Başbakan Erdoğan‘ın Açıklamaları (3)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD‘nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone‘nin, Türkiye‘de demokrasi gelişirken aynı zamanda çelişkiler de yaşandığını ifade ederek ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu‘ ifadesini kullanması ile ilgili, kızı ve gelininin ABD‘den vize alırken başörtüsü nedeniyle yaşadıkları sıkıntıyı örnek verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD‘nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone‘nin, Türkiye‘de demokrasi gelişirken aynı zamanda çelişkiler de yaşandığını ifade ederek ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu‘ ifadesini kullanması ile ilgili, kızı ve gelininin ABD‘den vize alırken başörtüsü nedeniyle yaşadıkları sıkıntıyı örnek verdi. Erdoğan, "Önce demokrasiyi kendileri kavrasın. Bunlar demokrasiyi daha kendileri anlamamış. Büyükelçi önceki gelişinden bu zamana kadar gelen zamanda Türkiye‘yi baya

unutmuş. Çok mesafe aldık" dedi.

Başbakan Erdoğan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi‘nde yaptığı konuşmanın ardından gazete ve televizyonların Ankara temsilcilerinin sorularını yanıtladı.

Gazetecilerin, Ergenekon davasına bakan Zekeriya Öz‘ün görev değişikliği ile birlikte davada kararlılık olup olmayacağının sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, yürütme olarak bugüne kadar yargının güvenlik güçlerine veya kendilerine yüklediği herşeyi harfiyen yerine getirdiklerini söyledi. "Bundan sonra da harfiyen yerine getirilecek" dedi. Erdoğan, şöyle devam etti: "Bizde aksama olmaz. Bu süreç aynı kararlılıkla devam eder. Bizim bu konudaki mücadelemizdeki kararlılık baştan bu yana nasıl geldiyse bundan

sonra da öyle devam edecektir. Bütün derdimiz bu ülkede ileri demokrasiyi sağlamak. Yoksulluk, yasaklar ve yolsuzlukla ilgili gereken neyse bunları yapacağız. Sayın Öz‘ün İstanbul Başsavcı Yardımcılığı‘na atanması da süreci değiştirmez. Devlette devamlılık esastır. Aynen sürecektir."

"BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA CİDDİ BİR ZEMİN OLUŞMUŞTUR"

Partisinin Antalya 13. sıradan başörtülü bir kadın adaya listesinde yer vermesi ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Ülkemde hiçbir zaman biz gerilimin yanında olmadık, olmayacağız. Ama başörtüsü konusunda ciddi bir zemin oluşmuştur, oluşmaktadır. 8 yıl önceki durumla bugünkü durum arasında çok şey değişmiştir. İnanıyorum ki önümüzdeki süreçte de çok daha sağlam bir zemine oturacaktır. Şunu da kınadığımı özellikle vurgulamak istiyorum; ‘Başörtülü aday koymayana oy yok‘ mantığını

zayıf bir mantık olarak görüyorum. Siz iradenizi zaten sandıkta yansıtırsınız. Ama bunu kampanyaya dönüştürmek AK Parti‘yi tanımamak anlamına gelir. Başörtü meselesi sadece parlamentoya girmek olarak değerlendiriliyorsa yanlış anlayıştır. Başörtüyü sadece dinin gereği olarak görüyorsa da onu pazarlık meselesi haline getirmesi çok çok yanlıştır. Buradan bir defa kınıyorum. Hiçbir zaman başörtüsü konusu parlamentoya girmenin pazarlığı olmamalıdır diye düşünüyorum. Bu kampanyayı sürdüren arkadaşları da

yakışıksız bir kampanya içinde buldum. Şu anda süreç bitti. Bundan sonraki süreçte benim başörtülü kardeşlerim de olmayanlar da oylarını kendi serbest iradeleriyle vereceklerdir."

Başbakan Erdoğan, sandığa gitmemeyi teşvik eden her anlayışı da demokratik bulmadığını ve kınadığını vurgulayarak, "Demokratik bir tavır önünde engel olarak görüyorum. Sakın bu yanlışa düşmesin diyorum hanım kardeşlerim. Çünkü bugün dünden daha iyi ama unutmasınlar yarın bugünden daha iyi olacaktır" dedi.

"GELİNİM, KIZIM BAŞÖRTÜSÜ SEBEBİYLE VİZE ALAMIYORSA..."

ABD‘nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone‘nin, Türkiye‘de demokrasi gelişirken aynı zamanda çelişkiler de yaşandığını ifade ederek ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu‘ ifadesini kullanması ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu: "Bakın, ailevi bir şey ama tekrar gündeme getirmek zorunda kaldım. Daha dün benim gelinim İstanbul Amerikan konsolosluğunda vize almaya gitti. Gelinim, kızım sisteme girdi, sistem kabul etti. Ve konsolosluğa gidiyor, oradaki görevli gelinime diyor ki;

‘Lütfen karşıda bir resim çektirin öyle gelin‘. ‘Ben sisteme girdim. Niçin tekrar çektireyim‘ diyor. Diyorlar ki, şu andaki mevcut genelgenin gereği bu. Gelinim ‘yazılı tutanakla verin‘ diyor. Veremiyorlar. Gelinim vazgeçiyor. Durum bize ulaşıyor. Arkadaşlar büyükelçiyi arıyor. Özür vs. en sonunda işi çözüyorlar. Ben başbakanım. Ben bir başbakan olarak benim gelinim, kızım ABD başkonsolosluğunda başörtüsü sebebiyle vizesini alamıyorsa ben inanıyorum ki benim normal vatandaşıma kim bilir ne çileler

