığı azaltmak. Cari açığın en önemli nedenlerinden birisi enerji. Ne yapıyoruz, yatıyor muyuz enerjide. Türkiye‘nin neresinde akan su varsa hidroelektrik santral, kömür rezervinin olduğu yerde termik, rüzgarın olduğu yerde rüzgar santralleri yapıyoruz. Nükleer santraller planlıyoruz. En azından ‘cari açığı görmezden gelelim, nasıl olsa finanse ediliyor, gittiği yere kadar gitsin‘ diyen yok" dedi.

Bakan Ergün, otomotivde ithalatın bu yıl ihracatı geçebileceğini, ülkenin bu alanda net ithalatçı konuma gelebileceğini belirterek bir taraftan markaları Türkiye‘de yatırıma davet ettiklerini öte yanda da Türkiye‘den yeni bir marka ve model çıkmasınetmelerin avukat çalışt konusundaki çalışmaları teşvik edeceklerini kaydetti. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, Türkiye‘de girişimcilik kültürün oturması için gelecek yıl üniversitelerde girişimcilik derslerinin konacağını, yarışmalarda dereceye giren

öğrencilere destek sunacaklarını belirterek her yıl en az 5 bin kişiye girişimcilik desteği vermek istediklerini dile getirdi.

BÜYÜK MAĞAZALAR SORUNU

Bakan Ergün, bir sanayicinin hipermarketler yasasıyla ilgili düzenlemeyi sorması üzerine bir yasal düzenleme yaptıklarını ancak parlamento gündemine yetişmediğini, başka konuların çok daha ön plana çıktığını, bu arada Rekabet Kurulu‘nun da konuyu özel olarak el aldığını, atılması gereken adımlar konusunda kendilerine ışık tutan bir çalışma hazırladığını belirterek bir raporun ortaya çıkacağını kaydetti. Bu rapor çerçevesinde hipermarketler ve alışveriş merkezlerinin kuruluş esasları, rekabetin korunması

ve tedarikçi haklarının korunmasını içeren bir düzenleme yapılacağını belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘Bunların kuruluşlarıyla ilgili bir düzen olması lazım, o düzeni bir kurul vasıtasıyla oluşturmamız gerekiyor, yasal düzenlemenin içine bunu koyacağız. İkincisi pazara giriş. Burası büyük bir pazar, bunu açma imkanını kamu otoritesi veriyor. Ama siz başkaları için oraya girişi zorlaştırıyorsunuz. Pazara girişte haksız rekabet tablosu ortaya çıkabiliyor. Bu noktada müdahale gerekiyor. O zaman

buraları Rekabet Kurumu‘nun ve bizim Tüketici Hakları ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğümüzün denetimine açmak gerekiyor. Bugünkü mevzuat buna imkan vermiyor. Hakim durumun kötüye kullanılması şartıyla bir rekabet denetim yapılabiliyor fakat burada yüksek satın alma gücünün kötüye kullanılması gibi bir tablo var. O pazara herkesi sokmayan, gireni de girdiğine zaman zaman pişman eden bir tablo var. Üçüncü önemli alan da tedarikçinin hukukunun korunması. Burada da sorunlar yaşanıyor. 10 liraya satılacak malı

veriyor, sonra ‘biz bunu 7.5 liraya sattık, iade faturası keselim‘ deniyor. Veya yeni bir mağaza açacağız şu kadar para vermen lazım, kampanya tertip ettik, finansmanını sen yapman lazım. bunlardan bile para kazanılan bir mekanizmanın ortaya çıktığını görüyoruz. Kuruluş esasları, rekabetin korunması ve tedarikçi hukukunun korunmasını içeren bir düzenleme çerçevesi oluşturduk, bu çerçevede inşallah önümüzdeki dönemin konularından bir tanesi de hızlı bir şekilde önümüzde durmuş olacak ve bir çözüme

kavuşturacağız"

CARİ AÇIK SORUNU

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Başbakan Erdoğan‘ın Kastamonu mitingi sonrası korumalarına yapılan saldırıyı kınayarak yaşamını yitiren polisin yakınlarına başsağlığı dileyerek terörün kökünün kazınmasının tüm vatandaşların temennisi olduğunu, bunun çatışmayla değil konuşarak pazarlıkla değil masada anlaşarak çözülebileceğini kaydetti. Cari açığın giderek büyüyen bir risk olduğuna dikkat çeken Yorgancılar, yerli üretimin gözardı edilerek kapıların ithalata açıldığı bir ülkede üretimi

yapanların şevkini kırdığını, alınan önlemlerin ara malı ithalatını düşürmesini umduklarını söyledi. Yorgancılar, yatnetmelerin avukat çalıştırım teşviklerinde üçüncü bölgede olan Manisa ile birinci bölge olan İzmir arasındaki Aliağa gibi sınır bölgelerdeki yatırımların inşaat konusunda birinci bölge teşviklerden yararlanması gerektiğini belirtti. Yorgancılar, İzmir‘in 4 verip 1 alan bir kent olduğunu, 14 vermeye de hazır olduklarını ancak hiç olmazsa diğer illerde olduğu gibi verilenin yarısı kadar yatırım

beklediklerini de belirterek bölge sanayisindeki sorunları içeren bir dosyayı Bakan Ergün‘e verdi.

İZMİR‘E YAPILAN KAMU YATIRIMI

Eski Ulaştırma Bakanı ve İzmir milletvekili adayı Binali Yıldırım ise İzmir‘in devlete verdiğinin karşılığını alamadığı konusundaki eleştirileri sıklıkla duyduğunu ancak elindeki devletin resmi rakamlarının bu eleştirilerle uyuşmadığını savundu. Son 8 yılda İzmir‘e toplam 11 milyar liralık yatırım yapıldığını, buna genel bütçeden yerel yönetimlere aktarılan kaynakların da dahil olduğunu ifade eden Yıldırım, İstanbul-İzmir otoyolu ve 15 Mayıs‘ta temelini atacakları Kuzey Ege Konteyner Limanı da dahil

edildiğinde yatırım miktarının 25 milyar liraya çıkacağını, bu rakam kişi başına bölündüğünde İstanbul ve Ankara ile doğru bir karşılaştırma yapılabileceğini ifade etti. İzmir‘in EXPO adaylık sürecine dikkat çeken Yıldırım, 2015‘te İzmir‘in ayak oyunlarıyla kaybettiğini, ancak bu sefer şartların değiştiğini, çok daha avantajlı bir konumda bulunduklarını, el birliğiyle bu işi başaracaklarını kaydetti. Yıldırım, EXPO‘nun İzmir‘in marka şehir olması için fırsat olduğunu, İstanbul-İzmir otoyolu, Ankara-İzmir

yüksek hızlı tren inşaatı ve Kuzey Ege Limanı‘nın bitirilmesinde EXPO‘nun büyük katkısının olacağını söyledi.

Yıldırım, şunları söyledi: "İzmir önümüzdeki 8 yıl içinde sürekli ekonomik canlılığın, inşaat sektörünün, her türlü faaliyetin arttığı bir kent haline gelecek, bu muazzam bir fırsat. Sızlanmakla, şikayetle bir yere varamayız. Bir yerden başlamamız lazım. 5 tane İzmir gördüm. Birbiriyle en az 10 yıl fark var. Aralarındaki mesafe yarım kilometre bile değil. Bu şehir bu halde olmamalı. Bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Böylesine Türkiye‘nin vitrini olan bir şehrin bu sorunlarına risk alıp el atmamız

lazım" diye konuştu.

Kaynak: İHA