Ak Parti Meclis Grup Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta savcıların talimatıyla bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasının Türkiye‘de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışmayı başlattığını belirterek, "Birileri çıkmış, olup biten her şeyi hükümete fatura etmenin, hükümeti bu işlerin içindeymiş gibi göstermenin gayreti içinde.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta savcıların talimatıyla bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasının Türkiye‘de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışmayı başlattığını belirterek, "Birileri çıkmış, olup biten her şeyi hükümete fatura etmenin, hükümeti bu işlerin içindeymiş gibi göstermenin gayreti içinde. Başka birileri de çıkmış, ‘hükümet adım atsın, yargıya müdahale etsin‘ diyerek, hükümeti sürecin içine çekmeye çalışıyor. Bunların ikisi de yanlıştır. Hükümet
durması gereken yerde durmaktadır" dedi. Erdoğan ayrıca, ‘demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacıyla terör örgütü kurmak iddiası‘nın basın özgürlüğü tartışmaları ile üzeri örtülmeyecek kadar önemli bir konu olduğunu belirterek, "Bunun üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması da son derece yanlıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta savcıların talimatıyla bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasının Türkiye‘de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışmayı başlattığını kaydetti. Tartışmanın gerçek mecrasından çıkarak ,belli medya kuruluşları ve muhalefet partileri tarafından son derece haksız, mesnetsiz şekilde hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürülmek istendiğini belirten Erdoğan, "Ben defaatle basın ve ifade özgürlüğü konusundaki
görüşlerimizi, tavrımızı ifade etmiştim. Şiir okuduğu için mahkum olmuş bir başbakan olarak ifade özgürlüğünü canımız pahasına savunduğumuzu, basın özgürlüğüne saygılı olduğumuzu her fırsatta belirttik. AK Parti geçmişten bu yana susturulan, bastırılan yok sayılan özgürlükleri elinden alınan büyük bir kitlenin temsilcisi olarak iktidara gelmiştir. Hak ve özgürlükleri geliştirmeyi varlık sebebi olarak görmüştür. Son dönemde mücadele ettiğimiz çeteler, karanlık odalar, vesayetçi güçler vatandaşı
tehdit olarak gören, vatandaşın hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya çalışan, milli iradeyi güçten düşürmeye çalışan anlayışın temsilcisiydi bunlar. Bunlara karşı demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, hukuk devletini savunan, ayakta tutmaya çalışan ise biz olduk, AK Parti iktidarı oldu" şeklinde konuştu.
Özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal düzenlemeler yaptıklarını belirten Erdoğan, "Şimdi birileri çıkıp senaryoyu tersine çevirmeye, bizi özgürlük karşıtı gibi konumlandırmaya çalışıyor. Bu gayretin içinde olanların 28 Şubat‘ta, öncesinde ve sonrasında nasıl başlıklar attığını biz çok iyi biliriz. O zamanlarda köşelerinden nasıl saldırıda bulunduklarını biz çok iyi biliriz. Bunların iktidarlara karşı ne gibi yıkıma yönelik destekler verdiğini çok iyi biliriz. Bizler baskının, dışlamanın, hor görmenin,
hukuksuzluğun ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim siyasi mücadelemiz ileri demokrasinin gelişmesi, özgürlüklerin gelişmesi içindir" diye konuştu.
Son yaşanan gözaltıların ve devam eden yargı sürecinin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yürütmenin değil, tamamen yargının iradesi dahilinde gerçekleşmektedir. İçinde olmadığımız bir yargılama süreci hakkında bizden görüş belirtmemizin istenmesi son derece yanlıştır. Bu olayın bizimle ilişkilendirilmesi, bu olay üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması, AK Parti‘nin eleştiri tahtasına oturulması ise daha büyük bir yanlıştır. Birileri çıkmış, olup biten her şeyi hükümete fatura etmenin, hükümeti bu işlerin içindeymiş gibi göstermenin gayreti içinde. Başka birileri de çıkmış, ‘hükümet
adım atsın, yargıya müdahale etsin‘ diyerek, hükümeti sürecin içine çekmeye çalışıyor. Bunların ikisi de yanlıştır. Hükümet durması gereken yerde durmaktadır."
