Organ bağışı ve naklinde büyük artış

Türkiye'deki organ ve doku bağışı hala olması gereken düzeyin çok altında bulunmakla birlikte, son 5 yılda yapılan bağış ile organ ve doku nakli sayılarında büyük artış oldu.

Organ bağışı ve naklinde büyük artış
Türkiye'de, Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezlerinin sayısının artması, beyin ölümü bildiriminin zorunlu hale gelmesi ve eğitimler sonucu, 2006 yılından günümüze organ bağışında yaklaşık 3 kat artış gerçekleştiği bildirildi.

"Yaşam gibi kıymetli bir cevheri bir insana hediye etmenin değerli bilincine hepimizin aynı farkındalıkla yaklaşması gerekmektedir.”
Ülkemizde ve dünyada tek tedavisi organ nakli olan hastalıklarla binlerce insan mücadele etmektedir. Bu insanlarımız organ bağışı ile sağlığına kavuşabilecekken maalesef kısa sürede hayatlarını kaybetmektedirler. Özellikle organ bağışı ve organ naklinin yeterince tanınıp benimsenememesi bu kaybın önemli sebeplerinden biridir. Bu bağlam da Organ nakli konusunu toplumsal duyarlılık ve sosyal sorumluluk çerçevesinde değerlendirmenin gerekliliği inancındayım. Esasında tıbbi bir işlem olan organ nakli duyarlılığın simgesi olarak kabul edilmelidir.

Toplum olmanın gereklerinden biri de bir arada yaşama, ortak değerlerde birleşmektir. Bu ortak değerler genelde yazılı olmayan kurallar halinde yaşamımızda yer almaktadır. Büyüklere saygı, yardımlaşma ve benzeri davranışlar bu kuralları yansıtır. Organ nakli hususunda, sistemlerin hedeflerinden biri de toplumsal değerlerimizin içine organ bağışı duyarlılığını yerleştirmek olmalıdır. Bir başkasına faydalı olma insanların hayatında fark yaratma ve en önemlisi yaşam gibi kıymetli bir cevheri bir insana hediye etmenin değerli bilincine hepimizin aynı farkındalıkla yaklaşması gerekmektedir. Organ nakli için umutla bekleyen insanları, basın yayın organlarında kimi zaman hep beraber izlemekteyiz, acaba kaçımız düşünüyoruz? “Ya bir gün bu ihtiyaç sahibi ben olursam?” veya “Hayatımdaki en değerli insanlardan biri bu durumda olursa ne yaparım?” diye. Galiba pek çoğumuz bu ihtimali aklımıza bile getirmiyoruz yada düşünmek bile istemiyoruz! İşte bu noktada toplumsal olarak empati kurmaya ihtiyacımız olduğu kanısındayım.

Organ nakli konusunun sosyal boyutunun ardındaki bir diğer önemli konu ise “Organ bağışı ve nakli” ile ilgili insanların kafasında oluşan soru işaretlerinin giderilmesidir. Tıbbın hızla geliştiği 21. yy da, pek çok hastalık tanımlanmış, yeni tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Organ nakli bu tedavi yöntemlerinden biridir. Görev yapamayacak kadar hasta ve hatta vücuda zarar veren organın sağlamı ile değiştirilmesi işlemine organ nakli denmektedir. İleri kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalarda sağlıklı bir yaşam ancak organ nakli ile mümkün olmaktadır. Bu hastalıklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarının başında yer almaktadır. Organ bağışı ise bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir. Tabi ki organ nakli için bazı şartların aynı zamanda ve aynı yerde oluşması gerekmektedir. Doku ve organ nakli konusunda bağışta bulunmak isteyenlerin en büyük tereddüdü “Acaba ben ölmeden organlarımı alırlar mı?” düşüncesidir. Organları alınacak kişi tıbben ölmüş olandır. Bu süreçte anestezi, nöroloji, beyin cerrahi ve kalp hastalıkları uzmanlarından oluşan bir ekip “beyin ölümü” kararını verir ve kişiye tıbben yapılacak tüm müdahaleler yapılmadan organ bağışı konusu gündeme gelemez. Ayrıca beyin ölümü kararını verecek ekiple organ naklini yapacak ekip farklı doktorlardan oluşmaktadır. Yasaya göre 18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının bir bölümünü veya tamamını bağışlayabilir. Kişiler istedikleri zaman bağıştan vazgeçebilirler.