‘‘Hayatta Olmamız Tamamen Şans‘‘
Bayrampaşa Cezaevindeki ‘‘Hayata Dönüş Operasyonu‘‘ sırasında görev sınırlarını aşarak 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi öldürmeye teşebbüs ettikleri öne sürülen dönemin 39 jandarma görevlisinin yargılanmasına devam edildi.
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde dinlenen müşteki Hacı Aziz Kum, operasyon sırasında C-12 koğuşunda hükümlü olarak kaldığını, silah sesleriyle uyandıklarını ve can havliyle yataklarından çıkmaya çalıştıklarını anlattı.
Kum, tüm mazgallardan ateş açıldığını ifade ederek, ‘‘Aşağıya inmeye çalışırken koğuş kapısı altında sıkışıp kaldık. Gaz bombaları atılıyordu. Ana koridora çıktık. Erol Arıkan adlı arkadaşımız vurulmuş, yerde yatıyordu. Biz de bir yerlere sığınmaya çalışıyorduk. Camları kırıyorlardı. Nefes alamaz duruma gelmiştik. Şu anda hayatta olmamız tamamen şans‘‘ diye konuştu.
Murat Ördekçi‘nin, ‘‘teslim ol‘‘ çağrısı yapıldığı sırada vurulduğunu söyleyen Kum, aynı havalandırmada 3 kişinin daha vurulduğunu kaydetti.
Kum, ‘‘En az mağdur olanlar bile ölümle burun buruna geldi. Sorumlulardan şikayetçiyim‘‘ dedi.
Müşteki Süleyman Acar da çatıdan otomatik tüfeklerle ateş edildiğini söyleyerek, ‘‘Ben 6 kişinin öldüğü C-15 koğuşundaydım. ‘Teslim olun‘ çağrılarını duymadık. Balyozların yerleri deldiğini duyduk‘‘ diye konuştu.
Yaşamak için barikat kurduklarını, kurşun ve bomba yağmurundan korunmak için sıra, masa ve dolapları kullandıklarını kaydeden Acar, ‘‘Bu katliamı gerçekleştirenlerden şikayetçiyim‘‘ dedi.
Müşteki Okan Barış Ekinci de olay sırasında C-13 koğuşunda bulunduğunu, vücudunda yaralanmayan yer kalmadığını belirterek, şöyle konuştu:
‘‘Ben ‘teslim olun‘ çağrısını duymadım. Küçük bir yerde 100-150 kişi sıkıştık. Bundan sonra ‘teslim olun‘ çağrısı yapıldı. Yaralıları çıkarmak için havalandırmaya çıktık. Operasyon sırasında bana atılan kurşunlardan dalağımı ve bir böbreğimi kaybettim. Şikayetçiyim.‘‘
Müşteki Fatma Yıldırım ise C-2 koğuşunda kaldığını ve operasyonun başlamasıyla uyandığını dile getirerek, delinen noktalardan gaz bombaları atıldığını, en küçük harekette üzerlerine ateş açıldığını ve hücrelerin alev aldığını söyledi.
Yıldırım, öncelikle C-1 koğuşunda yangın çıktığını, her yeri alevlerin kapladığını ifade ederek, ‘‘Koğuşlardan çıkan arkadaşlarımızın derileri, yüzleri akıyordu. Bize 2-3 saat tazyikli su sıktılar. Her şey bittikten sonra yüzleri maskeli askerler içeri girdi. Şikayetçiyim‘‘ dedi.
-ARA KARAR-
Kaynak: AA
Kum, tüm mazgallardan ateş açıldığını ifade ederek, ‘‘Aşağıya inmeye çalışırken koğuş kapısı altında sıkışıp kaldık. Gaz bombaları atılıyordu. Ana koridora çıktık. Erol Arıkan adlı arkadaşımız vurulmuş, yerde yatıyordu. Biz de bir yerlere sığınmaya çalışıyorduk. Camları kırıyorlardı. Nefes alamaz duruma gelmiştik. Şu anda hayatta olmamız tamamen şans‘‘ diye konuştu.
Murat Ördekçi‘nin, ‘‘teslim ol‘‘ çağrısı yapıldığı sırada vurulduğunu söyleyen Kum, aynı havalandırmada 3 kişinin daha vurulduğunu kaydetti.
Kum, ‘‘En az mağdur olanlar bile ölümle burun buruna geldi. Sorumlulardan şikayetçiyim‘‘ dedi.
Müşteki Süleyman Acar da çatıdan otomatik tüfeklerle ateş edildiğini söyleyerek, ‘‘Ben 6 kişinin öldüğü C-15 koğuşundaydım. ‘Teslim olun‘ çağrılarını duymadık. Balyozların yerleri deldiğini duyduk‘‘ diye konuştu.
Yaşamak için barikat kurduklarını, kurşun ve bomba yağmurundan korunmak için sıra, masa ve dolapları kullandıklarını kaydeden Acar, ‘‘Bu katliamı gerçekleştirenlerden şikayetçiyim‘‘ dedi.
Müşteki Okan Barış Ekinci de olay sırasında C-13 koğuşunda bulunduğunu, vücudunda yaralanmayan yer kalmadığını belirterek, şöyle konuştu:
‘‘Ben ‘teslim olun‘ çağrısını duymadım. Küçük bir yerde 100-150 kişi sıkıştık. Bundan sonra ‘teslim olun‘ çağrısı yapıldı. Yaralıları çıkarmak için havalandırmaya çıktık. Operasyon sırasında bana atılan kurşunlardan dalağımı ve bir böbreğimi kaybettim. Şikayetçiyim.‘‘
Müşteki Fatma Yıldırım ise C-2 koğuşunda kaldığını ve operasyonun başlamasıyla uyandığını dile getirerek, delinen noktalardan gaz bombaları atıldığını, en küçük harekette üzerlerine ateş açıldığını ve hücrelerin alev aldığını söyledi.
Yıldırım, öncelikle C-1 koğuşunda yangın çıktığını, her yeri alevlerin kapladığını ifade ederek, ‘‘Koğuşlardan çıkan arkadaşlarımızın derileri, yüzleri akıyordu. Bize 2-3 saat tazyikli su sıktılar. Her şey bittikten sonra yüzleri maskeli askerler içeri girdi. Şikayetçiyim‘‘ dedi.
-ARA KARAR-