çektiriyorlar. Önce demokrasiyi kendileri kavrasın. Bunlar demokrasiyi daha kendileri anlamamış. Bu uygulamaları görüyoruz. Ben kendi şahsımdan veriyorum. Vesikalık fotoğrafı vermiş, sistem kabul etmiş. Ama oradaki beyefendi kabul etmiyor. Büyükelçi önceki gelişinden bu zamana kadar gelen zamanda Türkiye‘yi baya unutmuş. Çok mesafe aldık."

"VATANDAŞIM MARKA DEĞİL, HİZMETKAR ARIYOR"

Partisinin aday listesindeki isimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, "Politikada çıraklığı çok geride bıraktık. Artık ustalık dönemindeyiz. Nerde, nasıl seçim kazanacağımızı onlardan çok daha iyi biliriz; sıkıntımız, zaafımız yok. O aydınlarımız markalar peşinde geçmişte de çok dolaştılar. Ama benim vatandaşım marka değil kendine hizmetkar arıyor. Biz o hizmetkarları aradık, bulduk, çıkardık. Belki marka isimler olmayabilir ama bulundukları bölgede tanınan bilinen isimler.

Diyarbakır‘ı mı söylüyorlar? Diyarbakır listesinin birinci sırasında bakanım var. Çok emeği var. İkinci sırada yine Diyarbakır‘da çok saygın bir aileninzdmı özellikle vurgulamak ist evladı, aynı zamanda Sanayi Odası‘nın başkanı. O bölgenin evladı. Üçüncü sırada Mine hanım, aynı şekilde o bölgede yetişmiş, mimar olmuş ve benim teşkilatımın Kadın Kolları‘nda en üst düzeyde yönetici olarak çalışan bir isim. Onu kenara koyamam. 4. sıradaki arkadaşım Diyarbakır‘da doktor. Saygın bir ailenin çocuğu. 6.

sıradaki hanım kardeşim dershane bombasında şehit olan yavrumuzun annesi. Sembol bir isim olarak koyduk. Onun kabul etmesi bizi ayrıca duygulandırdı. Her ismin bir karşılığı var. Her isim neden kondu, bunlar bilinerek yapıldı. Güneydoğulu vatandaşım hangi listenin iş yapacağını görecek."

ÖCALAN‘LA DEVLET TEMASI VE KCK DAVASI

Teröristbaşı Abdullah Öcalan‘ın görüşme notlarında ‘devlet teması olduğuna‘ ilişkin açıklamalarının hatırlatılması ve siyasal iktidarın bunun neresinde olduğu üzerine Erdoğan, "Devlet istediği kişiyle, istediği zaman, istediği elemanlarıyla görüşür. Bunu tüm iktidarla yapmıştır. Devleti sevk ve idare eden kimdir, hükümetlerdir. Hükümet olarak biz devletin organlarını bu noktada kullanmayacağız da ne yapacağız? Bu ülkede Adalet Bakanlığı niçin var? Bu konularla ilgili söylüyorum. MİT niçin vardır? Çalışma

alanımız bellidir. Hangi görüşmeyi nerede yaparsınız, ne tür tedbirler alırsınız sizde mahfuzdur" dedi.

KCK operasyonu ve soruşturma kapsamında gerçekleşen tutuklamalarla ilgili olarak da Erdoğan, "KCK meselesinde hiç birisi görevini ya da siyaset yaptığı için değil. Başka şeyler var. Oraya girmiyorum. Çünkü yargının işi. KCK olayı siyaset yaptıkları için veya Kürt oldukları için içeri alınmamıştır. Yargı vakti saati geldiğinde açıklamayı yapacaktır. O zamanda ben inanıyorum ki medya bu konudaki yorumlarını çok sağlıklı yapacaktır. Medya birçok şeyi PKK ya da BDP‘nin yaptığı açıklamalarla değerlendiriyor"

diye konuştu.

Sivil itaatsizlik eylemleri ile ilgili olarak ise Erdoğan, "Biz bu eylemlerin içinden gelmiş insanlarız. Biz de yaptık bu eylemleri, ama hiçbir zaman yasalara karşı yapmadık. Yasalar izin verdiği çerçevede yaptık hep. Bu beyefendiler yasa masa tanımıyor. Yasa tanımaz duruma düştüğünüzde güvenlik güçlerinin yasaları koruma görevi vardır. Ben doğrusu güvenlik güçlerimize özellikle teşekkür ediyorum. Fevkalade bir hal olmadıkça taşlar karşısında nasıl dayandıklarını, yaralananları gördüğüm zaman, sabırla

dayandıklarını görüyorum. İçişleri bakanımız hep söylüyor; aman sabır..."

Başbakan Erdoğan, ‘AK Parti‘nin Güneydoğu adayları zayıf şeklinde eleştiriler var‘ ifadeleri üzerine ise, "Şaka yapmıyorsunuz değil mi?" karşılığını verdi.

Kaynak: İHA