Zaman aşımında 'Avukat Yöntemi'
Zaman aşımından tahliyeler gündemdeki yerini koruyor. Ancak bu kez avukatların tutukluluk süresini aşmak için kullandığı yöntemler tartışılıyor.

102. Maddenin Yürürlüğe Girmesiyle Tartışılan Tahliyeler Peşpeşe Geldi
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102’nci maddesi yürürlüğe girdiği tarihten bu yana gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Bu maddeyi gündeme getiren Hizbullah davasındaki yaşanan tahliyelerdi.
Temyiz Duruşmasına Katılmıyorlar!
Yine tahliyeler söz konusu ancak bu sefer sebep sadece tutukluluk süresinin aşılması değil, süreyi aşmak için kullanılan yöntemler tartışmaların odağına oturdu.
Zira tutukluluk süresini aşmak için avukatlar hukuktaki tüm boşlukları kullanıyor. Bazı, avukatların bu konuda izlediği yol, Yargıtay’daki temyiz duruşmalarına katılmamak. Bunu da mahkemeye gönderdikleri mazeret dilekçeleriyle yapıyorlar. Böylece tutukluluk süresi aşılıyor ve sanıkların serbest kalmasının önü açılıyor.
Aynı Yöntem Yerel Mahkemelerde de Gündemde
Benzer yöntemin kullanıldığı yer sadece Yargıtay değil. Aynı yöntem yerel mahkemelerdeki bazı sanık ve avukatların da gündeminde.
"Hukuki Boşluk Yok"
Uzmanlar kanunda hukuki bir boşluk olmadığı görüşüne sahip.
Emekli Hakim Mehmet Ener, bu konuda "Ceza Muhakemeleri usulü kanunu açıktır. Hiçbir şeye taviz vermez. Bizde ceza usul şu anda özel yetkili mahkemelerde en güzel uygulanan sistemdir" diye konuştu.
"Suistimale İzin Vermemek Hakimlerin Elinde"
"Suistimale izin vermemek hakimlerin elinde" diyen Emekli Hakim Mehmet Ener, şöyle devam etti:
"Herkes görevini bilirse, avukatlarda görevini ona göre yapar. Esas davalarda davayı yürüten mahkeme başkanıdır veya hakimdir. Hakim usulü tam manasıyla bilir ve usulü uygularsa dava hiçbir zaman uzamaz. dava gerektiği sürede biter."