YABANCI BASINA TEPKİ
Basın özgürlüğünün ancak ve ancak demokrasi içinde mümkün olacağını vurgulayan Erdoğan, demokrasinin olmadığı, ileri standartlara ulaşmadığı, demokrasinin tehdit, siyasetin vesayet altında olduğu bir ortamda hiç kimsenin basın ve ifade özgürlüğünden bahsedemeyeceğini söyledi. Türkiye‘de bir kısım basın kuruluşlarının demokrasiyi rafa kaldırma operasyonlarında nasıl görevler üstelndiğini çok iyi bildiklerini belirten Erdoğan, 1960‘ınh emen öncesinde toplumu kışkırtmak, müdahaleye zemin hazırlamak için
gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının nasıl vazife üstlendiklerini ya da nasıl durumdan vazife çıkardıklarını bildiklerini anlattı. Erdoğan, 28 Şubat‘ta da aynı şekilde ısmarlama manşetler atıldığını, köşe yazarlarını eline nasıl ısmarlama konular verildiğini de çok iyi bildiklerini dile getirdi.
Bazı uluslararası basın kuruluşlarının ‘Türkiye‘de yaşananları anlamakta zorluk çektiklerini, rahatsızlık duyduklarını‘ açıkladıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Doğrusu hukuk devleti anlayışını savunan, yargının bağımsızlığına vurgu yapan batılıların, konu Türkiye olunca anlama zorluğu çekmesini de biz yadırgıyoruz. Aslında onların anlama zorluğu çekmelerini mazur görmek gerekiyor. Çünkü o ülkelerde basın kuruluşları çetelerin tetikçiliğini yapmıyor. basın mensupları darbelere çanak tutmuyor; basın özgürlüğün; demokrasinin olmadığı yerde basın özgürlüğünün olmayacağını anlayacak, idrak edecek kesim bizzat gazetecilerdir, gazetecilerin olması gerekir.
Bizzat ‘demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacıyla terör örgütü kurmak iddiası‘ basın özgürlüğü tartışmaları ile üzeri örtülmeyecek kadar önemli bir konudur. Bunun üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması da son derece yanlıştır. Demokrasiyi millet için değilse bile kendisi için en fazla desteklemesi gereken kesim medya mensupları olmalıdır. İleri demokrasi standartları mücadelesini en önde vermesi gereken kesim medya mensupları ve kuruluşları olmalıdır.
Yaşadıkları kötü tecrübelerden yola çıkarak, ikili görüşmelerimizde ‘ben 28 Şubat‘ı yaşadım, dolayısıyla nasıl olur da bunlara destek veririm‘ diyen medya kuruluşları, maalesef konu AK Parti iktidarı ile ilgili duruma gelince verip veriştiriyorlar.
28 Şubat sürecinde hissettikleri baskıdan, yönlendirmeden, manipülasyondan yola çıkarak çetelerle mücadeleye en fazla destek vermesi gereken kesim basın olmalıdır. Eğer basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne karşı en küçük bir baskı, kısıtlama, haklarda en küçük bir gerileme görürsek, bunun karşısında ilk duracak olan biz oluruz, AK Parti olur."
Kaynak: İHA
durması gereken yerde durmaktadır" dedi. Erdoğan ayrıca, ‘demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacıyla terör örgütü kurmak iddiası‘nın basın özgürlüğü tartışmaları ile üzeri örtülmeyecek kadar önemli bir konu olduğunu belirterek, "Bunun üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması da son derece yanlıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta savcıların talimatıyla bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasının Türkiye‘de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışmayı başlattığını kaydetti. Tartışmanın gerçek mecrasından çıkarak ,belli medya kuruluşları ve muhalefet partileri tarafından son derece haksız, mesnetsiz şekilde hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürülmek istendiğini belirten Erdoğan, "Ben defaatle basın ve ifade özgürlüğü konusundaki
görüşlerimizi, tavrımızı ifade etmiştim. Şiir okuduğu için mahkum olmuş bir başbakan olarak ifade özgürlüğünü canımız pahasına savunduğumuzu, basın özgürlüğüne saygılı olduğumuzu her fırsatta belirttik. AK Parti geçmişten bu yana susturulan, bastırılan yok sayılan özgürlükleri elinden alınan büyük bir kitlenin temsilcisi olarak iktidara gelmiştir. Hak ve özgürlükleri geliştirmeyi varlık sebebi olarak görmüştür. Son dönemde mücadele ettiğimiz çeteler, karanlık odalar, vesayetçi güçler vatandaşı
tehdit olarak gören, vatandaşın hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya çalışan, milli iradeyi güçten düşürmeye çalışan anlayışın temsilcisiydi bunlar. Bunlara karşı demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, hukuk devletini savunan, ayakta tutmaya çalışan ise biz olduk, AK Parti iktidarı oldu" şeklinde konuştu.
Özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal düzenlemeler yaptıklarını belirten Erdoğan, "Şimdi birileri çıkıp senaryoyu tersine çevirmeye, bizi özgürlük karşıtı gibi konumlandırmaya çalışıyor. Bu gayretin içinde olanların 28 Şubat‘ta, öncesinde ve sonrasında nasıl başlıklar attığını biz çok iyi biliriz. O zamanlarda köşelerinden nasıl saldırıda bulunduklarını biz çok iyi biliriz. Bunların iktidarlara karşı ne gibi yıkıma yönelik destekler verdiğini çok iyi biliriz. Bizler baskının, dışlamanın, hor görmenin,
hukuksuzluğun ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim siyasi mücadelemiz ileri demokrasinin gelişmesi, özgürlüklerin gelişmesi içindir" diye konuştu.
Son yaşanan gözaltıların ve devam eden yargı sürecinin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yürütmenin değil, tamamen yargının iradesi dahilinde gerçekleşmektedir. İçinde olmadığımız bir yargılama süreci hakkında bizden görüş belirtmemizin istenmesi son derece yanlıştır. Bu olayın bizimle ilişkilendirilmesi, bu olay üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması, AK Parti‘nin eleştiri tahtasına oturulması ise daha büyük bir yanlıştır. Birileri çıkmış, olup biten her şeyi hükümete fatura etmenin, hükümeti bu işlerin içindeymiş gibi göstermenin gayreti içinde. Başka birileri de çıkmış, ‘hükümet
adım atsın, yargıya müdahale etsin‘ diyerek, hükümeti sürecin içine çekmeye çalışıyor. Bunların ikisi de yanlıştır. Hükümet durması gereken yerde durmaktadır."
YABANCI BASINA TEPKİ
Basın özgürlüğünün ancak ve ancak demokrasi içinde mümkün olacağını vurgulayan Erdoğan, demokrasinin olmadığı, ileri standartlara ulaşmadığı, demokrasinin tehdit, siyasetin vesayet altında olduğu bir ortamda hiç kimsenin basın ve ifade özgürlüğünden bahsedemeyeceğini söyledi. Türkiye‘de bir kısım basın kuruluşlarının demokrasiyi rafa kaldırma operasyonlarında nasıl görevler üstelndiğini çok iyi bildiklerini belirten Erdoğan, 1960‘ınh emen öncesinde toplumu kışkırtmak, müdahaleye zemin hazırlamak için
gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının nasıl vazife üstlendiklerini ya da nasıl durumdan vazife çıkardıklarını bildiklerini anlattı. Erdoğan, 28 Şubat‘ta da aynı şekilde ısmarlama manşetler atıldığını, köşe yazarlarını eline nasıl ısmarlama konular verildiğini de çok iyi bildiklerini dile getirdi.
Bazı uluslararası basın kuruluşlarının ‘Türkiye‘de yaşananları anlamakta zorluk çektiklerini, rahatsızlık duyduklarını‘ açıkladıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Doğrusu hukuk devleti anlayışını savunan, yargının bağımsızlığına vurgu yapan batılıların, konu Türkiye olunca anlama zorluğu çekmesini de biz yadırgıyoruz. Aslında onların anlama zorluğu çekmelerini mazur görmek gerekiyor. Çünkü o ülkelerde basın kuruluşları çetelerin tetikçiliğini yapmıyor. basın mensupları darbelere çanak tutmuyor; basın özgürlüğün; demokrasinin olmadığı yerde basın özgürlüğünün olmayacağını anlayacak, idrak edecek kesim bizzat gazetecilerdir, gazetecilerin olması gerekir.
Bizzat ‘demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacıyla terör örgütü kurmak iddiası‘ basın özgürlüğü tartışmaları ile üzeri örtülmeyecek kadar önemli bir konudur. Bunun üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması da son derece yanlıştır. Demokrasiyi millet için değilse bile kendisi için en fazla desteklemesi gereken kesim medya mensupları olmalıdır. İleri demokrasi standartları mücadelesini en önde vermesi gereken kesim medya mensupları ve kuruluşları olmalıdır.
Yaşadıkları kötü tecrübelerden yola çıkarak, ikili görüşmelerimizde ‘ben 28 Şubat‘ı yaşadım, dolayısıyla nasıl olur da bunlara destek veririm‘ diyen medya kuruluşları, maalesef konu AK Parti iktidarı ile ilgili duruma gelince verip veriştiriyorlar.
28 Şubat sürecinde hissettikleri baskıdan, yönlendirmeden, manipülasyondan yola çıkarak çetelerle mücadeleye en fazla destek vermesi gereken kesim basın olmalıdır. Eğer basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne karşı en küçük bir baskı, kısıtlama, haklarda en küçük bir gerileme görürsek, bunun karşısında ilk duracak olan biz oluruz, AK Parti olur."
