İstanbul‘a Göçü Engelleyecek Proje

İstanbul için açıklanan Kanalistanbul ve İstanbul‘a iki yeni şehir kurulması projeleri ile Anadolu insanının İstanbul‘a yoğun bir şekilde göç edeceği konusunda bazı tereddütler bulunduğunu hatırlatan Tüm Mühendis ve Mimarlar Birliği Platformu (TMMBP) Genel Başkanı Mimar Ekonomist Remzi Kozal, İstanbul‘a göçü engelleyecek, Anadolu‘ya yönelimi artıracak bir projeyi açıkladı..

İstanbul‘a göçü durdurmak ve hatta geri göçü sağlamak için Anadolu‘da belli çekim merkezleri oluşturarak göçü bu bölgelerde dengelemek gerektiğini belirten Remzi Kozal, "İstanbul için açıklanan bu iki projeden kazanımları çok daha fazla olacak önemli bir projeyi hayata geçirmemiz gerekiyor" dedi.

BÖLGE CAZİBE MERKEZİ OLUR

Türkiye‘nin devasa potansiyellere sahip bir ülke olduğunu belirten Kozal, şöyle konuştu: "Nehirlerimiz bu potansiyellerin belki de en önemlilerinden. Bunlardan pek çok alanda; turizm, balıkçılık, spor. Ancak, özellikle ulaşımda verimli bir şekilde yararlanılabilir. Nehirlerin ulaşım akslarında oluşacak çekim merkezleri ile Türkiye‘nin her bölgesi bir cazibe merkezi olacak, dünyadaki finans önemli ölçüde yurdumuza akacaktır. Uluslararası çok önemli bir ticaret aksı Türkiye merkezli olarak konuşlanmış

olacaktır. Ankara ve Kayseri‘ye liman yapılabilir. Nehirlerimizdeki ulaşımın en önemli noktası ise, Kızılırmak ile Fırat Nehri‘nin Sivas Divriği, Erzincan Kemaliye bölgesinden bir kanalla bağlanarak Basra‘dan Karadeniz‘e ulaşımın sağlanması olacaktır. Bu projelerin gerçekleşmesiyle Ankara, Sivas, Kayseri gibi şehirlerimiz birer liman şehri olacaktır. Kızılırmak Fırat ekseni Türkiye‘nin en önemli cazibe merkezini oluşturup özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerimizi göç baskısından

kurtaracaktır. Bu önemli projenin gerçekleştirilebilmesi için bir an evvel fizibilite çalışmalarının yapılması gerekmektedir."

Dünyanın pek çok nehrinde taşımacılık yapıldığını ifade eden Kozal, şunları söyledi: "Ancak, pek az nehir mühendislik çalışması gerekmeksizin modern anlamda buna müsaittir. 1970‘li yıllardan sonra dünyada nehir taşımacılığı yeniden ön plana çıktı. Çünkü, yakıt tüketimi az, gerekli insan gücü az, toprak kaybı az, taşıt ve yolu uzun ömürlü ve zararlı çevre etkisi yok. İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya gibi çeşitli ülkelerde nehir taşımacılığı yapılmaktadır. 1994 yılında Avrupa iç su yollarında 425

milyon ton yük taşınmıştır. 1995 yılında Avrupa‘da yüklerin yüzde 35‘i karayolu, yüzde 24‘ü iç su yolu, yüzde 9‘u demiryolu ve yüzde 32‘si denizyoluyla taşınmıştır."

Her geçen yıl artan su yolu taşımacılığının günümüzde daha da ağırlık ve önem kazandığını anlatan Kozal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Asırlardan beri Tuna‘da taşımacılık yapılmaktadır. 1993 yılında Tuna ile Ren nehirleri birleştirilerek Karadeniz, Kuzey Denizi‘ne bağlanmıştır. 1984 yılında Tuna-Karadeniz Kanalı açılarak Orta Avrupa ülkeleri ile Karadeniz‘in güney limanları arasındaki mesafe 400 kilometre kısalmıştır. Romanya, bu kanalı 1973 yılında projelendirdi, 1975 yılında inşaatına başladı ve 9 yılda

tamamladı. Bu kanalın uzunluğu 64.4 kilometre, genişliği 90 metre ve derinliği 7 metredir."

Kanaldan geçiş ücreti alındığını anlatan Kozal, şunları söyledi: "1992 yılında bu kanalda 9.2 milyon ton yük taşınmıştır. Bunun 8.0 milyon tonu iç yük, 1.2 milyon tonu dış yüktür. Geçen zaman içerisinde kapasite daha da artarken elde edilen gelir önemli oranda artmıştır. 1952‘de Volga ile Don nehirleri birleştirilerek Karadeniz, Azak Denizi üzerinden Hazar Denizi‘ne bağlanmıştır. Ayrıca, Dinyeper ve Dinyester nehirlerinde kıta içlerine kadar nehir taşımacılığı yapılmaktadır. Gemilerle Moskova‘ya kadar

gidilmektedir. Moskova denizlerden oldukça uzak olmasına rağmen nehirlerden dolayı çok önemli bir liman şehridir. Bugün Karadeniz limanlarımızda kuzey ülkelerinden gelen nehir gemileri limanlamaktadır. Nehir taşımacılığı Türkiye için de büyük ufuklar açacak devasa bir projedir."

Remzi Kozal, konuşmasında "Bafra‘dan Basra‘ya nehir ulaşımı mevcut nehir yollarıyla Karadeniz, Kuzey Denizi ve Hazar Denizi‘ne bağlanmış durumdadır" dedi. Kızılırmak‘ın Fırat Nehri‘ne bağlanmasıyla da Basra Körfezinin Karadeniz ve dolayısıyla da Kuzey Denizi ve Hazar Denizi‘ne bağlandığını anlatan Kozal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aynı şekilde Sakarya Nehri‘nin İzmit Körfezi‘ne bağlanmasıyla Marmara Denizi Karadeniz‘e, Sakarya‘nın Büyükmenderes Nehri‘ne bağlanmasıyla da Karadeniz ve Marmara Denizi nehir

yoluyla Ege Denizi‘ne bağlanmış olacaktır. Kızılırmak‘ın Ankara yakınlarında Sakarya Nehri ile bağlanmasıyla da Ankara, Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi ile irtibatlandırılmış bir nehir limanı şehri olacaktır. Aynı şekilde Kızılırmak‘ın Seyhan Nehri ile irtibatının sağlanması da Akdeniz bağlantısını kuracaktır. Kızılırmak‘tan, Fırat bağlantısıyla da Basra‘ya ulaşılacaktır. Artık, Kayseri‘ye, Sivas‘a, Tokat‘a liman yapmak da hayal olmaktan çıkacak gerçek olacaktır."

Bu projenin ekonomik ve stratejik açıdan Türkiye‘yi dünyada bir numaralı ülke konumuna getireceğini anlatan Kozal, şunları söyledi: "Karadeniz kıyı şeridinde çepeçevre inşa edilecek demiryolu ve otoyollarla nehirlerden gelen gemilerin limanlardaki yük trafiği gerekli noktalara ulaştırılmak üzere kara taşımacılığına aktarılabilecektir. Projenin bu bölümü ile de Karadeniz bir ticaret denizi haline getirebilecektir. Doğal alarak Türkiye, nehir ulaşımı, Karadeniz‘in ticaret denizine dönüşmesiyle fevkalade önem

kazanacak, ekonomik açıdan da büyük imkanlar elde edecektir."

Kaynak: İHA